Dosya | Fransa’nın kanlı 8 Mayıs’ı! Sétif ve Guelma katliamının arka planı: Müslüman erkek nüfusun yüzde 25’i yok edildi

Cezayir tarihinin en kanlı sabahı: 8 Mayıs 1945. Avrupa zaferi kutlarken, Sétif’te açılan bir bayrak Fransız sömürgeciliğinin sistematik imha operasyonunu başlattı. Sivil milislerin hazırladığı infaz listeleriyle genç Müslüman nüfusun dörtte biri yok edilirken, suçun kanıtları kireç fırınlarında yakılarak küle dönüştürüldü. 45 bin sivilin katledildiği bu büyük kıyım, Cezayir halkı için geri dönüşü olmayan bağımsızlık yolunun miladı oldu. Sétif ve Guelma katliamının yıldönümü yaklaşırken, Fransa’nın sömürge geçmişine kara leke olarak geçen olayların perde arkası yeniden gündeme geldi.

Giriş Tarihi: Güncelleme Tarihi:
Dosya | Fransa’nın kanlı 8 Mayıs’ı! Sétif ve Guelma katliamının arka planı: Müslüman erkek nüfusun yüzde 25’i yok edildi
ai haber özet Hızlı Özet Göster
  • Fransa sömürgesi altındaki Cezayir'de 8 Mayıs 1945'te bağımsızlık talebiyle düzenlenen gösteriler, Fransız güvenlik güçleri ve milislerin müdahalesiyle katliama dönüştü.
  • Sétif, Guelma ve Kerrata bölgelerinde yoğunlaşan olaylarda, bağımsız kaynaklara ve resmi Cezayir verilerine göre yaklaşık 45 bin kişi hayatını kaybetti.
  • Fransız yönetimi tarafından kurulan silahlı sivil milisler, hazırlanan infaz listeleri doğrultusunda Müslüman sivillere yönelik sistematik infazlar gerçekleştirdi.
  • Katliamın izlerini örtbas etmek amacıyla toplu mezarlardaki cesetlerin çıkarılarak kireç fırınlarında yakıldığı tarihi raporlara yansıdı.
  • Yaşanan kanlı olaylar Cezayir halkının bağımsızlık düşüncesini güçlendirerek 1954 yılında başlayacak olan Cezayir Bağımsızlık Savaşı'nın zeminini hazırladı.

II. Dünya Savaşı'nın sona erdiği 8 Mayıs 1945 tarihi, Avrupa'da zafer kutlamalarıyla anılırken, Fransa'nın sömürgesi altındaki Cezayir'de ise tarihin en kanlı katliamlarından birine sahne oldu.

Bağımsızlık ve eşit hak talebiyle sokaklara çıkan binlerce Cezayirli, Fransız güvenlik güçleri ve silahlı milislerin hedefi haline geldi. Sétif, Guelma ve Kerrata bölgelerinde başlayan olaylar kısa sürede sistematik bir toplu cezalandırma operasyonuna dönüştü.

Resmi rakamlara göre yaklaşık 45 bin Cezayirlinin hayatını kaybettiği olaylar, Cezayir'in bağımsızlık mücadelesinin dönüm noktası olarak kabul ediliyor.

Sétif ve Guelma Katliamı. (Haberin fotoğrafları sosyal medyadan alınmıştır.)

8 Mayıs 1945'te Fransa'nın gerçekleştirdiği Sétif ve Guelma Katliamı'nın yıldönümü yaklaşırken, Cezayir halkının hafızasında derin iz bırakan olayların arka planı ve sömürge yönetiminin kanlı müdahalesi yeniden gündeme geldi.

BAĞIMSIZLIK UMUDU KANLI BASTIRILDI

1945 yılına gelindiğinde Cezayir'de milliyetçi hareket giderek güç kazanmıştı. San Francisco Konferansı'nın düzenlenmesi ve Arap Birliği'nin kurulması, bağımsızlık yanlısı gruplarda uluslararası destek umudunu artırdı.

Ferhat Abbas liderliğindeki ılımlı milliyetçiler federatif yapı ve demokratik haklar isterken, Messali Hadj'ın öncülüğündeki Cezayir Halk Partisi tam bağımsızlık talebini savunuyordu.

