İsrail basınında Türkiye paniği! Afrika’daki yükselişi hedef aldılar
İsrail basını, Türkiye’nin Afrika’da diplomasi, ticaret, eğitim, savunma ve enerji alanlarında kurduğu güçlü ağı hedef aldı. Jerusalem Post’ta FETÖ aparatı Sinan Ciddi tarafından kaleme alınan görüş yazısında, Ankara’nın kıtadaki yükselen etkisi İsrail açısından “stratejik tehdit” olarak sunulurken, Türkiye ile Güney Afrika arasındaki yakınlaşmanın Tel Aviv’e karşı yeni bir diplomatik hat oluşturduğu öne sürüldü.
Türkiye'nin Afrika kıtasında son 20 yılda elde ettiği kazanımlar İsrail basınında rahatsızlık oluşturdu.
Jerusalem Post'ta, Tel Aviv güdümlü FDD'nin FETÖ'cü analisti Sinan Ciddi tarafından kaleme alınan yazıda, Türkiye ile Güney Afrika arasındaki ilişkilerin yalnızca ticari çeşitlilik veya çok kutuplu dünya arayışıyla açıklanamayacağı ileri sürüldü.
Ankara ile Güney Afrika yönetiminin İsrail'in Gazze'deki saldırılarına karşı uluslararası hukuk zemininde birlikte hareket etmesi hedef alınırken, iki ülke arasındaki iş birliği "koordineli diplomatik yapı" şeklinde tanımlandı.
FETÖ'cü Ciddi, yazısında Türkiye'nin Güney Afrika ile kurduğu ilişkinin, İsrail'in uluslararası alanda hesap vermesini amaçlayan girişimleri güçlendirdiği belirtilirken, Ankara'nın bu yakınlaşmadan siyasi ve stratejik kazanım elde ettiği savunuldu.
İsrail’in Afrika korkusu ortaya çıktı (Fotoğraflar Anadolu Ajansı foto arşivinden alınmıştır.)
İSRAİL'İN RAHATSIZLIĞI LAHEY HATTINDA BÜYÜDÜ
Görüş yazısında Türkiye ve Güney Afrika'nın İsrail'e karşı uluslararası hukuk alanındaki iş birliğine geniş yer verildi.
Ankara'nın hukuki ve diplomatik desteğinin Pretorya yönetiminin İsrail aleyhindeki girişimlerini güçlendirdiği belirtilirken, iki ülkenin Lahey merkezli süreçlerde ortak hareket etmesinin tesadüfi olmadığı öne sürüldü.
Yazar, Türkiye-Güney Afrika yakınlaşmasını İsrail'e karşı oluşturulan daha geniş bir diplomatik hattın parçası olarak değerlendirdi.
Bu yaklaşım, Türkiye'nin Gazze konusunda yürüttüğü diplomatik mücadelenin İsrail basınında oluşturduğu rahatsızlığı bir kez daha gözler önüne serdi.

12 BÜYÜKELÇİLİKTEN 44'E UZANAN DİPLOMATİK GÜÇ
Yazıda Türkiye'nin Afrika'daki diplomatik büyümesi dikkat çekici rakamlarla ortaya konuldu.
Türkiye'nin kıtadaki büyükelçilik sayısının 2002'de 12 iken bugün 44'e yükseldiği, Afrika ülkeleriyle ticaret hacminin ise 2005'te yaklaşık 5,4 milyar dolardan 2025 itibarıyla yaklaşık 41 milyar dolara çıktığı aktarıldı.
Türk Hava Yollarının yaklaşık 40 Afrika ülkesindeki onlarca noktaya ulaşması da Ankara'nın kıtadaki erişim gücünün önemli göstergelerinden biri olarak sunuldu.
İsrail basını, Türkiye'nin bu yükselişini doğal bir ticari gelişme olarak değil, uzun vadeli ve planlı bir nüfuz stratejisi olarak göstermeye çalıştı.

