HER ŞEYİ BAŞLATAN NE TOPÇU, NE EKONOMİST...
1900'lerin başında Belçikalı futbol hastası Count van der Straten Pouthoy, dünya ülkelerini bir araya toplayıp bir turnuva düzenlemek için bir arayışa girer. Yanına da çok doğru bir ismi alır: Hollandalı banker Cornelius Hirschmann. Yıllar içinde oluşacak futbol ekonomisinin belki de geleceği noktayı gören Hollandalı banker, İngiltere Futbol Federasyonu ve 1904 yılında kurulan FIFA nezdinde girişimlerde bulunur. Ancak sonuç alamaz. Çünkü futbol tarihinin akışını değiştirmek bir bankere değil bir hukukçuya nasip olacaktır. Fransız Jules Rimet 1921 yılında FIFA'nın başına geçer. Günümüze kadar sadece 8 başkan gören FIFA'da tam 33 yıl görev yaparak bir rekora imza atar. Ancak tarihe oluşumuna sağladığı katkı ile 1970 yılına dek adını taşıyacak Dünya Kupası ile geçer. Rimet, FIFA'nın 1929 yılında Barselona'da yaptığı toplantıda kupayı resmen ilan eder.
1. 1930 Uruguay / Uruguay
Avrupalılar gelmedi, ev sahibi şampiyon oldu
Her şeyin başladığı yer... 1924 Paris ve 1928 Amsterdam Olimpiyatlarında futbolda şampiyon olan Uruguay'ın dünyaya 'Gelin bir de evimde şampiyon olmak istiyorum' dercesine yaptığı davete sadece 13 ülke olumlu yanıt vermişti. Dünyada ekonomik kriz, Güney Amerika'ya ulaşımın aylar sürecek olması katılımın çok olmasını engelledi. Avrupa’dan sadece 4, Amerika kıtasından ise 9 ülke Uruguay’a geldi. Davet usulü ile düzenlenen elemesiz tek Dünya Kupası'ndaki maçların tamamı başkent Montevideo’da oynandı. 18 Dünya Kupası maçına ev sahipliği yapan Montevideo dünyanın en şanslı başkentiydi. Uruguay'ın kuruluşunun 100. yılı için yeni inşa edilen 90 bin kişilik Centerario Stadı finale ev sahipliği yaptı. 4-2’lik Arjantin galibiyeti ile Uruguay ‘Jules Rimet Kupası’nı alarak ilk dünya şampiyonu oldu.
2. 1934 İtalya / İtalya
Mussolini'yi sevindirdiler
1922 ile 1943 yılları arasında İtalya'da faşizmin rüzgârını estiren Mussolini'nin gölgesi altındaki Dünya Kupası bu kez 8 kente yayıldı. Elemelerle katılım hakkı kazanan 16 ülkeden tam 12'si Avrupa kıtasındandı. İlk şampiyon Uruguay kendi şampiyonasına gelmeyen Avrupa ülkelerini protesto ederek şampiyonaya katılmadı. Finalde Çekoslavakya'yı 2-1 yenen İtalyanlar hem Mussolini'nin hem de tüm İtalya'nın yüzünü güldürdüler. Ancak kadrolarındaki 4 Arjantin asıllı oyuncu kupalarını gölgelemişti. Hele de 1930'da Arjantin milli formasıyla finalde kupayı Uruguay'a kaptıran Luis Monti'nin bu kez 1934'te İtalya ile kupaya uzanması unutulmayacaktı. Tüm dünya kupalarına katılacak olan Brezilya, bu şampiyonaya gelmek için 11 günlük gemi yolculuğundan da çekinmedi.
3. 1938 Fransa / İtalya
Brezilya golcüsünü kendine saklayınca...
Eleme sisteminin artık oturduğu turnuvada 32 ülkeden 16'sı katılım hakkı kazanmıştı. Ancak son anda Hitler'in Avusturya'yı işgali ile var olan ülke sayısı 15'e düşünce kurada çıkan İsveç maç yapmadan çeyrek finale kaldı. Yarı finalde İsveç'i 5-1 ile gole boğan Macaristan ise finale kalmakta zorlanmadı. Diğer bir çeyrek final maçında ev sahibi Fransa, İtalya'ya boyun eğince 'Fransız kalmak' deyiminin de temelleri atılmış oldu. Turnuvanın dikkat çeken takımı Brezilya, 11 golle kupanın gol kralı olacak Leonidis'i yarı finalde son şampiyon İtalya karşısında oynatmayıp finale saklayınca finali de takım halinde izlemek zorunda kaldılar. Finalde İtalya, Macarlar'ı 4-2 yenerek 4 yıl sonra ikinci kez dünya şampiyonu oluyordu. Bu turnuvada futbol dünyasındaki önemli bir uygulamaya da son verildi. O güne kadar kupada berabere sonuçlanan maçlarda uzatma oynanıyor, eşitlik bozulmaz ise takımlar 4-5 gün sonra tekrar karşılaşıyorlardı. Ancak bu kupada tam 3 maçta 120 dakikalar sonucunda eşitlik bozulmayınca fazladan 3 maç 5'er gün sonra yeniden oynanmış, bu da bütün kupa fikstürünü alt üst etmişti. Bu yüzden eşitlik halinde yeni bir maç prensibine burada son verildi.