Spor yazarları Samsunspor - Galatasaray maçını değerlendirdi: Ciddiyetsizlik
Trendyol Süper Lig'deki 26. şampiyonluğunu Samsunspor deplasmanında kutlamak isteyen Galatasaray, hiç ummadığı bir mağlubiyet aldı. Sarı kırmızılılar, Karadeniz deplasmanından 4-1'lik mağlubiyetle dönerken gözler Antalyaspor maçına çevrildi. Karşılaşmanın ardından spor yazarları Okan Buruk ve öğrencilerini topa tuttu. İşte yorumlar...
ONUR ÖZKAN: O DERS ASLA ALINMADI
Galatasaray adına bu sezonun bir ismi olsaydı "asla ders almayanlar" sezonu olurdu… Ağustos ayından bu yana ciddiyetsizliğin, düşük enerji ve konsantrasyonun bedelini çok fazla ödemişti Galatasaray.
İşler zora girince de geçen hafta olayı ciddiye alıp şampiyonluğa dev bir adım atılmıştı.
Ancak Okan Buruk'un ekibi "kutlama gecesi"nde yine ciddiyetsizliğin faturasını ödedi. Hocanın bu sezon defalarca söylediği ama bir türlü gerçekleşmeyen" dersimizi aldık" sözünün yine içi boş çıktı. Maçın santrasıyla beraber görüntü şuydu. Geçen hafta tüm enerjisini Rams Park'ın çimlerinde bırakan bir takım.
Şampiyon olmadan kutlama hazırlıklarını yapan bir oyuncu grubu. Ve bu duruma ayak uyduran, asla önlem alamayan bir teknik heyet. Bir tarafta ne taktiksel, ne fiziksel ne mental hazırlığını yapabilen bir takım, diğer tarafta da tam tersi yüzde yüz odaklı bir takım olunca, beklentilerin çok ötesinde bir gece yaşandı. Galatasaray'ın ne kadar berbar durumda olduğunun özeti, Osimhen'in sezonun en kötü maçı çıkarması oldu.
Galatasaray dünkü faciaya rağmen haftaya Rams Park'ta kazanıp şampiyon olacaktır.
Ancak Okan Buruk ve yönetim bu sezonun muhasebesini çok iyi yapmak zorundadır. Duygusallıktan uzak hatta bazı oyuncular özelikle acımasız kararlar bile almak gerekiyor. Şu net ki, Galatasaray'ın çok ciddi bir değişime ihtiyacı var.
EVREN TURHAN: FUTBOL CİDDİ BİR OYUNDUR
Samsun deplasmanına "şampiyonluğun ilanı" motivasyonuyla çıkan Galatasaray, kağıt üzerinde favori olduğu bir maçta sahaya beklenen ciddiyeti yansıtamadı.
Maçın başında fena bir görüntü vermeyen sarı-kırmızılılar, bu olumlu başlangıcı ne yazık ki sürdüremedi. Kısa sürede düşen tempo, artan hatalar ve özellikle savunmada yapılan bireysel yanlışlar, oyunun dengesini tamamen değiştirdi. Takımın üzerinde belirgin bir rehavet hissediliyordu. Şampiyonluk havası, maç oynanmadan kazanılmış bir özgüvene dönüşmüş gibiydi.
Maçın kırılma anlarından biri kaleci performansıydı. Günay Güvenç, gününde değildi. Hatta açık konuşmak gerekirse, oldukça kötü bir performans sergiledi.
Bu tür maçlarda kalecinin güven vermesi gerekirken, tam tersi bir tablo ortaya çıktı. Savunma hattıyla birlikte düşünüldüğünde, Galatasaray'ın geride bu kadar kırılgan olması ciddi bir alarm.
Hücum tarafında da işler istenildiği gibi gitmedi. Barış Alper Yılmaz zaman zaman çabalasa da, maçın genelinde etkili olduğunu söylemek zor. Takımın üretkenliği sınırlı kaldı, organizasyon eksikliği hissedildi. Özellikle 10 kişi kalındıktan sonra oyuna tutunma konusunda beklenen reaksiyon verilmedi.
Ciddiyet seviyesi daha da düştü ve bu durum Galatasaray gibi bir takım için kabul edilebilir değil...
Futbol ciddi bir oyun ve bu seviyede "nasıl olsa kazanırız" duygusunun sahaya yansıması ağır sonuçlar doğurur.
Bu maç Okan hocaya yazar.
