
Falay Ailesi, birlikte verdikleri bir röportajda samimi açıklamalara imza attı. Sabah'tan İlker Gezici'nin haberine göre; Barış Falay, "Bayram denince aklıma iyilikte ve güzellikte buluşturan ortak değerler geliyor" derken; Esra Ronabar bayramın kendisi için 'çocukluk, barış ve aileyle bir araya gelinen o neşeli günler' anlamına geldiğini belirtti. Mavi Rüzgar ise bayramı 'kültürlerin, farklılıkların ve değerlerin buluştuğu özel zamanlar' olarak tanımladı. İşte çocukluktaki bayram harçlıklarından Perihan Abla skeçlerine, at üzerindeki aksiyon sahnelerinden evdeki kısır ziyafetlerine kadar Falay ailesinin o çok konuşulacak açıklamaları...

Bayram sizin için ne ifade ediyor? Bayram denince aklınıza ilk ne geliyor?
BARIŞ FALAY:"Bayram denince ortak değerler geliyor aklıma. İyilikte buluşturan, güzellikte buluşturan ortak değerler geliyor. Bir toplumu bir arada tutabilmek için de ortak değerlerin çok kıymetli olduğunu düşünüyorum. Bu kadar kötülüğün olduğu bir dünyada da bayram sanki bir iyilik molası gibi."
ESRA RONABAR: "Bayram deyince benim aklıma gelen ilk kavram çocukluğum. Herhalde Türkiye'deki herkesin de aklına çocukluklarımız geliyordur. Eskiden kutlanan o güzel tatlı bayramlar. Bayram benim için barışı ifade ediyor. İnsanın kendiyle, içinde bulunduğu toplumla ve tüm dünyayla barış içinde olabilmesini... Ve aklıma gelen diğer kavram babaannem; çünkü babaannemin evinde toplanırdık ve gerçekten çok neşeli, keyifli, barış dolu, iyiliğin yüceltildiği, emeğin yüceltildiği günlerdi. Umarım böyle günleri tekrar yaşayabiliriz."
MAVİ RÜZGAR FALAY:"Bayram denildiğinde benim aklıma kültür, değerler ve farklılıklar geliyor. Küçüklüğümden itibaren farklı din ve kültürlere bağlı olan arkadaşlarımla beraber kurduğum bağlantılar dolayısıyla birçok farklı kültürü ve inancı deneyimleme fırsatı buldum. Dolayısıyla ülkemizde yaşayan farklı gelenekleri ve farklı bayramları da öğrenme fırsatı buldum. Bu farklılıkların bizi güçlendirdiğini düşünüyorum. Aynı zamanda kendi gelenek ve göreneklerimi de adetiyle yerine getirmeye çalışıyorum. Bayram benim için bir değer, değerler."

Geleneklerine bağlı bir ailede mi büyüdünüz? Bayramlar nasıl geçerdi sizde? Varsa aklınıza gelen bir anınızı paylaşabilir misiniz?
BARIŞ FALAY: "Geçmişte bayram geleneğinin, özellikle bayram geleneğinin evlere göre farklılık gösterdiğini düşünmüyorum. Yani benim çocukluğumda hemen her ev bu ortak değerlerde buluşuyordu. Keza biz de öyle, benim ailem de öyleydi. Özellikle babaannemde geçirdiğim bayramlar aklıma geliyor. Hem anne hem baba tarafımız neredeyse toplanıyordu, bir araya geliyorduk orada. O anlamda çok keyifliydi. Ama şehir dışına gitmediğimiz zamanlarda da apartmandan başlayarak yine tanıdık, akraba ziyaretleri çok kıymetliydi. Benim şöyle bir bayram anım var... Her çocuk gibi kapı kapı dolaşıyorduk ama ben ablamla birlikte ekstra bir program yapma düşüncesiyle bir şey gerçekleştirmiştim. Ablam şarkı söylüyordu, ben de skeçler oynuyordum. Eve böyle bir tomar parayla geldiğimizde de babamdan ciddi bir fırça yediğimi hatırlıyorum. O paraların sahiplerine tek tek geri dönmek zorunda bırakmıştı babam beni. Orada girişimci ruhum bitti."
ESRA RONABAR:"Ben geleneklerine bağlı bir ailede büyüdüm ve geleneklerine bağlı bir şehirde büyüdüm; İzmir'in Ödemiş ilçesinde büyüdüm. Özellikle babaannem de, anneannem de, her iki dedem de geleneklerine bağlı insanlardı ve bayramlar çok büyük bir mutluluk ve coşkuyla kutlanırdı. Benim de bayram anılarımdan bir tanesi; annem Emlak Kredi Bankası'nda çalışıyordu ve yazları Çeşme'de dinlenme kampına gidiyorduk. Galiba birkaç tanesi bayrama denk geliyordu. Barış'ınkine benzer bir anı; o zamanlar sevgili Perran Kutman'ın 'Perihan Abla' dizisi vardı ve televizyon odası vardı kampımızda. Kamptaki televizyon odasında Perihan Abla'yı izlemektense, benim yazdığım skeçleri dağıttığım bütün çocuklarla beraber hep beraber oynamıştık ve kampın bütün büyükleri o zaman için siyah-beyaz bir televizyondan Perihan Abla'yı değil, benim yazdığım bir oyunu ve çocukları izlemişti. Benim için büyük bir bayram hediyesiydi. Bayram bir de tabii güzel giysiler demekti. Türkiye'de bolluğun çok olmadığı dönemlerde az giysimiz vardı, tabii ki de mutluyduk. Bayramlarda yeni kıyafetler alınırdı ve gerçekten bayram kıyafetlerimi başucuma koyup ya da bayramlık ayakkabılarıma böyle sarılıp yattığımı hatırlıyorum. Bayram demek yeni, güzel giysi demekti ve benim için güzel skeçler yazabilmek, oynayabilmek, dağıtabilmek demekti."

