Damak çatlatan restoran konsepti kurdu
Hikmet Kaygusuzer ve babası Abdurrahman Kaygusuzer , 1999 yılında marjinal bir kararla 30 yıllık şarküteri işletmeciliğini bırakarak restoran açmaya karar verdi. Fakat baba oğlun bu iş konusunda yeterli deneyiminin olmaması ve doğru aşçı seçimi yapamaması nedeniyle işler ilk zamanlar pek de yolunda gitmedi. Kaygusuzerler, tekrar marjinal bir karar alarak damak tadının başına ailenin ev hanımı Handan Kaygusuzer'i getirerek köfte ve ev yemekleri satışına başladı. Girişim ilk yıllarda 4 masadan oluşan küçük ve mütevazı bir dükkan ile devam etti. Hikmet Kaygusuzer, o dönemleri şu sözlerle anlatıyor: "Gün geldi bir çorba satarak dükkânı kapattık. Bazen ümitsizliğe kapılsak da bu işi seviyor ve inanıyorduk. Başta annem olmak üzere ailemizin gayretiyle dükkanı ayakta tutmaya çalıştık. Yavaş yavaş Urla'da tanınmaya başlamıştık."
Önceleri çevrede bankacıların, memurların tercih ettiği mekânın zamanla tanınırlığının artmaya başladığını belirten Kaygusuzer, "2005-2008 yılında her şey değişerek gurmeler bizi fark edip yazılarında ve TV programlarında bizden bahsetmeye başladılar" diyor. Artık Türkiye çapında tanınma sürecine girdiklerini belirten Kaygusuzer, "Mekânımız bize artık yetmiyordu. Müşterilerimize daha iyi hizmet verebilmek için mekânımızı büyütme kararı aldık. Bu kararımızı müşterilerimize, dostlarımıza danıştık. Bu kararın olumlu olduğunu düşünenler gibi ayak alışkanlığının değişeceğinden dolayı olumsuz düşünenler de vardı. Ancak tüm riskleri göze alarak yaptığımız işi severek ve inanarak 2008 yılında yakınımızdaki başka bir mekâna bütçemiz doğrultusunda yatırım yapıp kiracı olarak taşındık. Aldığımız kararın doğru olduğunu yakın zamanda gördük. Yeni müşteriler kazanıyorduk" diye konuşuyor.
KİRACILIKTAN MÜLK SAHİPLİĞİNE
Kaygusuzer ailesinin için 2010 yılı kritik bir dönüm noktası oldu. Yeni taşındıkları ve içine de önemli bir yatırım yaptıkları mekânın sahibi satış kararı aldı. Bu süreci nasıl yönettiklerini Hikmet Kaygusuzer şu sözlerle anlatıyor: " Dükkanı yenileme ve dekorasyonu için yüksek miktarda yatırım yapmıştık. Hala bunun borçlarını ödüyorduk. Fakat yaptığımız yatırımın boşa gitmesini istemiyorduk, dükkanı satın almak istiyorduk ve kredi arayışı içine girdik. Birçok banka çalışanı müşterimizdi ve hepsinden teklifler aldık. Bizim için bazı kriterler vardı. Uzun vadeli ve iyi bir oranda olması lazımdı. Bu noktada DenizBank devreye girdi. İstediğimiz şartları verebilen tek banka DenizBank oldu. Bize çok yardımcı oldular. Yatırım yapıp kiracı olduğumuz yer Denizbank sayesinde kendi mülkümüz oldu. Şu an için 150 kişi kapasiteli her gün 250 kişiye yemek veren ve kendini devamlı yenileyen bir müesseseyiz. Ben annemden aşçılığı babamdan da işletmeciliği öğrenerek şirketin başına geçtim. Hep birlikte Urlalıların ve tüm Türkiye'den bizi ziyarete gelenlerin akıllarından çıkmayacak lezzetleri yaratmaya devam edeceğiz. Ayrıca Urla yöresine ait özel lezzetlerin tariflerini ve hikâyelerini içeren ki çok ilginç anılara sahip çok güzel yemeklerimiz var, bir yemek kitabını da hazırlamaktayız. Hedefimiz Urla mutfağını tüm ülkeye duyurmak ve lezzetlerini herkesin tatmasını sağlamak. "