Güzellikleri cem eden, kötülükleri dışarıda bırakan, müminleri birleştiren mübarek mekânlar: Cami

Bir beldede Müslümanların yaşadığını gösteren en önemli mimari yapı

Kaynak Gazete
Giriş Tarihi:
Takvim'i Google'a ekleyin, doğru kaynaktan haberi alın!
Güzellikleri cem eden, kötülükleri dışarıda bırakan, müminleri birleştiren mübarek mekânlar: Cami
* Efendimiz (s.a.s.)'in dünyayı şereflendirmesinden sonra Allah Teâlâ bütün yeryüzünü ümmeti Muhammed için ibadet yeri eylemiştir. Fakat namaz, sohbet ve müminlerin birbiri arasındaki meseleleri konuşması, ilim öğrenmesi için mescitlerin (camilerin) yapılmasını yine Cenâb-ı Hak, Kur'an-ı Kerîm'inde beyan etmiştir. Yeryüzündeki ilk bina aynı zamanda mescittir.

Efendimiz Medine'ye teşrif ettiklerinde ilk önce mescid inşa etmişlerdir.
* Hz. Âdem (a.s.)'ın inşa ettiği Kâbe, Nuh Tuhafını'ndan sonra Hz. İbrahim (a.s.) tarafından aynı temeller üzerinde inşa edilmiştir. Ve günümüze kadar birçok tamirat geçirerek, Allah'ın izniyle gelmiştir. Yeryüzündeki bütün mescit ve camiler, Kâbe-i Muazzama'nın bir şubesi gibidir. Efendimiz Medine'ye teşrif ettiklerinde hemen mescit inşa kıldılar. Çünkü namaz, diğer ibadetler, ilim, sohbet ve toplumu alakadar eden kararlar mescidde alınırdı. Hatta hadis kaynaklarında sahabilerin beraberce yemek yedikleri bile rivayet edilmektedir.

Mescitleri temiz tutup orada ahlaka riayetle bulunanlara, Hz. Allah çokça ecir ihsan eder.
*
Camiler edep ve ahlakın zirvede olması gereken yerlerdir. Boş söz konuşulmamalı, lakayıt bir şekilde davranılmamalıdır. Hatta namaza yetişmek için koşarak camiye gitmekten Efendimiz men etmişlerdir. Camideki insan halim selim duruşuyla, tertemiz elbisesi ve bedeniyle, Kâbe'de ve Cenâb-ı Hakk'ın huzurunda imiş gibi güzel huşusuyla, hem Hakk'ın rahmetine mazhar olmalı hem de halkın muhabbetine vesile olmalıdır.

Cami berekettir. Güzellikleri cem makamıdır. Cemaat Allah Teâlâ'nın misafiridir.
* Cami kelimesi Arapçada içine alan, toparlayan, farklara bakılmaksızın birleştiren, ortak noktada buluşturan, rahmeti ve güzelliği toparlayan, azgınlığı şiddeti şeytanlığı dışarıda bırakan, ibadetlerin hepsini içinde barındırabilen, Allah Teâlâ'nın 'Cami' isminin mazharı, tecelli makamı, müminin ihtiyaç duyduğu her şeyi bulunduran manalarına gelmektedir. Hak huzurunda hak için, şirkten uzak ibadet için, cem eden makama cami derler. Camiyle alay etmek, hakaret etmek, herhangi bir mekanmış gibi üst - baş pis şekilde içeri girmek, müminlere alem olmuş, camideki işaret ve remizlerle istihza etmek, kişinin imandan uzaklığına alamettir.

Bir şehrin silüetinde cami görünmüyorsa orada Müslümanların yaşadığına dair bir iz yok demektir.
*
İstanbul'un siluetine bakın, sonra (Allah muhafaza) o siluetten camileri çıkartarak şehri gözünüzde canlandırın. Diğer yerleşim yerlerinden farkı kalmayan, yere yığılmış ölü bir beden gibi duran şehrin diğer yerlerden farkı olmadığını hayretle müşahede edersiniz.

* * *
GÜNLERİN EN HAYIRLISI, BİR HAFTANIN BÜTÜN HAYRINI KENDİSİNDE CEM EDEN, ALLAH TARAFINDAN SEÇİLMİŞ GÜN:
CUMA
*
Cuma namazı Kur'an-ı Kerîm'de Cuma suresinde "Ey inananlar, Cuma günü namaz için çağrıldığı(nız) zaman, Allâh'ı anmağa koşun, alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır." buyrulmuş, ayrıca hadis-i şerifte Efendimiz (s.a.s) "Günlerinizin en faziletlisi cuma günüdür. Bu sebeple o gün bana çokca salâtü selâm getiriniz; zira sizin salâtü selâmlarınız bana sunulur. " buyurmuştur. Cenâb-ı Hak aylardan Ramazan'ı gecelerden Kadir'i günlerden de Cuma'yı seçmiştir. Cuma o kadar bereketli bir gündür ki Efendimiz (s.a.s.)'in bir hadis-i şeriflerinde "Cuma gecesi yahut günü ölene, kabre girene, kabir azabı yoktur" mealinde müjde verilmiştir. Ayrıca perşembeyi cumaya bağlayan gece ve Cuma gününün akşamına kadar geçen müddet arasında duaların reddolunmayacağı, eşref saatin bulunduğu haber verilmiştir. Göçmüş olan ruhlar için kabirlerine ve hanelerine ziyaret izni, gelenlerle görüşebilme hakkı yine Cuma'nın bereketlerindendir. Hele ramazanda Cuma, namazı ve günü, binlerce Cuma namazına denk sevaplarla doludur.

