GÜNAYDIN - Pınar Yıldız YÜKSEL
Hande Subaşı ile en son iki yıl önce röportaj yapmıştım. O zaman bir dönem dizisinde oynuyordu. Üzerinde geleneksel kıyafetler vardı. Saçları beline kadar uzanıyordu. "Uzun saçı çok seviyorum, kestirmeye asla cesaret edemem galiba demişti." Ben de onu onaylamıştım, bu güzel saçlara insan nasıl kıyabilirdi ki...
İstanbul Boğazı'na karşı oturmuş, onu beklerken bunları düşünüyordum. Birden kapıda belirdi. Görür görmez yüzümdeki hayret ifadesini ben bile gördüm. O da görmüş olacak ki, tebessüm etti.
Kısacık saçlı, deri ceketli, adımlarını kendinden emin hızlı hızlı atan bir kadın bana doğru ilerliyordu. Kısa saç bir kadına ancak bu kadar yakışabilirdi...
Adeta tüm havası değişmişti. Her haliyle güzeldi tabii, ama uzun saçlarıyla naif ve zarif olan güzelliği şimdi asi, kendine güvenen, cool bir hale dönüşmüştü. Masaya oturur oturmaz lafa tam da buradan başladık. Laf lafı açtı, otuzlu yaşlarının başında olan Subaşı: "Yaşlanma kompleksim yok. 30'lu yaşları çok sevdim. Yaşlanıyorum bir şeyleri kaçırıyorum gibi değil de hayatı, keyiflerimin farkına vararak yaşadığım için daha güzel..." dedi.
Subaşı'nın başka bir heyecanı daha var. Bu akşam saat 20.00'de atv'de yeni dizisi Bahtiyar Ölmez başlıyor. İşte Hande Subaşı ile güzellikten, hayata, aşktan anneliğe kadar pek çok şeyi konuştuğumuz söyleşimiz...
- İlk kez kısa saçla gördüm sizi. Uzun saç konusunda çok katıydınız. Nasıl kestirebildiniz?
- Evet, hep uzundu saçlarım. Radikal bir karar benim için ama zamanla insanın düşünceleri değişebiliyor. Yavaş yavaş oldu aslında. Kısalta kısalta bu boya geldi. Çok sevdim kısa saçı, çok rahat. Herkes çok yakıştırdı. Severek kullanıyorum. Yıllarca uzun saçla uğraşmışım. Kısa saçın insana kattığı enerji de çok farklı. Saçımla uğraşmadığım için artık kendime daha çok vakit kalıyor. Dizi setinde de avantajlı, kolay şekle giriyor.
- Bu akşam Aylin karakteri ile görecek izleyici sizi. Heyecanlı mısınız?
- Seyirci beni bugüne kadar genelde dönem dizilerinde gördü şimdi ise modern, zengin bir karakter olan Aylin'i canlandırıyorum. Senaryo, işin enerjisi, karakterler çok hoşuma gitti. Farklı bir iş. Hayatın içinden ama aklı zorlayan bir konusu var hikâyenin. Oynamaktan keyif alacağım bir rol Aylin. Bir sırrın arkasında kalıp onu çözümlemeye çalışıyor. İlk iki bölümü okurken çok eğlendim. Yetkin Dikinciler'in oynaması projeyi kabul etmemde önemli bir etken. Güven Abla (Hokna), yönetmenimiz ve dizinin Atv'de olması önemliydi benim için. Yetkin'i yıllardır severek ve takdir ederek izliyordum. Birlikte çalışmak benim için bir artı.
- 30'lu yaşların başındasınız. 20'li yaşlarla 30'lu yaşlar arasında çok fark var mı? Artık daha farklı bir Hande mi var?
- Bir-iki ay öncesine göre bile değişiyor insan. Yaş ilerledikçe farkındalığın artıyor, hayata bakış açın değişiyor. Bazı şeyleri daha çok irdeliyorsunuz. Kendimde bu farklılığı yaşıyorum ama böyle de olması gerekir. Hep aynı kalmamız da mümkün değil. Tabii karakteristik özellikleriniz, yapınız değişmiyor ama daha kendinizle yüzleşebildiğiniz, kabullenebildiğiniz durumlar oluyor. Kötü yanlarını törpülemeye kararlı oluyor insan. Yaş küçükken daha pervasız olabiliyorsunuz. Sonucunu düşünmüyorsunuz. Yaş ilerledikçe her şeyden çekiniyorsunuz. Arabayı bile eskiden daha hızlı kullanırdım. Şu an tedirgin oluyorum.