Başbakan'dan hodri meydan
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan AK Parti İl Başkanları toplantısında konuştu
Erdoğan, AK Parti Genel Merkezi'nde düzenlenen Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'nda yaptığı konuşmaya, önceki gün ziyaret ettiği Kosova'dan, Kosova halkının, oradaki Türklerin, Arnavutların selamlarını ileterek başladı.
Kosova temaslarını anlatan Erdoğan, "Kosova'yı ve Kosovalı kardeşlerimizi tekrar selamlıyor, bağımsızlık mücadelesinde olduğu gibi bağımsız bir ülke olarak kalkınma mücadelesinde de her zaman yanlarında olacağımızı tekraren ifade ediyorum" diye konuştu.
Kosova'da özel sektör yatırımlarının ötesinde, başta Türk İşbirliği Kalkınma Ajansı olmak üzere birçok belediyeyle çok önemli çalışmalar yaptıklarını belirten Erdoğan, yapılan ve devam eden çalışmalar hakkında bilgi verdi.
"Son zamanlarda bu etnik mesele çok gündeme geliyor"
"Son zamanlarda bu etnik mesele çok gündeme geliyor. Zaman zaman yok Türklüktü yok Kürtlüktü yok şuydu yok buydu, bunlar çok konuşuluyor ve bundan da bazıları bizim üzerimize farklı bir şekilde saldırıya geçiyorlar" ifadelerini kullanan Erdoğan, şöyle devam etti:
"Bütün bunlara tek cevap var aslında, o da şu: İstiklal Marşımızın şairi merhum Mehmet Akif, biliyorsunuz bir Arnavut'tu. Ama Arnavut Mehmet Akif'in gönül dünyasından, onun gönül süzgecinden geçen kelimeyi, cümleyi, mısraları, kıtaları başka hiçbir insan bulamamıştı ve saatlerce o zamanki Meclis'te ayakta İstiklal Marşımız alkışlanarak kabul edilmişti. Demek ki bizi birbirimize bağlayan bağ başka. Bunu hala kavrayamayan, anlayamayan zavallılar var.
İstiklal Marşımızın şairi merhum Mehmet Akif'in dedesi bildiğiniz gibi Kosovalıydı, tekrar ediyorum, bir Arnavut'tu, Kosova'nın İpek kasabasının Suşitsa köyünde yaşıyordu. Mehmet Akif'in dedesi, oğlu Mehmet Tahir'i İstanbul'a eğitim için göndermişti. İstanbul'da okumasını, imam olarak köye dönmesini istemişti. Hatta köye döndüğünde imamlık yapması için bir de cami inşa etmişti. Ancak Mehmet Tahir, İstanbul'daki eğitiminde büyük başarı gösterip müderrislik makamına kadar yükselince köyüne dönemedi. Mehmet Akif de İstanbul'da dünyaya geldi. Böyle bir hayat hikayesi var. Mehmet Akif'in dedesinin köyündeki caminin imamlığını bir süre Akif'in amcaları yaptı. 19 ve 20. yüzyılın zor dönemlerinde maalesef bu cami bakımsız kaldı, adeta harabeye döndü. 1999 yılında da bu cami savaş nedeniyle tamamen yıkıldı. Şimdi biz o camiyi bulduk, gerekli hazırlıkları yaptık ve Mehmet Akif'in dedesinin köyündeki o tarihi camiyi yeniden ayağa kaldırıyor, yeniden inşa ediyoruz. Böylece hem Akif'e hem onun babası ve dedesine hem de Kosova'ya bir kez daha vefa borcumuzu ödüyoruz. Kimmiş ecdadına sahip çıkan, kimmiş tarihine sahip çıkan? Bu lafla olmaz, bu uygulamayla olur, işte bunu yapan biziz."
Erdoğan, "Orta Asya'ya git orada AK Parti iktidarını görürsün, Balkanlar'a git orada AK Parti iktidarını görürsün, Ortadoğu'ya git orada AK Parti'yi görürsün, dünyanın değişik yerlerine git orada AK Parti'yi görürsün. Çünkü AK Parti artık 780 bin kilometre kareye sığan bir irade değildir, dünyada gündemi olan bir iradedir" dedi.
İstiklal Marşı şairi Ersoy'u rahmetle, minnetle yad ettiğini dile getiren Erdoğan, "Özellikle millet şuurunu bizlere bu insanlar verdi. Gerçek milliyet şuurunu en güzel şekliyle onlar verdi. İstiklal Marşımızı bir miras olarak bize bıraktıkları için tekrar kendilerine şükranlarımızı ifade ediyoruz" diye konuştu.