Ancak Fransız yönetimi, 7 Mart 1944 Kararnamesi ile yalnızca sınırlı bir Müslüman seçkin gruba vatandaşlık hakkı tanıdı. Bu düzenleme, Cezayirlilerin özerklik ve bağımsızlık beklentilerini karşılamadı. Artan gerilim, 8 Mayıs 1945'te patlak veren olayların zeminini hazırladı.

Dosya | Fransa’nın kanlı 8 Mayıs’ı! Sétif ve Guelma katliamının arka planı: Müslüman erkek nüfusun yüzde 25’i yok edildi-3

FRANSIZ POLİSİ ATEŞ AÇTI

8 Mayıs sabahı Sétif'te toplanan binlerce Cezayirli, Fransız bayrağının yanında Cezayir bayrağı açarak bağımsızlık taleplerini dile getirdi. Gösterilere müdahale eden Fransız polisi ateş açtı. İlk göstericinin öldürülmesiyle birlikte olaylar büyüdü.

Fransa'nın müdahalesi kısa sürede isyan bastırmanın ötesine geçti. Bölge genelinde Müslüman sivillere yönelik sistematik infazlar başladı. Köyler bombalandı, insanlar topluca gözaltına alındı, yüzlerce kişi yargısız şekilde öldürüldü.

Dosya | Fransa’nın kanlı 8 Mayıs’ı! Sétif ve Guelma katliamının arka planı: Müslüman erkek nüfusun yüzde 25’i yok edildi-4

SİLAHLI MİLİSLER KURULDU

Dönemin Kaymakamı André Achiary koordinasyonunda silahlı sivil milisler oluşturuldu. Hazırlanan infaz listeleriyle milliyetçi isimler tek tek hedef alındı.

Tarihçiler, bölgede yaşayan 25-45 yaş arasındaki Müslüman erkek nüfusun yaklaşık yüzde 25'inin bu süreçte yok edildiğini belirtiyor.

Katliamın izlerini gizlemek isteyen Fransız yönetimi, toplu mezarlardaki cesetleri çıkararak Héliopolis'teki kireç fırınlarında yaktırdı. Bu durum, olayların boyutunun bilinçli şekilde örtbas edilmeye çalışıldığını ortaya koydu.

Dosya | Fransa’nın kanlı 8 Mayıs’ı! Sétif ve Guelma katliamının arka planı: Müslüman erkek nüfusun yüzde 25’i yok edildi-5

ÖLÜM SAYISI HALA TARTIŞILIYOR

Fransa'nın 1946'daki resmi açıklamasında 1.165 Cezayirlinin öldüğü öne sürülse de İngiliz askeri raporları 6 bin ölü ve 14 bin yaralıdan söz etti.

Bağımsız ve milliyetçi kaynaklar ise can kaybının 15 bin ila 45 bin arasında olduğunu belirtiyor.

Fransız tarafında ise 102 yerleşimcinin hayatını kaybettiği ifade ediliyor.

KaynakBildirilen Can Kaybı
Resmi Fransız Raporları (1946)1.165 Cezayirli
İngiliz Askeri Raporları6.000 Ölü, 14.000 Yaralı
Bağımsız ve Milliyetçi Tahminler15.000 - 45.000 Arası

Dosya | Fransa’nın kanlı 8 Mayıs’ı! Sétif ve Guelma katliamının arka planı: Müslüman erkek nüfusun yüzde 25’i yok edildi-6

BAĞIMSIZLIK SAVAŞININ FİTİLİ ATEŞLENDİ

Sétif ve Guelma Katliamı, Cezayirlilerin Fransa ile eşit vatandaşlık temelinde bir çözüm umudunu tamamen bitirdi. Olayların ardından bağımsızlık düşüncesi daha da güçlendi ve süreç, 1954'te başlayacak Cezayir Bağımsızlık Savaşı'nın temelini oluşturdu.

Cezayir'in bayrağında bulunan beyaz renk ruhsal saflığı, yeşil renk ile birlikte hilâl ve yıldız ise İslamiyeti simgelemektedir. Hilâl ve yıldızda bulunan kırmızı renk ise Cezayir askerlerinin Cezayir Bağımsızlık Savaşı esnasında döktükleri şehit kanlarını temsil eder.

Cezayir, yaklaşık 8 yıl süren savaşın ardından 1962'de bağımsızlığını ilan etti. Ancak Sétif ve Guelma'da yaşananlar, bugün hâlâ Fransa'nın sömürge geçmişindeki en büyük insan hakları ihlallerinden biri olarak görülüyor.

Günün Manşetleri

Tüm Manşetler