Başbakan Erdoğan gündemi değerlendirdi

Başbakan Tayyip Erdoğan gündemdeki kritik konuları ATV - A Haber ortak yayınında değerlendirdi.

Giriş Tarihi: Güncelleme Tarihi:
Başbakan Erdoğan gündemi değerlendirdi

A Haber Ankara Temsilcisi Murat Akgün moderatörlüğünde, Sabah Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Erdal Şafak, Sabah Gazetesi Yazarı Sevilay Yükselir, Star Gazetesi Genel Yayın Yönetmen Yardımcısı Yusuf Ziya Cömert ve Star Gazetesi Yazarı Elif Çakır soruyor, Başbakan Tayyip Erdoğan gündemin en kritik sorularını A Haber – ATV ortak canlı yayınında yanıtladı.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, terör örgütü PKK'yı destekleyen ülke adı vermenin şu an için sıkıntı doğuracağını söyledi. Ama bunların hangi kaynaklardan beslendiğinin belli olduğunu belirten Erdoğan, yurt içi ve yurt dışında bazı medya organlarının terör örgütüne desteği olduğunu ifade etti

"MİLLETİMİZİN BAŞI SAĞOLSUN"
A Haber'e konuk olan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Bütün milletimizin başı sağolsun." dedi. "Türkiye Cumhuriyeti ve aziz millet, sadece terör örgütüne değil; terör örgütünün iplerini elinde tuttuğu canilere de terör örgütünün iplerini elinde tutan düşman ülke ve çevrelere de haddini, hududunu bildirecek güçtedir." sözlerinin sorulması üzerine Erdoğan, ülke adı vermenin şu an için sıkıntı doğuracağını söyledi. Ama bunların hangi kaynaklardan beslendiğinin belli olduğunu vurgulayan Erdoğan, komşu ülkelerde de Batı ülkelerinde de destek veren ülkeler bulunduğunu ifade etti.

"TERÖR ÖRGÜTÜNE CİDDİ BİR MEDYA DESTEĞİ VAR"
"Genel ifade olarak değerlendirilirse isabetli olur." diyen Erdoğan, dağdakiler ile siyasi mücadele verenlere destek verildiğini vurguladı. Terör örgütünün cidddi anlamda medya desteği de bulunduğunu dile getiren Erdoğan, yurt içi ve yurt dışında bazı medya organlarının desteğinin olduğunu ifade etti. Terör örgütü için en önemli şeyin propagandasını yaptırmak olduğuna dikkat çeken Başbakan Erdoğan, bunu yapan yazılı ve görsel medyanın bulunduğunu kaydetti.

Medya patronlarıyla konuya ilişkin görüştüklerini hatırlatan Erdoğan ama beklenen desteği alamadıklarını vurguladı. Erdoğan, psikolojik üstünlüğü sağlamada bazı medya organlarının destek sağladığının altını çizdi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Hakkari Şemdinli'de 23 Temmuz'dan bu yana yapılan operasyonlarda 2 şehidin olduğunu, 115 teröristin ise etkisiz hale getirildiğini söyledi.

BDP PKK'DAN BESLENİYOR
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, BDP'ye, PKK'nın terör örgütü olduğunu açıklamasını istediğini ancak bunu şimdiye kadar söylemediklerini ifade etti. Çünkü oradan beslendiklerini, aksini yaptıkları halde akıbetlerinin, sonlarının ne olacağını bildiklerini anlatan Erdoğan, şu an belediyelerin birçoğunda görünen belediye başkanlarının belediyeyi yönetmediklerini, bunların tayin ettiği kişilerin yönettiğini ve o kişilerin de malum olduğunu kaydetti.

115 TERÖRİST ETKİSİZ HALE GETİRİLDİ
Bu malum medyanın Şemdinli'de psikolojik harekatı başlattığını dile getiren Erdoğan, doğal olarak, ister istemez askerin ve kendilerinin etkilendiğini söyledi. Polis ve askerin müşterek çalışmayı yürüttüğünü anlatan Erdoğan, şu ana kadar Şemdinli olayında 23 Temmuz'dan bu yana iki şehit olduğunu, 115 teröristin etkisiz hale getirildiğini belirtti.