"Askerlik çağındaki tüm gençlerimize hayırlı olsun"
Askerlik süresiyle ilgili yaptıkları çalışmanın tamamlandığını, Bakanlar Kurulu'nda görüşmeleri yaptıklarını, imzaların atıldığını ve düzenlemenin bugün Resmi Gazete'de yayımladığını ifade eden Erdoğan, şöyle devam etti:
"Birçok spekülasyon yapılıyor. Bu konuyla ilgili olarak şüphesiz ki silahlı kuvvetlerimizin bilgilerine, onların bu noktadaki düşüncelerine, çünkü celp denilen olayın onlar tarafından ne kadar ihtiyaç var, bunlar Milli Savunma Bakanlığımızdan istenir ve Milli Savunma Bakanlığımız da buna göre celpleri yapar. Burada bize teklifleri, talepleri gelmiştir ve bu talep üzerinden de çalışarak biz bütçe yılı olması hasebiyle de olayı 1 Ocak olarak değerlendirdik. Gerçi bu iş her ne kadar bir bütçe olayı değilse de biz bunu bir bütçe yılıyla orantılı, uygun olsun diye bu şekliyle düzenledik ve inşallah 1 Ocak 2014'ten geçerli olmak üzere silah altındaki yükümlüleri de kapsayacak şekilde muvazzaf askerlik süresini er ve erbaşlar için 15 aydan 12 aya indirmiş oluyoruz. Bu düzenleme sadece uzun dönem askerlik yapan er ve erbaşlarımızı kapsıyor. Kısa dönem askerlik süresinde bir değişiklik yapmıyoruz. Bu değişiklikten etkilenecek Türkiye genelindeki tüm er ve erbaşlarımıza şimdiden hayırlı tezkereler diliyorum. Askerlik çağındaki tüm gençlerimize de bu önemli düzenlemenin hayırlı olmasını temenni ediyorum."
Başbakan Erdoğan, "Bu arada bir şey daha var, bakaya kalmış 600 bin civarında, bu ifadeyi kullanmak istemiyorum ama uygulamaları kaçak durumunda olandır, burada da gerek İçişleri Bakanlığımızın gerekse Milli Savunma Bakanlığımızın birliktelik içerisinde bir çalışma yaparak, bu kaçak durumda olanları yakalayıp hemen askerliğe teslim etmeleri lazım" ifadelerini kullandı.
Erdoğan, AK Parti Genel Merkezi'nde düzenlenen Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'ndaki konuşmasında, 2014 mahalli seçimleri için aday belirleme sürecinin devam ettiğini belirtti.
Mevcut 16 büyükşehir belediyesi ve ilçelerinde bu hafta sonu, yeni 14 büyükşehir ve ilçelerinde de 9 Kasım'da temayül yoklaması yapılacağını ifade eden Başbakan Erdoğan, adaylar noktasında teşkilatın temayülünü ölçeceklerini söyledi.
Erdoğan, temayül yoklamalarına ilişkin tutanakların Ankara'ya getirilerek, sayımın burada yapılacağını bildirdi.
16-17 Kasım'da da 51 şehir ve ilçelerinde son temayül yoklamalarını yapacaklarını ifade eden Başbakan Erdoğan, "Her zaman olduğu gibi, liyakati, ehliyeti, dürüstlüğü, özellikle de halkımızla irtibat ve iletişimi, aday belirleme sürecimizde en önemli kriterler olarak gözeteceğiz" dedi.
Erdoğan, şöyle devam etti:
"Bazı yerlerde eğer karara varamıyorsak, buralarda da gerekirse kamuoyu araştırması ayrıca yapmak suretiyle, elimizdeki değerlendirme puanlarını daha da artıracağız. Meselemiz birilerine makam kazandırmak değil. Şehirlerimize hizmetkarları seçebilmektir. Şehrine, hemşehrilerine en iyi hizmeti verebilecek kimse, onu aday olarak belirleyecek ve ilan edeceğiz. Bu noktada hepiniz çok iyi biliyorsunuz ki bu dava, şahsi bir dava değildir. Basit kulislerle, basit lobi faaliyetleriyle aday belirleme gayretine, tüm teşkilat mensupları olarak değerli arkadaşlarımı bu noktada bu tür oyunlara müsade etmemelisiniz. Herkes gerçekten samimi olarak ehliyet ve liyakat sahibi kimse, halkımızla bütünleşme noktasında kim bizim için daha önemliyse, temsile layıksa, bize lütfen isimleri gönderin. Çünkü bu dava, makam, mevki, rütbe davası değildir. Bu dava millete efendilik davası da değildir. Hizmet davasıdır, millete hizmet sevdasıdır ve her birimiz, bu hassasiyet içinde hareket edeceğiz."
