Zevk erteleyici bir adamım

Kenan Doğulu iyi niyetli bir insan olduğu için başına hep iyi şeyler geldiğini söylüyor ama zaman zaman kadınların onun da canını acıttığını itiraf ediyor: Biraz mazoşistçe bir durum belki ama acıtılmayı seviyorum. Dibe vurduğum zaman yukarı çıkış çok zevkli oluyor. Zaten ben biraz zevk erteleyici bir insanımdır, acele etmem, her şeyi hazmede hazmede yaşarım

Giriş Tarihi: Güncelleme Tarihi:
Nike ve Türkiye Futbol Federasyonu tarafından organize edilen Nike Halı Saha Ligi, bugün Taksim'de düzenlenecek finalle sona eriyor. Final maçı sonrasında futbolseverler, Ceza ve Kenan Doğulu konserleri ile coşacak. Taksim Meydanı'nda kurulacak sahneye 22.00'de çıkacak olan Doğulu ile; futbolla ilişkisini, projelerini ve aşkı nasıl yaşadığını konuştuk...

Çekirdek düşmanlığı mı var sizde, Açıkhava konseriniz öncesi satılan tüm çekirdekleri toplattığınıza göre...
(Gülüyor) Hayır, aksine çok seviyorum çekirdeği ama konser sırasında çok rahatsız ediyor. Konsere gelen insanlar da şikayetçi bundan. Ayrıca bazı köşe yazarlarının yazılarına da duyarsız kalmak istemedim. Çünkü çekirdek yasağını destekleyen birkaç yazı yazıldı. Benim de yıllardır düşündüğüm bir şey olduğu için, hepsini satın aldım.

BÜFECİNİN HAKKINI YEMEDİK
Siz sahnedeyken nasıl duyuyorsunuz çekirdek sesini?
Duyuluyor. Özellikle Açıkhava'nın akustiği her türlü çıtırtıyı duyurabilecek bir özelliğe sahip. Yüz kişinin, iki yüz kişinin, beş bin kişinin aynı anda çıtırdatması rahatsız ediyor tabii. Birilerinin keyfini bozmuş olmayalım, canı çekenleri üzmüş olmayalım diye konser çıkışında da bedava dağıttık tüm çekirdekleri. Aslında bir-iki gün önce belediyeye başvurup dilekçe vermek istedik satılmasın diye ama zor olacağını söylediler. Biz de büfecinin hakkını yememek için satın aldık, yoksa şov yapmak istediğim için değil.

Bu, bir konseriniz için harcadığınız en ilginç para olabilir mi?
Evet, bugüne kadar harcadığım en enteresan para olmuş olabilir.

Açıkhava konseriniz nasıl geçti?
Güzel geçti, eğlenceliydi, ses, ışık çok iyiydi. Alışmadığım çok fazla yeni şey vardı. Provasız ve tekrar tekrar denenmemiş şeyler yaptığımız için risk aldık aslında. Ama yüzde 75 oranında yeni şeylerin hepsinde başarılı olduk. Her konser benim için çok farklı oluyor. Bir meydan konseri vermek başka, Antalya'da bir gece kulübünde şarkı söylemek başka, Açıkhava'da sahneye çıkmak başka. Mesela meydan konserinde birinci şarkıdan itibaren eğlendirmeye yönelik bir sistem var. Türkiye'de artık insanlar konserlere eğlenmek için gidiyorlar. Halbuki konser; aslında dinleti, müzik ziyafeti demek. Ama bizde eğer konserde eğlenmemişsen, konser kötüdür.

Bu eğlendirme zorunluluğu sizde de biraz gerginlik yaratıyordur. Eğlendirmem lazım, eğlenmiyorlar gibi endişeler oluyor mu?
Bazen oluyor. Benim durumum biraz değişik ama... Çünkü ben eğlendirmeyi ve eğlenmeyi zaten çok seviyorum, eğlenmeden kimse gitsin istemiyorum, gönlüm rahat etmiyor. Herkes eğlensin, kurtlarını döksün, kalorilerini yaksın... Terlemeden göndermek istemiyorum kimseyi. Onun için de eğlenmeye yönelik repertuvarlar hazırlıyorum.

Sahnede çok enerjiksiniz. Konser bitince nasıl bir ruh hali içinde oluyorsunuz?
Bir beş dakika falan duruyorum, kendi kendime, hiçbir şey yapmadan oturuyorum, fazla konuşmuyorum. Çünkü genelde çok uzatıyorum konserleri. Zaten konser sonlarında da kendimi depara kalkmış, duramayan bir insan gibi hissediyorum. Onun için konser bittikten sonra da bir enerji patlaması oluyor. Bunun için sakinleşip, kendime gelmek için zamana ihtiyacım oluyor.

Kaloriyi asıl siz yakıyorsunuz yani...
Her konserimden sonra yaklaşık iki kilo veriyorum. Özellikle yaz aylarında... Onun için konserden sonra üç insan gibi yemek yiyorum.

