Türkiye yerli otomotiv ile her yıl 10 milyar dolarlık dış açığını kapatacak
Cumhuriyet’in başından itibaren milli ekonomi hamlesi vardı fakat bugüne kadar gerçekleşemedi. Bugün bu alanda ilk kez ciddi bir adım atılıyor. Türkiye’nin yerli otomobilleri ilk kez görücüye çıktı. Yeni teknoloji ile üretim yapacak olan yerli otomotivlerini Türkiye İhracaatçılar Meclisi Genel Sekreteri Prof. Dr. Kerem Alkin ile konuştuk.
Türkiye İhracatçılar Meclisi Genel Sekreteri Prof. Dr. Kerem Alkin, yerli otoyla ilgili TAKVİM'e önemli açıklamalar yaptı:
Yerli otomobile dair ilk izleniminiz nedir?
Yaklaşık 60 yıllık bir gecikmeyle dünyada özellikle iki dünya savaşı arası bu dönem için pek çok önemli sayılan teknolojik sıçramayı yapabilecek nitelikteki bir ülkenin ne yazıkki küresel operasyonlarla bu projelerde geç kalmasının bir yandan üzüntüsünü bir yandan da 21.yüzyılda milli ve yerli projelere imza atmanın gururunu yaşıyoruz.

Geçmişte neden yapılamadı?
İkinci Dünya Savaşının bitimiyle birlikte küresel müreffeh nizam nedense Türkiye'ye sanayileşme boyutunda çıkış yapabilecek bir ülkeye, çok garip bir şekilde özellikle Atlantik ittifakının tarım ambarı gibi bir görevi kendine layık gördü. Birleşik Krallık ve ABD, kendi senaryolarında Türkiyeyi bir tarım ambarı olarak kurguladı. Dolayısıyla Türkiyenin sanayileşmesine ihtiyaç yok, kendi otomobili kendi uçağını yapan ve yüksek katma değerli sektörlerde iddialı bir oyuncu olmasına gerek yok noktasında bir senaryoydu bu. Çok acıdır ki Türkiye bu senaryolara meyil gösterdi ve imkân sağladı. Bu nedenle Türkiyenin uçak ve otomotiv endüstrisinde iddialı olabileceği birçok çalışma heder edildi.

Cumhuriyet'in ilk yıllarında denemeler olmuştu, neden yürümedi?
1930larda ve 40larda kendi uçaklarını Avrupaya ihraç edebilecek olan bir ülkede bu projeye imza atan kahramanlar küstürüldü ve yatırımları heder edildi. Tarım ambarı ülkesi senaryosuna prim verildi ve Türkiye o dönem pek çok girişimciyi kaybetti. 50li yıllarda Demokrat Parti ile özel sektöre dayalı serbest piyasa ekonomisi özel sektör açılımını gündeme getirecek işler yaptık. 1954 yılında dünyanın görebileceği en önemli yabancı yatırımı teşvik kanununu çıkardık. Çok meşhur bir kanundur bu adımları atan Demokrat Parti 1960'ta askeri darbeyle kolunu kanadını kırdılar. Türkiye maalesef askeri darbe, anarşi ve terörle sürekli meşgul edilerek kendi milli ve yerli teknolojilerini yapmaktan uzak durdu.

