Başbakan: Bu ne biçim anlayış?
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'nda konuştu.
Giriş Tarihi: Güncelleme Tarihi:
Başbakan'ın konuşmasından satırbaşları:
Bu hareketin temelinde istişare vardır. Bizi bu günlere taşıyan, millet nezdinde daha da güçlendiren iştişarelerdir.
Biz kendi içinde özgürce tartışan, dışarı çıkınca iştişareye uygun konuşmayı bilen bir partiyiz. Kapının önünde pusuya yatmış nifakçılar vardır.
Her eleştiriyi nifak gibi gösteren ve bundan medet umanlar var. Bizimle milletin huzurunda yarışacak gücü olmayanlar bel altı vurmaya çalıştılar. Bizim arkadaşlarımız tribünlere oynamak için değil millet için söz söylemiştir. Dışarıdan el ovuşturan fırsatçılar için değil sorun çözmek için fikir oluşturur. Herkes yapıcı eleştirilerde serbesttir. İstişare kültürünü geliştirerek sürdüreceğiz.
Demokrasiler de, iktidar da gücünü muhalefetten alır. Dün muhalefet partilerinin liderleri grup toplantılarında konuştu, ne dediler? Saldırgan bir üslupta iktidara vuruyorlar. Muhalefet hangi yapıcı eleştiride bulundu? Ana muhalefet ve liderlerinin çıkış için yol haritası var mı?
Yıllar sonra Türkiye'nin IMF'ye borcu 1 milyar doların altına düştü. Biz iktidara geldiğimizde Türkiye'nin IMF'ye borcu 23.5 milyar dolar civarındaydı.
Yolsuzluk yapmak, yetimin hakkını yemek ne kadar insanlık dışı bir suçsa delili, ispatı, mesnedi olmadan yolsuzluk suçlamasında bulunmak da o kadar insanlık dışı bir suçtur. CHP Genel Başkanı tam 2,5 yıldır, kürsüye her çıktığında 'yolsuzluk' diyor. Biz yola çıkarken 3Y prensibiyle yola çıktık. Yolsuzlukla, yoksullukla, yasaklarla mücadele... ve hepsinde de hamdolsun çok ciddi mesafeler aldık. Bugüne kadar bir tek yolsuzluğu ispat edebilmiş, belgelendirebilmiş, delillendirebilmiş değil.
AK Parti'ye yolsuzluk çamuru atmak CHP içerisindeki çatışmaları örtmez, içinizin nasıl kaynadığını biliyoruz. Batık bankalardan kalan 140 milyar lirayı biz ödedik.
10 yıldır bu ülkede hamd olsun karşılıksız para basılmıyor, basılamaz. Kim böyle bir yola tevessül ederse, bizimle yolu ayrılır. Bizim kitabımızda karşılıksız para basmak yok. Karşılıksız parayı bastığınız anda mevcut paranızın değeriyle oynarsınız. Eğer bugün TL dolar karşısında, dövizler karşısında bir değer ifade ediyorsa işte bunun anlamı bizim paramıza olan bağlılığımızdır, ona verdiğimiz değerdir.
Ey benim Kürt kardeşim, Hakkarili kardeşim; sana hizmet gelmesini engelleyen bir siyasi partiye nası destek veriyorsun. Bak ben size delille konuşuyorum. Biz size hizmet getirmeye çalışıyoruz. Onlar engelliyor. Duracak mıyız? Durmayacağız. O havaalanını yine yapacağız.
Ben İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ni yolsuzluklar içindeyken devraldım. Türkiye'de AK Parti'ye yolsuzluk ithamında bulunacak bir parti varsa, en son parti sizsiniz. Bize yolsuzluk iftirası atacak olan en son kişi geçmişinde SSK'yı batırmaktan başka marifeti olmayan CHP Genel Başkanıdır. Sen SSK'yı batırdın. Bütün belgeleriyle her şey ortada.
Terör konusu yeterince analiz edilip tartışılmıyor. Bu ülkede marjinal sol PKK'ya sempati ile baktı, bakıyor.Bu ülkede terör örgütüyle marjinal sol arasında maalesef bir gönül ilişkisi var. Kimi zaman açık kimi zaman da gizli bir dayanışma var. Son seçimlerde Hakkari'de yaşadığımız gibi... Açık net her şeyi orada gördük. Terör örgütü eli ile işlenen cinayetlerin üzerine zamanında gidilmedi. Terör örgütünün ahlaksızca eylemleri kınanmadı.