Bugün, günümüzde bayramlar tatil olarak algılanıyor. Sizin bayram ritüeliniz nedir? Nasıl başlar sizde bayram, neler yaparsınız ailece?
BARIŞ FALAY: "Bayram demek insanın bence sevdikleriyle birlikte olması demek. Biz de sevdiklerimizle bir arada olmaya gayret gösteriyoruz özellikle bu tip zamanlarda. Ama tüm ülkece neredeyse kutlandığını bilmek, o enerjiyi yaşıyor olmak da başka bir coşku veriyor tabii insana. Sevdiklerimizle bir arada sofralarda olduğumuz anları tercih ediyoruz."
ESRA RONABAR: "Birlik enerjisinin, bir olmanın, insanın insandan farkının olmamasının ve hepimizin aslında aynı olduğumuzun bilinciyle oluşan duruma bayram dendiğini düşünüyorum. Bayram tabii tatil olması bana garip gelmiyor; hayattaki koşturmaya, mecbur olduklarımıza bir an için ara verip değerli olanın ne olduğunun farkına varmak, herkesin birbirinin yansıması olduğunu görmek ve aslında her şeyin bir olduğunun farkına varmak güzel bir anlayış bence. O yüzden durmak, ara vermek ve gerçeğin, hakikatin ne olduğunu anlamak gibi geliyor bana bu tatil olma durumu. Barış'ın da dediği gibi sevdiklerimizle aynı sofra etrafında toplanabilmek; iyiye, güzele, barışa doğru yol alabilmek... Bayramın enerjisi bu benim için."
MAVİ RÜZGAR FALAY: "Bizim ailede herkes çalışırken, normal bir iş veya okul temposunda maalesef birbirimize yeterince vakit ayıramıyoruz. Bayram demek aslında biraz büyüklerin küçüklere, küçüklerin de büyüklere ayırdığı kaliteli vakit. Bu vakitler çok önemli, birbirimizle paylaşacak çok şeyimiz var. Büyüklerin küçüklerden, küçüklerin de tabii ki de büyüklerden öğrenecek çok şeyi var, çok deneyimi var. Bayramlar bunun için altın bilezikler, altın günler. Çok önem veriyorum ve ben de tabii ki aile büyüklerimle, sevdiğim insanlarla, komşularımla kaliteli vakit geçirmeye çalışıyorum."

Mesela bayram sofrası için olmazsa olmazınız var mıdır?
BARIŞ FALAY: "Şahsen benim olmazsa olmazım sevdiğim insanlar olabilir ancak. O birliktelik olabilir, o keyifli hissiyat olabilir. Önemli olan benim açımdan sadece bu."
ESRA RONABAR: "Bayram sofrasının bence olmazsa olmazı sevgi dolu yürekler. O yüzden beraber oluşturduğumuz; ülkece, milletçe, vatanca oluşturduğumuz ortak değerlere inanan, onu yüceltmeye çalışan, birden, birlikten, hakikatten yana olan insanlar bayram sofrasının olmazsa olmazları bence."
MAVİ RÜZGAR FALAY:"Annemin ve babamın verdiği birbirinden kaliteli manevi cevaplardan sonra birazcık ergen bir erkek çocuğu olduğum için yemeklerden bahsedeceğim. Ben köfteyi ve kısırı ayrıca seven bir insanım. Tuzlular benim için sofranın olmazsa olmazı. Annem de babam da ikisi de çok güzel yemek yaparlar. Birbirlerine sofrada da evde de destek olurlar. Herhalde onların yaptığı köfte ve kısırı saymadan geçemeyeceğim. Benim için olmazsa olmaz iki yemek bu ama tabii ki onların sohbetleri de soframızın baş tacı."