MİLLİ PROJELER YAPILIYOR
Tanzimattan beri biz yapamayız algısı bütün topluma sirayet etti. Bugün bu ve buna benzer projeler biz de yapabiliriz, başarabiliriz noktasına mı geliyor?
Tabi ki… 2008 küresel krizinden sonra dünyada mega altyapı projeleri gerçekleştirebilen, buna bağlı olarak da dünya ekopolitik sistemde ağırlık merkezi değişikliği, denge Asya Pasifiğe kaydı. Yükselen Asya Pasifik'le birlikte bütün bu ağırlık merkezi değişiminin tam ortasında yer alan Türkiyenin bu ekonomipoltik değişikliğin önemli bir aktörü olarak öne çıkmasına neden oldu. Bugün bu mega projeleri yapabilmek 2008 küresel ekonomi krizinden sonra çok az ülkeye nasip olabildi. Bugün Çin'den sonra en iddialı müteahhitlik hizmeti veren ülke Türkiye. Türkiyenin özgüveni ile birlikte savunma, havacılık, ekonomi, makine endüstrisi bunun en önemli sac ayağı… Milli denizaltı, milli savaş uçağı, ihalar ve sihalar çok büyük başarıya imza atıyor. Bunu kendi donanım ve yazılım teknolojisiyle yapabiliyor olmak dünyada çok az ülkeye nasip oldu. Bunun her daim Türk toplumunun ve Türkiye'nin kendi toplumsal dinamiğinin parçası olduğunu anlıyoruz. Türkiye teknoloji üretemeyen bir toplum olsa istediğiniz kadar para harcayın hiçbir proje gerçekleşmez. Bunun ticaretinin yapılabilme kabiliyeti de artık bize işlemiş bir yetenek olduğunu görüyoruz. Bu başarılar da yapıldıkça ardı ardına geliyor. Bu Cumhurbaşkanımız gibi liderlik de gerektiren bir süreç… Buna inanç lazım bu inancı katmadeğere dönüştürecek bir liderlik ve vizyon gerekiyor.

İÇİMİZE İNCE İNCE İŞLENDİ'
Yerli otomobilin küresel anlamda rekabet edemeyeceği söyleniyor, nasıl değerlendiriyorsunuz?
Çok saçma ve dünyada yaşananlardan kopuk. Maalesef Osmanlı'nın son döneminde Türkiye'deki askeri eğitimlerin Atlantik ülkelerinin müdahil olmasından sonra içimize ince ince işlenen bakış açılarıdır bu…
Resmen 19.yüzyılın sonlarından itibaren Avrupa ülkelerinin Türkiye'nin askeri eğitimlerinde aldıkları rol sonucu yetiştirdikleri sivil ve askeri bürokratları senelerce Türkiye hep Atlantikle İttifak içinde olmalı, Türkiye teknoloji üretmekte çok etkin olamaz gibi düşünceler aşılanmıştır. O yüzden bir süre sonra kurgulanan bu mekanizma bir şekilde ihtiyacımız olan teknolojik gereçleri bilhassa Atlantik ülkelerinden almalıyız gibi bir anlayış söz konusu olmuştur. Bu strateji pek çok ülkeye de uygulanmıştır. Fakat 21.yüzyılla birlikte enformasyon sıçramasıyla birlikte ülkeler kendilerine karşı uygulanan bu sinsi planı fark ettiler buna yönelik olarak yeni bir milli uyanış söz konusu oldu. Uçak endüstrisi veya teknoloji ataklarınla yerli ve milliden kasıt ülkenin o teknolojiyi üretme becerisi o ürünün üretim kalitesini ortaya koyma becerisidir. Günümüzde bir ülke kendi milli teknolojisini ortaya koyarken bunun tasarımında dünyaya nam salan tasarımcılarla da çalışabilir. Farklı yaklaşımlardan yararlanmak önemlidir.

TÜRKİYE GELECEĞİN OTOMOBİLİNE YATIRIM YAPIYOR
Volkswagen'in Türkiyeye yatırım yapma ihtimali devam ediyor, yeni otomotiv bunu etkiler mi?
Bundan etkileneceği kanaatinden değilim. Artık geleceğin teknolojisi olarak bakılan elektrikli otomobillere bugünden yarına hemen geçmek o kadar kolay değil. İçten yanmalı ya da hibrit teknolojiyle otomobil üretiminin bir süre daha devam edeceğini göreceğiz. Türkiyeye yatırım yapacak, dünyanın en önemli üretim merkezlerinden birisi olarak değerlendirilecek. Otomobil markalarına baktığımızda Türkiye'de elektrikli otomobil öncesi hibrit üretimi yapan da var. Türkiye burada akıllı bir stratejiyle belki ömrünü tamamlayacak otomobilleri bir kenara bırakarak geleceğin otomobil teknolojilerine yönelik yatırıma odaklanması akıllı bir strateji. Başka şirketlerin de türkiyede otomobil ile yatırım yapmaya devam etmesi türkiyenin önemli bir otomobil yatırım merkezi olduğu gerçeğini perçinler. Üretim ve satış stratejisinde en önemli husus kamunun alım garantisi…

