Kur'an-ı Kerîm'in dünya semasında parıldadığı ve Efendimiz (s.a.s.)'in sadrına indirildiği, bin aydan hayırlı, mübarek gece: Kadir Gecesi
Müminlere rahmet için seçilmiş kutlu gece
Giriş Tarihi:
* Efendimiz (s.a.s.) buyurdular;
"Kim inanarak ve sevabını Allah'tan bekleyerek Kadir Gecesi'ni ibadetle geçirirse geçmiş günahları bağışlanır." (Buhari-Müslim) buyurmuşlardır.
Ve Efendimiz (s.a.s.) başka bir hadis-i şeriflerinde, Kadir Gecesi'nin ramazanın son yedi gecesinde aranması gerektiğini de işaret buyurmuşlardır. Bir sahabeyi kiramın sorusu üzerine de ramazanın son on gününü Kadir Gecesi'nin saklı olduğu zaman dilimi olarak işaret etmişlerdir.
Bu hadis-i şeriflerden anlaşılıyor ki zaten rahmet, mağfiret mevsimi olan ramazanın son günleri ciddiyetle ibadet edilmesi gereken gecelerdir. Din, hürmet ve saygı ister; hürmetsizlik ve saygısızlık kişiyi feyiz ve bereketten alıkoyar.
Dine saygı göstermenin de en güzel şekli, Allah ve Resulünün tavsiye ettiği şekil üzere hareket etmekten geçer.
* Efendimiz (s.a.s.), daha evvelce zikrettiğimiz gibi ramazanın son on günü itikafa girerler. Hatta yine ashab-ı kiramın anlattığını göre, son gece - adeta durmaksızın- çok ciddi bir şekilde Efendimiz (s.a.s.)'in ibadetle meşgul olduğunu beyan ederler. Dolayısıyla bu günleri çok dikkatlice geçirmek icap eder.
Milyonlarca müminin ittifak ederek ibadet ettikleri gece, elbette Kadir Gecesi'nin feyzinden insanları hissedar kılar.
* Milyarla ifade edebileceğimiz Müslümanlar, ramazanın yirmi yedinci gecesini yani bu geceyi Kadir Gecesi olarak hüsnüzan etmişlerdir. Elbet bu kadar müminin 'âmin' diyerek gözyaşları döktüğü gece eller boş çevrilmez, muhakkak Kadir Gecesi'nin feyzinden ikram edilir. Kadir Gecesi'nin berekâtını ibadet tâatla kazanmak mümkündür.
Bu gece neler yapmalıyız?
* Evet, herkes bu soruyu sorar, bir formül bulmaya çalışır. Kadir Gecesi yapılabilecek şeyleri anlatmaya kalksak bir aylık yazı dizisi hazırlamamız icap eder. Biz burada en mühimlerini zikredelim.
* Bir insan Kadir Gecesi'yle ihya olmak istiyor ise ve bu güne kadar düzenli namaz kılmamış ise bu geceyle tövbe edip, Allah Teâlâ'ya boynunu büküp namaza başlar, Allah Teâlâ'ya söz verirse, işte o zaman bin aydan hayırlı bir geceye erişmiş olur.
Namazına ve orucuna dikkat edenler için Kadir Gecesi bulunmaz bir fırsattır
* Şayet bu güne kadar hiç oruç tutmadıysa, mazereti olmadığı halde oruçtan uzak kaldıysa, bu gece onun için bir fırsattır. Cenâb-ı Hakk'a tövbe - istiğfar eder, yalvarır, yakarır, günahlarının affını ister, oruçla namaza başlamak için Rabb'inden yardım ister ve söz verirse, bin aydan hayırlı Kadir Gecesi'ne erişmiş demektir.
