Dünya Sağlık Örgütü'nün yakından izlediği hantavirüs enfeksiyonu, son dönemde yaşanan can kayıplarının ardından yeniden gündeme geldi. Türkiye'de en son 1997 yılında görülen virüsle ilgili açıklamalarda bulunan Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Hüsrev Diktaş, erken müdahalenin ve doğru korunma yöntemlerinin hayati önem taşıdığını söyledi.
HANTAVİRÜS YENİDEN GÜNDEMDE
Arjantin'de görülen ölümcül vakalar sonrası hantavirüs, dünya genelinde yeniden endişe yarattı. Dünya Sağlık Örgütü'nün (DSÖ) de takip ettiği virüs nedeniyle Türkiye'nin de aralarında bulunduğu 12 ülkeye bilgilendirme yapıldı. Uzmanlar, toplumda paniğe neden olacak bir durum olmadığını ancak özellikle riskli alanlarda gerekli önlemlerin ihmal edilmemesi gerektiğini belirtiyor.
VİRÜS AĞIR HASTALIKLARA NEDEN OLABİLİYOR
Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Hüsrev Diktaş, hantavirüsün ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini ifade etti. Hastalığın ilk belirtilerinin ateş, mide bulantısı, kusma ve ishal şeklinde görülebildiğini belirten Diktaş, ilerleyen süreçte ağır solunum yetmezliği, kanama ve böbrek problemlerinin ortaya çıkabileceğini söyledi.
BULAŞMA KAYNAĞI KEMİRGENLER
Uzmanlara göre hantavirüsün temel bulaş kaynağını kemirgenler oluşturuyor. Farelerin idrarı, dışkısı ve salgılarının çevreye yayılmasıyla oluşan enfekte parçacıkların solunması, virüsün insanlara geçmesine neden olabiliyor. Özellikle uzun süre kapalı kalan depo, bodrum, garaj ve yazlık evler riskli alanlar arasında gösteriliyor.
TEMİZLİK SIRASINDA ÖNLEM ŞART
Doç. Dr. Diktaş, fare dışkısının bulunduğu alanların temizliği sırasında dikkatli olunması gerektiğini vurguladı. Riskli bölgelerin süpürülmemesi gerektiğini belirten Diktaş, önce dezenfektanla yüzeylerin ıslatılması, ardından maske ve eldiven kullanılarak temizliğin yapılmasının önem taşıdığını söyledi.