İslâm Dîni'nde komşuluk görevleri-1
Bu sebepledir ki, sık ve sürekli olarak bağlantı kurduğumuz kişilerle, zaman zaman görüştüğümüz insanların haklarına özellikle saygı duymamız ve onlarla olan münasebetlerimizi ahlâk ve fazilet ölçüleri içerisinde yürütmemiz lâzımdır.
Köyde-kasabada, dairede-atölyede, mekteptesınıfta, caddede-apartmanda, alımda-satımda, vapurda-otobüste, hülasa değişik yer ve şekiller içerisinde, sürekli veya fasılalı olarak kendileriyle ilişki kurduğumuz ve bir kısmını dostlar edindiğimiz mü'min ve gayr-ı müslim bütün insanlar, komşularımızı meydana getirirler.
Yakın ve uzak komşularımız kimlerdir?
İslâm âlimlerinin yorumuna göre, mü'min ve akrabamızdan olan veya bizimle sürekli münasebetlerde bulunan komşularımız yakın komşularımızdır.
Gayr-ı müslim veya akrabamız dışından olan ya da bizimle fasılalı alâkalar kuran komşularımız da, uzak komşularımızı oluştururlar.
Kendilerine karşı güven ve hayır kaynağı olmamız gereken komşularımızla olan temaslarımızın bütünü de komşuluk müessesesini oluşturur. Fert ve toplum hayatındaki büyük öneminden ötürüdür ki komşuluk, Kur'ânımız'ın Nisa Sûresi'nin 36. âyeti ve Aziz Peygamberimiz'in mübarek sözleri ve üstün tatbikatı ile ihtişamını ve dokunulmazlığını kazanmıştır.
Yüce Rabbimiz, Hayat Kitabımız Kur'ân'ın değindiğimiz âyetinde şöyle buyurur: "Allah'a ibadet edin. Ona hiçbir şeyi eş tutmayın, anaya, babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanında bulunan arkadaşa, yolcuya ve emriniz altında bulunanlara iyilik edin. Allah, kendini beğenen ve böbürlenen kimseleri sevmez."
Mutluluğa erdirecek en verimli öğütleri bizlere sunan ve sevdiren Şanlı Peygamberimiz de bu konuda şöyle buyurur: "Allah'ı ve Peygamberini sevmekle veya Allah ve Peygamberi tarafından sevilmekle mutlu olacak kişi, komşularına ikram edici olsun." (1) İslâm Dini, komşuluk müessesesini ferdî ve ailevî hayatı güçlendirici, sosyal problemleri ilk plânda çözücü, ızdırabı ve mutluluğu umumîleştirici bir kuruluş olarak kabul etmiştir. Bunun içindir ki komşularımıza karşı âdil, hoşgörülü ve yardım edici olmamızı öğütleyerek geçiştirmemiş, köklü bir iman mevzuu olarak değerlendirmiştir.
Biricik Peygamberimiz-önderimiz Hz. Muhammed şöyle buyururlar: "Allah'a ve Âhiret Günü'ne inanan kimse komşusuna iyilik etsin; ikramda bulunsun." (2) "Hiç biriniz kendisi için istediğini komşuları için de arzu etmedikçe gerçek mü'min olamaz." (3) Komşularımız için hayır menbaı olmamızı imanımızın gereği kılan İslâm Dini, çevremizi oluşturan bu insanlara karşı alâkasız kalmayı, gerekli rûh asaleti ve vicdanî duyarlılığı göstermemeyi de iman hayatına gölge düşüren büyük bir günah/suç olarak vasıflandırmıştır.