* Namazını kılıyor, orucunu tutabiliyor ise bu gece her zamanki gibi teravih namazını kılar, kaza namazı varsa hiç olmazsa bir günlük kaza namazı kılar, ömründe kılmadığı namazları tamamlayacak şekilde Cenâb-ı Hakk'a söz verir, dua ve zikirle bu geceyi geçirebilirse, Cenâb-ı Hakk'ın elbet rahmetine ve selamına erişir.
* Yukarıda anlatılanların yanında ayrıca akrabasından veya arkadaşlarından küs olduğu kişileri arar, onlarla buluşur, helallik alabilirse üzerindeki kul haklarını telafi etmek için bir karar verir ve bu geceden itibaren onu yerine getirmek için çalışırsa, yine bu kişi Kadir Gecesi'ni ihya edenlerden sayılır.
Kur'an-ı Kerîm'siz Kadir Gecesi olmaz
* Cenâb-ı Hak, Kadir Gecesi'nin büyüklüğünü beyan ederken, bu şerefin Kur'an-ı Kerîm'den olduğunu ayet-i kerimede açıkça zikretmiştir.
Kur'an-ı Kerim'le ülfet etmeyen, Kur'an-ı Kerîm'le alışverişi olmayan kişinin Kadir Gecesi'nden haberdar olması çok ama çok zordur.
* Hiç Kur'an-ı Kerîm bilmeyen bir kişi eğer hala öğrenme imkânı varsa bu gece Kur'an-ı Kerîm okumaya başlayacağına söz verir, hatta bildiği sureleri Kur'an-ı Kerîm'den açıp hem yüzünden okumaya çalışır hem de ezberinden sureleri tekrar tekrar okursa, elbette Kadir Gecesi'nin bereketinden nasiptar olur.
Bu gece Kur'an okuyanların daha fazla okumaya gayret etmeleri, boş sözlerle vakit kaybetmeyip bildikleri sureleri bile olsa çokça okumaları, istifadeleri için çok iyi olacaktır.
Kur'an-ı Kerîm okuyan hafızlara, Kur'an kursu talebelerine, Kur'an öğreten âlimlere, hocalara ihsan ve ikramda bulunmak, Kadir Gecesi'nin temsil ettiği makama uygun bir hareket olacaktır. Efendimiz (s.a.s.) Uhud'da şehitleri defnederken hepsini büyükçe açılmış bir kabre yerleştirdiler ve içlerinde en çok Kur'an-ı Kerîm okuyanı öne yani kıbleye yakın yere koydular.
Demek ki Kur'an-ı Kerîm'i bilmenin hususi bir şerefi vardır. Ve yine bir hadis-i şeriflerinde Efendimiz (s.a.s.) mealen, ahret gününde mümin kişilere; "Kur'an oku ve yüksel, Kur'an oku ve yüksel," denilerek "onun dünyada okuduğu Kur'anlar hatırlatılacak ve kişi okuduğu ayetler miktarınca derece derece yükseltilecektir." buyurmuşlardır.
* Dostlar, dost acı söyler. Aslında hakikati söyler, bize acı gelir.
Hakikat baldan tatlıdır. Ama kişinin mizacı bozulursa balı bile zehir zanneder.
Kur'an'la alakası olmayan kişinin Kadir Gecesi'yle alakası yoktur.
Bu sebepten bu gece Allah Teâlâ'ya yalvarmalı, "Ya Rabbi, beni Kur'an'la buluştur, Kur'an-ı Kerîm'den beni mahrum etme." diyerek gözyaşı dökmelidir.
Belki böylece Kur'an-ı Kerim'le buluşur ve bu vesile ile Kur'an-ı Kerîm'den de, bu geceden de nasiptar olur.
Kaza namazı ve nafile namazlar için bu geceler en güzel mevsimdir.
* Hz. Ali (r.a.)'dan gelen rivayetle, bu geceye mahsus Kadir Gecesi namazı olduğunu biliyoruz. Yine Efendimiz (s.a.s.)'in en yakınlarından Hz. Abbas (r.a.), tespih namazını tavsiye ettiğini de bilmekteyiz. Kaza namazı, Kadir Gecesi namazı, tespih namazı ve diğer nafile namazlar bu gece kılınabilir.