Şehit sayısının fazla olduğu haberlerinin yalan olduğunu vurgulayan Erdoğan, karşı tarafın psikolojik harekat yaptığını, bu medyanın da kalkıp ona alet olduğuna dikkat çekti. "Soruyorum bu medya kimin?" diyen Erdoğan, onların ocağına odun taşıyanlar olduğunu ifade etti.

"KONTROLÜMÜZ DIŞINDA BİR YER YOK"
"Bizim kontrolümüz dışında bir yer yok. Güvenlik güçlerimiz istediği zaman istediği yerde operasyon yapabiliyor." diyen Erdoğan; Şemdinli, Yüksekova, Çukurca merkezde AK Parti teşkilatlarına terör örgütü tarafından saldırılar yapıldığını ifade etti. Erdoğan, "Bu mücadeleyi demokrasi içinde vermeye varsalar, buyursun versinler ama demokrasi dışında bu mücadeleyi vermeye kalkarlarsa güvenlik güçleri karşılarına çıkar." dedi.

"ONLAR TAMAMEN SİLAH BIRAKMADAN BİZİM DURMAMIZ MÜMKÜN DEĞİL"
"Biz tüm güvenlik güçlerimizle bu mücadeleyi onlar silahı bırakana devam ettireceğiz" diye konuşan Erdoğan, şunları kaydetti: "Onlar tamamen silah bırakmadan bizim durmamız mümkün değil. Bütün askerimizle polisimizle bu çalışmanın sürekli içindeyiz. Attığımız adımları insan hakları, hukuk açısından ve demokrasiden taviz vermeden yürütüyoruz. Eğer bölücü terör örgütü uzantısı olanlar demokrasiye inanıyorlarsa mücadelelerini sandıkta versinler. Kendilerine inanıyorlarsa güveniyorlarsa sandıkta demokratik olarak versinler. Ahmet Türk gibi birisinin çıkıp bundan sonra AK Partiye oy veren kürtleri vatan haini ilan etmesi kabul edilemez... Bizim 21 milyon seçmenimiz var doğuda ve güneydoğuda da bizi seçmişler neden onlara hizmet götürebildik onlara ulaşabildik. Peki onlar ne yapmış bu halk için sadece teröre himet etmişler. Elimizde telsiz notları var çok ilginç yaralı olanları öldürün diyorlar. Bunlar kendi yandaşlarını bile vurabilecek yarı yolda bırakabilecek insanlar" ifadelerini kullandı. İşte bu psikolojik harekatın ortaya attığı bir yaklaşımdır. Şemdinli Yüksekova ve Hakkari'de bize yapılan tehditlerin haddi hesabı yok. Çünkü karşılarında dik duran tek parti AK Partidir. Bu ülkenin toprağını biz teröre vermeyiz. Demokrasi için buyursunlar her türlü diyaloğa girelim ama demokrasi dışı olarak bu mümkün değil."

''ESKİ OTORİTELERİNİ KAYBETTİKLERİ İÇİN''
AK Parti iktidarının terör örgütüne medya desteği veren çevreleri rahatsız ettiğini kaydeden Erdoğan, ''Çünkü alışageldikleri bir süreç vardı. Bu anlayış, 'bu ülkeyi siyaset değil, bu ülkeyi biz yönetiriz' havası vardı. Bunun için de sermaye de vardı. Bunu da açık söylüyorum ve gerek sermaye gerekse bu bir kısım medya tabii o eski otoritelerini kaybettikleri için, bunu sağlayamadıkları için, bunu başaramadıkları için, 'acaba AK Parti iktidarını biz nasıl zayıf düşürebiliriz' bunun gayreti içindeler. Tabii AK Parti'nin, şahsım ve arkadaşlarımın bu noktada asla taviz vermemiz mümkün değil'' dedi.