Bakınız bu konuda Şanlı Peygamberimiz ne buyuruyorlar: "Allah'a ve Âhiret Günü'ne inanan kimse sakın ha komşularına eziyet etmesin; (Onları üzücü, zarara uğratıcı söz, iş ve davranışlardan kaçınsın)." (4) "Yanı başındaki komşusu aç iken tok olan kişi gerçek bir mü'min değildir." (5) "Allah'a yemin ederim ki... (sözleri davranışları ve işleri ile) zarar vermeyeceği hususunda komşusunun kendisine güven duymadığı kişi gerçekten iman etmemiştir." (6)
Komşu hakları nelerdir?
Yapılması imanın gereği olan, ihmal edilmesi veya terk olunması büyük bir günah/suç olarak vasıflandırılan komşuluk görevlerini Peygamberimiz değişik hadislerinde bizlere öğretmektedir. Muaz İbn-ü Cebel (r.a.) şöyle anlatıyor. (Biz sahâbileri Hz. Peygamber'e) sorduk:
- Komşu hakları nelerdir Ya Resûlallah?
Şöyle buyurdular:
- Senden borç istediği zaman borç verirsin.
Yardımını talep ettiği zaman yardım edersin.
Muhtaç olduğu zaman bağışta bulunursun, hastalandığında ziyaret edersin. Ölümünde cenaze namazını kılar, kabre götürürsün.
Sevinçli anlarında mesrur olur, tebrik edersin.
Bir musibete uğradığında sen de üzülür, teselli edersin. Yemek pişirdiğinde kokusu ile onu imrendirmez veya bir miktar hediye edersin.
İznini almaksızın havanın ve ışığın evine girişini engelleyecek şekilde binanı yükseltmezsin.
Meyve aldığında ya ona ikram eder ya da gizlice evine getirirsin. Ayrıca kendi çocuklarını, komşu çocuklarını kıskançlıkla öfkelendirecek (bir yiyecek, giyecek ve binecek ile) ortaya çıkarmazsın.
Hz. Peygamber (sözlerinin bu bölümünde şöyle) buyurdu.
- Size ne söylediğimi anladınız mı? Allah'ın kendilerine merhamet ettiği çok az kimseden başkaları komşu haklarını ödeyemez. (7) - Komşuların ticarî hayatını baltalamayacak şekilde ticaret yapmak, - Komşularımızı ince ve sevindirici bir telkin edasıyla doğruya yönlendirmek, - Ailevî sırlarını korumak, ayıplarını örtmek, hatalarını affetmek, canları, malları ve ırzlarını korumak... gibi vazifelerin de komşuluk görevlerimiz olduğunu Peygamberimiz'in bu mevzudaki muhtelif hadislerinden öğreniyoruz.
Gayr-ı Müslim veya Ahlâkı Düşük Komşularımıza Karşı da Sorumlu muyuz?
Mektep, mesken, meslek iş ve ticaret komşularımızın bir kısmı muhtemelen gayr-ı müslimlerden, söz, iş ve davranışları İslâm esasları açısından tasvip olunamayacak kişilerden teşekkül edebilir.
Komşularımız olmaları sebebiyle yukarıda açıklanan komşuluk görevleri ile onlara karşı da sorumlu muyuz sorusu akla gelebilir.
Katiyetle ifade edelim ki, İslâm Dini komşular arasında komşuluk yönünden değil, ancak ve ancak haklar bakımından ayırım yapar.
Özetleyerek sunacağımız konumuzu aydınlatan hadislerinde Peygamberimiz şöyle buyururlar: "... Kişinin akrabasından olan Müslüman komşusunun komşuluk hakkı, akrabalık hakkı ve Müslüman kardeşliği hakkı olmak üzere üç hakkı vardır. Müslüman olan komşunun komşuluk hakkı ve Müslüman kardeşliği hakkı olmak üzere iki hakkı vardır. Müslüman olmayan/gayr-ı müslim komşunun ise yalnız komşuluk hakkı vardır." (8) Bu hadisten anlaşılacağı üzere İslâmî kurallar, komşuluk yönünden Müslüman/gayr-i müslim, ahlâklıahlâksız ayırımı yapmaz. Komşu komşudur. Görevler yapılacaktır. Âlemlere rahmet olarak gönderilen, tebliğ ettiği Kur'ân-ı nurlu hayatı ile açıklayan ve bütün öğütlerini bizzat örnek olarak veren Aziz Peygamberimiz'in yaşayışı bizlere bu konuda da örnektir. İslâm'i kaynaklar bize Hz. Peygamber'in kendisine düşmanlıklarını sürdüren Yahûdi komşularına bile ikramcı olduğunu, onlara karşı da komşuluk görevlerini yaptığını nakletmekte ve somut misaller vermektedir.
