Yüksek tansiyonla mücadelede ezber bozan bir gelişme yaşandı. Bugüne kadar yüksek tuz kullanımı, hareketsiz yaşam ve stresin ana neden olduğu kabul edilen hipertansiyonun, aslında beyindeki gizli bir merkez tarafından kontrol edildiği ortaya çıktı. Yeni Zelanda'daki Auckland Üniversitesi araştırmacıları, beyin sapında yer alan "lateral parafasiyal bölge"nin kan basıncını doğrudan yükseltebildiğini kanıtladı.
BEYİNDEKİ TANSİYON ŞALTERİ
Normal şartlarda gülme, egzersiz veya öksürme gibi durumlarda nefes verme hareketlerini düzenleyen bu sinir demeti, aynı zamanda kan damarlarını daraltan sinyalleri de yönetiyor. Araştırmayı yürüten Dr. Julian Paton, laboratuvar ortamında bu bölgeyi aktive ettiklerinde kan basıncının hızla yükseldiğini, bölgeyi baskıladıklarında ise tansiyonun normal seviyelere döndüğünü gözlemlediklerini belirtti.
MEVCUT TEDAVİLER İÇİN YENİ BİR UMUT
Halen dünya genelinde milyonlarca insan kan damarlarını gevşeten ilaçlar kullanıyor. Ancak bu keşif, doğrudan beyindeki hatalı sinyalleri hedef alan yeni nesil tedavi yöntemlerinin geliştirilmesine kapı aralıyor. Dr. Paton, "Hipertansiyondan beynin sorumlu olduğunu ve bu bölgenin devre dışı bırakılmasıyla normal nefes alma fonksiyonuna zarar vermeden tansiyonun düşürülebileceğini gördük" açıklamasında bulundu.
DR. JULİAN PATON: "HİPERTANSİYONDAN BEYİN SORUMLU"
Araştırmayı yürüten Auckland Üniversitesi Fizyoloji Bölümü'nden Dr. Julian Paton, yaptıkları deneylerde bu bölgenin aktifleşmesinin kan damarlarını daraltan sinirleri tetiklediğini bulduklarını belirtti. Paton, "Yüksek tansiyona neden olan yeni bir beyin bölgesi keşfettik. Bu bölgeyi devre dışı bıraktığımızda tansiyonun normal seviyelere düştüğünü gördük. Evet, hipertansiyondan beyin sorumlu!" diyerek keşfin önemini vurguladı.
BESLENME HALA TEMEL TAŞ BEYİN İSE MEKANİZMA
Ancak Dr. Paton bu keşfin beslenmenin önemini azaltmadığını, aksine neden bazı insanların diyet yapmasına rağmen tansiyonunu düşüremediğini açıkladığını ifade ediyor. Mevcut tıbbi veriler; yüksek tuzlu beslenme, stres ve hareketsizliğin damar sağlığını bozduğunu kanıtlamaya devam ediyor.