BM'de uzmanlar, Gazze'de soykırım olduğuna işaret etti
Soykırımcı İsrail, ABD ve Batı'nın kesintisiz desteği gölgesinde Gazze'de Müslümanlara yönelik sistematik bir katliam süreci yürütüyor. Siyonist İsrail ordusu, abluka altındaki Gazze Şeridi'ne 7 Ekim'den bu yana bölgedeki sivil yerleşim yerleri, cami, hastane ve kilise olmak üzere birçok yeri ayrım gözetmeksizin vuruyor. Binlerce masum sivili katleden katil İsrail'e tepkiler çığ gibi büyürken bir tepki de BM'de düzenlenen panelden geldi. Birleşmiş Milletler Filistin Halkının Vazgeçilmez Haklarının Kullanılması Komitesi tarafından düzenlenen panelde söz alan uzman, profesör, hukuk danışmanı ve avukatlar, Gazze'de soykırıma şahit olunduğunu söyledi.
Terör devleti İsrail, Gazze'de dünyanın gözü önünde soykırıma devam ediyor. 7 Ekim'den bu yana İsrail bombardımanında 18 bin 412 Filistinli katledildi.
Binlerce masum sivili katleden katil İsrail'e tepkiler çığ gibi büyürken bir tepki de BM'de düzenlenen panelden geldi.
Komite, New York'taki Birleşmiş Milletler (BM) binasında "2023 Gazze Savaşı: Soykırımı Önleme Sorumluluğu" başlıklı panel organize etti.
Burada konuşan Filistin'in BM Daimi Temsilci Yardımcısı Feda Abdelhady-Nasser, Gazze'de şu anda en acil ihtiyacın ateşkes olduğunun altını çizdi.

Abdelhady-Nasser, "İsrail'in Gazze ve işgal altındaki topraklarda Filistinli çocuklar, kadınlar ve erkeklere yönelik katliamını durdurmak ve halkımızın topraklarından zorla sürülmesini engellemek için adım atılması lazım." dedi.

"GAZZE'DE GERÇEKLEŞEN SOYKIRIMIN TARİHE DAYANDIĞINI GÖRÜYORUZ"
Kar amacı gütmeyen bir kuruluş olan Kudüs Fonu'nun İcra Direktörü Jehad Abusalim de "Bugün sizinle sadece Gazze konusunda bir uzman değil, hayatının çoğunu orada geçirmiş ve hala ailesi, arkadaşları orada olan bir kişi olarak konuşuyorum." ifadesini kullandı.
Abusalim, İsrail'in saldırıları nedeniyle can kaybı sayısının çok hızlı şekilde arttığını ve yıkımı tam olarak algılamanın mümkün olmadığını anlattı.
"Eğer İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik tutumunu daha geniş ve geçmişe dayanarak ele alırsak, Gazze'de şu anda gerçekleşen soykırımın tarihe dayandığını görüyoruz." diyen Abusalim, sürecin 1948'de Nekbe'yle başladığını ve bugün sürdüğünü dile getirdi.
Abusalim, İsrail'in başından beri Filistinlilere haklarını vermeyi inkar ettiğini belirterek, "Bunu yıllardır zorla ve şiddetle gerçekleştiriyor." ifadelerini kullandı.

"ÇOK AÇIK BİR ŞEKİLDE SOYKIRIM NİYETLERİNİ DİLE GETİRİYORLAR"
Stockton Üniversitesi Holokost ve Soykırım Çalışmaları'ndan Doç. Dr. Raz Segal, İsrail'in "tüm sivil toplumu düşman ve askeri hedef" olarak göstermesinin bilinen bir soykırım uygulaması olduğunu vurguladı.
İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog'un, düşmanı 13 Ekim'de "tüm Gazze halkı, bir millet" olarak tanımlamasının herkesi alarma geçirmiş olması gerektiğine işaret eden Segal, "BM Soykırımın Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi çerçevesinde olayları soykırım olarak adlandırmak için niyet ve faaliyet olması gerekiyor. İsrailli liderlerin çok sayıda açıklamaları Filistin halkını yok etmeye yönelik niyeti ortaya koyuyor." diye konuştu.
İsrailli yetkililer ve ordunun son iki aydır bu "niyet" doğrultusunda hareket ederek eşi benzeri görülmemiş boyutta ölüme yol açtıklarını aktaran Segal, İsrail'in BM Soykırımın Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi'nin sadece "bir grubun üyelerinin öldürülmesi, fiziksel ya da ruhsal açıdan zarar verilmesi" maddesini değil, aynı zamanda "grup üyelerinin fiziki varlığını tümüyle ya da kısmen sona erdirecek yaşam koşullarıyla yüz yüze bırakılması" maddesini de ihlal ettiğini kaydetti.

