ABD basını yazdı: Trump İran kıskacında! Trump ya vuracak ya yenilgiyi kabul edecek
Wall Street Journal’da yer alan analizde, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran karşısında kritik bir yol ayrımına geldiği belirtildi. Tahran’ın nükleer taviz vermemesi ve Hürmüz Boğazı üzerinden küresel enerji trafiğini baskı altında tutması nedeniyle Trump’ın ya baskıyı artırmak ya da stratejik yenilgiyi kabullenmek zorunda kalabileceği ifade edildi.
Hızlı Özet Göster
- ABD Başkanı Donald Trump, İran'ın nükleer programından vazgeçmemesi ve müzakerelerde zaman kazanmaya çalışması nedeniyle askeri operasyonları yeniden başlatma kararı eşiğinde bulunuyor.
- İran, ABD'nin Hürmüz Boğazı'nın açılması karşılığında baskıyı azaltma teklifini reddederken, nükleer zenginleştirme tesislerini sökmemeye ve uranyum stoklarını teslim etmemeye devam ediyor.
- Trump, İran'a birkaç günlük sınırlı süre tanıdığını belirterek 'Onlara bir darbe daha indirmek zorunda kalabiliriz' uyarısında bulundu.
- ABD'nin masadaki askeri seçenekleri arasında İran'ın zenginleştirilmiş uranyum stoklarına el koymak, yeraltı tesislerini imha etmek ve petrol altyapısını hedef almak yer alıyor.
- Hürmüz Boğazı'ndan geçen ticari trafik büyük ölçüde dururken, ABD'nin İran limanlarına uyguladığı abluka Tahran ekonomisini baskı altına alıyor.
Çin gezisinden dönen ABD Başkanı Donald Trump, İran'la yürütülen savaşta kritik bir karar eşiğine geldi. The Wall Street Journal'ın haberine göre Tahran'ın müzakerelerde zaman kazanmaya çalıştığı belirtilirken, Washington'da asıl soru şu: Trump, İran'ı nükleer programından vazgeçirmek için savaşı ne kadar ileri taşımaya hazır?
ABD ile İran arasındaki çatışmanın başlamasının üzerinden neredeyse üç ay geçti. Bu süreçte Amerikan ordusu İran'ın askeri kapasitesine ağır darbeler indirirken, Tahran'ın nükleer programı da ciddi şekilde sekteye uğradı.
Ancak buna rağmen İran rejimi, Washington'un uzlaşma tekliflerini reddetmeyi sürdürdü. Hürmüz Boğazı'ndan geçen ticari trafiğin büyük bölümünün durması ise krizi yalnızca askeri değil, küresel enerji güvenliği açısından da kritik bir noktaya taşıdı.
WSJ’den Trump analizi: Ya vuracak ya yenilgiyi kabul edecek (Fotoğraflar Anadolu Ajansı'ndan alınmıştır)
KÖTÜ ANLAŞMA BASKISI
Trump yönetimi şu ana kadar İran'ın şartlarına göre şekillenen bir anlaşmaya kapıyı kapattı. Söz konusu formülün, boğazın açılması karşılığında Tahran üzerindeki baskıyı azaltacağı ancak nükleer program konusunda gerçek bir taviz içermeyeceği ifade ediliyor.
Washington'daki değerlendirmelere göre Trump, böyle bir anlaşmanın 2015'teki Obama dönemi nükleer mutabakatının yeni bir versiyonu olarak algılanacağını düşünüyor. Bu nedenle Beyaz Saray, İran'a nefes aldıracak fakat nükleer tehdidi ortadan kaldırmayacak bir mutabakata yanaşmıyor.

ATEŞKES UZADI, KRİZ DERİNLEŞTİ
Trump'ın ilan ettiği ateşkes ise sahadaki gerilimi düşürmekte yetersiz kaldı. İran'ın boğazı yeniden açma taahhüdünden geri adım attığı, Körfez ülkeleri ile bölgedeki ABD güçlerine yönelik tehditlerini sürdürdüğü belirtiliyor.
ABD'nin İran limanlarına giriş çıkışlarda uyguladığı abluka Tahran ekonomisini baskı altına alırken, rejimin enerji arzını koz olarak kullanmayı sürdürdüğü aktarılıyor. Bu tablo, ateşkesin Washington açısından stratejik bir kazanca dönüşüp dönüşmediği sorusunu gündeme taşıdı.

