Silahlar gömülmeli
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ATV-A Haber ortak yayınına konuk oldu.
Giriş Tarihi: Güncelleme Tarihi:
Başbakan Tayyip Erdoğan, PKK ile yeni Oslo görüşmelerinin başlayıp başlamayacağına ilişkin "silahlar gömülsün, konuşuruz" mesajı verdi. Meclis'in açılmasıyla birlikte "terör" konusunda muhalefet partilerinin kapısını çalacaklarını söyleyen Erdoğan, "aynı noktada değilim" dediği BDP'yi ise eleştirdi. Batı'ya da mesaj veren Başkan Erdoğan, "Güçlü Türkiye'yi istemiyorlar" dedi. Erdoğan 28 Şubat soruşturmasına medya patronlarının çağrıldığının hatırlatılması üzerine ise "Patronların gizli kalan gerçekleri açıklaması lazım. Çünkü bu defter açıldı. Kolay kolay kapanmaz" mesajı verdi.
ATV ve A Haber'in ortak yayınında Murat Aygün'ün sunduğu "Gündem Özel" programına katılan Başbakan Tayyip Erdoğan, AK Parti 4. Olağan Büyük Kongresi öncesi SABAH Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Erdal Şafak ve SABAH Gazetesi Yazarları Süleyman Yaşar ile Mahmut Övür'ün sorularını yanıtladı. Erdoğan şunları söyledi:
KILIÇDAROĞLU'NA MI SORACAĞIZ: Kılıçdaroğlu'nun nerede ne zaman ne dediği belli olmuyor. Oslo ve İmralı ile görüşmekten yana olduğunu söylüyor ama içeriği önemli diyor. İçeriği de onunla planlayacak halimiz yok. Biz siyasetçiyiz; fakat bir ülkenin yönetimi noktasında MİT bu tür görüşmeleri yapmakla görevli bir teşkilattır. Bu teşkilat sadece terör örgütleriyle değil diğer tüm suçlarda da yapar. Bundan önce bütün engellemelere rağmen İmralı ile de Oslo ile de görüşme sırasında bu sürece başlattık. Bu sürecin faydalı yanları da olmuştur. Oslo da özellikle samimiyetsiz bir yaklaşım görünce olayı bitirmek durumunda kaldık.
DERDİMİZ ÜZÜM YEMEK: Habur süreci bizim samimi yaklaşımımızın karşılığını bulmadığımız bir süreç olmuştur. Özellikle BDP'ye 'buraya bir yığma yapmayın' dedik, Türkiye'ye gelecek, ailelerine döneceklere kapıyı açıyoruz, herhangi bir suçu yoksa herkes ailesinin yanına dönecekti. Ama bu ne yazık ki her zaman alıştığımız kendilerince mitinge dönüştü. Biz milletçe şu üzümü yiyelim istiyoruz bağcı ile uğraşmıyoruz. Bunun için de risk alıyoruz. Bir şeylere rağmen adım atıyoruz. Şimdi yine yapılır mı yine yaparız. Kılıçdaroğlu'na da Bahçeli'ye rağmen de yaparız. Ülkemizin menfaati varsa buna inanıyorsak kuramlar arası değerlendirmeyi yaparız. Şu an zamanlama meselesidir. Her an olabilir. Yurt dışında da olabilir. Oslo olmaz başka bir yer olur. Olması gerekiyorsa olur. Burada milletimin ülkemin anaların gözyaşlarının dinmesine vesile olacaksa yaparız. Birileri inanın bize çözüm getirmiyor. Bizim adımlarımızı da çözüm olarak görmüyorlar. Teröristlerin yapmış oldukları kalleşçe saldırılardan ötürü şehitlerimizin tabutlarından nemalanmak istiyorlar.
MUHALEFETE ÇAĞRI: 1 Ekim'de parlamento açılıyor. CHP başkanı bir durum tespiti yaptı. Geldiler oturduk konuştuk. Kimlerle görüşeceklerse görüşsünler sonra bize gelsinler. Yürütme olarak ne yapmamız gerekiyorsa yaparız. Yasaysa yasa, anayasa değişikliği ise anayasa değişikliği. Bunun da primi size ait olsun. Biz netice almaya çalışıyoruz. Gelmelerinin üzerinden 3 ay geçti hala ses yok. Bu çağrımı yine yapıyorum. Parlamento açılıyor. Arkadaşlarıma söyledim grupları ziyaret edin, teklifi kendilerine götürün, aynı yerde misiniz bu çalışmayı yapmaya hazır mısınız? Yoksa söyleyin biz de bunu kamuoyu ile paylaşacağız. MHP ne der bilemiyorum ama BDP konusunda aynı yerde değilim. Biz dağdakilerle müzakere edeceğiz ama parlamentoda müzakere edeceğiz. O samimi hislerimdi ama daha sonra 9 milletvekilinin teröristlerle sarmaş dolaş olmasını öpüşmesini yanak yanağa gelmesini kabul edemem. Onu kabul ettiğim zaman bu ülkede şehit analarının gözyaşlarını katlarız. O anaların gözyaşlarını artırmaya hakkımız yok diye düşünüyorum...
TEMSİL SORUNU VAR: Karşı taraftan gelenlerin (Oslo görüşmelerine katılan terör örgütü temsilcilerinin) temsil yetkisinin ne olduğunu bilemem ama anlaşılan o ki bugüne kadar gelenlerin temsil yetkisi ciddi anlamda yok. Dağdaki, adadaki, Avrupa'daki farklı konuşuyor. Olayın bir de KCK boyutu var, çok farklı. KCK'nın başı dağda. Öte yandan siyasi kanat yurt dışında. Terör örgütünün başı adada. Böyle bir yapı var. Yurt dışındaki birçok yerlere baktığımızda onların ülkemdeki teröristlerle benzer yanı nedir bunu iyi incelememiz lazım. ETA, İRA örnekleri veriliyor. Bunlar bizi yanıltmasın. Bunlar bizim isabetli adım atmamızı engelleyebilir.