ÖNCE DİPLOMASİ SONRA KALICI ORTAKLIK
Jerusalem Post'ta FETÖ'cü Sinan Ciddi tarafından kaleme alınan yazıda, Türkiye'nin Afrika politikasının aşamalı ve planlı şekilde ilerlediği belirtildi.
Ankara'nın önce diplomatik ilişkiler kurduğu, ardından askerî ve polis eğitimleri, sağlık yatırımları, üniversite bursları ve altyapı projeleriyle kıtadaki bağlarını güçlendirdiği ifade edildi.
On binlerce Afrikalı öğrencinin Türkiye'de eğitim alması, Ankara'nın geleceğin siyasi, akademik ve bürokratik kadrolarıyla uzun vadeli ilişkiler kurmasının aracı olarak yorumlandı.
FETÖ'cü Ciddi, Türkiye'nin insani yardım ve eğitim faaliyetlerini dahi "bağımlılık oluşturma" çabası şeklinde sunarak Ankara'nın kıtadaki yumuşak güç kapasitesini hedef aldı.

TÜRK SİHA'LARI AFRİKA'DA DENGELERİ DEĞİŞTİRDİ
İsrail basınının en fazla rahatsızlık duyduğu alanlardan biri Türk savunma sanayisinin Afrika'daki yükselişi oldu.
Yazıda Baykar'ın 2024 yılındaki SİHA ihracatının yaklaşık 1,8 milyar dolara ulaştığı ve Türk yapımı silahlı insansız hava araçlarının 18 Afrika ülkesine satıldığı belirtildi.
Türkiye'nin savunma ihracatının yalnızca ticari kazanç sağlamadığı, aynı zamanda Ankara'ya askerî ve siyasi nüfuz kazandırdığı savunuldu.
Türk SİHA'larının Afrika ülkeleri tarafından tercih edilmesi, Washington ve Tel Aviv açısından dikkatle izlenmesi gereken bir gelişme olarak sunuldu.
FETÖ aparatı Ciddi, ayrıca bazı Afrika ülkelerindeki darbeler ile Türk savunma ürünlerinin kullanımı arasında bağ kurulmaya çalışıldı.
Yazının bu bölümünde Türkiye'nin Afrika'daki savunma iş birliklerinin güvenlik riski gibi gösterilmeye çalışılması dikkati çekti.

TÜRKİYE'NİN AFRİKA MODELİ SOMALİ'DE GÜÇ KAZANDI
Jerusalem Post, Somali'yi Türkiye'nin Afrika politikasının en kapsamlı örneği olarak gösterdi.
Türkiye'nin Mogadişu'daki TURKSOM Askerî Eğitim Üssü'nde 2017'den bu yana yaklaşık 16 bin Somali askerini eğittiği aktarıldı.
Somali'deki Türk askerî personelinin yaklaşık 400'den 800'e çıkarıldığı, bu sayının 2 bin 500'e kadar yükseltilebilmesine yönelik yetki bulunduğu belirtildi.
Türkiye'nin Somali hükümetine Eş-Şebab terör örgütüyle mücadelede verdiği askerî ve teknik destek de Ankara'nın kıtadaki etkisinin göstergesi olarak sunuldu.
FETÖ'cü Ciddi, Türkiye'nin Somali'de askerî eğitim, savunma iş birliği, ekonomik yatırım ve insani yardımı aynı anda yürütmesini Ankara'nın Afrika vizyonunun "kanıtı" olarak değerlendirdi.