Segal, Gazze'ye yönelik kuşatmanın bunun örneği olduğunu, İsrail'in Gazze'de üniversiteler, okullar, hastaneler, ibadethaneler ve tarlalar dahil "her şeyi" hedef aldığını söyledi.
Özellikle tarlaların vurulmasının "İsrail'in Filistinlilerin geri dönmesini istemediğinin göstergesi" olduğunun altını çizen Segal, soykırıma ilişkin ifadelerin siyasetin yanı sıra kamuoyunda, medyada ve günlük hayatta görüldüğüne işaret etti.
Segal, "İsrailli liderler, savaş kabinesi bakanları ve üst düzey ordu yetkilileri çok açık bir şekilde soykırım niyetlerini dile getiriyor ve karşılarında bunu kabul eden hatta teşvik eden bir toplum bulunuyor. Siyasi ve ordu yetkilileri de bunun farkında. 'Filistin'de masum kimsenin olmadığı, Filistinli çocukların terörist olduğu ve İsrail ordusunun Gazze'ye geride bir şey kalmayacak şekilde yakması gerektiğini' düşünerek hareket ediyorlar." değerlendirmesinde bulundu.
Doç. Dr. Raz Segal, ülkelerin acilen sorumluluklarını yerine getirerek soykırımı sonlandırması gerektiğine vurgu yaptı.

"HUKUKİ ARAŞTIRMA VE SAHADAKİ DURUM, FİLİSTİN'DE SOYKIRIMA ŞAHİT OLDUĞUMUZU GÖSTERİYOR"
"Filistin için Hukuk" adlı kuruluşta hukuk danışmanı olarak görev yapan Hannah Bruinsma, İsrail'in on yıllardır şiddet, savaş suçu, insanlığa karşı suç ve şimdi de soykırım işlediğini dile getirdi.
Bruinsma, "Gerçekleştirdiğimiz hukuki araştırma ve sahadaki durum, Filistin'de şu anda soykırıma şahit olduğumuzu gösteriyor." diyerek, bu olurken BM Güvenlik Konseyi'nin ateşkes çağrısında bile bulunamadığını anımsattı.
Soykırımın acilen sonlandırılması gerektiğine dikkati çeken Bruinsma, normalde soykırım niyetinin kanıtlanmasının zor olduğunu ancak bu durumda İsrailli yetkililerin niyetlerini açık bir şekilde dile getirdiklerini belirtti.
Bruinsma, şimdiye kadar emir komuta zincirinde yer alan kişilerin yaklaşık 500 açıklamasını derlediklerini, bunların da soykırım niyetini ortaya koyduğunu kaydetti.

"İNSANİ KRİZ İNSANLAR TARAFINDAN OLUŞTURULDU"
Kar amacı gütmeyen kuruluş "Anayasal Haklar Merkezi"nden avukat Katherine Gallagher da "Karşılaştığımız insani krizin insanlar tarafından oluşturulduğunu unutmamamız gerekiyor." dedi.
Gallagher, Filistin'de hem soykırım niyeti hem de faaliyetinin açık şekilde görüldüğünün altını çizerek, Gazze'nin 16 yıldır ambargo ve askeri saldırılara maruz bırakıldığını, toplumun çok kırılgan hale geldiğini ifade etti.