SİLAHLAR GÖMÜLMELİ: Bizi burada istediğimiz bir şey var. Bu işte çözüm olacaksa bir defa bölücü terör örgütünün silahı bırakması lazım. Silahı bırakılmadığı sürece burada bir anlaşmanın sağlanması mümkün değil. Sayın Zana (Leyla) geldi 'silahlar sussun' dedi. Ben dedim ki 'aslolan silahların susması değil, bırakılmasıdır.' Sizin elinizde silah olduğu müddetçe o her an patlamaya hazırdır. Ama bunlar Miroğlu'nun "silahların gömülmesi" eserinde ifade ettiği gibi silahların gömülmesi, bırakılması lazım. Bırakılmadığı müddetçe netice almak mümkün değil. Bunlar asker, polis silahı bıraksın diyor. Onun o demirbaşıdır, enstrümanıdır. Silahlar bırakıldığı zaman operasyonlar da sıfırlanacaktır.
PARASAL KAYNAK AVRUPA'DAN: Görüşmeler ileri noktalara taşınabilir ama şu anda İmralı'nın mı Kandil'in mi Avrupa'nın mı daha tesirli olduğunu bilemem. Tüm parasal kaynaklar ağırlıklı olarak oradan (Avrupa) temin edilip geliyor. Oslo'daki nihai amaç bu işi bitirmek neticeyi alabilmekti. Bunlarda (terör örgütü) karar verici çok fazla.
SİYASİ UZANTILARININ YETKİSİ YOK: Siyasi kanat ile müzakereyi bırakmak bizden kaynaklanmıyor. Dağdaki teröristle parlamentodaki milletvekilleri sarmaş dolaş olunca bunun ülkedeki yansıması nasıl olur? Biz aynı zamanda ülkeyi yönetiyoruz ama siyasetçiyiz. Bunun halkımın geneli üzerindeki izlenimi nedir bunu ölçmek durumundayım. Kamuoyu araştırmalarında yüzde 90 civarında bu konuda tepki geliyor. Burası çok önemli bunu bir kenara koyamayız. Biz siyasette müzakere diyoruz onlar inadına dağdaki ile öpüşüyor, merhabalaşıyor. Merhaba demek suç mu diyorlar. Madem siyaset yapacaksın gel siyasetini yap. Meclis'te gel bu işin çözümüne yönelik ne yapmamız gerekiyor bunu söyle. Milli Birlik Kardeşlik projesi kapsamında defalarca görüştük. Tüm bunlara rağmen siyasi uzantılarının hiçbir fonksiyonu yok. Ben görüşmeden kaçmam ama yapabilecekleri, ellerinde kullanabilecekleri herhangi bir kozları var, ne de yetkileri var. Siyasi uzantılarının bağırıp çağırmaktan başka bir şeyleri yok.
ÖCALAN İLE GÖRÜŞME: Oslo'nun başlaması, İmralı'ya gitmek bizim için bunlar olmayacak şeyler değil. Ama bu siyasi uzantının bu konuda herhangi bir yetkisi yok. (O zaman dönüp dolaşıp İmralı'ya mı geliyor sorusuna) Yani herhalde öyle bir şeyler olabilir. Yine denenecek, yine yapılacak. Buradan bir netice alabileceğimiz umudu bizde netleşirse adımı yeniden atarız. Şartları zorlayacağız.
EV HAPSİ: Kusura bakmasınlar biz ısmarlama hukuk düzenlemesini yapamayız. Bu işin kararı verilmiştir, adımı atılmıştır. Zamanında sipariş ile idam ile yargılanması gerekirken gönderilirken farkıl gönderildiği için şarta bağlı gönderildiği için cezaevinde. Şimdi de deniyor ki ev hapsi. O zamanki hükümet bunu yerine getirmiştir ama biz böyle bir vebalin altına giremeyiz...
YATIRIMLARA TERÖR ENGELİ: Bizim en önemli hedefimiz, güneydoğu, doğu, ağırlıklı olarak bu bölgede sosyoekonomik yapıyı ayağa kaldırmaktaki kararlılığımız devam edecek. Son 10 yıllık dönemde 35 milyar doların üzerinde yatırım yaptık. Bundan sonra da devam edecek. Fakat buradaki ekonomik sıçramayı ateşleyecek şey oradaki sükunun olması. Terör burayı tehdit ediği müddetçe yatırımlar konusu duruyor. Hala bir korku, bir ürkeklik girişimcimizin üzerinde var. Bu korkuyu atabilsek güneydoğu büyük atılım yapacak. Ülke ekonomisi de iyi bir noktaya gelecektir.
FAİZ LOBİSİNE MESAJ: Sizin de devamlı kullandığınız (SABAH Gazetesi faiz lobisinin bir puanının bize maliyeti 2-2,5 milyar dolardı. Oralardan buralara geldik. Politik faizi yüksek buluyorum ve bunu da söylüyorum ama Merkez Bankası ne kadar dinliyor ortada. Şu anda dinlemiyor. Bu bakanlarımız arasında da sıkıntılar meydana getiriyor. Merkez bankamızda da aklıselim hakim olacak. Benim yatırımcım, girişimim yüksek faizlere mahkum edilirse nasıl gelsin yatırım yapsınlar. Bizim o tulumbanın içine suyu koyabilmemiz lazım ki o tulumba su bassın.
GÜÇLÜ TÜRKİYE'Yİ İSTEMİYORLAR: Türkiye'nin bölgede güçlenmesini kimse istemiyor. Güçlü bir Türkiye bir çekim alanı oluşturacaktır; ama bölgede oluşturacaktır ama dünyada. Bu milletin geninde büyük devlet anlayışı var. Biz bir çadır, bir kabile devleti değiliz. Bu yeni nesil hep birlikte bunun tohumlarını ekmemiz, bunun adımlarını atmamız lazım.
NEO OSMANLI: Osmanlının argümanları çok farklıydı bizim güncelleşen yeni dünyada argümanlarımız çok farklı. Oradan alacağımız şeyler de var elbet ama bunu bugünün dünyasına aktarabilmek çok önemli.
"YERİNİZİ BİLİN" DEDİK: Kendi içlerinde böyle bir mahareti olduysa biz onlara teşekkür ederiz ama biz onlara sivil iktidarın kararlılığı her şeyin önüne geçmiştir diye düşünüyorum. Bu tür şeylere hiçbir zaman fırsat vermemişizdir. 27 Nisan'a da bir muhtıra diyenler oldu ama biz onu muhtıra olarak vermedik. Karşılığını yemen verdik, 'yerinizi bilin' dedik. Atılması gereken adımları biz atarız, yapılmasını gerekeni biz yaparız.