BÜLENT TİMURLENK: SAMSUN DERS VERDİ
erbinin ardından "Oyuncularımın şampiyon olmuş gibi kutlamalarından rahatsızım" diyen Okan Buruk'un RAMS Park'ta taraftara açık idmanın kutlamalara döneceği aşikarken kendisiyle çelişip bu proorganizasyona 'Evet' demesi ilginçti. Hiç de öyle rehavet kokan bir futbolla başlamadılar, istekli ve eve şampiyon dönelim görüntüsü vardı. Yunus'un orta yaptığı topun gol olması da oyunun bonusu. Sonra defolar çıktı. Torreira, Trabzon deplasmanının ilk yarısında da böyle kötüydü, adam kaçırdı, pas hatası yaptı ve kötü olduğu günde takımını hep bir ayağı çukurda bırakan Davinson da Uruguaylı orta sahaya eşlik etti. Osimhen de bir gereksiz feykle rakibin ilk golünün başlangıcını yaparken, verdiği geri pasla da Günay'ın atılmasına sebep oldu.
İlk yarıda sadece 124 pas yapan ve yüzde 69 seviyesine inen, ikili mücadelelerde 22-17 geride olan Galatasaray, ikinci yarıda Samsunpor'a kendi silahıyla vuruldu: Ön alan presi… Thorsten Fink'in son 3 maçını kazanan takımı, "Mayıslar sizin olabilir ama burası da bizim evimiz" futbolu oynadı. 4 kez arka arkaya şampiyonluğu ilan için gidip kalesinde 4 gol görüp, puan farkının 4'e düştüğü akşamda sezonun 4. mağlubiyetini almak yeteri kadar ekşi… Uğurcan'ın sadece kurtarışlarıyla değil, oyun kurmadaki ayak maharetinin de arandığı bir akşamdı. Alınacak derslerden önce kazanmaları gereken bir Antalyaspor sınavı var. Sonrasına bakarlar.
LEVENT TÜZEMEN: DERBİ REHAVETİ
Galatasaray, Fenerbahçe'yi 3-0 yendikten sonra futbolcular, taraftarlar hatta yönetim "İş bitti, şampiyon olduk" havasındaydılar. Okan Buruk, aynı görüşte değildi ve şu uyarıyı yaptı: "Bir şey bitmedi, daha şampiyon olmadık. Samsun'a gideceğiz. Şampiyonluk gibi kutlamalar oldu burada ve ben çok rahatsız oldum. Daha önümüzde üç maç var. İnşallah en kısa zamanda şampiyon oluruz." Okan Hoca çok doğru bir tespit yapmış. Derbi galibiyetinden sonra adeta Galatasaraylı futbolcular, şampiyon olmuş havasına girip, resmen kepenk indirmiş. Yazılı ve görsel medyada Galatasaray'ı takip edenler hafta boyunca oyuncularla ilgili, "Samsun sıkı maçına hazırlanıyor, zihinler motive olmuş durumda. Oyuncular Samsunspor maçına Fenerbahçe maçı gözüyle bakıyorlar" dediler. Ne motivasyonu; Yunus'un orta şut karışımı attığı erken golden sonra Galatasaraylı futbolcular rakibe karşı tatil havasında oynadılar. Yardımlaşma yoktu, orta alan kolay geçiliyordu.
Samsun, etkili hücumlarıyla adeta Galatasaray'a dar etti. Bu duruma Okan Buruk'un müdahale edecek şansı yoktu. Çünkü Okan hocanın elinde imkanı olsa 11 oyuncuyu da değiştirirdi. Atandan tutana kadar herkes derbi zaferi rehaveti içinde hareket etti. Bu yenilgi utanılacak bir mağlubiyet olarak tarihe geçecek. Farklı yenilgi nedeniyle utandıranlar utansın... Okan hocaya öneriyorum; İstanbul'a dönüşte tüm takımı Antalya maçına kadar Kemerburgaz'da kampa alsın. Samsunspor'u kutluyorum, ayrıca aldıkları büyük galibiyetle "Her sene Galatasaray'a yatıyorlar" iftirasından kurtulmuş oldular.
