Mekke Anlaşması’yla Körfez’de yeni dönem: Türkiye’nin rolü büyüyor

ABD ve İsrail’in İran’la altı aydır süren savaşı Körfez’de güvenlik dengelerini değiştirirken Al Jazeera, Türkiye’nin yeni savunma mimarisindeki artan ağırlığına dikkat çekti. Türkiye-Katar birleşik askeri komuta yapısı ile Suudi Arabistan ve Pakistan’ı aynı kolektif savunma hattında buluşturan Mekke Anlaşması, bölgede kurulan yeni güvenlik düzeninin en güçlü örnekleri arasında gösterildi.

Giriş Tarihi: Güncelleme Tarihi:
Takvim'i Google'a ekleyin, doğru kaynaktan haberi alın!
Mekke Anlaşması’yla Körfez’de yeni dönem: Türkiye’nin rolü büyüyor

ABD ve İsrail ile İran arasında altı aydır süren savaş, Körfez'de onlarca yıldır uygulanan güvenlik modelini değişime zorladı. İran'ın füze ve İHA saldırıları şehirleri, enerji tesislerini, havalimanlarını ve deniz yollarını tehdit ederken bölge ülkeleri ABD'yle ilişkilerini koruyarak yeni savunma ortaklıklarına yöneldi.

Al Jazeera'da yayımlanan analizde, Körfez'de oluşmaya başlayan çok katmanlı güvenlik sisteminde Türkiye'nin öneminin arttığı vurgulandı. Ankara'nın Katar'la geliştirdiği birleşik askeri komuta yapısı ile Suudi Arabistan ve Pakistan'la kurduğu savunma ortaklığı, değişen güvenlik mimarisinin öne çıkan örnekleri arasında gösterildi.

Analizde, savaşın yalnızca savunma bütçelerini ve askeri anlaşmaları etkilemediği; Körfez ülkelerinin kimlerle çalışacağı, ortaklarından ne bekleyeceği ve kriz anında nasıl hareket edeceği konusundaki yaklaşımını da değiştirdiği belirtildi.

Mekke Anlaşması dengeleri değiştirdi! Türkiye Körfez’de ağırlığını artırıyorMekke Anlaşması dengeleri değiştirdi! Türkiye Körfez’de ağırlığını artırıyor

TEHDİTLER OPERASYONEL SORUNA DÖNÜŞTÜ

Çatışmaların şehirlerin, enerji altyapısının, havalimanlarının, limanların ve deniz ticaret yollarının füze, insansız hava aracı ve diğer saldırı türlerine karşı ne kadar savunmasız olduğunu doğrudan gösterdiği belirtildi.

Daha önce tatbikatlarda ve planlama belgelerinde ele alınan tehditlerin, Körfez ülkeleri açısından acil operasyonel sorunlara dönüştüğü kaydedildi.

Körfez güvenliğinin onlarca yıl boyunca ABD'nin sağladığı dış güvenlik şemsiyesi, Washington ve diğer Batılı başkentlerle kurulan ikili ilişkiler ile Körfez İşbirliği Konseyi çatısı üzerine kurulduğu hatırlatıldı.

ABD'nin Körfez güvenliği açısından vazgeçilmez konumunu koruduğu ve öngörülebilir gelecekte merkezi rol oynamayı sürdüreceği belirtildi. Ancak yalnızca bu yapıya dayanmanın yeterli olduğu yönündeki kabulün değişmeye başladığı ifade edildi.

Mekke Anlaşması’yla Körfez’de yeni dönem: Türkiye’nin rolü büyüyor-3

TÜRKİYE'NİN ÖNEMİ ARTIYOR

Analizde, savaşın Körfez'de daha katmanlı bir güvenlik sistemine geçişi hızlandırdığına dikkat çekildi. Körfez ülkelerinin kendi aralarındaki iş birliğini güçlendirirken daha geniş bir ortak ağıyla ilişkilerini derinleştirdiği belirtildi.

Bu yeni düzende Türkiye'nin giderek daha önemli hale geldiği, Avrupa ülkelerinin ise daha güçlü bir operasyonel rol üstlenme potansiyeli taşıdığı ifade edildi. Mevcut ikili askeri ilişkilerden daha fazla katkı beklendiği, eski yapıların yanında yeni bölgesel düzenlemelerin de ortaya çıktığı aktarıldı.

Mekke Anlaşması’yla Körfez’de yeni dönem: Türkiye’nin rolü büyüyor-4

MEKKE ANLAŞMASI DİKKAT ÇEKTİ

Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması, bu dönüşümün en açık örneklerinden biri olarak gösterildi.

Anlaşmada üç ülkeden birine yönelik silahlı saldırının tümüne yapılmış sayılacağının belirtilmesi, NATO'yla karşılaştırmalara yol açtı.

Ancak analizde, bu ilkenin Körfez güvenliği açısından tamamen yeni olmadığı hatırlatıldı. Körfez İşbirliği Konseyi'nin mevcut Ortak Savunma Anlaşması'nda da bir üyeye yönelik saldırının bütün üyelere yapılmış sayıldığı ve bu taahhüdün mevcut savaş sırasında defalarca yinelendiği belirtildi.