Ama kelime-i tevhid çekmek, Kur'an-ı Kerîm okumak, salavat-ı şerifler getirmek ve Efendimizin bu gece tavsiye ettiği "Allahumme inneke afuvvün kerimün tuhibbul affe fafü anni" yani "Ya Rabbi sen affedicisin, affetmeyi seversin, beni affeyle." veyahut "Hepimizi affeyle." diye dua etmek, bu gecenin ihyası için bir vesiledir.
Son bir hatırlatmada bulunalım.
Lütfen cami cami dolaşmaktansa, ciddiyetle ibadet edebileceğiniz bir mekânda yahut camide, sükûnetle ve ibadetle vaktinizi geçiriniz, dolaşarak, gezi yaparak bu kıymetli vakitleri heba etmeyiniz.
* * *
GÖNÜL SAHİFESİ
İstanbul Karagümrük'teki Canfeda Hatun Camii'sine ismini veren Canfeda Hatun, vakti Osmanlı'da Topkapı Sarayı hizmetinde bulunan bir hanımdır.
Canfeda Hatun, bir ramazan gecesi sarayın avlusunda bulunduğu sırada tüm ağaçların âdetâ secde ediyormuşçasına eğildiklerini ve o vaziyette beklediklerini görür; bir yandan da kulağına tekbir ve tehlîl sesleri gelmektedir. Kendi kendisine; "Herhalde bu gece Kadir Gecesi…" diyerek gözyaşlarıyla hamd ü senâ ederken içinden; "Ben bunu anlatsam da kimse inanmaz, en iyisi bir nişâne bırakayım da hem kendim hem de başkası hayal olmadığına kâni olsun." der ve başörtüsünün altındaki iç yemenisini çıkartıp secde halindeki uzun bir selvinin tepesine bağlar. Sabah namazından sonra tekrar avluya çıkıp da yüksek selvinin en tepesinde yemenisinin bulunduğunu görünce rahatlar ve Cenâb-ı Hakk'a şükreder. Hemen saray görevlilerine, padişaha bir müjdesi olduğunu ve muhakkak huzura çıkması gerektiğini söyler.
Padişah, huzura kabul buyurduğu Canfedâ Hatun'a; "Hanım, ne müjdesi vereceksin?" diye sual edince Canfedâ Hatun; "Efendim, elhamdülillâh Kadir Gecesi'ne eriştik, hem size, hem ümmet-i Muhammed'e bol bol dualar eyledik.
Şu anda Kadir Gecesi'nin gününü idrak ediyoruz. Şükürler olsun ki saraydaki tüm bendeleriniz ve hatta bahçenizdeki dallar, ağaçlar bile Cenâb-ı Hakk'a ibadet imkânını bu güzel mekânda yaşamış ve bulmuştur.
Hak ve adaletle mülkünüz daim ve bâkî olsun. Hem size hem ümmet-i Muhammed'e müjdeler olsun!" diye cevap verir. Padişah; "Maşaallah barekallah, lâkin bunu herkes iddia edebilir; sen Kadir Gecesi olduğunu nereden bildin, başka anlatacakların yahut bir delilin var mı?" diye tekrar sual eyler.
Canfedâ Hatun da seher vaktinde yaşadıklarını bir bir anlattıktan sonra servinin tepesine bağladığı yemeninin hâlâ yerinde durduğunu arz eder.
Bunun üzerine padişah maiyyetiyle beraber sarayın avlusuna çıkıp da nişâneyi görünce gözyaşları içinde hamd ü senâ eder. Canfeda Hatun'a dönerek; "Hatun, dile benden ne dilersen!" diye sorunca Canfedâ Hatun da der ki; "Efendim, ne dileyeyim? Önce sıhhat ve âfiyetiniz ama…" Padişahın; "Ama ne, söyle, çekinme?" diye üstelemesi üzerine Canfedâ Hatun; "Sultanım, ben hep mescid bina edenlere özenirim. Elhamdülillâh maaşım yerinde fakat mescid yaptırmaya kudretim yetmez.