CHP'nin, 'Kürt sorununu çözeriz' söylemini eleştirerek, ''Ana muhalefet partisinin veya onun liderinin bugüne kadar çözüm önerisi olarak getirdiği bir şey var mı?'' diyen Erdoğan, ''Önerin varsa söyle. Bu iktidar bu öneriyi yerine getirmiyorsa ondan sonra çık milletin huzurunda hesabını sor ama böyle bir öneri yok'' dedi. CHP Lideri Kılıçdaroğlu'na 3'er kişilik ortak komisyon kurma teklifine de halen cevap gelmediğini hatırlatan Erdoğan, ama bazı medya kuruluşlarının ''ana muhalefet adım atıyor'' gibi yayın yaptığını kaydetti.

ZANA'YA ''TETİK'' CEVABI
Diyarbakır Bağımsız Milletvekili Leyla Zana'nın kendisine yaptığı ziyarette, ''tetiklerden parmaklar çekilsin'' ifadesini kullandığını açıklayan Başbakan Erdoğan, kendisinin de ona ''Sizin bu ifadenizi kabullenmemiz mümkün değil. Tetiklerden elin çekilmesi çözüm değil. Silahların bırakılması çözümdür. Silahı terör örgütü bırakacak. Güvenlik güçleri silah bırakamaz. Silah, güvenlik güçlerinin tabii doğal enstrümanıdır. Zaten güvenlik güçlerini silahını taşıyarak güvenliği teşkil ediyor'' dediğini anlattı.

BELEDİYELERİ BAŞKALARI YÖNETİYOR
İsim vermeden BDP'yi eleştiren Erdoğan, şöyle konuştu: ''Halen 'PKK bölücü terör örgütüdür' açıklamasını yapamıyorlar. Çünkü oradan besleniyorlar, yapabilirler mi? Yaptıkları anda akıbetlerini biliyorlar, sonlarının ne olacağını biliyorlar. Benim Kürt kardeşimi de istismar ediyorlar. Benim Kürt kardeşimin terörle bir alakası yok ki bugün ülkemizde terörizm var. Bunun bölücü terör örgütü içinde yapılanması var. Bir de bunun maalesef uzantıları var birçok yerlerde. Bugün belediyelerin bir çoğunda görünen belediye başkanları, belediyeyi yönetmiyor. Bunların tayin ettiği, gönderdiği kişiler belediyeyi yönetiyor ve tabii bunların da sicilleri malum.''

PKK-SURİYE BAĞLANTISI
Esad'ın PKK'ya yardım ettiği iddialarıyla ilgili olarak konuşan Başbakan Erdoğan "Son olaylarda yine 200 kadar sızma gayreti oldu. Amanos'larda mücadeleler var. Beşar Esad'ın desteklediği PKK unsurları, oradan ülkemize sızma gayreti içerisinde. Daha önce Beşar, onlarla kopma mücadelesi içindeydi. Bizden koptuktan sonra nereyle nasıl paslaştığı ortaya çıktı. Bizim bilerek attığımız adımlar var. Ben Dışişleri Bakanımızı Kuzey Irak'a boşuna göndermedim. Dedik ki bunları kararlı biçimde ifade edeceksin. Bu iş eğer tehdit unsuru olarak devam edecek olursa, bizim aramızdaki dostluk ortadan kalkar. Ama bunu biz kardeşlik anlayışı içinde sürdüreceksek sizler artık bu terör örgütüne yaşama hakkı vermemeniz lazım dedi.