ENERJİ HAMLESİ İSRAİL'İN HESAPLARINI ZORLADI
Türkiye'nin Somali açıklarında petrol ve doğal gaz arama faaliyetlerine yönelmesi de görüş yazısında geniş yer buldu.
Ankara'nın Somali karasularındaki enerji faaliyetlerinin Türkiye'nin bölgedeki ekonomik ve stratejik gücünü daha da artıracağı belirtildi.
Yazıda İsrail'in Somaliland'la geliştirdiği ilişkilerin, Türkiye'nin Somali'nin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü destekleyen politikasıyla çatıştığı savunuldu.
Başkan Recep Tayyip Erdoğan'ın İsrail'in Somaliland'a yönelik adımlarını "gayrimeşru" olarak nitelendirdiği hatırlatılırken, Somali'nin Türkiye ile İsrail arasındaki rekabetin yeni sahalarından biri haline geldiği ileri sürüldü.
Türkiye'nin askerî varlığı, enerji yatırımları ve diplomatik desteğinin aynı noktada birleşmesi, İsrail basınında Ankara'nın bölgesel hesapları bozduğu şeklinde yorumlandı.
TİKA VE MAARİF İLE KALICI BAĞ KURULDU
Yazıda Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı, Türkiye Maarif Vakfı ve sağlık kuruluşlarının Afrika'daki faaliyetleri de hedef alındı.
Nijer, Sudan ve Somali'de yürütülen eğitim, kalkınma ve sağlık projelerinin Türkiye'ye uzun vadeli siyasi ve toplumsal nüfuz sağladığı öne sürüldü.
Afrikalı öğrencilere verilen bursların, gelecekte Türkiye'ye yakın yönetici ve bürokratların yetişmesine katkı sunduğu iddia edildi.
İsrail basınının insani yardım, eğitim ve sağlık projelerini dahi stratejik tehdit olarak göstermesi, Türkiye'nin kıtadaki yumuşak gücünün oluşturduğu rahatsızlığı ortaya koydu.

AFRİKA'DA BATI'YA ALTERNATİF TÜRKİYE
Görüş yazısında Afrika ülkelerinin Türkiye ile iş birliğine yönelmesinin nedenleri de sıralandı.
Türkiye'nin Çin'in borç ağırlıklı yatırımlarına ve Rusya'nın güvenlik merkezli yaklaşımına kıyasla daha kolay iş birliği yapılabilen bir ortak olduğu ifade edildi.
Ankara'nın NATO üyesi olmasına rağmen Batılı ülkelerin siyasi şartlarını dayatmaması, Türkiye'yi Afrika yönetimleri açısından cazip hale getiren unsurlardan biri olarak gösterildi.
Yazıda Türkiye'nin Nijer ve Somali'de petrol, doğal gaz ve uranyum gibi stratejik kaynaklara ilgi göstermesinin Ankara'nın kıtadaki ekonomik gücünü artırdığı kaydedildi.

GÜNEY AFRİKA DİPLOMATİK GÜCÜ PEKİŞTİRDİ
İsrail basını, Güney Afrika'yı Türkiye'nin kıtadaki diplomatik stratejisinin önemli tamamlayıcılarından biri olarak değerlendirdi.
Ankara ile Pretorya arasındaki yaklaşık 2 milyar dolarlık ticaret hacminin sınırlı olduğu belirtilmesine rağmen, iki ülke arasındaki siyasi ve diplomatik ortaklığın çok daha geniş hedefler taşıdığı savunuldu.
Güney Afrika'nın uluslararası hukuk alanındaki ağırlığının, Türkiye'nin İsrail'e karşı yürüttüğü diplomatik mücadeleye güç kazandırdığı belirtildi.
Yazıda Pretoria yönetimi, Türkiye'nin savunma, eğitim ve ekonomik yatırımlarla oluşturduğu Afrika politikasına uluslararası meşruiyet sağlayan bir ortak gibi gösterildi.

TÜRKİYE'NİN KAZANIMLARI İSRAİL BASINININ HEDEFİNDE
Jerusalem Post'ta yayımlanan ve FETÖ aparatı Sinan Ciddi tarafından kaleme alınan görüş yazısında, Türkiye'nin Afrika'da son 20 yılda elde ettiği diplomatik, ekonomik ve askerî kazanımlar suçlayıcı ve tehditkâr bir dille hedef alındı.
Yazıda Türkiye'nin kıtadaki büyükelçilik sayısını artırması, ticaret hacmini büyütmesi, Türk Hava Yollarıyla geniş bir ulaşım ağı kurması, savunma sanayisi ihracatını geliştirmesi ve eğitim ile sağlık projeleri üzerinden kalıcı ilişkiler oluşturması, İsrail açısından "stratejik tehdit" gibi gösterilmeye çalışıldı.