Lûtfedip ceb-i hümâyununuzdan fakîre atâda bulunsanız da bu hayırlı işe önce Cenâb-ı Hakk'ın lûtfuyla sonra da sizin ihsanınızla muvaffak olsam diye düşünürüm. Beni dilşad eder, âbâd edersiniz." diyerek ricasını bildirir.
İşte Karagümrük'te Canfedâ Hatun Camii'nin inşası böyle bir vesileyle olmuştur.
* * *
AYET-i KERiME
* "Biz onu (Kur'ân'ı) Kadir Gecesi'nde indirdik.
Bilir misin nedir Kadir Gecesi?
Kadir Gecesi bin aydan hayırlıdır.
Melekler ve Rûh, o gece Rab'lerinin izniyle her iş için iner de iner.
Esenliktir o, tâ tan yeri ağarıncaya kadar!"
Kadir Suresi
* * *
Hz. İnsan'dan insana sesleniş
HADiS-i ŞERiF
* Aişe (r.a.)'dan rivayet edilmiştir. Resulullah (s.a.s.) ramazan ayının son günü girdiğinde geceyi ibadetle ihya eder, ailesini gece ibadetine uyandırırdı. İbadete karşı daha fazla ehemmiyet gösterir, (büyük bir gayretle ve heyecanla) ibadete davranırdı.
Buhari / Müslim / Ebu Davud / Tırmızi
Ramazanın son gecesi artık ramazan bitti diye tatlı yapmakla, börek yapmakla yahut elbise bulup buluşturmakla mübarek saatleri harcamamalı; duaların reddolunmayacağı bu gece, bayram sabahına ibadetle kavuşulmalıdır. Tabii ki kulları sevindirmek için hazırlık yapılabilir fakat işin ruhu ve manası feda edilmemelidir.
* * *
SORDUM ÖĞRENDİM
* Her zaman dua yapılabilir mi, özel dua yapma vakitleri var mıdır?
İslam dinine göre dua için mutlaka uyulması gereken özel bir zaman ve mekân tahsis edilmiş değildir. Her yerde her zaman dua edilebilir. Nitekim Kur'an-ı Kerîm'de: "Akşama ulaştığınızda ve sabaha kavuştuğunuzda, gündüzün sonunda ve öğle vaktine eriştiğinizde, Allah'ı tespih edin (namaz kılın). Göklerde ve yerde hamd O'na mahsustur." (Rum, 30/17) buyurularak, ibadet ve duanın gün içine yayılmasının önemi vurgulanmıştır.
Bununla birlikte Kur'an ve hadislerden anlaşıldığına göre gece seher vaktinde yapılan dualar daha makbuldür (Tirmizi, Deavat, 80). Âl-i İmran suresi 16-17. ayetlerde cennetlikler şöyle müjdelenir: "(Onlar) 'Rabbimiz, biz iman ettik. Bizim günahlarımızı bağışla. Bizi ateş azabından koru.' diyenler, sabredenler, doğru olanlar, huzurunda gönülden boyun büküp divan duranlar, Allah yolunda harcayanlar ve seherlerde (Allah'tan) bağışlanma dileyenlerdir."
Bir başka ayette de şöyle buyurulmuştur: "Onlar, geceleri az uyuyanlardı.
Seher vakitlerinde bağışlanma dilerlerdi." (Zariyat, 51/15-18) Ramazan gecelerinde, Arafat vakfesinde, gece vakitlerinde, ezan okunduğu ve kamet getirildiği sıralarda, farz namazların sonunda yapılan duaların kabul edileceği hadis-i şeriflerde beyan edilmiştir
(Müslim, ).
