Hülya Avşar'ın kucağına oturmuştu! "Ölmedim yaşıyorum" diyen İbrahim Tatlıses'in veliahtı Küçük İbo'dan itiraflar peş peşe geldi. Öğretmen babası ona, 'Ya okuyacaksın, ya da oto sanayide çalışacaksın' dedi. O ise küçük yaşlarda şarkıcı olmayı kafasına koymuştu. İbrahim Tatlıses'in 1994'teki Şanlıurfa konserinde, mikrofonu eline aldı ve söylediği şarkılarla kimsenin tahmin edemeyeceği bir şöhreti kısa zamanda kazandı. Babasının elinden tutup İstanbul'a geldi. Unkapanı Plakçılar Çarşısı'nın yoluna düştü. Henüz 12 yaşında ilk albümünü müzik piyasasına sürdü. Televizyon kanalları onu ekranlarına çıkarabilmek için adeta yarıştı. İbrahim Tatlıses destek oldu ve 6 ay boyunca 'İbo Show'da şarkılarını seslendirdi. Tatlıses'in 'veliahtı' olarak gösterildi. Herkes onu 'Küçük İbo' olarak tanıdı ama o artık büyüdü, 37 yaşına geldi. Kendisi için 'Farklı yetenekte bir çocuktum' diyen İbrahim Küçük, son yıllarda eski şöhretinin seviyesinde olmasa da müzik kariyerini sürdürüyor. Sadece Türkiye'de değil, Avrupa'da da sahne alıyor. Zaman zaman kendisi hakkında çıkan 'öldü' haberlerine, esprili bir dille 'Beni yok etmeye çalışıyorlar' diyor. Şöhretinin zirve yaptığı dönemlerde çok iyi paralar kazandığını söyleyen Küçük, bir de tatlıcı dükkanı açmış. Artık evlenmek istediğini de ifade eden şarkıcı, hayatına biri girerse yıldırım nikahı kıyacağını söylüyor...
Eskisi kadar göz önünde değilsin. Neler yapıyorsun?
Müziğe devam ediyorum. Zaman zaman duraklamalarım oldu. Biliyorsunuz son 2 yıl pandemiden dolayı sahnelerden uzak kaldık. Türkiye ve Avrupa'da Almanya, İsviçre ve Hollanda gibi pek çok ülkede sahne alıyorum. Yakın zamanda da Avustralya'ya Melbourne'e gideceğiz.
Nerede yaşıyorsun?
Yaklaşık 25 senedir Avcılar'dayım. 96 yılında Unkapanı Plakçılar Çarşısı'na geldiğimde, bana albüm yapmak isteyen firmanın sahibi burada oturuyordu. O zaman tabii ki 12 yaşındaydım ve babam da Urfa'da öğretmendi, her zaman yanımda olamıyordu. Patronumla 'Birbirimize yakın olalım' dedim. Ailem de bir süre sonra buraya geldi.
İbrahim Tatlıses'in 'veliahtı' olarak gösterildin. Çocuk yaşta bu şöhret nasıl geldi?
1994 yılında İbrahim Tatlıses, Şanlıurfa'ya konser vermeye geldi. O zaman 10 yaşındaydım. Konserde görevli birinden ricada bulundum, 'Sahneye çıkıp şarkı söylemek istiyorum' dedim, o da sağ olsun beni kırmadı İbrahim Tatlıses'e iletti. Zaten o dönemler İbrahim Tatlıses'in sahnesine çıkmak başlı başına bir olay. Şarkı söyledikten sonra önce Urfa'da tanındım. Sıra gecelerine davet edilmeye başladım. Urfa'ya gelen her şarkıcı, konserinde beni sahnesine çağırıyordu. Urfa'ya yöresel bir kaset yapalım dedik. İbrahim Tatlıses, Ahmet Kaya ve Mahsun Kırmızıgül şarkılarından bir kaset çıkardık. Sonrasında Unkapanı'na geldim, bu kaseti demo olarak yapımcılara verdim. Ardından şöhretim hızla arttı zaten...
Ailenin o dönem tutumu nasıldı?
Babam ve annem korkuyordu tabi, kuşkuları vardı. Çocuktum yani... Kandırılmamdan korkuyorlardı ama çocuk olmama rağmen bazı şeyleri idrak edebiliyordum. Farklı yetenekte bir çocuktum diyebilirim... Çok şükür yanlış olan bir yola girmedik. Bana bir şeyler katabilecek insanlarla ilişki kurdum, bugün de öyleyim.
Baban, 'Ya okursun, ya da oto saniyede çalışırsın' demiş, sen şarkıcı oldun...
Babam hiçbir zaman sanatçı olmamı istemedi. Babam, 'yaşın çok küçük biraz daha büyü' derdi. 'Ya okursun ya da sanayiye gönderirim' sözlerini kullandı. Ben de müziği seviyorum ya, çok ağladım babamın yüreği dayanamadı. Babamın elinden tuttum bir baktım beraber İstanbul'a gelmişiz.
Baban sonra tayin mi oldu?
Evet, babam o dönem atamasını istedi, ardından İstanbul'a geldi. O zaman Milli Eğitim Bakanı Mehmet Sağlam idi. Kendisine ziyarette bulundum. 'Ben İstanbuldayım; yalnızım ailemi buraya getirtmek istiyorum' dedim. Sağ olsun bizi kırmadı.
Bir gün oğlun da, "Baba ben sahneye çıkmak istiyorum." der ise...
Benim gibi sahneye çıkarsa kabul ederim. Sahneyle özel hayatımı hiçbir zaman karıştırmadım. Belki erken yaşta izin vermem ama yeteneği varsa ve mutlu olacaksa ben ona 'yapma' dersem olmaz.