Peygamberimiz, zaman zaman çevresinde gördüğü bir Yahûdî gencini, göremez olunca merak buyurmuşlar, hasta olduğunu öğrendiklerinde ise bu genci evinde ziyaret etmişler ve İslâm'a davet buyurmuşlardır.
Ziyaret edilmesinden son derece duygulanan bu Yahûdi genci O'nun üstün ahlakından ve ruh inceliğinden etkilenerek Müslüman olmuştur. (9) Peygamberimizin bizzat örnek olarak yetiştirdiği sahabe neslinin bu yüce ahlâk ile nasıl yüceldiklerine de bir misal vermek isteriz.
Sahabe neslinin yıldızlarından Abdullah bin Amr, evinde bir koyun kesildiğinde ailesine sorar: "(Bu koyundan) Yahûdi komşumuza hediye ettiniz mi? Yahûdi komşumuza hediye ettiniz mi? Ben Hz.
Peygamber'in şöyle buyurduğunu işittim. "Cebrail bana (geldi, gitti ve daima) komşuyu öğütledi. Öylesine öğütledi ki komşunun komşuya vâris kılınacağını zannettim." (10) Mevzûmuza yarın da devam edeceğimizi bildirir, aile hayatınızda mutluluklar, çalışma hayatınızda başarılar dilerim. (1) Mişkâtül-Mesâbih, Hadis No: 4990. (2) Sünen-ü İbn-i Mace, Hadis No: 3672. (3) Sahih-i Müslim ve Ter. Mehmet Sofuoğlu, 1/104. (4) Aynı eser 1/106. (5) Mişkâtül-Mesâbîh, Hadis No: 4991. (6) Et-Tac, 5/15. (7) Kurtubî El-Câmiu li-Ahkâmil-Kur'ân, 5/179. (8) Aynı eser, 5/184 (9) Buharî'den , Asr-ı Saadet'te Peygamberimizin Tebligat ve Talimatı, 2/416. (10) Sünenüt-Tirmizî Kitabül-Birri ves-Sıla Hadis No: 194.
* * *
HZ. PEYGAMBER'iN DiLiNDEN
* Hz. Peygamber komşulara ikramla mı sevilir? "Bir gün Allah'ın Resûlü (s.a.v.) abdest alıyorken etrafındaki sahâbîleri abdest (azalarından dökülen) suyu alıp bereketlenmek için kendi vücutlarına sürmeye başladılar.
Hz. Peygamber onlara, "Böyle yapmanızı gerektiren nedir?" buyurdu.
Onlar da, "Allah'ı ve O'nun Peygamberi'ni sevmiş olmak" dediler.
Bu cevapları üzerine Hz. Peygamber şu açıklamayı yaptı:
- Allah'ı ve Peygamberi'ni sevmek veya Allah ve Peygamberi tarafından sevilmekten ötürü mutluluk duyacak kişi konuştuğu zaman dosdoğru konuşsun. Kendisine (sır, vazîfe veya eşya gibi bir) emanet bırakıldığı zaman emanetini korusun ve sahibine versin.
Bir de çevresindeki komşuları; dostları ve arkadaşlarına gücü nisbetinde ikramda bulunsun. (Zira Allah ve O'nun Resûlü gerçek mânâda ancak bu şekilde yani; emirleri ve tavsiyelerine uyularak sevilir.)"