Yabancı Sermayenin Yönü ve Amacı Değişiyor!

2011’de Çin, Hindistan, Brezilya, Rusya ve Türkiye liderliğindeki 30 gelişmekte olan ülkeye 1 trilyon $’ın üzerinde yabancı sermaye girişi olacak.

Giriş Tarihi: Güncelleme Tarihi:
Yabancı Sermayenin Yönü ve Amacı Değişiyor!

Gelişmekte olan ülkelere yönelik bu giderek artan ilgi boşuna değil. 2008-09 global krizinin sonrasında ortaya çıkan çok net bir mesaj var. Çok borçlu konumdaki gelişmiş ülkelerde tüketiciler, bankalar, devletler ve şirketler uzun süre tasarruf yaparak borçlarını makul seviyelere çekmeye çalışacaklar. Bu süreçte çok yavaş büyüyebilecekler. Ama bu tür yapısal sorunları olmayan gelişmekte olan ülkeler çok daha hızlı büyüyecekler. Bunu gören gelişmiş ülke sermayesi de doğal olarak bu tür ülkelere akın ediyor.

Yabancı Sermayenin Yönü ve Amacı Değişiyor!-1

Elbette bu tür ekonomilerin hızlı büyümeleri yeni bir şey değil. Yeni olan bu ülkelerin eskisi gibi gelişmiş ülkelere ihracata dayalı değil kendi iç tüketimlerine dayalı büyüyecek olmaları. Bu süreçte tüketime elverişli demografik yapıları, giderek artan gelir düzeyi, daha fazla borçlanmaya müsait olan düşük borçluluğu ve bunu rahatlıkla finanse edebilecek sermaye ve likiditesi güçlü bankacılık sektörleri önemli rol oynayacak. O nedenle artık gelişmekte olan ülkelere giderek artan miktarda yönelen yabancı sermayenin yönü ve amacı farklılaşıyor. Eskiden bu tür ülkelerin finansal piyasalarına spekülasyon amaçlı gelirken veya Asya ağırlıklı olmak üzere ucuz işgücü imkanlarından faydalanıp kendi ülkelerine ihracat yapmak üzere üretim yapmak için gelirken artık bu ülkelerde ürettiklerini yine bu ülkelerde satmak üzere geliyorlar. Çünkü yandaki grafikten görülebileceği üzere bu ülkelerin dünya tüketiminden aldıkları pay her geçen yıl artıyor. Bu amaçla araştırma geliştirme birimlerini de taşıyor ve gelişmekte olan ülkelerdeki tüketicileri tüketim alışkanlıklarını anlamaya çalışarak buna özel ürünler geliştirmeye çalışıyorlar. Örneğin, Unilever çamaşır yıkarken sabun kullanmakta ısrar eden Hintli ev kadınlarına deterjanı sabun kalıbı şeklinde sunuyor. BMW, Almanya'da halk arabası olup Çin'de çok daha büyük kar marjlarıyla lüks segmentte sattıkları 3-20 modelinin "uzun versiyonunu" üretecek fabrika kuruyor çünkü Çinliler bu arabaları şoförlü kullanıyorlar.

2001 krizinden sonra yakalanan ekonomik başarıyla beraber benzer bir sürecin Türkiye'ye yönelik olduğunu da izledik. Bu ilgi artarak devam ediyor. 2011 yılında gelişmekte olan ekonomiler için yukarıda verdiğimiz 1 trilyon $'lık sermaye girişinin %10'una yakını Türkiye'ye gelecek. Amaç diğerlerinde olduğu gibi Türkiye'nin güçlü iç tüketiminde faydalanmak olacak. Son 10 yıl tecrübelerimiz Türk şirketlerinin kıvraklığı sayesinde genellikle global şirketlerle rekabet edebildiklerini gösteriyordu. Hatta bazı durumlarda Türkiye'ye gelen yabancı sermayenin know-how'undan (Türkçe'ye "iş yapış tarzı" olarak da çevirebiliriz) da faydalanıp daha iyi ürünler ortaya koyulduğunu izledik. Fakat artık yabancı şirketler de yukarıdaki Hindistan ve Çin örneklerinde anlatıldığı gibi daha donanımlı geliyorlar. Bir noktadan sonra KOBİ'lerimizin hem büyüklüklerini arttırarak ölçek ekonomisinden faydalanmaya, verimlilik artışlarına önem vermeye ve tabi ki otoritenin desteğini de alarak ARGE'ye daha fazla eğilmeye ihtiyaçları var. Aksi takdirde istihdamın %77'sini, üretimin %38'ini ve ihracatın %10'unu gerçekleştiren KOBİ'lerin zarar görmesi ülke ekonomisinin zarar görmesi anlamına gelecektir.

DenizBank Ekonomik Araştırma ve Strateji Grubu

Takvim Kaynak Tercihleri

Günün Manşetleri

Tüm Manşetler