Uganda’dan Yunanistan’a uzanan virüs: Batı Nil vakaları bir haftada arttı
Komşudaki tablo Türkiye’de de yakından izlenirken, Batı Nil virüsünün nasıl yayıldığı, kimlerde ağır seyrettiği ve sivrisinek ısırıklarına karşı hangi önlemlerin etkili olduğu yeniden gündemde.
Hızlı Özet Göster
- Yunanistan'da Batı Nil virüsü vakalarında artış sürüyor; 18-24 Eylül 2026 arasında 26 yeni vaka tespit edildi ve 3 kişi hayatını kaybetti.
- Yunanistan'da toplam vaka sayısı 396'ya, can kaybı ise 36'ya ulaştı ve hayatını kaybedenler 61-92 yaş aralığındaydı.
- Türkiye'de Batı Nil virüsü 2010'dan beri biliniyor ve 2024'te 6 vaka bildirildi; ancak Yunanistan'daki artış Türkiye'de salgın bulunduğunu göstermiyor.
- Virüs, kuş-sivrisinek-kuş döngüsüyle yayılıyor ve Culex cinsi sivrisinekler başlıca taşıyıcılar olarak biliniyor.
- İnsanlar için onaylanmış bir Batı Nil virüsü aşısı bulunmuyor ve ağır vakalarda destek tedavisi uygulanıyor.
Yunanistan'da Batı Nil virüsü vakalarındaki artış sürüyor. Açıklanan son verilere göre 18-24 Eylül 2026 arasında 26 yeni vaka tespit edildi, 3 kişi hayatını kaybetti.
toplam vaka
can kaybı
TÜRKİYE İÇİN NE ANLAMA GELİYOR?
Batı Nil virüsü Türkiye için yeni veya yalnızca komşu ülkeden gelebilecek bir hastalık değil. Enfeksiyon Türkiye'de 2010'dan bu yana biliniyor.
2024'te yapılan resmi açıklamada o yıl 6 vaka bildirildi.
Türkiye'nin kuş göç yolları üzerinde bulunması, Culex cinsi sivrisineklerin varlığı, uygun iklim ve ekolojik koşullar ile sivrisinek sezonunun uzaması virüsün dolaşımı açısından risk oluşturuyor.
Ancak Yunanistan'daki vaka artışı, Türkiye'de salgın bulunduğunu göstermiyor. Hastalık gündelik temasla bulaşmadığı için sınır komşuluğu veya seyahat de tek başına belirleyici sayılmıyor.
Risk, enfekte kuşların, virüsü taşıyabilen sivrisineklerin ve uygun çevre koşullarının bir araya gelmesiyle yükseliyor.
Vakaların büyük bölümü belirtisiz seyrederken ileri yaşta risk yükseliyor. | Görsel: Depo Photos
ATİNA ÇEVRESİNDE YOĞUNLAŞTI
Ağustos sonu ve eylül başında açıklanan tabloya göre vakalar, özellikle Atina'yı da içine alan Attika bölgesinde yoğunlaşmıştı. Ülkede sivrisinekle mücadele ve ilaçlama çalışmaları bu nedenle genişletildi.
Sıcak geçen kış, yağışların ardından oluşan durgun su birikintileri ve sivrisinek nüfusundaki artış, yükselişi açıklayabilecek etkenler arasında gösteriliyor.
İklim koşullarındaki değişim, sıcaklıkların yükselmesi ve sıcak mevsimin uzaması da sivrisineklerin daha uzun süre aktif kalmasına zemin hazırlayabiliyor.
Anadolu Ajansının (AA) aktardığı verilere göre, 11-17 Eylül döneminde 46 yeni vaka belirlenmişti. Toplam vaka sayısı 370'e, can kaybı 33'e çıkmıştı.
Virüsün doğadaki dolaşımında göçmen kuşların önemli bir yeri bulunuyor. Karga, kuzgun ve saksağan gibi şehirlerde de görülebilen kuşlar, enfekte sivrisineklerle birlikte virüsün farklı bölgelere taşınmasında rol oynayabiliyor.