"Toplumda kimin karşılığı var, toplumda bizim partimizin mevcut oyuna kim biraz daha bir şeyler katabilecek. Bunları değerlendirmek durumundayız" diyen Başbakan Erdoğan, "Yoksa yerel seçimlerde partimizin mevcut oyunu da aşağıya çekebilecek isimlerle karşımıza gelirseniz, kusura bakmayın biz de burda değerlendirmelerimizi ona göre yapacağız. İnanıyorum ki en güvenilir, en liyakatli ve ehliyetli adaylarla 30 Mart'ta bir kez daha zaferi ülkemize, milletimize inşallah hediye edeceğiz" ifadesini kullandı.
Uluslararası Helal Akreditasyon Forumu
Bugün İstanbul'da Haliç Kongre Merkezi'nde Avrupa Birliği Bakanlığı tarafından "Uluslararası Helal Akreditasyon Forumu" düzenlendiğini hatırlatan Erdoğan, foruma çok sayıda yabancı misafirin de katıldığını bildirdi.
"Helale dikkat eden bir millet olarak, haramla helali ayırma gayreti içerisinde olan bir millet olarak, ben doğrusu foruma çok katılmayı arzu ettim" diyen Başbakan Erdoğan, ama yoğun programı nedeniyle foruma iştirak edemediğini kaydetti.
Erdoğan, "60 ülkeden yaklaşık bin 250 katılımcıyla Türkiye, altını çizerek söylüyorum, bu alandaki kapsamlı organizasyona ev sahipliği yapıyor. İnanıyorum ki helal akreditasyon konusunda bir anlayış birliğinin ve özellikle İslam dünyası arasında ticareti kolaylaştıracak bir takım ortak mekanizmaların hayata geçirilmesi noktasında bu forum, bir milat olacaktır" diye konuştu. Başbakan Erdoğan, forumun hayırla vesile olmasını dilerken, tüm katılımcılara selam ve sevgilerini de iletti. Yine İstanbul'da, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Türk Arap Gençlik Kongerisi'nin ikincisinin gerçekleştirildiğini de bildiren Erdoğan, kongreye çalışmalarında başarılar diledi.
Cumhuriyet'in tapusunun 76 milyonun üzerine kayıtlı olduğunu belirterek, "Hiçbir siyasi parti, 'Cumhuriyet'i ben kurdum' bahanesine sığınarak, milete dayatmalarda bulunma hakkına sahip değildir. Zira bu ülkenin diğer siyasi partileri uzaydan gelmemiş, bu milletin bağrından çıkmıştır. Hiç kimse millete 'aptal' deme, 'koyun' deme, 'gayri mümeyyiz' deme hakkına ve haddine sahip değildir. Zira bu millet uzaydan gelmemiş, burada doğmuş, bu Cumhuriyet'i de bu millet kurmuştur" dedi.
Erdoğan, AK Parti Genel Merkezi'nde düzenlenen Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'nda, 29 Ekim Salı günü Cumhuriyet'in kuruluşunun 90'ıncı yıl dönümünün kutlanacağını anımsattı. Bunun ülkeye ve millete hayırlı olmasını dileyen Erdoğan, başta Gazi Mustafa Kemal ve silah arkadaşları olmak üzere Cumhuriyet'e giden yolda emek veren herkesi özellikle de aziz şehitleri rahmet ve minnetle yad ettiğini belirtti.
Cumhuriyet'in kuruluşunun 90'ıncı yıl dönümünün idrak edildiği bugünlerde artık herkesin bazı şeyleri anlaması ve kabullenmesi gerektiğini ifade eden Erdoğan, Cumhuriyet'in bir zümrenin, kitlenin, belli bir grubun, belli bir etnik kökenin değil bu topraklar üzerinde yaşayan 76 milyonun tamamının olduğunu dile getirdi.