'YENİ OTOMOTİV YILDA 10 MİLYAR DOLARLIK DIŞ TİCARET AÇIĞINI KAPATACAKTIR'
Türkiye bu anlamda nasıl bir tasarruf elde etmiş olacak, nasıl bir iç girdi olacak?
Türkiyenin buradaki en büyük başarısı üretilecek olan yerli ve milli otomobilin özellikle yakıt teknolojisi ile elde edilecek başarısıdır. Elektrikli otomobil için gereken bütün enerji üretim mekanizmasını bunu bütün teknolojisiyle üreten bir ülke oluyoruz. Bu da Türkiye'nin özellikle yurtdışından ithal enerji almasıyla ilgili ihtiyacı büyük ölçüde ortadan kaldıracak. Buna bağlı olarak da TBMM'de yapılacak yasal bir düzenlemeyle Türkiye'nin üretmiş olduğu elektrikli otomobil ve bu endüstriyi dikkate alınarak 2050 yılına kadar Türkiye'deki bütün araçları elektrikli yapmak mecburiyetindedir diyeceksiniz. Böylece Türkiye'de araçlar tamamen Türkiye'nin üretmiş olduğu elektrikli araçlar olacak. Dolayısıyla Türkiye'nin yurtdışına bağımlılığını da sıfırlamış olacağız. Bunun Türkiye'nin cari ve dış ticaret dengesine getireceği tasarruf senede 10 milyar dolar ve üzerinde olacaktır...

Amerika'da Trump ne yapmak istiyor?
Başkan Trump'ın temsil ettiği zihniyet ABD'nin bundan sonra son 40-50 yıl dünyada neyi empoze etmeye çalıştılarsa bunun artık devam edemeyeceği noktasına geldi. ABD'nin dünyaya yaklaşımını artık değiştirmesi gerekiyor. Ancak bu temel gerçek önümüzde durmakla birlikte bilhassa Washington'u kontrol altına almış küresel müesses nizam mekanizması da var. Bu mekanizma Amerika'nın sivil ve askeri bürokrasisine ve kongreye kendi adamlarını yetiştirip yerleştirmiş durumda. Bu nedenle Trump eğer ABD'yi zihniyet değişikliğine götürecekse Amerika'nın elindeki kaynaklarını en iyi şekilde değerlendirmesi gerekiyor. 1 trilyon dolara yakın savunma harcaması yapmak yerine harcanan paraları Amerika'nın altyapısını geliştirmeye ve yaşam standartlarını iyileştirmeye yönelik bir anlayış olmalı. Son 40 yıldır harcana 1 trilyon dolardan ciddi manada nemalanan bu nedenle bu paradan yararlanmak için kurulmuş şirketler ve bir ağ var. Bu ağı Trump açısından söküp atmak bugünden yarına kolay iş değil.

Bu yıl ABD ile Türkiye ilişkisi nasıl olacak ne beklemeliyiz?
Bu sene zor bir yıl. Trump'ın 4 sene daha devam etmesi halinde küresel müesses nizamın çok daha fazla kayba uğrayacağı ile ilgili bir şeyin farkında. Bu nedenle Trump'ın azledilmesi veya zaafiyete uğratılmasıyla Trump'ın Türkiye'nin önemini yeni fark eden bir başkan olarak yani içiçe geçti. Dolayısıyla küresel müesses nizam Trump'ı sıkıştırmak istiyorsa aynısını Amerika-Türkiye ilişkileri için de yapmak istiyor. Dolayısıyla Trump'ın seçilmesiyle Türkiye-Amerika ilişkilerinin seyrinin ne olacağı iç içe geçti. Seçimlere kadar zor bir süreç geçecek. Sonra Trump kazanırsa ilişkiler iyileşmeye başlayacaktır.
NASIL OLUYOR? / ALİ DEĞERMENCİ