ZEKİ UZUNDURUKAN: REHAVET
Galatasaray, 26. şampiyonluğunu ilan etmek için gittiği Samsun'da ummadığı bir sonuç aldı. Tam anlamıyla bir skor felaketi yaşadı. Şampiyonluğu cumartesi günü Rams Park'ta oynanacak Antalyaspor maçına bıraktılar. Bunun başlıca nedeni hiç şüphesiz rehavetti... Oysa maçın başlangıcı, bir şampiyonun başlangıcıydı. 9. dakikada Yunus Akgün, Lionel Messi'yi hatırlatan o özel golle perdeyi açtı. Devamında gelen pozisyonlar, kaçan fırsatlar.
Cimbom, Samsun deplasmanına şampiyonluk ilan etmeye değil, sanki kupayı çoktan kaldırmış gibi çıktı. Futbolun en büyük yanılgısı da tam burada başlar: Bitmeden bitti sanmak. Galatasaray o dakikalarda fişi çekebilirdi. Çekemedi. Ve futbol, boşluğu affetmedi.
Samsunspor oyundan hiç kopmadı. 22'de Mouandilmadji skoru eşitlediğinde, bu sadece bir gol değil, bir direniş ilanıydı. İkinci yarıya daha iştahlı başlayan taraf da ev sahibiydi. 57'de Ndiaye ile gelen gol, Galatasaray'ın dengesini bozdu. Ama asıl kırılma, birkaç dakika sonra geldi.
Victor Osimhen'in geri pasında, ceza sahası dışında topu elle kesen Günay Güvenç kırmızı kart gördü. O an itibarıyla maçın yönü tamamen değişti. 10 kişi kalan Galatasaray için artık geri dönüş imkansıza yakındı. 82'de yeniden sahneye çıkan Ndiaye, skoru ilan etti. Bu mağlubiyetin adı "sürpriz" değil. Bu, düpedüz rehavetin sonucudur. Hafta içinde 50 bin taraftar önünde yapılan kutlama havasındaki idman... Daha iş bitmeden gelen alkışlar, açılmadan yazılan zafer hikâyeleri... Futbol böyle rehaveti affetmez. Sahaya çıkmadan kazandığını düşünürsen, sahada kaybetmeye başlarsın. H H
Okan Buruk yönetiminde rekorları parçalayan bu takımın kalitesi tartışılmaz. Ve büyük ihtimalle hikâye, Rams Park'ta Antalyaspor karşısında mutlu sonla bitecek. Üst üste 4, toplamda 26. şampiyonluk büyük ihtimalle orada gelecek. Ama Samsun'da yaşananlardan ders alınmalı. Çünkü bu oyun bir şeyi asla unutmaz: Rehavete kapılanı affetmez.
SERKAN KORKMAZ: ERTELEDİ
"Rehavet normal" demeyi sevmem aslında ama rehavet son derece normal. En yakın iki takipçinden biri galibiyeti unutmuş, diğeri hocasını göndermiş, tüm kamuoyu seni çoktan şampiyon ilan etmiş. Tüm bunlar da yetmezmiş gibi MHK geçen sene bir, bu sene dört Süper Lig maçı yönetmiş bir hakemi maçına atamış. Sayfalar, programlar transfer haberleriyle dolu, sponsorlar, yayıncılar, futbol camiasının neredeyse tamamının aklı Dünya Kupası'na kaymış durumda. Yine de Samsun gibi zorlu bir deplasmanda şansının da yardımıyla 1-0 öne geçiyorsun.
"Rehavet son derece normal" ama maçın ilk yarısında 2-1 geri düşsen kimse "neden" diye soramayacak kadar kötü oynuyorsun. İkinci yarıya daha derli toplu başlıyorsun ama rakibin ikinci golüne engel olamıyorsun. Aynı dakikalarda Trabzon 10 kişi kalmış ve geride Fenerbahçe boş tribünleri önünde Başakşehir'le boğuşuyor. Sonrası, sahanın en istekli ismi Osimhen'in hatasıyla Günay'ın kırmızı kartı fişi çekiyor. Kaleci Batuhan girsin diye gole en yakın isim Sane neden oyundan alındı anlamadım. Hoca da rehavette demek ki... Sonuçta "malumun ilamı" bir hafta ertelendi. Alkışlar sonuna kadar hak eden Samsunspor'a.