Cumhuriyet'in herkesin ortak değeri olduğuna dikkati çeken Erdoğan, ülkede özellikle yakın tarihte Cumhuriyet üzerine yapılan tartışmalar, kamplaştırma ve kutuplaştırmaların tamamen yapay, suni ve sanal olduğunu vurguladı.
"Allah aşkına sizi Cumhuriyet'in tek ve yegane sahibi yapan nedir"
Erdoğan, maalesef bir kesimin özellikle de elitlerin, on yıllar boyunca kendilerini Cumhuriyet'in yegane sahibi olarak gördüğünü, kendileri dışındaki herkese 2. sınıf muamelesi yaptığını ve ortaya çıkan itirazları da Cumhuriyet karşıtlığıyla yaftalama cüretinde bulunduğunu belirterek, şöyle devam etti:
"Cumhuriyet'in 90'ıncı yıl dönümünde bizler de aziz milletimiz de artık şu soruyu hiç çekinmeden, korkmadan, hiç tereddüt etmeden o elitlere, o seçkinlere sorabiliyoruz. Allah aşkına sizi Cumhuriyet'in tek ve yegane sahibi yapan nedir? Siz kimsiniz? Cumhuriyet'in tapusunun sadece sizde olduğu vehmine nereden kapılıyorsunuz? Kendinizi Cumhuriyet'in yegane, tek sahibi görerek, kendiniz dışındakilere adeta parmağını sallayarak kibir sergileme hakkını siz nereden alıyorsunuz? Cumhuriyet'in 90'ıncı yıl dönümünde şunu açık açık ifade ve ilan ediyorum: Cumhuriyet'in tapusu 76 milyonun üzerine kayıtlıdır. Herkes, her vatandaş eşit derecede bu Cumhuriyet'in sahibidir, bu Cumhuriyet'in tapusunda söz hakkına sahiptir. Hiçbir siyasi parti, Cumhuriyet'i ben kurdum bahanesine sığınarak, milete dayatmalarda bulunma hakkına sahip değildir. Zira bu ülkenin diğer siyasi partileri uzaydan gelmemiş, bu milletin bağrından çıkmıştır. Hiç kimse millete 'aptal' deme, 'koyun' deme, 'gayri mümeyyiz' deme hakkına ve haddine sahip değildir. Zira bu illet uzaydan gelmemiş, burada doğmuş, bu Cumhuriyet'i de bu millet kurmuştur, bu cumhur kurmuştur."
"Herbir ferdin, 'ben de bu Cumhuriyet'in sahibiyim' demesini özellikle istiyoruz"
Erdoğan, "Bu cumhurun içerisinde Türkü var, Kürdü var, Lazı var, Çerkezi var, Gürcüsü var, Abazası var. Aklımıza geldiği kadarıyla 36, şu anda bize verilen bilgileri söylüyorum, etnik unsur var" diyerek, hiç kimsenin bir etnik kökeni makbul sayıp, diğerlerini asimilasyona tabii tutamayacağını söyledi.
Hiç kimsenin yoksulu, yolda kalmışı, engelliyi, kadını, çocuğu, yaşlıyı, farklı olanı dışlayamayacağını, ona ikinci sınıf muamelesi yapamayacağını dile getirerek, "Batıdaki ne kadar bu Cumhuriyet'in sahibiyse doğudaki de o kadar bu Cumhuriyet'in sahibidir. Zengin, okumuş, şehirli ne kadar bu Cumhuriyet'in sahibiyse yoksul, ümmi, köylü de o kadar bu Cumhuriyet'in sahibidir. Modern kadar muhafazakar, başı açık kadar başı örtülü de bu Cumhuriyet'in sahibidir. 76 milyonun herbir ferdinin bu özgüvene, bu inanca sahip olmasını, kendisini Cumhuriyet'in yegane sahibi olarak görenler karşısında 'ben de bu Cumhuriyet'in sahibiyim' demesini özellikle istiyor, özellikle arzuluyor ve biz bunun mücadelesini veriyoruz" diye konuştu.