KUZEY IRAK İLE BAĞDAT ARASINDA PROBLEM VAR
Başbakan Erdoğan, "Son dönemde Kuzey Irak'la Bağdat arasında sıkıntı var. Bunu Barzani'nin yaptığımız görüşmede kendisiyle paylaştık. Kendileri rahatsızlıklarını ortaya koydular. Yeni yapılanma çalışmalarıyla ilgili olsun tüm oradaki Kürt gruplar olsun, Arap, Şii ve Türkmen grupları davet etmek suretiyle onlarla toplanacağını ifade etmişti. Maliki'ye karşı bir oluşum başlatmak. O süreç başladı. O süreç şimdilik beklenen hedefe ulaşamadı. Bazı sebepleri nedenleri var. Şu anda Maliki rahat hareket edemeyecek. Tabi bunların yanında bulunan güçte malum İran'da böyle bir gücü aldığını hepsi söylüyor. Bugün Ahmet Bey İran Dışişleri Bakanıyla görüştü, bunu biz de kendilerine söyledik. Bakın bölgede huzursuzluğun sebebi oluyor bu. Biz de kendi aramızda şüpheyle bakmaya itiyor. Bizim birbirimize güvenle bakmamız lazım. 'Beraber çalışalım demelerine' rağmen atılan olumlu bir adım yok. Sayın Barzani'yle aynı şekilde devam edeceğiz. Ama Kerkük'e Ahmet Bey'in gidişinden rahatsız olmaları aslında şuradan kaynaklanıyor. Bizim büyükelçimizi çağırmak suretiyle güya nota veriyor. Sen o notayı verirsen, Türkiye'de ona nota verir. Siyaset acemisi olarak kalkıp bana nota veriyor. Biz bu süreç içerisinde Ahmet Bey'in ziyaretlerinde verimli adımlat attığı inancındayım diye konuştu.

"10 YIL ÖNCESİNDE '28 ŞUBAT YARGILANACAK' DİYE BİR ŞEY DÜŞÜNEBİLİR MİYDİ
Kendileri döneminde faili meçhul diye bir olayın kalmadığını söyleyen Başbakan Erdoğan, "10 sene öncesinde böyle bir Ergenekon veya Balyoz, Poyraz, şu bu düşünülebilir miydi? 12 Eylül yargılanacak böyle bir şey düşünülebilir miydi? 28 Şubat yargılanacak, bu düşünülebilir miydi? Şu anda bunlar yapılıyor mu? Yapılıyor. Fırat'ın içinde dışında ne varsa bunların hepsi ortaya çıkıyor. Fakat bir şeyi söylemem lazım. Bizim dönemimizde faili meçhul diye bir olay kalmamıştır. Biz üzerine gidiyoruz. Onun içinde diyoruz ki kim nerede ne biliyorsa bize aktarsın. Bütün entelektüelimiz yazarımız çizerimiz hepsini aktarsın bize. Bizim Allah'tan ve halktan başka kimseye borcumuz yoktur diye konuştu.

OBAMA'NIN BEYZBOL SOPASIYLA VERDİĞİ POZ
Amerika Birleşik Devletleri Başkanı (ABD) Barack Obama'nın, kendisiyle konuşurken çekildiği iddia edilen fotoğrafı değerlendiren Başbakan Erdoğan, "Fotoğrafın ne kadar olduğunu bilemem. Obama Oval ofisteki görüşmelerimizde devamlı saygılıydı ve bunu da bizden eksik etmemiş bir dostumdur. Medyada yer alan yorumlara itibar etmiyorum. Ben karşımdaki Obama'ya bakıyorum, o da gayet saygılı ve saygındır değerlendirmesinde bulundu.

HATAY'DAKİ "CANLI TEŞHİS OLAYI
Hatay'da polislerin bir olay karşısında dizili şekilde gösterilmesini "yanlış olay olarak değerlendiren Başbakan Erdoğan, "Konunun iki boyutu var aslında. Bir defa orada o ilçede benim gençlik kolları başkanının oradaki kantinde çalışması bir yanlıştır. Bu birincisi. İki, milletvekili oğlunun oraya gitmesi ve orada da tartaklanma olayının olması maalesef o da söz konusu. Burada tabi polislerin karşısında bu şekilde çıkarılması yanlış bir olay. Polislerle böyle bir tespit gerecekse şikayetçinin onları görmesi fakat onların görmemesi gerekiyor. Burada çok ilginç bir düzenleme yapılıyor. Bu tezgahın içinde maalesef bir CHP milletvekili var, içerden de ona servisi yapanlar var. Oradaki durumu emniyet müdürü arkadaşımız maalesef iyi yönetememiştir. O tablo üzüntü vericidir. Gerekli kararı arkadaşlarımız verecektir ifadelerini kullandı.