* * *
GÜNÜN YAZISI
MESCİDİ HARAM, MESCİDİ NEBİ, MESCİDİ AKSA
Efendimiz (s.a.s.) ziyaret kastıyla ancak üç mescide gidilebileceğini beyan eylemişlerdir.
Mescid-i Haram, Kâbe-i Muazzama'nın bulunduğu haram ve hürmet hudutlarıyla, Hz. İbrahim zamanında çizilmiş alandır. Çünkü bu hudutlar içerisinde nerede namaz kılınırsa kılınsın Mescid-i Haram'da namaz kılmış gibi muamele görür. Mescid-i Haram, Allah Teâlâ'nın bir nevi haremidir.
Mescid-i Nebî; Efendimiz (s.a.s.)'in inşa ettikleri ve Kabr-i şeriflerinin de bulunduğu, yeryüzündeki en hayırlı toprağın bulunduğu makamdır. Mescid- i Nebî, Efendimiz (s.a.s.)'in haremidir.
Bu sebepten oraya hürmet, Allah ve Resulüne hürmettir.
Mescid-i Aksa, peygamberlerin ocağıdır, binlerce peygamberin ümmetlerini irşad ettiği sahadır. Cenâbı Hak tarafından hususi seçilmiş bir makamdır.
Mescid-i Aksa, Ümmet-i Muhammed'in haremi ve mahremidir.
Bu sebepten dolayı buradaki hürmetsizlik ve namahrem olanların saygısızlığı bütün Ümmet-i Muhammed'in şerefine ve namusuna alenen hakarettir.
Cenâb-ı Hak mukaddesatımıza uzanan elleri bertaraf etsin. Bizleri de mukaddesatına sımsıkı sarılan gerçek müminler eylesin.

* * *
GÖNÜL SAHİFESİ
Bâyezîd-i Bestâmî bir davete iştirak etmiş. Yemek verilmiş. Yatsı namazı için orada bulunanlar abdest vs. işlerini görmekle meşgulmüş.
Bu esnada bir ihtiyarın kendi başına bir köşede elindeki ibrikle abdest almaya çalıştığını görmüş.
Etrafta bu kadar, o ihtiyara hizmet edecek kişi varken hiç kimsenin kalkıp da yardım etmemesi dikkatini çekmiş.
Fevkalâde feraset sahibi olan Bâyezîd-i Bestâmî Hazretleri ihtiyarın yanına gelmiş. Usulcacık ibriği tutarak, ibriği almak için müsaade istemiş. O zât da, pek memnun olmuş.
Ayaklarına da suyu döküp ihtiyarın potinlerini giydirdiği sırada, yavaşça kulağına eğilip Hz.
Bestâmî; "Amcacığım sen gençliğinde hiç hizmet etmedin mi ki, şu insanların hiçbiri sana hizmet etmiyor? Bu nasıl bir iş merak ettim?" İhtiyar amca uzun uzun tebessüm etmiş, o da Hz. Şeyh'in kulağına eğilerek; "Ah güzel evlâdım elbette hizmet ettim.
Hizmet ettim, hem de senelerce mürşidime. İhvanıma hizmet ettim.
Elimden geldiği kadar mahlûkata hizmet ettim.
Hiç etmeseydim senin gibi bir kutb-ı âlem benim ayaklarıma su döker miydi?" demiş.

* * *
AYET-i KERiME
* Allâh'ın mescidlerini, ancak Allah'a ve âhiret gününe inanan, namazı kılan, zekâtı veren ve Allah'tan başka kimseden korkmayanlar şenlendirirler. Onların, doğru yolu bulanlardan olacakları umulur.
Tevbe 18

* * *
Hz. İnsan'dan insana sesleniş
HADiS-i ŞERiF
* "Bir kimse güzelce abdest alarak cuma namazına gelir, hutbeyi ses çıkarmadan dinlerse, iki cuma arasındaki ve fazla olarak üç günlük daha günahları bağışlanır. Kim hutbe okunurken çakıl taşlarıyla oynarsa, boş ve mânâsız bir iş yapmış olur."
Ebû Hüreyre

* * *
SORDUM ÖĞRENDİM
* Cuma namazının hükmü nedir?
Cuma namazı farz-ı ayındır. Farz oluşu Kur'an-ı Kerim, Sünnet ve icma ile sabittir. Yüce Allah, "Ey inananlar! Cuma günü namaz için çağrı yapıldığında, alışverişi bırakıp hemen Allah'ı anmaya koşun. Eğer bilirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır. Namaz kılınınca artık yeryüzüne dağılın ve Allah'ın lütfundan nasibinizi arayın. Allah'ı çok zikredin ki kurtuluşa eresiniz." (Cuma 62/9-10) buyurmaktadır. Hz. Peygamber de, "Cuma namazına gitmek, ergenlik çağına ulaşmış her Müslüman erkeğe farzdır" (Ebu Davud, Salat) buyurmuştur.

* * *
"Allah Teâlâ bizleri vatanımızı bayraksız, camilerimizi ezansız ve Kur'an'sız ve bizleri Allah huzurunda ibadet için saf bağlayan cemaatsiz bırakmasın."
Âmin.









Günün Manşetleri

Tüm Manşetler