* * *
Allahumme inneke afuvvün kerimün tuhibbul affe fafü anni
Âmin.
"Kim inanarak ve sevabını Allah'tan bekleyerek Kadir Gecesi'ni ibadetle geçirirse geçmiş günahları bağışlanır." (Buhari-Müslim) buyurmuşlardır.
Ve Efendimiz (s.a.s.) başka bir hadis-i şeriflerinde, Kadir Gecesi'nin ramazanın son yedi gecesinde aranması gerektiğini de işaret buyurmuşlardır. Bir sahabeyi kiramın sorusu üzerine de ramazanın son on gününü Kadir Gecesi'nin saklı olduğu zaman dilimi olarak işaret etmişlerdir.
Bu hadis-i şeriflerden anlaşılıyor ki zaten rahmet, mağfiret mevsimi olan ramazanın son günleri ciddiyetle ibadet edilmesi gereken gecelerdir. Din, hürmet ve saygı ister; hürmetsizlik ve saygısızlık kişiyi feyiz ve bereketten alıkoyar.
Dine saygı göstermenin de en güzel şekli, Allah ve Resulünün tavsiye ettiği şekil üzere hareket etmekten geçer.
* Efendimiz (s.a.s.), daha evvelce zikrettiğimiz gibi ramazanın son on günü itikafa girerler. Hatta yine ashab-ı kiramın anlattığını göre, son gece - adeta durmaksızın- çok ciddi bir şekilde Efendimiz (s.a.s.)'in ibadetle meşgul olduğunu beyan ederler. Dolayısıyla bu günleri çok dikkatlice geçirmek icap eder.
Milyonlarca müminin ittifak ederek ibadet ettikleri gece, elbette Kadir Gecesi'nin feyzinden insanları hissedar kılar.
* Milyarla ifade edebileceğimiz Müslümanlar, ramazanın yirmi yedinci gecesini yani bu geceyi Kadir Gecesi olarak hüsnüzan etmişlerdir. Elbet bu kadar müminin 'âmin' diyerek gözyaşları döktüğü gece eller boş çevrilmez, muhakkak Kadir Gecesi'nin feyzinden ikram edilir. Kadir Gecesi'nin berekâtını ibadet tâatla kazanmak mümkündür.
Bu gece neler yapmalıyız?
* Evet, herkes bu soruyu sorar, bir formül bulmaya çalışır. Kadir Gecesi yapılabilecek şeyleri anlatmaya kalksak bir aylık yazı dizisi hazırlamamız icap eder. Biz burada en mühimlerini zikredelim.
* Bir insan Kadir Gecesi'yle ihya olmak istiyor ise ve bu güne kadar düzenli namaz kılmamış ise bu geceyle tövbe edip, Allah Teâlâ'ya boynunu büküp namaza başlar, Allah Teâlâ'ya söz verirse, işte o zaman bin aydan hayırlı bir geceye erişmiş olur.
Namazına ve orucuna dikkat edenler için Kadir Gecesi bulunmaz bir fırsattır
* Şayet bu güne kadar hiç oruç tutmadıysa, mazereti olmadığı halde oruçtan uzak kaldıysa, bu gece onun için bir fırsattır. Cenâb-ı Hakk'a tövbe - istiğfar eder, yalvarır, yakarır, günahlarının affını ister, oruçla namaza başlamak için Rabb'inden yardım ister ve söz verirse, bin aydan hayırlı Kadir Gecesi'ne erişmiş demektir.
* Namazını kılıyor, orucunu tutabiliyor ise bu gece her zamanki gibi teravih namazını kılar, kaza namazı varsa hiç olmazsa bir günlük kaza namazı kılar, ömründe kılmadığı namazları tamamlayacak şekilde Cenâb-ı Hakk'a söz verir, dua ve zikirle bu geceyi geçirebilirse, Cenâb-ı Hakk'ın elbet rahmetine ve selamına erişir.