CUMHURBAŞKANLIĞI İDDİALARI
2014'te aday olacak mısınız sorusu üzerine Erdoğan, "Ben bu konuyla ilgili olarak, şu anda Cumhurbaşkanlığı seçimlerine iki yılı aşkın bir zaman var. Tabi Türkiye olarak bizim de çok işimiz var. Biz 2014 hedeflerini belirliyoruz, diğer taraftan 2015-2023 bunu da belirliyoruz. Bu olayın gündeme bu şekilde düşmesi bizi üzmüştür. Bizim Sayın Cumhurbaşkanımızla aramızdaki mesafeyi kimse açamaz, kimsenin haddine değildir. Basın müşaviri arkadaşımızın böyle bir şeyi girmesi haddine değildir. Cumhurbaşkanımızla aramızdaki şeyi biz kendimiz hallederiz. Biz fiili, hukuki durumları birlikte yaşadık. Kimse bizden bunun yeniden ispatını beklemesin. Biz bu iki yıllık süreçte bununla uğraşacak değiliz. Cumhurbaşkanımızla bizim aramızdaki hukuku bozmaya kimsenin yetkisi yoktur. Buradan kimseye ekmek çıkmaz, boşuna uğraşmasın dedi.

"HEPSİNDEN DAHA FAZLA ALEVİYİM"
Sayın Kılıçdaroğlu Alevi olduğu için Alevi toplumu kendisini destekliyor. Gönül arzu eder ki hizmet politikası prim yapsın. Ben Alevi kardeşimi ayırmıyorum, ona da hizmet götürüyorum. Beni Alevi düşmanı gibi gösterenler var. Ben Aleviliği Hz. Ali'yi sevenler olarak biliyorum. Ben bugün Alevi diyenlere baktığımda hepsinden daha fazla Aleviyim. Ben Ali gibi yaşamaya çalışıyorum onlarda böyle bir yaşam tarzı yok.

Aleviliğin kendi içinde paramparça olduğunu görüyoruz. Aleviler Müslüman'dır diyenler de var Aleviler Müslüman değildir diyenler de var. Aynı zamanda bunların içinde ateist olanlar da var. Biz Müslüman isek Alevi olarak o zaman Müslüman'ın ibadethanesi tek olmalıdır. Cem evine karşı olduğumu söylemiyorum. İbadethanenin tek olduğunu söylüyorum. Bugün bağıran çağıran tiplerin cami ile alakası yok, Cemevi ile de alakası olduğunu zannetmiyorum. Cemevi konusunda benim belediye başkanlarımın olumlu yaklaşımı vardır. Alevilik bir dindir diyorlarsa bunu müşterek olarak açıklasınlar. Cemevi bir ibadethane değil, kültürel etkinliklerin yapıldığı bir merkezdir. İbadethane tektir camidir. Cem evlerinde ise aleviler olarak gider kültürel etkinliklerimizi yaparız. Bu konuda olumsuz yaklaşımımız yok. Hz. Ali'yi sevmek noktasından hareketse ben çok güçlü bir Aleviyim.

"BAŞBUĞ'A YAPILAN HOŞ DEĞİL"
İlker Başbuğ'a yapılan terör örgütü mensubu şeklindeki yakıştırmaları da hiç hoş bulmuyorum. Türk Silahlı Kuvvetleri'nde genelkurmay başkanlığına kadar gelmiş bir insana bu tür yakıştırmaların yapılmasının insaf dışı olduğunu düşünüyorum. Tutuklu yargılanmasını da doğru bulmuyorum. Tutuksuz yargılanabilirdi.