Konserde giydiğiniz kırmızı led ışıklı beyaz ceketiniz de çok konuşuldu. Kostümleriniz için özel biriyle mi çalışıyorsunuz, yoksa dünyayı takip etmekle mi yetiniyorsunuz?
İlk led'li kıyafeti U2'nun konserinde gördüm ve 'Kendime böyle bir şey yaptırmam lazım' dedim. Tabii aynısını yaptırmadım, kendime uyarladım. Teknolojiyle yakından ilgileniyorum, her türlü teknolojik yeniliği takip ediyorum.

Son dönemde herkeste yaza albüm yetiştirme telaşı var. Sizde neden yok?
Yapmadım, istemedim. Ben son albümüm 'Patron'u çok seviyorum, yaptığım en iyi albümlerden biri diye düşünüyorum. Bir de bu albümde henüz fark edilmeyen çok güzel şarkılarım var. 'Beyaz Yalan' mesela, bugüne kadar yaptığım en iyi bestelerden bir tanesi bence. Bunları da kliplendirerek insanlara duyurmak istiyorum, çok iyi olduğunu düşündüğüm bu şarkıları kimsesiz bırakmak istemiyorum. O yüzden bu yaz 'Patron'un üstüne gül koklamak istemedim.

Abiniz Ozan Doğulu'nun albümünde söylediğiniz şarkıyla yetindiniz yani...
Evet, Ozan şahane bir albüm yaptı. Benim de bir cover'ım var içinde. Melih Kibar ve Çiğdem Talu'nun bestesi olan, yıllar önce Füsun Önal'ın söylediği 'Geçer' şarkısını söyledim. Bence bu yaz eğlencenin olduğu her yerde bu şarkı çalınacak.

OYUNCULUK DERSLERİ ALIYORUM
Yaza albüm yapayım telaşına kapılmamanızda artık sağlam bir yeriniz olduğunu bilmeniz de etkili olabilir mi?
Ben önümüzdeki iki sene içerisinde yepyeni bir start vereceğim. Çünkü 20'nci yılımı kutlayacağım. Esas patlamaya da o zaman yapacağımı düşünüyorum. 20'nci yıl kutlamam için çok ciddi projeler hazırlıyoruz. Mesela bugüne kadar hiç 'best of' çıkartmadım. Ama 20'nci yılımda best of'um çıkacak, en iyi Kenan Doğulu cover'ı söyleyenin seçileceği yarışmalar düzenlenecek, ödüller verilecek, hikayeler yazılacak... Yani esas ondan sonra başlayacak benim kariyerim. Çünkü 30 yılım var diye hayal ediyorum, belki de 40 yıl... O 30 yıla bir 20 albüm daha sığdırırım diye düşünüyorum.

O enerji, yaratıcılık var benim içimde diyorsunuz yani...
Tabii ki var. Hakikaten yeni başlıyormuş gibi hissediyorum, o kadar heyecanlıyım. Bugüne kadar ben, ömür boyu müzik yapıp yapmayacağımı bilmiyordum. Benim için biraz oyun, heyecanlı bir eğlence gibiydi. Ama artık fark ettim ki ölünceye kadar bu işi yapacağım ve bundan başka bir şey yapmak istemiyorum. En büyük gayretim çocuklarıma 'harika bir babamız' vardı diyebilecekleri müthiş bir arşiv bırakmak.

Ama o çocuklar daha ortada yok.
Daha yok ama çok istediğim için hep ne yaparsam doğmamış çocuklarım için yapıyorum. Tam bir proje manyağıyım, birisi bana, 'Proje var abi, gel konuşalım' dediği zaman bayılıyorum. Mesela yakında sinemaya da adım atacağım. Hatta Amerika'nın en iyi oyunculuk hocalarından; Monica Belluci, Andy Garcia ve Robert de Niro'ya da oyuncu koçluğu yapan Greta Seacat ile çalışıyorum. Oyunculukta iyi projelere 'evet' diyebilmek, cesur işlere kalkışabilmek için yatırım zamanı.

Nike'ın halı saha turnuvasının finalinde sahneye çıkacaksınız. Sizin futbolla aranız nasıl?
Her salı halı sahada futbol oynardım. Tenise başladım, futbolu bıraktım. Beş-altı yıl önce bir trafik kazası geçirdim, ciddi bir kazaydı, ayak bileklerimde problemler oldu. Futboldan biraz korkar hale geldim, çünkü bazen sert giriyorlar, düşüyorsun. Ama teniste kontrol biraz daha kendi elinde ve saldıran biri yok. Futbola ara verdim diyebilirim. Ama oynarken de forvet oynadım, onu da söylemek isterim, yani orta gelirse golü atarım. Takvim Kaynak Tercihleri

Günün Manşetleri

Tüm Manşetler