NÜKLEER TAVİZ YOK
ABD tarafında yapılan değerlendirmelere göre İran'ın müzakere masasında verdiği karşı teklifler, Tahran'ın nükleer programından vazgeçmeye hazır olmadığını gösterdi.
İran'ın yeraltı zenginleştirme tesislerini sökmeyi ve zenginleştirilmiş uranyum stoklarını teslim etmeyi reddetmesi, Washington'da "zaman kazanma taktiği" olarak yorumlandı.
Trump da son açıklamasında İran yönetimine yönelik sert ifadeler kullandı. "Nükleer bomba kullanacaklarından hiç şüphem yok" diyen Trump, İranlı yetkililer için "Son derece radikalleşmiş durumdalar" değerlendirmesinde bulundu.

TRUMP'TAN SINIRLI SÜRE MESAJI
Trump, savaşı yeniden başlatmaya çok yaklaştığını ancak son anda gelen bir telefonla beklemeye geçtiğini söyledi. ABD Başkanı, kendisine "Bir anlaşmaya yakın olduğumuzu düşünüyoruz" denildiğini aktardı.
Buna rağmen Trump, İran'a açık süre tanımadığını vurguladı. "Umarım savaşa girmek zorunda kalmayız ancak onlara bir darbe daha indirmek zorunda kalabiliriz" diyen Trump, karar için yalnızca birkaç günlük sınırlı bir zaman aralığına işaret etti.
Ancak Washington'da Trump'ın bu tür tehditleri sık sık yinelemesinin etkisini azalttığı görüşü de öne çıkıyor. İran'ın bu uyarıları artık ciddiye almadığı, daha fazla çatışmayı göze aldığı ve karşılık olarak Körfez'deki hedefleri baskı altında tutmaya çalıştığı belirtiliyor.

MASADAKİ ASKERİ SEÇENEKLER
İyi bir anlaşmanın mümkün olmaması halinde Trump'ın yeniden askeri güç kullanmaktan başka fazla seçeneği kalmayacağı değerlendiriliyor. Ancak bu kez operasyonun yalnızca baskı amacıyla değil, somut bir stratejik hedefe bağlanması gerektiği ifade ediliyor.
Bu hedeflerden biri, İran'ın zenginleştirilmiş uranyum stoklarına el koymak ve yeraltındaki olası zenginleştirme tesislerini imha etmek olabilir. Böyle bir adımın amacı, İran'ın nükleer tehdidini daha uzun yıllar için geriletmek ve müzakerelerin çerçevesini Washington lehine değiştirmek olarak görülüyor.

HÜRMÜZ İÇİN DENİZ VE HAVA PLANI
Bir diğer seçenek ise ABD ablukasını sürdürürken Hürmüz Boğazı'ndan geçen gemilere deniz ve hava unsurlarıyla refakat edilmesi. Bu planın askeri açıdan uygulanabilir olduğu, boğazın zorla yeniden açılması halinde zamanın Washington lehine işleyeceği savunuluyor.
Böyle bir senaryoda ABD, İran üzerindeki ekonomik baskıyı artırmayı hedefleyebilir. Tahran'ın petrol kuyularını kapatmak ve yakıt tüketimini sınırlamak zorunda kalması, rejimin iç dengelerini daha da zorlayabilir.

PETROL ALTYAPISI HEDEF OLABİLİR
Trump'ın önündeki en sert seçeneklerden biri de İran'ın petrol altyapısını aşamalı şekilde hedef almak. Şimdiye kadar bu adımdan kaçınıldı çünkü Washington, enerji piyasalarında yeni bir şok yaşanmasını istemiyor.
Ancak İran'ın uzlaşmayı reddetmesi halinde bu kartın yeniden gündeme gelebileceği belirtiliyor. Petrol gelirlerinin darbe alması, rejimi maaş ödemekte bile zorlanacak bir noktaya sürükleyebilir.
Bu süreçte ABD'nin bir yandan ablukayı sürdürmesi, diğer yandan İran içindeki muhalif unsurları desteklemesi de masadaki senaryolar arasında gösteriliyor.
RİSK İÇERMEYEN SEÇENEK KALMADI
Tüm seçenekler askeri, ekonomik ve diplomatik riskler taşıyor. Ancak gelinen noktada Trump'ın risksiz bir çıkış yolu bulunmadığı yorumları yapılıyor.
İran'la 30 gün daha müzakere edilmesini öngören yeni bir "niyet mektubu"nun imzalanması, Tahran'a zaman kazandırabilir. Bu durumun hem ABD'nin bölgedeki caydırıcılığına hem de Çin karşısındaki stratejik pozisyonuna zarar verebileceği değerlendiriliyor.
Trump geçmişte seleflerini, "kazanmak için gerekeni yapmadan savaş başlatmakla" eleştirmişti. Şimdi aynı sınav onun önünde duruyor: İran karşısında ya baskıyı artıracak ya da savaşı siyasi bir yenilgiye dönüşmeden durdurmanın yolunu arayacak.