HİLMİ PAŞA DARBEDEN BAHSETMEDİ : ("Hilmi Paşa'dan darbe uyarısı geldi mi" sorusuna) Hilmi Paşa okuyan, düşünen, üreten bir Genelkurmay Başkanı olarak 4 yılı birlikte geçirdiğimiz bir paşaydı. Böyle bir şeyi hissettirmedi. Yaşamış olsa bizimle paylaşırdı. 4 yıl içinde hiçbir zaman aramızda gündeme gelmediği gibi MGK'da da gündeme gelmemiştir.
ORDU KÜÇÜLECEK: Sayısı her an azaltılıyor. Bu tenkisat devam edecektir. Profesyonel deniyor da; profesyonel ordu nedir dendiğinde kimse bilmiyor. Bizim ordumuzun 3'te 1'i profesyonel. İstiyoruz ki bu daha da artsın. Biz hudut birlikleri dedik ama kimse burada görev almaya yanaşmıyor.
ABD'Yİ DE VURDULAR: Her geçen gün istihbaratımız çok daha güçleniyor sağlıklı hale geliyor. Şu anda istihbarat kuruluşumuzun çalışması haftalık, günlük değil anlıktır. ("O zaman nasıl saldırılar engellenemiyor" sorusuna) Her saldırının istihbaratını alacaksınız diye bir şey yok ki. Olmuş olsaydı kuleler vurulmazdı. Amerikan'ın göbeğinde geliyor o dev kuleleri vurabiliyorlar.
BİNGÖL OLAYINDA İKİ İHMAL: (Bingöl'de 10 askerin şehit olduğu saldırının hatırlatılması üzerine) Burada 3 tedbir söz konusu. Yol, konvoy emniyeti ve yukarıdan helikopter olayı. Genelkurmay başkanımız bu konuda incelemeleri başlattı. Yol emniyeti denen şey belli aralıklarla güzergaha askerin yerleştirilmesidir. Konvoy emniyeti de kirpiler dediğimiz araçların önde arkada var. Bir de ortada karıştırıcı dedikleri zırhlı var. Ama yol emniyetindeki asker olayının olmadığına dair bana bilgi geldi. Bir de helikopter kaldırılması olayında, kaldırılmadığı istikametinde haber geldi. Bu konuları inceletiyorum dedi Genelkurmay Başkanı. Gereği neyse bunun yapılacaktır.
KILIÇDAROĞLU SAMİM DEĞİL: (Kılıçdaroğlu'nun "Erbakan'a haksızlık edildiği açıklamasına) Adama sorarlar. Ey Kılıçdaroğlu sen bugüne kadar neredeydin. Senin daha önce mensubu olduğu o partinin değişik mekanizmalarında çalıştığın dönemler var. Aynı şekilde Türkiye'de 330'un üzerinde milletvekiline sahip parti kapatılmak için Anayasa Mahkemesi'nde yargılanırken CHP 'Anakara'da yargı var' şeklinde AK Parti'nin kapatılmasına alkış tutuyordu. Sen bir defa böyle bir partinin mensubusun. Erbakan hocamız toprağın altında. Acaba Kılıçdaroğlu hayatta olsa Erbakan hocama o lafı söyleyebilecek miydi? Bunların akşamıyla sabahı aynı değildir. Her zaman bunlar hep fiili veya fikri olarak bu darbelerin içinde olmuşlardır. Yapmış olduğu açıklamanın samimi olduğuna inanmıyorum; keşke samimi olsaydı. (wikileaks açıklamaları ve açılan davaya ilişkin) Şimdi de AİHM'e gidecekmiş; yolun açık olsun, git bakalım ne bulacaksın. Elimde wikileaks belgelerinin orijinali var. Ama orijinalinde böyle bir şey yok. Ey Kılıçdaroğlu... Bak senin arkanda bu yalan yanlış haberleri yapanlar var. Wikileaks var ama bizim arkamızda millet var. Farkımız bu.
28 ŞUBAT DEFTERİ AÇILDI: ("28 Şubat davasında patronların çağrılmasından bir şey çıkar mı" sorusuna) Bana göre çıkabilir. Bazı gizli kalan gerçekler ortaya çıkabilir. Ortaya çıkmasında çok büyük fayda var. Sadece medya sahipleri değil. Köşe yazarları çağrıldı. Çağrılmayanlar da var. Onların da çağrılması lazım. Patronların gizli kalan gerçekleri açıklaması lazım. Çünkü bu defter açıldı. Kolay kolay kapanmaz.
BÜYÜME HEDEFİNİ ZORLAYACAĞIZ: Hedefi zorlayacağız. Biz ihracata endeksliyiz. Açıklanan rakamlara baktığınızda geçen yılın aynı dönemine ait yüzde 14'ler açıklaması geldi, artış var. İhracatta yine devam ediyoruz. Bütün Avrupa'da olan o eski ithalat taleplerinin düşmesine rağmen... Ama ne oldu. İhracatçımızın yeni pazarlar aradı, buldu ve ihracat hedeflerimizi sürdürüyorlar. Benim için önemli haber ithalat ihracat arasındaki farkta kapanma var. 5 küsüre düşmüş vaziyetteyiz. Bir diğer atmamız gereken adım da faiz noktasındaydı. Faizde biraz daha düşürülürse maalesef yetkili arkadaşlarımızı görmüyor veya görmek istemiyorlar. Şu an dünyada sıfır faiz uygulayan ülkeler var. İleri ekonomilerde bunu görüyoruz. Biz yatırımlarda eğer iyi gidersek bu büyümeyi yakalayacağız.
HALK BANKASINDA ÖZELLEŞTİRME ADIMI: Özelleştirme ihalesine çıkıyoruz. Halk Bankası'yla ilgili atacağımız adım var. Bunların da bu sürece katkısı olacağına inanıyorum. İddia vesaire bu tür şeylerin ihalesi var. Kararlılıkla bizim büyümeye yönelik enstrümanları teşvik edeceğiz. Yüzde 4'ü yakalamakta kararlıyız.
MÜTEAHHİTLERE ELEŞTİRİ: Ne yazık ki finansı bilmiyorlar. Bir de bankalarla iş yapıyorlar. Bankalar vicdansız gelir seni gırtlaklar, hiç acıması yok. Orda bu sefer müteahhit sıkışıyor. Geliyorlar bize. Ne yapacağız. Diyoruz kusura bakmayın yapacak bir şey yok. Bunların içinde büyükler de var. Çalışırken öz sermayeleriyle çalışmıyor krediyle çalışıyor. Bankalar da krediyi veriyor bakıyorlar ki sinyaller gelmeye baladı hemen dönüyorlar. Burada o dediğiniz balonun patlaması olabiliyor. Ama geneli itibariyle gayrimenkul en önemli sektörlerden birisidir.