MURAT ÖZBOSTAN: CEPTE SANILAN ŞAMPİYONLUK
aray cephesinde geçen haftanın özeti, belki de tek bir cümleyle anlatılabilir: "Maç oynanmadan kazanılmıyor." Sarı-kırmızılılar, şampiyonluğun artık cebinde olduğu hissine fazlasıyla kapılmış gibiydi. Bu rehavetin bedeli ise Samsun deplasmanında ağır oldu. Açık konuşalım; bu skoru ne taraftar bekliyordu ne de futbol kamuoyu. Okan Buruk'un derbinin ardından, "Bu sevinç canımı sıktı" uyarısı da belli ki sahaya yansımadı. Takım, hem zihinsel hem de fiziksel olarak dağınık bir görüntü verdi. Samsunspor cephesine ise ayrı bir paragraf açmak gerekiyor. Kırmızı-beyazlı ekip, kendi sahasında nasıl oynanması gerektiğini adeta ders niteliğinde gösterdi. Yüksek tempo, agresif pres ve hızlı hücumlarla G.Saray savunmasını sürekli hataya zorladılar. Özellikle Cherif Ndiaye'nin performansı fark yarattı; savunmanın dengesini bozdu, boşlukları iyi değerlendirdi. G.Saray adına en büyük problem ise "atan ile tutan" dengesinin bozulmasıydı. Mesala Osimhen'in yokluğunda hücum üretkenliği ciddi şekilde düşüyordu.. Uğurcan o günlerde takımı taşımıştı.. Bu sefer Osimhen (O da vasattı) vardı ama milli kaleci yoktu! Günay, tecrübeli bir isim olsa da bu sezon ilk 11 fırsatlarını istikrara dönüştüremedi.
Bu tür deplasmanlarda baskıyı yönetememesi, onu şampiyonluk yarışında riskli bir alternatif haline getiriyor. Dün sahadaki görüntüsü, büyük takım kalecisinden çok çok uzaktı. Savunma hattı ise özellikle ikinci yarıda alarm verdi. Kırmızı kart sonrası tamamen dağılan yapı, Samsunspor'un işini daha da kolaylaştırdı. Samsunspor, sahaya şampiyonluk maçı oynuyormuş gibi çıktı. Orta sahada dirençli, hücumda organize ve istekliydiler. Taraftar desteğini de arkalarına alarak Galatasaray'ın zihinsel kopuşunu çok iyi değerlendirdiler. Sonuç olarak bu maç, Galatasaray'a önemli bir derstir.. Şampiyonluk sadece kaliteyle değil, ciddiyetle kazanılır. Rehavetin bedeli ağır olur. Samsun ise bu hikâyede sadece kazanan değil, aynı zamanda doğru oyunun temsilcisi oldu. Tebrikler...
AHMET ÇAKAR: EN KÖTÜSÜYDÜ
Çok çok uzun yılar önce arkayı dörtleyin diye bir laf vardı. Samsunspor yıllar önce F.Bahçe'yi 4-0 yendikten sonra ortaya çıkmıştı. Dün gece de aynısı oldu. Samsunspor, G.Saray'ı İstanbul'a matematiksel olarak şampiyon göndermedi. Belki de Samsunspor sezonun en iyi futbolunu oynadı. Pek tabii G.Saray da en kötüsünü. Rehavet ya da rahatlama hangi seviyede olursa olsun futbolcuyu bitiriveriyor. Tıpkı dün geceki gibi. İlk golü Yunus'la buldular. Orta yapmak istedi ama güzel bir vuruş olarak aşırtmayla gol oldu. Bu dakikadan sonra maçın mutlak hakimi Samsunspor. Önce beraberliği yakaladılar, ikinci yarıda da Osimhen dahil G.Saraylı oyuncuların vahim hatalarıyla farka gittiler.
Osimhen bile diyoruz ya, onun da konsantrasyonu bitmiş. Sebebi rehavet. Orta sahadan Samsunsporlu oyuncuya gol pası attı, Günay açıldı, elle kesti ve oyundan atıldı. G.Saray, Fenerbahçe'yi mükemmel bir sonuçla yendikten sonra kafalarda işi bitirmişti ama bu, biraz G.Saray'ın havasını, cakasını bozdu. Dün gece İstanbul'a uçak şampiyon G.Saray'ı getirebilirdi. Şu anda puan farkı 4 ve hâlâ mucize gerek. Gelelim Samsunspor Başkanı Yüksel Yıldırım'a... Takımı öyle bir yerde öyle bir galibiyet aldı ki yılardır kendisiyle ilgili spekülasyonlara da son vermiş oldu. Hakem Reşat Onur Coşkunses'i ilk defa seyrettim. Çok yetenekli, bazı hatalar yaptı ama kumaşı kesinlikle çok iyi.