Rüyalar uykudan bahsedip değinmeden geçilemeyen olgulardan bir tanesidir. Her insan mutlaka rüya görür ama bazıları bu durumu daha sık yaşar. Rüyalarda zaman kavramı yoktur ve çok kısa saniyelik rüyalar sırasında bile çok uzun olaylar görebiliriz. Rüyaları hayatımızda önemli kılan bir başka özellik ise rüyaların geleceğe yönelik işaretler taşıdığı inancıdır. Bu sırada devreye rüya tabirleri girer. Rüyaların İslam kültüründe nasıl değerlendirildiği ve rüyanın dinimizdeki yeri hep merak edilmiştir. Haberimizde rüyanın İslam'ın bilgi kaynakları içindeki değerini ve önemini sizler için derledik. Peki, İslamiyet'e göre rüyanın ortaya çıkış sebebi nedir? Rüya çeşitleri neler? İşte tüm merak edilenler!
RÜYA'NIN MAHİYETİ
Diyanet'e göre rüya konusu, insanlık tarihi kadar eskidir. Çünkü rüya her insanın hayatında tecrübe ettiği ve bir şekilde etkilendiği bir olaydır. İnsanın uyanıkken hayal kurması, hayalini gerçekleştirmeye çalışması ne kadar önemli ise, geceleyin uyurken gördüğü bir çeşit hayal olan rüyalar da önemlidir. Öte yandan rüyayı önemli kılan bir başka husus ise rüyaların geleceğe yönelik işaretler taşıdığı inancıdır. Bu yönüyle rüya üzerinde tarih boyunca büyük çalışmalar yapılmış ve bir rüya tabiri edebiyatı oluşmuştur. Psikanalizim ile birlikte rüyanın kişinin geçmişini yansıttığı hususu da günümüzde biraz daha önem kazanmıştır.
Diyanet'in makalesinde, rüyanın İslâm kültür ve coğrafyasında nasıl değerlendirildiği ve mahiyeti ele alınmış, nasıl ortaya çıktığı sorusuna cevap aranmış, anlatılması, yorumlanması ve rüyada görülen Allah, peygamber veya başka bir takım varlıkların ne anlam ifade ettiği üzerinde durulmuştur. Son olarak rüyanın İslam'ın bilgi kaynakları içindeki değerine yer verilmiştir.
MAHİYETİ
Arapça görmek anlamına gelen rü'yet kelimesinden türeyen rüya, uyku sırasında zihinde beliren görüntüler şeklinde tanımlanır. Rü'yet ile rüya arasındaki farkı ortaya koymak için birincisine, uyanıkken göz ile görmek; ikincisine ise uykuda kalple görmek şeklinde bir anlam verilmiştir. Türkçede rüya karşılığında düş kelimesi kullanılmakta ve "uyurken zihinde beliren olayların, düşüncelerin bütünü" diye açıklanmaktadır. Genel kabule göre uykuda görülen rüya, bir şeyin gerçeği veya kendisi değil o şeyin şekli, sureti, hayali veya misalidir. Diğer bir ifade ile zihinde oluşan tahayyül ve tasavvurlardır. Bu tasavvur ve tahayyüllerin iyi ve güzel olanlarına rüya, kötü olanlarına ise hulm denilmektedir. Türkçe 'de iyi rüyalar için düş, kötü rüyalar için kâbus veya karabasan kavramları tercih edilmektedir. Bununla birlikte rüya ve düş kavramları, uykuda meydana gelen hem olumlu hem de olumsuz hayal ve tasavvurlar için kullanılabilmektedir. Bu haliyle rüya inkâr edilemez bir gerçekliktir ve her insan bu tecrübeyi bir şekilde yaşar.
Rüya, uyku halinde özellikle de uykunun hafif olduğu durumlarda insanın zihninde veya kalbinde bir belirti veya görüntü olarak ortaya çıkar. İnsan bu belirti veya görüntüleri sanki uyanıkken görüyormuş gibi hisseder, ancak uyandığında uykudaki bu görme açıklığı nispeten zayıflar, bulanık ve sönük bir hal alır. Bunu lamba ışığı ile güneş ışığı arasındaki fark ile anlatmak daha bir açıklayıcı olur. Sözgelimi gece vakti lamba ışığı büyük bir aydınlık sağlar, ancak gündüz olduğunda lambanın güneş ışığı karşısındaki durumu sönük ve cılızdır. İşte insanın gece rüyada görmesi ile gündüz görmesi veya rüyada zihninde beliren hayal ve tasavvurlar ile gündüz vakti göz ile görmesi arasındaki fark tam da bu örnekte anlatıldığı gibidir. Bu durumda rüyadaki idrakin zayıflığının, elde edilen bilginin değerine yansıması kaçınılmazdır. Çünkü güneş ışığının sağladığı idrak açıklığı ve parlaklığına karşın rüyada gecenin karanlığının yol açtığı idrak sönüklüğü ve kapalılığı söz konusudur.