ZENGİNE VERGİ GELEBİLİR: (Zenginlere ilave vergi düşünüyor musunuz" sorusuna) Niye olmasın... Beklediğimizi alamıyorsak bir şeylerin olması lazım. Onlar zaten işi iyi bildikleri için finans yöneticileri işleri iyi götürdüğü için o parayı en çok kazanan finans. Yatırım matırım bunlarda hak getire. Bir kısmı yatırımdan elini eteğini çekiyor. En kısa yoldan en seri o para nasıl gelir ona bakıyorsun. Yatırım yap da seni hayırla yad etsinler. Ama finans sektöründeki olaydan kolay kolay hayır dua gelmez çünkü vatandaşın bedduası çok kötüdür.
2 YIL DAHA DOĞALGAZA ZAM YOK: ("Elektriğe zam oranı belli mi?" sorusuna) Ben popülizm yapmayı sevmem. Gerçek neyse onu söylemem lazım. Doğalgaz, elektrikle ilgili attığımız atacağımız adımlar hepsi bu dengeleri kurmak üzerine atılmıştır. Dünyada akaryakıt fiyatlarındaki zam ortada. Bu zam mesela doğalgazda 4 ay 6 ay sonra neticesini veriyor. Bunu bizim üstlenmemiz mümkün değil. Doğalgaz maliyetlerinin ne olduğunu açıklayacağız ve bunu açıklarken ne kadarını sübvanse ederek halkımıza doğalgazı sattığımızı açıklayacağız. Devlet halkına doğalgazı ciddi oranda sübvansiyon yapmak suretiyle satıyor. Doğalgazda yüzde 10 civarında bir şey düşünülüyor. Ama bundan sonra 1,5 - 2 yıl daha belki doğalgaz konusuna zam olarak girmeyiz.
LİDERLERLE KONUŞACAĞIM: Şu anda 50 ülke 100 civarında temsilci geliyor. İçinde cumhurbaşkanları, parlamento başkanları, başbakanlar, eski başbakanlar, eski cumhurbaşkanları var. Birçok hareketin liderleri var. Asya Birliği gibi kuruluşların başkanları var. Burada biz 15 kadar temsilciye vereceğiz ama siyasi parti genel başkanlarına söz veremeyeceğiz; çünkü tamamıyla konuşmalarla geçerse oradaki delegelerimiz sıkıntıya sokabilir diye düşündük, böyle bir karar verdik. Bu liderlerle yarın akşam bir yemeğim var. Yemekte liderlerle ifade ettiğiniz konuları açık ve net konuşacağız.
TARİH RUSYA, ÇİN VE İRAN'DAN SORAR: İkili görüşmelerde ve konuşmalarda ben dünya barışına İslam dünyasının katkısı ne olacak, Arap dünyasının kendi içindeki sıkıntılar, Suriye sorunu bunları görüşmemiz lazım, bunları görüşeceğiz. Suriye'de bir zulüm var. Suriye'de bir devletin kendi halkının acımasızca öldürdüğü bir tablo var. Babasının yolundan aynen giden humus katliamlarında yaptığı gibi babası oğlu şimdi onu geçmenin derdinde. Rusya üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesi lazım. Çin'in İran'ın getirmesi lazım. Getirmezse tarih bunun sorumluluğunu ondan soracaktır.
EN AZ 7 KİŞİ DEĞİŞECEK: Numan Kurtulmuş'la gerek Cuma'da olsun, gerek yemekte, bütün icradaki arkadaşlarımızla beraber oluşumuzdur, ondan sonra kısa bir görüşmemiz oldu. Değerli bir arkadaşımız olarak partisini fesh ederek katılıyor. Bizler de gerek Numan Bey, gerek Süleyman Bey, bazı arkadaşları partimizin aktif elemanları olarak görüyoruz. Ehliyet liyakat esasına göre tabi ki değerlendireceğiz. Bunları değerlendirmemek insan israfına girer. Şu anda bizim MKYK'nda yüzde 15'e varan değişim olacak. MYK'mızda da bazı değişlikler olacak.
SEÇİM BARAJI KALKMAYACAK : (Seçim barajlarına ilişkin soruya) Ben ısrarla söylüyorum; bir defa istikrarın olmadığı bir ülkede ekonomik başarıyı yakalayamazsınız. Koalisyon dönemlerinin hepsinde Türkiye çöküş yaşamıştı. Bizim de şu 3 dönemimizde hamdolsun tek partili iktidarın verimli olarak neticesini aldık.
LOJMANLAR SATIŞA ÇIKIYOR: Gayrimenkullerle ilgili her şey bana geliyor. Ciddi sorunlar var. Öyle dönemler yaşandı ki ülkemizde madenlerden tutun gayrimenkullere kadar çeşitli alavere dalavere. Yeni yakaladık. Ucuz imkanlarla elde ediyorlar sonra cüzi rakamlarla kiralıyorlar. Bunları görünce şok oldum. Belki birilerinin canı yanacak ama biz bu adımı atmak zorundayız. Önce devletin kendi gayrimenkullerinden başlıyoruz işe... Lojmandı vesaire hepsini satışa çıkarıyoruz. Kamuda tasarruf dediğimiz olayı daha da yaygınlaştıracağız.
BAŞKANLIK SİSTEMİ ISRARIM YOK: Keşke başkanlığa, yarı başkanlığa, partili cumhurbaşkanlığına giden yol açılsa. Sayın Kılıçdaroğlu da, Bahçeli de başkanlık sistemi nedir bilmiyor. Diyor ki; parlamentosuz başkanlık sistemi istemiyoruz. Parlamentosu olmayan başkanlık sistemi, yarı başkanlık sistemi, partili cumhurbaşkanlığı sistemi var mı? Bunlar yargıya varıncaya kadar atamasını yapar. Bizde jüri sistemi var mı? Bir büyükelçiyi başkan atayamıyor. Kalkıp da iki insansız hava aracı alacaksın oranın onayından geçmesi lazım. Bu şekilde oluyor. Biz diyoruz ki bunu halka açalım halkımız görsün bilsin anlasın ben şahsen faydalı olduğuna inanıyorum. Faydalı değilse yapmayalım. İlla böyle olsun ısrarında değilim. Bu şu anda başkanlık sistemi midir, yarı başkanlık sistemi midir, karmaşık bir yapı içindeyiz. Millet cumhurbaşkanın seçtiği zaman bu partili mi olacak, partisiz mi olacak? Arkasında partisinin olmadığı bir cumhurbaşkanı. Bu karar alırken cumhurbaşkanını güçlü kılmaz.