"Cumhuriyet'i yıpratanlar, sanal düşman oluşturan anlayışlardır"
Bir maarif nazırın şakayla karışık "Şu mektepler olmasa maarifi yani Milli Eğitim Bakanlığını ne güzel idare ederdim" dediğini hatırlatan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Çok ilginçtir. Bu sözden mülhem olarak on yıllar boyunca Cumhuriyet, cumhursuz yönetilmek istenmiştir. Bir iktidar eliti, bir bürokratik elit oluşturulmuş, bunlar cumhurdan yani milletten bağımsız şekilde, Cumhuriyet'e yön vermek, istikamet çizmek istemişlerdir. Elitlerin bu siyaseti sürdürebilmek, milli iradeyi saf dışı bırakabilmek için Cumhuriyet karşıtlarına yani sanal düşmanlara ihtiyaçları vardır. Hatırlayın, milletten gelen her demokratik talep, milletin desteğiyle iktidara gelen hükümetlerin attığı en küçük demokratik adımlar bile Cumhuriyet için tehdit olarak sunuluyordu. 'Cumhuriyet tehdit altında' diyerek, 'tehlikenin farkında mısınız' diyerek cumhuriyet mitingleri düzenlenerek, halk kutuplara, katmanlara ayrılıyor, sanal bir gerilim inşa ediliyordu. Bunları yaşadık mı? Yaşadık. Hepimizin ortak değeri olan Cumhuriyet küçük, dar bir zümrenin kendi iktidarını sürdürmesinin aracı haline getirilmişti. Demokratik talep ve istekler hep Cumhuriyet karşıtlığıyla yaftalanıyor, bu talep ve istekleri dile getirenler iç düşman, Cumhuriyet düşmanı ilan ediliyordu. Oysa asıl Cumhuriyet'i yıpratanlar işte bu sanal düşman oluşturan anlayışlardır.
Cumhuriyet'e asıl zarar veren anlayış işte bu otoriter siyaset anlayışıdır."
Erdoğan, Cumhuriyet'in en büyük yaraları, Cumhuriyet düşmanı olarak lanse edilenlerden değil bizzat kendisini yegane Cumhuriyetçi olarak ilan eden elitlerden aldığını ifade ederek, "Onlar, on yıllar boyunca yolsuzluklarını, sanal Cumhuriyet düşmanları üreterek, örttüler. Beceriksizliklerini sanal tehditlerle örttüler. Tembelliklerini, kışkırtmalarını, provokasyonlarını iç düşmanlar üreterek, ne yazık ki gizlediler. Sadece cumhuriyet kavramının içini boşaltmakla kalmadılar, Cumhuriyetimize, ülkemize ve milletimize de çok ağır bedeller ödettiler. Yaşadığımız büyük acıların altında işte bu ayrımcılık vardır. Nice ölümün, nice gözyaşının, heba olup giden nice kaynağın altında bu ötekileştirme vardır" ifadelerini kullandı.
Bizi diktatörlükle suçlayanlara, vesayet kurmakla itham edenlere hodri meydan diyorum. Buyursunlar 30 Mart'ta sandıkta kozlarını paylaşsınlar. Bu ülkede bir diktatör varsa buyursunlar bu diktatörü sandık yoluyla indirsinler. Yüzde 10 brajını biz getirmedik. Biz sandığa inancımızı hiçbir zaman kaybetmedik. Millet bize git derse hiç tereddüt etmeyiz Eğer millet bize kal derse bu kimseye boyun eğmeyiz bu emaneti de kimseye vermeyiz
Kimin ne meselesi varsa sandıkta halleder. Millet iradesini gasp etme dönemi artık geri gelmeyecek şekilde kapanmıştır. Cumhuriyet artık cumhurla kucaklaşmıştır
Yeni Türkiye'yi birlikte inşaa edeceğiz
Marmaray adını verdiğmz boğaz tüp geçidini 29 Ekim'de açıyoruz. Küresel ölçekte prestiji olan bir yatırımla Türkiye'yi buluşturuyoruz.
Farklı olanı asimile etmek isteyenler tarihe karıştı. Geçmişin ihmallerini tek tek telafi ediyoruz. 7 coğrafi bölgemiz huzurun barışın ve kardeşlikle geleceğe daha umutlu bakıyor. Artık anneler ağlamıyor ocaklara ateş düşmüyor. Artık o dağlar turistlerle buluşuyor.
Bölgedeki bahar iklimi en güzel şekilde devam ediyor. Her sorunu tek tek çözüme karıştırıyoruz
Bölge halkı da barış iklimini tadını almıştır. o eski karanlık günlerin geri gelmesine bölge halkı izin vermeyecektir. El ele aydınlık geleceklere beraber koşalım.
Bu barış ortamından birileri çok rahatsız. Biz gerilimin taraftarı olamayacağız. Tehditlere boyun eğmeyeceğiz. Milletimizle beraber hareket edeceğiz.