Bazı medya mensupları silahlı mücadeleyi savunan BDP'yi mazlum göstermeye çalışıyor. Hukuk devreye girince, demokratik kurallar işletilince, parlamento, yani milli irade sorumluluk üstlenince aynı BDP'yi mazlum olmakla, mağdur olmakla, itilmiş kakılmış olmakla niteleyebiliyorsunuz. Bu ne biçim anlayıştır? 'Sonrası çok daha kötü olur'muş. Bak, bir de tehdit ediyor. Bu ülkede o zaman hukuk niye var? AK Parti iktidarı niye var? Benim vatandaşım sokağa çıkmasın diye mi var?
Hukuka ve demokrasiye saygı göstermeyen BDP mazlum gösterilemez. Okullara ve türbelere saldıran terör örgütüne ses çıkarmayan bir yapı mazlum olamaz.
Kendiniz ektiniz kendiniz biçiyorsunuz. Bu dil siyaset dili değil. Siyasetçi en uç fikirleri bile kürsü dokunulmazlığından faydalanarak söyleyebilir. Siyaset şiddeti dışlamaktır. Şiddete prim vermek siyaset dışı ve gayri medeni bir tutumdur. BDP, siyaseten muhatap olmak istiyorsa siyasetin kurallarına uymak zorundadır. Kürt vatandaşlarıma sesleniyorum: Türkiye tarihini ortaklaşa yazdık.
Alnı secdeye varan bin insan, 'la ilahe illallah' diyen bir insan, kalbinde merhamet, kalbinde kutsalı olan, kalbinde yaradanın sevgisi olan bir insan bunlarla aynı yöne bakabilir mi? Soruyorum size. Bu toprakların tarihi ezan ve Kur'an'la yoğrulmuştur.
Eğer BDP bir siyasi aktör olmak istiyorsa, sorunun çözümüne katkı yapmak istiyorsa meşru siyasetin dilini, araçlarını kullanmak zorundadır. Aksi halde siyasi muhataplık iddiasında bulunamaz. Bulunsa da ciddiye alınmaz. Şunu artık herkesin görmesi gerekiyor. Terör ve şiddet bir hak arama mücadelesi ve yöntemi değildir. Terör, örgütün kendini var etme biçimidir. İşte bunların dillerinden düşürmedikleri barışın, önündeki en önemli engel şiddetin ta kendisidir. Bunlar hiçbir zaman Kürt kardeşimin temsilcileri olamadılar. Biz her zaman asimilasyon politikalarına karşı çıktık.
İktidara geldikten bir ay sonra olağanüstü hali kaldırdık. Batı'da ne varsa Doğu'da ve Güneydoğu'da da o olacak.
PKK ile Kürt kardeşlerim aynı kefeye konulamaz.
Bu hareketin temelinde istişare vardır. Bizi bu günlere taşıyan, millet nezdinde daha da güçlendiren iştişarelerdir.
Biz kendi içinde özgürce tartışan, dışarı çıkınca iştişareye uygun konuşmayı bilen bir partiyiz. Kapının önünde pusuya yatmış nifakçılar vardır.
Her eleştiriyi nifak gibi gösteren ve bundan medet umanlar var. Bizimle milletin huzurunda yarışacak gücü olmayanlar bel altı vurmaya çalıştılar. Bizim arkadaşlarımız tribünlere oynamak için değil millet için söz söylemiştir. Dışarıdan el ovuşturan fırsatçılar için değil sorun çözmek için fikir oluşturur. Herkes yapıcı eleştirilerde serbesttir. İstişare kültürünü geliştirerek sürdüreceğiz.
Demokrasiler de, iktidar da gücünü muhalefetten alır. Dün muhalefet partilerinin liderleri grup toplantılarında konuştu, ne dediler? Saldırgan bir üslupta iktidara vuruyorlar. Muhalefet hangi yapıcı eleştiride bulundu? Ana muhalefet ve liderlerinin çıkış için yol haritası var mı?
Yıllar sonra Türkiye'nin IMF'ye borcu 1 milyar doların altına düştü. Biz iktidara geldiğimizde Türkiye'nin IMF'ye borcu 23.5 milyar dolar civarındaydı.
Yolsuzluk yapmak, yetimin hakkını yemek ne kadar insanlık dışı bir suçsa delili, ispatı, mesnedi olmadan yolsuzluk suçlamasında bulunmak da o kadar insanlık dışı bir suçtur. CHP Genel Başkanı tam 2,5 yıldır, kürsüye her çıktığında 'yolsuzluk' diyor. Biz yola çıkarken 3Y prensibiyle yola çıktık. Yolsuzlukla, yoksullukla, yasaklarla mücadele... ve hepsinde de hamdolsun çok ciddi mesafeler aldık. Bugüne kadar bir tek yolsuzluğu ispat edebilmiş, belgelendirebilmiş, delillendirebilmiş değil.
AK Parti'ye yolsuzluk çamuru atmak CHP içerisindeki çatışmaları örtmez, içinizin nasıl kaynadığını biliyoruz. Batık bankalardan kalan 140 milyar lirayı biz ödedik.