ATV ve A Haber'in ortak yayınında Murat Aygün'ün sunduğu "Gündem Özel" programına katılan Başbakan Tayyip Erdoğan, AK Parti 4. Olağan Büyük Kongresi öncesi SABAH Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Erdal Şafak ve SABAH Gazetesi Yazarları Süleyman Yaşar ile Mahmut Övür'ün sorularını yanıtladı. Erdoğan şunları söyledi:
KILIÇDAROĞLU'NA MI SORACAĞIZ: Kılıçdaroğlu'nun nerede ne zaman ne dediği belli olmuyor. Oslo ve İmralı ile görüşmekten yana olduğunu söylüyor ama içeriği önemli diyor. İçeriği de onunla planlayacak halimiz yok. Biz siyasetçiyiz; fakat bir ülkenin yönetimi noktasında MİT bu tür görüşmeleri yapmakla görevli bir teşkilattır. Bu teşkilat sadece terör örgütleriyle değil diğer tüm suçlarda da yapar. Bundan önce bütün engellemelere rağmen İmralı ile de Oslo ile de görüşme sırasında bu sürece başlattık. Bu sürecin faydalı yanları da olmuştur. Oslo da özellikle samimiyetsiz bir yaklaşım görünce olayı bitirmek durumunda kaldık.
DERDİMİZ ÜZÜM YEMEK: Habur süreci bizim samimi yaklaşımımızın karşılığını bulmadığımız bir süreç olmuştur. Özellikle BDP'ye 'buraya bir yığma yapmayın' dedik, Türkiye'ye gelecek, ailelerine döneceklere kapıyı açıyoruz, herhangi bir suçu yoksa herkes ailesinin yanına dönecekti. Ama bu ne yazık ki her zaman alıştığımız kendilerince mitinge dönüştü. Biz milletçe şu üzümü yiyelim istiyoruz bağcı ile uğraşmıyoruz. Bunun için de risk alıyoruz. Bir şeylere rağmen adım atıyoruz. Şimdi yine yapılır mı yine yaparız. Kılıçdaroğlu'na da Bahçeli'ye rağmen de yaparız. Ülkemizin menfaati varsa buna inanıyorsak kuramlar arası değerlendirmeyi yaparız. Şu an zamanlama meselesidir. Her an olabilir. Yurt dışında da olabilir. Oslo olmaz başka bir yer olur. Olması gerekiyorsa olur. Burada milletimin ülkemin anaların gözyaşlarının dinmesine vesile olacaksa yaparız. Birileri inanın bize çözüm getirmiyor. Bizim adımlarımızı da çözüm olarak görmüyorlar. Teröristlerin yapmış oldukları kalleşçe saldırılardan ötürü şehitlerimizin tabutlarından nemalanmak istiyorlar.
MUHALEFETE ÇAĞRI: 1 Ekim'de parlamento açılıyor. CHP başkanı bir durum tespiti yaptı. Geldiler oturduk konuştuk. Kimlerle görüşeceklerse görüşsünler sonra bize gelsinler. Yürütme olarak ne yapmamız gerekiyorsa yaparız. Yasaysa yasa, anayasa değişikliği ise anayasa değişikliği. Bunun da primi size ait olsun. Biz netice almaya çalışıyoruz. Gelmelerinin üzerinden 3 ay geçti hala ses yok. Bu çağrımı yine yapıyorum. Parlamento açılıyor. Arkadaşlarıma söyledim grupları ziyaret edin, teklifi kendilerine götürün, aynı yerde misiniz bu çalışmayı yapmaya hazır mısınız? Yoksa söyleyin biz de bunu kamuoyu ile paylaşacağız. MHP ne der bilemiyorum ama BDP konusunda aynı yerde değilim. Biz dağdakilerle müzakere edeceğiz ama parlamentoda müzakere edeceğiz. O samimi hislerimdi ama daha sonra 9 milletvekilinin teröristlerle sarmaş dolaş olmasını öpüşmesini yanak yanağa gelmesini kabul edemem. Onu kabul ettiğim zaman bu ülkede şehit analarının gözyaşlarını katlarız. O anaların gözyaşlarını artırmaya hakkımız yok diye düşünüyorum...
TEMSİL SORUNU VAR: Karşı taraftan gelenlerin (Oslo görüşmelerine katılan terör örgütü temsilcilerinin) temsil yetkisinin ne olduğunu bilemem ama anlaşılan o ki bugüne kadar gelenlerin temsil yetkisi ciddi anlamda yok. Dağdaki, adadaki, Avrupa'daki farklı konuşuyor. Olayın bir de KCK boyutu var, çok farklı. KCK'nın başı dağda. Öte yandan siyasi kanat yurt dışında. Terör örgütünün başı adada. Böyle bir yapı var. Yurt dışındaki birçok yerlere baktığımızda onların ülkemdeki teröristlerle benzer yanı nedir bunu iyi incelememiz lazım. ETA, İRA örnekleri veriliyor. Bunlar bizi yanıltmasın. Bunlar bizim isabetli adım atmamızı engelleyebilir.
SİLAHLAR GÖMÜLMELİ: Bizi burada istediğimiz bir şey var. Bu işte çözüm olacaksa bir defa bölücü terör örgütünün silahı bırakması lazım. Silahı bırakılmadığı sürece burada bir anlaşmanın sağlanması mümkün değil. Sayın Zana (Leyla) geldi 'silahlar sussun' dedi. Ben dedim ki 'aslolan silahların susması değil, bırakılmasıdır.' Sizin elinizde silah olduğu müddetçe o her an patlamaya hazırdır. Ama bunlar Miroğlu'nun "silahların gömülmesi" eserinde ifade ettiği gibi silahların gömülmesi, bırakılması lazım. Bırakılmadığı müddetçe netice almak mümkün değil. Bunlar asker, polis silahı bıraksın diyor. Onun o demirbaşıdır, enstrümanıdır. Silahlar bırakıldığı zaman operasyonlar da sıfırlanacaktır.
