SAMATYA SOKAKLARINDAN PROFESYONEL SAHNEYE
Tarık Pabuçcuoğlu, 2022 yılında AA'ya verdiği röportajda oyunculuk yolculuğunun aslında çocuk yaşlarda başladığını, ancak o zamanlar bunun bir "sanat" olduğunun farkında dahi olmadığını dile getiriyor. Samatya'da geçen çocukluk günlerini anlatan usta oyuncu, "Misket oynuyorum, çember çeviriyoruz, Karagöz oynatıyoruz" diyerek o dönemki masumiyetini vurguluyor.
Ancak o günlerde bile içindeki yaratıcı deha kendini belli etmiş. Tommiks ve Teksas kitaplarındaki kareleri kesip, çubuklara sararak "negatif film montajı" yapar gibi kurgulayan küçük Tarık, kasap kağıtlarına çizdiği Karagöz-Hacivat tasvirleriyle kendi tiyatrosunu bir mum ışığında kurmuştu.
"SANATIN 'S'Sİ İLE İLGİ ALAKAM YOK"
Pabuçcuoğlu, yıllar sonra verdiği bir röportajda "Bu sanatla çizim hikayeniz daha sonra mimarlığa da evrildi değil mi?" sorusuna şöyle karşılık vermişti:
"Evet, ama bunların sanatla ilgili olduğu hakkında bir fikrim yok ki benim. Yani sanatın 'S'si ile ilgi alakam yok. Misket oynuyorum, çember çeviriyoruz, Karagöz oynatıyoruz. Böyle bir çocukluk geçirdim. Dolayısıyla sanatla tabii ki tanışma daha doğrusu görsel sanatların hayatıma girmesi lise yıllarıma dayanıyor"
GALATASARAY LİSESİ'NDE YARAMAZLIKLAR VE NİKAH ŞAHİDİ OLAN MÜDÜR
Galatasaray Lisesi'nde ise tamamen farklı bir Tarık Pabuçcuoğlu vardı. Ağabeyi Bülent'in iftiharla geçtiği, her yıl birincilikler aldığı o yıllarda, Pabuçcuoğlu okulun en haşarı öğrencisiydi. Öyle ki, 10. sınıfta müdür bey babasını çağırıp, "Başa çıkamıyoruz, bu çocuğu alın" demişti. Ancak okuldan ayrılmayıp mezun olan Pabuçcuoğlu'nun, kendisine "okuldan git" diyen o müdürle yıllar sonra nikah şahidi olarak bir araya gelmesi, hafızalara kazınan en güzel anılarından biri oldu.
"ZEKİ ALASYA, METİN AKPINAR VE FERHAN ŞENSOY İLE AYNI SAHNEDE"
Samatya sokaklarının o yaramaz çocuğu, okul yıllarından sonra kendisini Türk tiyatrosunun altın çağına ait sahnelerde buldu. Devekuşu Kabare, Üsküdar Oyuncuları ve Ortaoyuncular gibi efsanevi topluluklarda Zeki Alasya, Metin Akpınar ve Ferhan Şensoy gibi devlerle aynı sahneyi paylaşan Pabuçcuoğlu, bu yılları "gerçek okulum" olarak tanımlıyor. Mimarlık çizim masasında değil, sahnede biçimlenen bu olgunlaşma süreci, bugün A.B.İ.'deki Tahir'in derin karakter yoğunluğunun arka planını oluşturuyor.