10 yıldır bu ülkede hamd olsun karşılıksız para basılmıyor, basılamaz. Kim böyle bir yola tevessül ederse, bizimle yolu ayrılır. Bizim kitabımızda karşılıksız para basmak yok. Karşılıksız parayı bastığınız anda mevcut paranızın değeriyle oynarsınız. Eğer bugün TL dolar karşısında, dövizler karşısında bir değer ifade ediyorsa işte bunun anlamı bizim paramıza olan bağlılığımızdır, ona verdiğimiz değerdir.
Ey benim Kürt kardeşim, Hakkarili kardeşim; sana hizmet gelmesini engelleyen bir siyasi partiye nası destek veriyorsun. Bak ben size delille konuşuyorum. Biz size hizmet getirmeye çalışıyoruz. Onlar engelliyor. Duracak mıyız? Durmayacağız. O havaalanını yine yapacağız.
Ben İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ni yolsuzluklar içindeyken devraldım. Türkiye'de AK Parti'ye yolsuzluk ithamında bulunacak bir parti varsa, en son parti sizsiniz. Bize yolsuzluk iftirası atacak olan en son kişi geçmişinde SSK'yı batırmaktan başka marifeti olmayan CHP Genel Başkanıdır. Sen SSK'yı batırdın. Bütün belgeleriyle her şey ortada.
Terör konusu yeterince analiz edilip tartışılmıyor. Bu ülkede marjinal sol PKK'ya sempati ile baktı, bakıyor.Bu ülkede terör örgütüyle marjinal sol arasında maalesef bir gönül ilişkisi var. Kimi zaman açık kimi zaman da gizli bir dayanışma var. Son seçimlerde Hakkari'de yaşadığımız gibi... Açık net her şeyi orada gördük. Terör örgütü eli ile işlenen cinayetlerin üzerine zamanında gidilmedi. Terör örgütünün ahlaksızca eylemleri kınanmadı.
Bazı medya mensupları silahlı mücadeleyi savunan BDP'yi mazlum göstermeye çalışıyor. Hukuk devreye girince, demokratik kurallar işletilince, parlamento, yani milli irade sorumluluk üstlenince aynı BDP'yi mazlum olmakla, mağdur olmakla, itilmiş kakılmış olmakla niteleyebiliyorsunuz. Bu ne biçim anlayıştır? 'Sonrası çok daha kötü olur'muş. Bak, bir de tehdit ediyor. Bu ülkede o zaman hukuk niye var? AK Parti iktidarı niye var? Benim vatandaşım sokağa çıkmasın diye mi var?
Hukuka ve demokrasiye saygı göstermeyen BDP mazlum gösterilemez. Okullara ve türbelere saldıran terör örgütüne ses çıkarmayan bir yapı mazlum olamaz.
Kendiniz ektiniz kendiniz biçiyorsunuz. Bu dil siyaset dili değil. Siyasetçi en uç fikirleri bile kürsü dokunulmazlığından faydalanarak söyleyebilir. Siyaset şiddeti dışlamaktır. Şiddete prim vermek siyaset dışı ve gayri medeni bir tutumdur. BDP, siyaseten muhatap olmak istiyorsa siyasetin kurallarına uymak zorundadır. Kürt vatandaşlarıma sesleniyorum: Türkiye tarihini ortaklaşa yazdık.
Alnı secdeye varan bin insan, 'la ilahe illallah' diyen bir insan, kalbinde merhamet, kalbinde kutsalı olan, kalbinde yaradanın sevgisi olan bir insan bunlarla aynı yöne bakabilir mi? Soruyorum size. Bu toprakların tarihi ezan ve Kur'an'la yoğrulmuştur.
Eğer BDP bir siyasi aktör olmak istiyorsa, sorunun çözümüne katkı yapmak istiyorsa meşru siyasetin dilini, araçlarını kullanmak zorundadır. Aksi halde siyasi muhataplık iddiasında bulunamaz. Bulunsa da ciddiye alınmaz. Şunu artık herkesin görmesi gerekiyor. Terör ve şiddet bir hak arama mücadelesi ve yöntemi değildir. Terör, örgütün kendini var etme biçimidir. İşte bunların dillerinden düşürmedikleri barışın, önündeki en önemli engel şiddetin ta kendisidir. Bunlar hiçbir zaman Kürt kardeşimin temsilcileri olamadılar. Biz her zaman asimilasyon politikalarına karşı çıktık.
İktidara geldikten bir ay sonra olağanüstü hali kaldırdık. Batı'da ne varsa Doğu'da ve Güneydoğu'da da o olacak.
PKK ile Kürt kardeşlerim aynı kefeye konulamaz.