Aşk yolunda bir buçuk milyon adım
İstanbul’dan yola çıkıp Mevlâna’ya yürüyen Emrah ve Ceyda Altuntecim, 49 günlük yürüyüşlerini ve şahit oldukları olayları “Aşk Yolunda Adım Adım” adlı kitapta anlattı.
Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde modern zaman içinde İstanbul’da Emrah ve Ceyda Altuntecim adında iki sevgili yaşarmış. Emrah ve Ceyda, şehrin onca koşuşturmacasının ardından akşam olunca evlerine çekilirlermiş. Yine böyle bir akşam Emrah odasındaki bilgisayarında bir şeyler yazarken ekrana dalıp gitmiş, kalbinin derinliklerinde bir his uyanmış. Hemen Ceyda’yı yanına çağırmış. Ceyda büyük bir heyecanla odaya koşmuş. Emrah’ın ağzından dökülen “Yürüyelim Ceyda” cümlesi olmuş. Ceyda da hiç tereddüt etmeden “Yürüyelim, ama nereye?” demiş sevdiği adama. Emrah “Bilmiyorum, ama çok uzaklara yürüyelim!” diye karşılık vermiş. Ceyda’nın dudaklarından tek tek dökülen kelimeler onları sırlı ve zorlu bir yolcuğa sürüklemiş: “Hazreti Mevlâna’ya yürüyelim.”
Yürüyerek aşk yolculuğu
Bu sahne, her ne kadar masalsı, kurgusal gelse de gerçekten böyle cezbeli bir şekilde başlamış Ceyda ile Emrah’ın hikâyesi… Devam edelim... Çiftin ilk işi Mevlana’nın 22’nci kuşak torunu olan Esin Çelebi Bayru’yu aramak olmuş, o da sanki bu telefonu bekliyormuşçasına hiç tereddüt etmeden “Yürüyün çocuklar!” demiş. Ancak yürüyüşlerini 30 Eylül’de yani Mevlâna’nın doğum gününde bitirmelerini istemiş. Bu tavsiye, yürüyüşün daha da anlamlı hâle gelmesine neden olurken Emrah ve Ceyda çiftinin yürüyüşlerine olan inançları da artmış. Kendilerini artık “Geri dönülemez” bir yolculuğun içinde hissetmişler. Tam 1.5 milyon adımın atılacağı bu yolculuğun adı “Aşk Yolculuğu” imiş.
Yolculuğun Hazreti Mevlâna’nın doğum gününe denk gelmesi için önce incelemeler yapılmış. Güzergâhlar seçilmiş, adımlar hesaplanmış ve çift, 13 Ağustos Perşembe günü yola çıkma kararı almış, Mevlâna’ya ulaşmak için İstanbul, Yalova, Bursa, Bilecik, Eskşehir, Kütahya ve Konya’yı kat edecek çifti Zeytinburnu Yenikapı Mevlevihanesi’nden Esin Çelebi ve dostları güllerle uğurlamış. Ancak yola çıkan bu iki karınca için asıl macera şimdi başlıyormuş.
“Bunlar uzaylı!”
Günde yaklaşık 40 kilometre yürümeyi planlayan çift, çantalarında sadece bisküvi, kuruyemiş ve su ile yollara düşmüşler. Kimi zaman bir köyün camisinde, kimi zaman muhtarın evinde, kimi zaman da bir türbenin yanında çadır açıp uyumak zorunda kalmışlar. Misafir edildikleri yerlerde önlerine ne konuyorsa onları yemişler. Kimi zaman rüzgâr, kimi zaman yakıcı bir güneş kimi zaman da yağmur, arkadaşları olmuş. Hiçbirine itiraz etmemişler. Tam bir teslimiyetle yolun kendilerine sunduklarını kabul etmişler. Kimi köylerden geçerken arkalarından “Bunlar uzaylı!” diye bağırıp, alaya alanlar da olmuş.