HASTALIK NASIL BULAŞIYOR?
Virüsün doğal döngüsü kuş-sivrisinek-kuş şeklinde ilerliyor. Başlıca taşıyıcıları Culex cinsi sivrisinekler oluşturuyor.
İnsanlar ve atlar, virüsü taşıyan sivrisineğin ısırmasıyla enfekte olabiliyor. Ancak insanlar genellikle bulaş zincirini sürdüren ana kaynak sayılmıyor.
Hastalık tokalaşma, sarılma, öksürme veya hapşırma gibi gündelik temaslarla doğrudan insandan insana geçmiyor. Çok seyrek olarak kan ve organ nakliyle ya da gebelik ve emzirme bağlantılı bulaş görülebiliyor.
BELİRTİ VERMEYENLER ÇOĞUNLUKTA
Belirti görülen kişilerde sivrisinek ısırığından 2 ila 14 gün sonra ateş, baş ve kas ağrısı, halsizlik, bulantı, kusma ve zaman zaman döküntü ortaya çıkabiliyor.
Vakaların küçük bir bölümünde menenjit, ensefalit veya gevşek felç gibi ağır sinir sistemi hastalıkları gelişebiliyor.
İleri yaştakiler ile bağışıklığı baskılanmış kişilerde ağır seyir riski artıyor. Kanser, diyabet, hipertansiyon ve böbrek yetmezliği bulunanlar ile organ nakli yapılan kişiler de riskli gruplar arasında yer alıyor.
Yunanistan'da yaşamını yitirenlerin 61-92 yaş aralığında olması, ağır seyir riskinin ileri yaşlarda arttığı yönündeki tıbbi tabloyla örtüşüyor.
AŞISI VE ÖZEL TEDAVİSİ YOK
İnsanlar için onaylanmış bir Batı Nil virüsü aşısı bulunmuyor. Virüse karşı özel bir ilaç olmadığı için ağır vakalarda hastanın durumuna göre destek tedavisi uygulanıyor.
Onaylı sivrisinek kovucuların kullanılması, uzun giysilerin tercih edilmesi, pencere ve kapılara sineklik takılması ve gerektiğinde cibinlik kullanılması öneriliyor.
UGANDA'DAN DÜNYANIN FARKLI BÖLGELERİNE YAYILDI
Batı Nil virüsü ilk kez 1937 yılında Uganda'nın Batı Nil bölgesinde yaşayan bir kadından izole edildi.
Virüs zamanla Afrika'dan Avrupa, Orta Doğu ve Batı Asya'ya, ardından Kuzey Amerika'ya yayıldı.
ABD'de ilk kez 1999'da saptanan virüs, sonraki yıllarda kıtada yerleşik hale geldi. Avrupa'da ise Yunanistan ve Romanya, geçmişte büyük salgınların yaşandığı ülkeler arasında yer aldı.
21 AĞUSTOS'TA 12 ÜLKEDE 625 VAKA
Batı Nil virüsü yalnızca Yunanistan'da görülmüyor. 21 Ağustos 2026 tarihli Avrupa tablosunda 12 ülkede 625 vaka kaydedilmişti.
Bu tarihli ara fotoğrafta İtalya 311 vakayla ilk sırada yer alırken Yunanistan'da 157, İspanya'da 63 vaka bulunuyordu.
Kuzey Makedonya, Romanya, Fransa, Sırbistan, Hollanda, Arnavutluk, Avusturya, Almanya ve Kosova da vaka bildiren ülkeler arasındaydı.
Bu rakamlar yalnızca 21 Ağustos'taki durumu gösteriyor. Yunanistan'daki toplamın 24 Eylül itibarıyla 396'ya çıkması, tablonun haftalar içinde değişebildiğini ortaya koyuyor.
(Haberde yer alan görseller Takvim Foto Arşivi'ne aittir.)