* Yukarıda anlatılanların yanında ayrıca akrabasından veya arkadaşlarından küs olduğu kişileri arar, onlarla buluşur, helallik alabilirse üzerindeki kul haklarını telafi etmek için bir karar verir ve bu geceden itibaren onu yerine getirmek için çalışırsa, yine bu kişi Kadir Gecesi'ni ihya edenlerden sayılır.
Kur'an-ı Kerîm'siz Kadir Gecesi olmaz
* Cenâb-ı Hak, Kadir Gecesi'nin büyüklüğünü beyan ederken, bu şerefin Kur'an-ı Kerîm'den olduğunu ayet-i kerimede açıkça zikretmiştir.
Kur'an-ı Kerim'le ülfet etmeyen, Kur'an-ı Kerîm'le alışverişi olmayan kişinin Kadir Gecesi'nden haberdar olması çok ama çok zordur.
* Hiç Kur'an-ı Kerîm bilmeyen bir kişi eğer hala öğrenme imkânı varsa bu gece Kur'an-ı Kerîm okumaya başlayacağına söz verir, hatta bildiği sureleri Kur'an-ı Kerîm'den açıp hem yüzünden okumaya çalışır hem de ezberinden sureleri tekrar tekrar okursa, elbette Kadir Gecesi'nin bereketinden nasiptar olur.
Bu gece Kur'an okuyanların daha fazla okumaya gayret etmeleri, boş sözlerle vakit kaybetmeyip bildikleri sureleri bile olsa çokça okumaları, istifadeleri için çok iyi olacaktır.
Kur'an-ı Kerîm okuyan hafızlara, Kur'an kursu talebelerine, Kur'an öğreten âlimlere, hocalara ihsan ve ikramda bulunmak, Kadir Gecesi'nin temsil ettiği makama uygun bir hareket olacaktır. Efendimiz (s.a.s.) Uhud'da şehitleri defnederken hepsini büyükçe açılmış bir kabre yerleştirdiler ve içlerinde en çok Kur'an-ı Kerîm okuyanı öne yani kıbleye yakın yere koydular.
Demek ki Kur'an-ı Kerîm'i bilmenin hususi bir şerefi vardır. Ve yine bir hadis-i şeriflerinde Efendimiz (s.a.s.) mealen, ahret gününde mümin kişilere; "Kur'an oku ve yüksel, Kur'an oku ve yüksel," denilerek "onun dünyada okuduğu Kur'anlar hatırlatılacak ve kişi okuduğu ayetler miktarınca derece derece yükseltilecektir." buyurmuşlardır.
* Dostlar, dost acı söyler. Aslında hakikati söyler, bize acı gelir.
Hakikat baldan tatlıdır. Ama kişinin mizacı bozulursa balı bile zehir zanneder.
Kur'an'la alakası olmayan kişinin Kadir Gecesi'yle alakası yoktur.
Bu sebepten bu gece Allah Teâlâ'ya yalvarmalı, "Ya Rabbi, beni Kur'an'la buluştur, Kur'an-ı Kerîm'den beni mahrum etme." diyerek gözyaşı dökmelidir.
Belki böylece Kur'an-ı Kerim'le buluşur ve bu vesile ile Kur'an-ı Kerîm'den de, bu geceden de nasiptar olur.
Kaza namazı ve nafile namazlar için bu geceler en güzel mevsimdir.
* Hz. Ali (r.a.)'dan gelen rivayetle, bu geceye mahsus Kadir Gecesi namazı olduğunu biliyoruz. Yine Efendimiz (s.a.s.)'in en yakınlarından Hz. Abbas (r.a.), tespih namazını tavsiye ettiğini de bilmekteyiz. Kaza namazı, Kadir Gecesi namazı, tespih namazı ve diğer nafile namazlar bu gece kılınabilir.