PARASAL KAYNAK AVRUPA'DAN: Görüşmeler ileri noktalara taşınabilir ama şu anda İmralı'nın mı Kandil'in mi Avrupa'nın mı daha tesirli olduğunu bilemem. Tüm parasal kaynaklar ağırlıklı olarak oradan (Avrupa) temin edilip geliyor. Oslo'daki nihai amaç bu işi bitirmek neticeyi alabilmekti. Bunlarda (terör örgütü) karar verici çok fazla.
SİYASİ UZANTILARININ YETKİSİ YOK: Siyasi kanat ile müzakereyi bırakmak bizden kaynaklanmıyor. Dağdaki teröristle parlamentodaki milletvekilleri sarmaş dolaş olunca bunun ülkedeki yansıması nasıl olur? Biz aynı zamanda ülkeyi yönetiyoruz ama siyasetçiyiz. Bunun halkımın geneli üzerindeki izlenimi nedir bunu ölçmek durumundayım. Kamuoyu araştırmalarında yüzde 90 civarında bu konuda tepki geliyor. Burası çok önemli bunu bir kenara koyamayız. Biz siyasette müzakere diyoruz onlar inadına dağdaki ile öpüşüyor, merhabalaşıyor. Merhaba demek suç mu diyorlar. Madem siyaset yapacaksın gel siyasetini yap. Meclis'te gel bu işin çözümüne yönelik ne yapmamız gerekiyor bunu söyle. Milli Birlik Kardeşlik projesi kapsamında defalarca görüştük. Tüm bunlara rağmen siyasi uzantılarının hiçbir fonksiyonu yok. Ben görüşmeden kaçmam ama yapabilecekleri, ellerinde kullanabilecekleri herhangi bir kozları var, ne de yetkileri var. Siyasi uzantılarının bağırıp çağırmaktan başka bir şeyleri yok.
ÖCALAN İLE GÖRÜŞME: Oslo'nun başlaması, İmralı'ya gitmek bizim için bunlar olmayacak şeyler değil. Ama bu siyasi uzantının bu konuda herhangi bir yetkisi yok. (O zaman dönüp dolaşıp İmralı'ya mı geliyor sorusuna) Yani herhalde öyle bir şeyler olabilir. Yine denenecek, yine yapılacak. Buradan bir netice alabileceğimiz umudu bizde netleşirse adımı yeniden atarız. Şartları zorlayacağız.
EV HAPSİ: Kusura bakmasınlar biz ısmarlama hukuk düzenlemesini yapamayız. Bu işin kararı verilmiştir, adımı atılmıştır. Zamanında sipariş ile idam ile yargılanması gerekirken gönderilirken farkıl gönderildiği için şarta bağlı gönderildiği için cezaevinde. Şimdi de deniyor ki ev hapsi. O zamanki hükümet bunu yerine getirmiştir ama biz böyle bir vebalin altına giremeyiz...
YATIRIMLARA TERÖR ENGELİ: Bizim en önemli hedefimiz, güneydoğu, doğu, ağırlıklı olarak bu bölgede sosyoekonomik yapıyı ayağa kaldırmaktaki kararlılığımız devam edecek. Son 10 yıllık dönemde 35 milyar doların üzerinde yatırım yaptık. Bundan sonra da devam edecek. Fakat buradaki ekonomik sıçramayı ateşleyecek şey oradaki sükunun olması. Terör burayı tehdit ediği müddetçe yatırımlar konusu duruyor. Hala bir korku, bir ürkeklik girişimcimizin üzerinde var. Bu korkuyu atabilsek güneydoğu büyük atılım yapacak. Ülke ekonomisi de iyi bir noktaya gelecektir.
FAİZ LOBİSİNE MESAJ: Sizin de devamlı kullandığınız (SABAH Gazetesi faiz lobisinin bir puanının bize maliyeti 2-2,5 milyar dolardı. Oralardan buralara geldik. Politik faizi yüksek buluyorum ve bunu da söylüyorum ama Merkez Bankası ne kadar dinliyor ortada. Şu anda dinlemiyor. Bu bakanlarımız arasında da sıkıntılar meydana getiriyor. Merkez bankamızda da aklıselim hakim olacak. Benim yatırımcım, girişimim yüksek faizlere mahkum edilirse nasıl gelsin yatırım yapsınlar. Bizim o tulumbanın içine suyu koyabilmemiz lazım ki o tulumba su bassın.
GÜÇLÜ TÜRKİYE'Yİ İSTEMİYORLAR: Türkiye'nin bölgede güçlenmesini kimse istemiyor. Güçlü bir Türkiye bir çekim alanı oluşturacaktır; ama bölgede oluşturacaktır ama dünyada. Bu milletin geninde büyük devlet anlayışı var. Biz bir çadır, bir kabile devleti değiliz. Bu yeni nesil hep birlikte bunun tohumlarını ekmemiz, bunun adımlarını atmamız lazım.
NEO OSMANLI: Osmanlının argümanları çok farklıydı bizim güncelleşen yeni dünyada argümanlarımız çok farklı. Oradan alacağımız şeyler de var elbet ama bunu bugünün dünyasına aktarabilmek çok önemli.
"YERİNİZİ BİLİN" DEDİK: Kendi içlerinde böyle bir mahareti olduysa biz onlara teşekkür ederiz ama biz onlara sivil iktidarın kararlılığı her şeyin önüne geçmiştir diye düşünüyorum. Bu tür şeylere hiçbir zaman fırsat vermemişizdir. 27 Nisan'a da bir muhtıra diyenler oldu ama biz onu muhtıra olarak vermedik. Karşılığını yemen verdik, 'yerinizi bilin' dedik. Atılması gereken adımları biz atarız, yapılmasını gerekeni biz yaparız.
HİLMİ PAŞA DARBEDEN BAHSETMEDİ : ("Hilmi Paşa'dan darbe uyarısı geldi mi" sorusuna) Hilmi Paşa okuyan, düşünen, üreten bir Genelkurmay Başkanı olarak 4 yılı birlikte geçirdiğimiz bir paşaydı. Böyle bir şeyi hissettirmedi. Yaşamış olsa bizimle paylaşırdı. 4 yıl içinde hiçbir zaman aramızda gündeme gelmediği gibi MGK'da da gündeme gelmemiştir.