Mekke Anlaşması'nı farklı kılan unsurun ise kolektif savunma anlayışını Körfez İşbirliği Konseyinin ötesine taşıyarak Suudi Arabistan'ı Türkiye ve Pakistan'la aynı güvenlik yapısında buluşturması olduğu vurgulandı.

Mekke Anlaşması’yla Körfez’de yeni dönem: Türkiye’nin rolü büyüyor-4

TEK İTTİFAK YERİNE ESNEK ORTAKLIKLAR

NATO benzetmesinin anlaşılabilir olduğu ancak Körfez'de gerçekte oluşan yapının gözden kaçırılmasına yol açabileceği ifade edildi. Bölgenin tek hiyerarşi ve ortak tehdit anlayışına dayanan büyük bir güvenlik ittifakına uygun olmadığı savunuldu.

Bir Körfez ülkesine yönelik tehdidin bir gün devletten, başka bir gün devlet dışı bir aktörden gelebileceğine dikkat çekildi. Bazı ülkelerin bir tehdide benzer yaklaşırken başka bir konuda tamamen farklı değerlendirmelerde bulunabileceği belirtildi.

Bu nedenle tek bir büyük ittifak yerine, farklı tehditlere karşı devreye girecek birbiriyle örtüşen ortaklıkların oluşmaya başladığı kaydedildi. Bu düzenlemelerin bazılarının Körfez ülkeleri tarafından yönetileceği, bazılarında ise Türkiye dâhil bölgesel veya Batılı ortakların yer alacağı aktarıldı.

Siyasi liderliğin saldırıya uğrayan ülkede olması, operasyonel liderliğin ise tehdidin türüne göre en uygun askeri kapasiteye sahip ortak tarafından üstlenilmesi gerektiği ifade edildi. Deniz krizinde en güçlü donanmanın, hava savunma krizinde ise en uygun teknik kapasiteye sahip ülkenin daha büyük rol oynayabileceği belirtildi.

Mekke Anlaşması’yla Körfez’de yeni dönem: Türkiye’nin rolü büyüyor-5

TÜRKİYE-KATAR MODELİ ÖRNEK GÖSTERİLDİ

Farklı ülkelerin kriz sırasında birlikte hareket edebilmesi için istihbarat paylaşımı, askeri iletişim, kararların koordinasyonu ve yetki sınırlarının önceden belirlenmesinin önemine dikkat çekildi.

Bir ülkeye yönelik saldırının bütün ortakların aynı şekilde karşılık vermesini gerektirmediği belirtildi. Desteğin istihbarat paylaşımı, hava savunması, lojistik yardım, deniz güvenliği veya en ciddi koşullarda doğrudan askeri müdahale biçiminde olabileceği ifade edildi.

Büyük bir bölgesel kurum kurulmadan da askeri entegrasyon sağlanabileceğinin örnekleri arasında Katar'ın İngiltere ve Türkiye'yle geliştirdiği ilişkiler gösterildi.

İngiliz ve Katarlı personelin ortak filoda Typhoon uçaklarıyla birlikte eğitim aldığı ve operasyon yürüttüğü hatırlatıldı. Türkiye ile Katar'ın ise birleşik bir askeri komuta yapısı geliştirdiği belirtildi.

Bu yapıların mevcut savaştan önce kurulduğuna dikkat çekilirken mart ayında ortak filoda görev yapan İngiliz Kraliyet Hava Kuvvetlerine ait bir Typhoon'un Katar'a yönelen İran saldırı dronunu düşürdüğü aktarıldı.

Mekke Anlaşması’yla Körfez’de yeni dönem: Türkiye’nin rolü büyüyor-6

TÜRKİYE'NİN ASKERİ GÜCÜ YENİ DENKLEME TAŞINIYOR

Türkiye'nin Milli Savunma Bakanlığının açıklamasına da yer verilen analizde; Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan'ın siyasi ve askeri koordinasyon, ortak tatbikatlar, hava savunması ve savunma sanayisi iş birliği planladığı belirtildi.

Bu hedeflerin operasyonel entegrasyona dönüştürülmesinin önemine işaret edildi. Mekke Anlaşması'nın gerçek gücünün üç ülkenin istihbarat paylaşabilmesine, hava savunmasını koordine edebilmesine, ortak operasyonları sürdürebilmesine ve savunma sanayisi iş birliğini somut askeri ihtiyaçlara yöneltebilmesine bağlı olduğu kaydedildi.

Analizde, Körfez'de tek bir ittifaka, lidere veya tehdit tanımına dayanmayan daha esnek bir güvenlik mimarisinin oluşmaya başladığı sonucuna varıldı.

Körfez ülkelerinin ABD'yi terk etmediği veya onlarca yıldır sürdürdüğü güvenlik ilişkilerini sona erdirmediği; bunun yerine Körfez içi iş birliğini, Türkiye gibi bölgesel aktörlerle ortaklıklarını ve Avrupa ordularıyla operasyonel bağlarını güçlendirdiği ifade edildi.

Yeni sistemin başarısının ise bir sonraki füze veya İHA saldırısında ülkelerin tehdidi birlikte görmesine, ortak karar almasına ve eş güdüm içinde karşılık verebilmesine bağlı olacağı belirtildi.

TAKVİM UYGULAMASINI İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN
Yunus Akseki
Yunus Akseki Takvim.com.tr Dünya

Günün Manşetleri

Tüm Manşetler