Ama kelime-i tevhid çekmek, Kur'an-ı Kerîm okumak, salavat-ı şerifler getirmek ve Efendimizin bu gece tavsiye ettiği "Allahumme inneke afuvvün kerimün tuhibbul affe fafü anni" yani "Ya Rabbi sen affedicisin, affetmeyi seversin, beni affeyle." veyahut "Hepimizi affeyle." diye dua etmek, bu gecenin ihyası için bir vesiledir.
Son bir hatırlatmada bulunalım.
Lütfen cami cami dolaşmaktansa, ciddiyetle ibadet edebileceğiniz bir mekânda yahut camide, sükûnetle ve ibadetle vaktinizi geçiriniz, dolaşarak, gezi yaparak bu kıymetli vakitleri heba etmeyiniz.
* * *
GÖNÜL SAHİFESİ
İstanbul Karagümrük'teki Canfeda Hatun Camii'sine ismini veren Canfeda Hatun, vakti Osmanlı'da Topkapı Sarayı hizmetinde bulunan bir hanımdır.
Canfeda Hatun, bir ramazan gecesi sarayın avlusunda bulunduğu sırada tüm ağaçların âdetâ secde ediyormuşçasına eğildiklerini ve o vaziyette beklediklerini görür; bir yandan da kulağına tekbir ve tehlîl sesleri gelmektedir. Kendi kendisine; "Herhalde bu gece Kadir Gecesi…" diyerek gözyaşlarıyla hamd ü senâ ederken içinden; "Ben bunu anlatsam da kimse inanmaz, en iyisi bir nişâne bırakayım da hem kendim hem de başkası hayal olmadığına kâni olsun." der ve başörtüsünün altındaki iç yemenisini çıkartıp secde halindeki uzun bir selvinin tepesine bağlar. Sabah namazından sonra tekrar avluya çıkıp da yüksek selvinin en tepesinde yemenisinin bulunduğunu görünce rahatlar ve Cenâb-ı Hakk'a şükreder. Hemen saray görevlilerine, padişaha bir müjdesi olduğunu ve muhakkak huzura çıkması gerektiğini söyler.
Padişah, huzura kabul buyurduğu Canfedâ Hatun'a; "Hanım, ne müjdesi vereceksin?" diye sual edince Canfedâ Hatun; "Efendim, elhamdülillâh Kadir Gecesi'ne eriştik, hem size, hem ümmet-i Muhammed'e bol bol dualar eyledik.
Şu anda Kadir Gecesi'nin gününü idrak ediyoruz. Şükürler olsun ki saraydaki tüm bendeleriniz ve hatta bahçenizdeki dallar, ağaçlar bile Cenâb-ı Hakk'a ibadet imkânını bu güzel mekânda yaşamış ve bulmuştur.
Hak ve adaletle mülkünüz daim ve bâkî olsun. Hem size hem ümmet-i Muhammed'e müjdeler olsun!" diye cevap verir. Padişah; "Maşaallah barekallah, lâkin bunu herkes iddia edebilir; sen Kadir Gecesi olduğunu nereden bildin, başka anlatacakların yahut bir delilin var mı?" diye tekrar sual eyler.
Canfedâ Hatun da seher vaktinde yaşadıklarını bir bir anlattıktan sonra servinin tepesine bağladığı yemeninin hâlâ yerinde durduğunu arz eder.
Bunun üzerine padişah maiyyetiyle beraber sarayın avlusuna çıkıp da nişâneyi görünce gözyaşları içinde hamd ü senâ eder. Canfeda Hatun'a dönerek; "Hatun, dile benden ne dilersen!" diye sorunca Canfedâ Hatun da der ki; "Efendim, ne dileyeyim? Önce sıhhat ve âfiyetiniz ama…" Padişahın; "Ama ne, söyle, çekinme?" diye üstelemesi üzerine Canfedâ Hatun; "Sultanım, ben hep mescid bina edenlere özenirim. Elhamdülillâh maaşım yerinde fakat mescid yaptırmaya kudretim yetmez.