ORDU KÜÇÜLECEK: Sayısı her an azaltılıyor. Bu tenkisat devam edecektir. Profesyonel deniyor da; profesyonel ordu nedir dendiğinde kimse bilmiyor. Bizim ordumuzun 3'te 1'i profesyonel. İstiyoruz ki bu daha da artsın. Biz hudut birlikleri dedik ama kimse burada görev almaya yanaşmıyor.
ABD'Yİ DE VURDULAR: Her geçen gün istihbaratımız çok daha güçleniyor sağlıklı hale geliyor. Şu anda istihbarat kuruluşumuzun çalışması haftalık, günlük değil anlıktır. ("O zaman nasıl saldırılar engellenemiyor" sorusuna) Her saldırının istihbaratını alacaksınız diye bir şey yok ki. Olmuş olsaydı kuleler vurulmazdı. Amerikan'ın göbeğinde geliyor o dev kuleleri vurabiliyorlar.
BİNGÖL OLAYINDA İKİ İHMAL: (Bingöl'de 10 askerin şehit olduğu saldırının hatırlatılması üzerine) Burada 3 tedbir söz konusu. Yol, konvoy emniyeti ve yukarıdan helikopter olayı. Genelkurmay başkanımız bu konuda incelemeleri başlattı. Yol emniyeti denen şey belli aralıklarla güzergaha askerin yerleştirilmesidir. Konvoy emniyeti de kirpiler dediğimiz araçların önde arkada var. Bir de ortada karıştırıcı dedikleri zırhlı var. Ama yol emniyetindeki asker olayının olmadığına dair bana bilgi geldi. Bir de helikopter kaldırılması olayında, kaldırılmadığı istikametinde haber geldi. Bu konuları inceletiyorum dedi Genelkurmay Başkanı. Gereği neyse bunun yapılacaktır.
KILIÇDAROĞLU SAMİM DEĞİL: (Kılıçdaroğlu'nun "Erbakan'a haksızlık edildiği açıklamasına) Adama sorarlar. Ey Kılıçdaroğlu sen bugüne kadar neredeydin. Senin daha önce mensubu olduğu o partinin değişik mekanizmalarında çalıştığın dönemler var. Aynı şekilde Türkiye'de 330'un üzerinde milletvekiline sahip parti kapatılmak için Anayasa Mahkemesi'nde yargılanırken CHP 'Anakara'da yargı var' şeklinde AK Parti'nin kapatılmasına alkış tutuyordu. Sen bir defa böyle bir partinin mensubusun. Erbakan hocamız toprağın altında. Acaba Kılıçdaroğlu hayatta olsa Erbakan hocama o lafı söyleyebilecek miydi? Bunların akşamıyla sabahı aynı değildir. Her zaman bunlar hep fiili veya fikri olarak bu darbelerin içinde olmuşlardır. Yapmış olduğu açıklamanın samimi olduğuna inanmıyorum; keşke samimi olsaydı. (wikileaks açıklamaları ve açılan davaya ilişkin) Şimdi de AİHM'e gidecekmiş; yolun açık olsun, git bakalım ne bulacaksın. Elimde wikileaks belgelerinin orijinali var. Ama orijinalinde böyle bir şey yok. Ey Kılıçdaroğlu... Bak senin arkanda bu yalan yanlış haberleri yapanlar var. Wikileaks var ama bizim arkamızda millet var. Farkımız bu.
28 ŞUBAT DEFTERİ AÇILDI: ("28 Şubat davasında patronların çağrılmasından bir şey çıkar mı" sorusuna) Bana göre çıkabilir. Bazı gizli kalan gerçekler ortaya çıkabilir. Ortaya çıkmasında çok büyük fayda var. Sadece medya sahipleri değil. Köşe yazarları çağrıldı. Çağrılmayanlar da var. Onların da çağrılması lazım. Patronların gizli kalan gerçekleri açıklaması lazım. Çünkü bu defter açıldı. Kolay kolay kapanmaz.
BÜYÜME HEDEFİNİ ZORLAYACAĞIZ: Hedefi zorlayacağız. Biz ihracata endeksliyiz. Açıklanan rakamlara baktığınızda geçen yılın aynı dönemine ait yüzde 14'ler açıklaması geldi, artış var. İhracatta yine devam ediyoruz. Bütün Avrupa'da olan o eski ithalat taleplerinin düşmesine rağmen... Ama ne oldu. İhracatçımızın yeni pazarlar aradı, buldu ve ihracat hedeflerimizi sürdürüyorlar. Benim için önemli haber ithalat ihracat arasındaki farkta kapanma var. 5 küsüre düşmüş vaziyetteyiz. Bir diğer atmamız gereken adım da faiz noktasındaydı. Faizde biraz daha düşürülürse maalesef yetkili arkadaşlarımızı görmüyor veya görmek istemiyorlar. Şu an dünyada sıfır faiz uygulayan ülkeler var. İleri ekonomilerde bunu görüyoruz. Biz yatırımlarda eğer iyi gidersek bu büyümeyi yakalayacağız.
HALK BANKASINDA ÖZELLEŞTİRME ADIMI: Özelleştirme ihalesine çıkıyoruz. Halk Bankası'yla ilgili atacağımız adım var. Bunların da bu sürece katkısı olacağına inanıyorum. İddia vesaire bu tür şeylerin ihalesi var. Kararlılıkla bizim büyümeye yönelik enstrümanları teşvik edeceğiz. Yüzde 4'ü yakalamakta kararlıyız.
MÜTEAHHİTLERE ELEŞTİRİ: Ne yazık ki finansı bilmiyorlar. Bir de bankalarla iş yapıyorlar. Bankalar vicdansız gelir seni gırtlaklar, hiç acıması yok. Orda bu sefer müteahhit sıkışıyor. Geliyorlar bize. Ne yapacağız. Diyoruz kusura bakmayın yapacak bir şey yok. Bunların içinde büyükler de var. Çalışırken öz sermayeleriyle çalışmıyor krediyle çalışıyor. Bankalar da krediyi veriyor bakıyorlar ki sinyaller gelmeye baladı hemen dönüyorlar. Burada o dediğiniz balonun patlaması olabiliyor. Ama geneli itibariyle gayrimenkul en önemli sektörlerden birisidir.
