Christopher Nolan'ın yeni filmi The Odyssey, yalnızca bu yılın en çok konuşulan yapımlarından biri değil. Sinema teknolojisi açısından da uzun yıllardır görülmeyen ölçekte bir dönüşümün başlangıcı olarak değerlendiriliyor. Yaklaşık üç bin yıllık Homeros destanını beyaz perdeye taşıyan yönetmen, bu projeyi yıllardır hayalini kurduğu bir film olarak tanımlıyor.
BUGÜNE KADAR NEDEN ÇEKMEDİ?
Ancak Nolan'a göre bu hikayeyi bugüne kadar çekememesinin nedeni yaratıcı değil, tamamen teknikti. Yönetmen, mitolojik dünyanın ihtişamını ve doğanın gücünü istediği ölçekte perdeye aktarabilecek teknolojinin ancak bugün mümkün hale geldiğini düşünüyor. Bu nedenle The Odyssey, onun kariyerindeki en kişisel projelerden biri olarak öne çıkıyor.
Nolan, Homeros'un eserlerinin yalnızca dünya edebiyatını değil, kendi sinema anlayışını da şekillendirdiğini söylüyor. Çocukluk yıllarında Ray Harryhausen'in stop-motion efektleriyle çekilen fantastik filmlerini izlediğini anlatan yönetmen, o dönemde hissettiği hayranlığın bugün çektiği filme kadar uzandığını belirtiyor.
"ODYSSEY BENİM DNA'MDAYDI"
"Temel metinlerin bizi farkında olmadan şekillendirdiğine inanıyorum. Odyssey benim DNA'mdaydı." diyen Nolan, bugüne kadar antik çağ ve mitoloji üzerine büyük yapımlar çekildiğini ancak bu hikayelerin gerçekçi bir sinema diliyle anlatılmasının teknik olarak mümkün olmadığını ifade ediyor. Yönetmene göre teknolojinin ulaştığı nokta artık bu boşluğu doldurabilecek seviyeye geldi.
NEDEN TAMAMEN IMAX KULLANILDI?
The Odyssey, sinema tarihinde tamamı IMAX film kameralarıyla çekilen ilk uzun metraj yapım oldu. Nolan daha önce The Dark Knight, Interstellar, Dunkirk, Tenet ve Oppenheimer gibi filmlerinde IMAX kameralarını belirli sahnelerde kullanmıştı. Ancak ilk kez bütün filmi aynı formatta çekme kararı aldı.