Lûtfedip ceb-i hümâyununuzdan fakîre atâda bulunsanız da bu hayırlı işe önce Cenâb-ı Hakk'ın lûtfuyla sonra da sizin ihsanınızla muvaffak olsam diye düşünürüm. Beni dilşad eder, âbâd edersiniz." diyerek ricasını bildirir.
İşte Karagümrük'te Canfedâ Hatun Camii'nin inşası böyle bir vesileyle olmuştur.
* * *
AYET-i KERiME
* "Biz onu (Kur'ân'ı) Kadir Gecesi'nde indirdik.
Bilir misin nedir Kadir Gecesi?
Kadir Gecesi bin aydan hayırlıdır.
Melekler ve Rûh, o gece Rab'lerinin izniyle her iş için iner de iner.
Esenliktir o, tâ tan yeri ağarıncaya kadar!"
Kadir Suresi
* * *
Hz. İnsan'dan insana sesleniş
HADiS-i ŞERiF
* Aişe (r.a.)'dan rivayet edilmiştir. Resulullah (s.a.s.) ramazan ayının son günü girdiğinde geceyi ibadetle ihya eder, ailesini gece ibadetine uyandırırdı. İbadete karşı daha fazla ehemmiyet gösterir, (büyük bir gayretle ve heyecanla) ibadete davranırdı.
Buhari / Müslim / Ebu Davud / Tırmızi
Ramazanın son gecesi artık ramazan bitti diye tatlı yapmakla, börek yapmakla yahut elbise bulup buluşturmakla mübarek saatleri harcamamalı; duaların reddolunmayacağı bu gece, bayram sabahına ibadetle kavuşulmalıdır. Tabii ki kulları sevindirmek için hazırlık yapılabilir fakat işin ruhu ve manası feda edilmemelidir.
* * *
SORDUM ÖĞRENDİM
* Her zaman dua yapılabilir mi, özel dua yapma vakitleri var mıdır?
İslam dinine göre dua için mutlaka uyulması gereken özel bir zaman ve mekân tahsis edilmiş değildir. Her yerde her zaman dua edilebilir. Nitekim Kur'an-ı Kerîm'de: "Akşama ulaştığınızda ve sabaha kavuştuğunuzda, gündüzün sonunda ve öğle vaktine eriştiğinizde, Allah'ı tespih edin (namaz kılın). Göklerde ve yerde hamd O'na mahsustur." (Rum, 30/17) buyurularak, ibadet ve duanın gün içine yayılmasının önemi vurgulanmıştır.
Bununla birlikte Kur'an ve hadislerden anlaşıldığına göre gece seher vaktinde yapılan dualar daha makbuldür (Tirmizi, Deavat, 80). Âl-i İmran suresi 16-17. ayetlerde cennetlikler şöyle müjdelenir: "(Onlar) 'Rabbimiz, biz iman ettik. Bizim günahlarımızı bağışla. Bizi ateş azabından koru.' diyenler, sabredenler, doğru olanlar, huzurunda gönülden boyun büküp divan duranlar, Allah yolunda harcayanlar ve seherlerde (Allah'tan) bağışlanma dileyenlerdir."
Bir başka ayette de şöyle buyurulmuştur: "Onlar, geceleri az uyuyanlardı.
Seher vakitlerinde bağışlanma dilerlerdi." (Zariyat, 51/15-18) Ramazan gecelerinde, Arafat vakfesinde, gece vakitlerinde, ezan okunduğu ve kamet getirildiği sıralarda, farz namazların sonunda yapılan duaların kabul edileceği hadis-i şeriflerde beyan edilmiştir
(Müslim, ).
* * *
Allahumme inneke afuvvün kerimün tuhibbul affe fafü anni
Âmin.