ZENGİNE VERGİ GELEBİLİR: (Zenginlere ilave vergi düşünüyor musunuz" sorusuna) Niye olmasın... Beklediğimizi alamıyorsak bir şeylerin olması lazım. Onlar zaten işi iyi bildikleri için finans yöneticileri işleri iyi götürdüğü için o parayı en çok kazanan finans. Yatırım matırım bunlarda hak getire. Bir kısmı yatırımdan elini eteğini çekiyor. En kısa yoldan en seri o para nasıl gelir ona bakıyorsun. Yatırım yap da seni hayırla yad etsinler. Ama finans sektöründeki olaydan kolay kolay hayır dua gelmez çünkü vatandaşın bedduası çok kötüdür.
2 YIL DAHA DOĞALGAZA ZAM YOK: ("Elektriğe zam oranı belli mi?" sorusuna) Ben popülizm yapmayı sevmem. Gerçek neyse onu söylemem lazım. Doğalgaz, elektrikle ilgili attığımız atacağımız adımlar hepsi bu dengeleri kurmak üzerine atılmıştır. Dünyada akaryakıt fiyatlarındaki zam ortada. Bu zam mesela doğalgazda 4 ay 6 ay sonra neticesini veriyor. Bunu bizim üstlenmemiz mümkün değil. Doğalgaz maliyetlerinin ne olduğunu açıklayacağız ve bunu açıklarken ne kadarını sübvanse ederek halkımıza doğalgazı sattığımızı açıklayacağız. Devlet halkına doğalgazı ciddi oranda sübvansiyon yapmak suretiyle satıyor. Doğalgazda yüzde 10 civarında bir şey düşünülüyor. Ama bundan sonra 1,5 - 2 yıl daha belki doğalgaz konusuna zam olarak girmeyiz.
LİDERLERLE KONUŞACAĞIM: Şu anda 50 ülke 100 civarında temsilci geliyor. İçinde cumhurbaşkanları, parlamento başkanları, başbakanlar, eski başbakanlar, eski cumhurbaşkanları var. Birçok hareketin liderleri var. Asya Birliği gibi kuruluşların başkanları var. Burada biz 15 kadar temsilciye vereceğiz ama siyasi parti genel başkanlarına söz veremeyeceğiz; çünkü tamamıyla konuşmalarla geçerse oradaki delegelerimiz sıkıntıya sokabilir diye düşündük, böyle bir karar verdik. Bu liderlerle yarın akşam bir yemeğim var. Yemekte liderlerle ifade ettiğiniz konuları açık ve net konuşacağız.
TARİH RUSYA, ÇİN VE İRAN'DAN SORAR: İkili görüşmelerde ve konuşmalarda ben dünya barışına İslam dünyasının katkısı ne olacak, Arap dünyasının kendi içindeki sıkıntılar, Suriye sorunu bunları görüşmemiz lazım, bunları görüşeceğiz. Suriye'de bir zulüm var. Suriye'de bir devletin kendi halkının acımasızca öldürdüğü bir tablo var. Babasının yolundan aynen giden humus katliamlarında yaptığı gibi babası oğlu şimdi onu geçmenin derdinde. Rusya üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesi lazım. Çin'in İran'ın getirmesi lazım. Getirmezse tarih bunun sorumluluğunu ondan soracaktır.
EN AZ 7 KİŞİ DEĞİŞECEK: Numan Kurtulmuş'la gerek Cuma'da olsun, gerek yemekte, bütün icradaki arkadaşlarımızla beraber oluşumuzdur, ondan sonra kısa bir görüşmemiz oldu. Değerli bir arkadaşımız olarak partisini fesh ederek katılıyor. Bizler de gerek Numan Bey, gerek Süleyman Bey, bazı arkadaşları partimizin aktif elemanları olarak görüyoruz. Ehliyet liyakat esasına göre tabi ki değerlendireceğiz. Bunları değerlendirmemek insan israfına girer. Şu anda bizim MKYK'nda yüzde 15'e varan değişim olacak. MYK'mızda da bazı değişlikler olacak.
SEÇİM BARAJI KALKMAYACAK : (Seçim barajlarına ilişkin soruya) Ben ısrarla söylüyorum; bir defa istikrarın olmadığı bir ülkede ekonomik başarıyı yakalayamazsınız. Koalisyon dönemlerinin hepsinde Türkiye çöküş yaşamıştı. Bizim de şu 3 dönemimizde hamdolsun tek partili iktidarın verimli olarak neticesini aldık.
LOJMANLAR SATIŞA ÇIKIYOR: Gayrimenkullerle ilgili her şey bana geliyor. Ciddi sorunlar var. Öyle dönemler yaşandı ki ülkemizde madenlerden tutun gayrimenkullere kadar çeşitli alavere dalavere. Yeni yakaladık. Ucuz imkanlarla elde ediyorlar sonra cüzi rakamlarla kiralıyorlar. Bunları görünce şok oldum. Belki birilerinin canı yanacak ama biz bu adımı atmak zorundayız. Önce devletin kendi gayrimenkullerinden başlıyoruz işe... Lojmandı vesaire hepsini satışa çıkarıyoruz. Kamuda tasarruf dediğimiz olayı daha da yaygınlaştıracağız.
BAŞKANLIK SİSTEMİ ISRARIM YOK: Keşke başkanlığa, yarı başkanlığa, partili cumhurbaşkanlığına giden yol açılsa. Sayın Kılıçdaroğlu da, Bahçeli de başkanlık sistemi nedir bilmiyor. Diyor ki; parlamentosuz başkanlık sistemi istemiyoruz. Parlamentosu olmayan başkanlık sistemi, yarı başkanlık sistemi, partili cumhurbaşkanlığı sistemi var mı? Bunlar yargıya varıncaya kadar atamasını yapar. Bizde jüri sistemi var mı? Bir büyükelçiyi başkan atayamıyor. Kalkıp da iki insansız hava aracı alacaksın oranın onayından geçmesi lazım. Bu şekilde oluyor. Biz diyoruz ki bunu halka açalım halkımız görsün bilsin anlasın ben şahsen faydalı olduğuna inanıyorum. Faydalı değilse yapmayalım. İlla böyle olsun ısrarında değilim. Bu şu anda başkanlık sistemi midir, yarı başkanlık sistemi midir, karmaşık bir yapı içindeyiz. Millet cumhurbaşkanın seçtiği zaman bu partili mi olacak, partisiz mi olacak? Arkasında partisinin olmadığı bir cumhurbaşkanı. Bu karar alırken cumhurbaşkanını güçlü kılmaz.