NASA'nın bilim insanlarından tarihi sil baştan yazacak keşif: Zamanın geriye doğru aktığı paralel evren keşfettik

Henüz ABD Savunma Bakanlığı Pentagon'un UFO görüntülerini yayınlayıp, iddiaları kabul etmesinin şokunu atlatamamışken, dünyayı şoke eden bir şekif NASA'dan geldi. NASA bilim insanları, tüm fizik kurallarının tersine işlediği görünen ve gezegenimizin tam yanında paralel bir evrenin kanıtları olduğunu tespit etti. Tarihi sil baştan yazacak bu keşif Hawaii Üniversitesi'nden Peter W. Gorham tarafından yürütülüyor. Ayrıntılar ise bilim-kurgu filmlerini aratmayan cinsten.

Senelerdir çizgi romanlara ve bilim kurgu filmlerine konu olan paralel evrenler şimdiye kadar bilimsel bir kanıt bulunamadığı için hayal gücünün ötesine taşınamamıştı. Paralel evren, 60'lı yılların başından beri özelikle bilim kurgu hayranlarının yakından bildiği bir kavram. Fakat fizikçiler 1952'de kuantum fiziğinin öncü ismi Erwin Schrödinger tarafından verilen bir konferanstan bu yana, çoklu bir evrende yaşayıp yaşamadığımızı tartışıyor. Ancak son gelişmelerin ışığında, durumlar değişiyor gibi görünüyor...

NASA, yakın zamanda hepimizi heyecanlandıran bir açıklama yaptı. Bugüne dek bilim kurgu filmlerinde gördüğümüz paralel evrenlerin varlığı sonunda kanıtlanmış olabilir. İlk kez 1895'te adı anılmaya başlanan paralel evrenler, artık teorilerin ötesine geçebilir.

EN NET BULGULAR

NASA'nın desteklediği Antarctic Impulsive Transient Antenna kısaca ANITA tarafından gerçekleştirilen araştırmanın sonucunda, paralel evrenlerin varlığına kanıt olarak sunulabilecek bulgular keşfedildi.

2003 yılında yaklaşık 35 milyon dolar fon sağlanan ve o günden beri 'evreni dolduran hayalet parçacıkları' aramakta olan Peter W. Gorham liderliğindeki bu araştırma grubu, Antarktika buzullarının yüksek enerjili nötrinolarla etkileşime girdiğinde yaydığı radyo dalgalarını tespit eden özel olarak tasarlanmış bir balon kullanıyor.

Normalde, bu balon yerden yükselerek bir ay boyunca uzaydan gelen yüksek enerjili parçacıkları tarayacaktı. Bu çalışmanın özellikle Antarktika'da yapılmasının nedeni ise verilere zarar vermeyecek olan soğuk ve kuru havasıydı.

DİĞER GALERİLER