"TUTUKLAMALARA KENDİNDEN ÖRNEK VERDİ"
Şu an içerdekilerin hepsi haklı yere içerdedir diyemeyiz. Normal adi suçta bile birçok insan haksız yere içeri atılabiliyor. Yanlış belgeye yanlış bilgiye dayalı olarak içeri düşünler var. Şu anda bu tutuklu durumda olanların yaşadığı şeyler ayrı. Bunların içerisinde yanlış hükme mahkum olanlar da var. Beni ne için içeri attıklarını ben bilemiyorum. Benim suçum neydi de ben bilemiyorum. Devletin bütün kitaplarında milli eğitim bakanlığının kitaplarında olan bir şiiri okuyan biri o şiiri okudu diye içeri giriyor. Bunu yaşadık. Bizzat yaşadığım için de biliyorum. buna karşın da bizim de mücadele vermemiz lazım.

"TSK MENSUBU TUTUKSUZ YARGILANABİLİRDİ"
Silahlı kuvvetler mensubunun tutuklu değil, tutuksuz yargılanabilirdi. Ben kolay kolay bir TSK mensubunun bu ülkeden kaçabileceğine ihtimal vermiyorum. Silahlı kuvvetler mensubundan istisnai olarak bir tane kaçan var. NATO'da görev yapan, bizim yurt dışında görev yapan personellerimizden bu süreç içerisinde olanlar çağrılmışlardır, onlar ailelerini orada bırakıp gelmişler ve tutuklanmışlardır. Bu bir inceliktir, bir hassasiyet vardır. Eğer mahkumiyet varsa cezasını çekecektir ama bu şekilde bir yaklaşım ülkemizde birçok gerginliğe neden olmuştur bunu da üzülerek söylüyorum.

"BAŞKANLIK SİSTEMİ"
Ben şunu özellikle ülkenin gündeminde tuttum. Ülkem demokrasiyi enine boyuna tartışmalıdır. Başkanlık sistemi demokrasi dışı bir sistem değildir. Türkiye içinde böyle bir model neden olmasın. Bunun kararını milletim versin. Bundan neden korkalım. Koalisyon hükümetlerinin olduğu batı bunun bedelini faturasını ödüyor. Türkiye bir istikrar yakaladıysa koalisyon hükümeti olmadığı içindir. Geçmişte de koalisyon hükümeti olmadığında Türkiye ayağa kalkmış, koalisyon hükümetlerinde ise tersi olmuştur. Biz istikrarı yakaladık ve güven verdik. Başkanlık sistemi olmadı, bir başkası var; yarı başkanlık sistemi. Orada da sizi koalisyonlara mahkum etmiyor. Yine parlamento var. Benim nihai olarak tek başıma karar vereceği bir olay değil bu. Benim partimin de tek başına karar vereceği bir olay değil. Tek başımıza karar vereceğimiz bir olay olsa partimin içinde tartıştırır sonra geçiririz. Anayasa üzerinde çalışıldığı bir dönemde bunun üzerinde durulur. Despot bir anlayış diyorlar peki ABD'de despot bir anlayış mı var?


''BEN DIŞİŞLERİ BAKANIMI KUZEY IRAK'A BOŞUNA GÖNDERMEDİM''-
Bir gazetecinin Şemdinli'de yaşanan terör olaylarının bir yandan Suriye yönetimi üzerindeki baskıları hafifletmek bir yandan da Suriye'nin kuzeyindeki oluşumların üzerindeki dikkatleri dağıtmak için yapıldığı yönünde iddialar olduğunu belirterek değerlendirmesini sorması üzerine Başbakan Erdoğan, ''Bizim asıl sıkıntı alanlarımızdan bir tanesi Irak, Kandil o bölgeden ülkemize sürekli nüfuz etme gayretleri vardı, bu unsurlar vardı. Bunlara karşı silahlı kuvvetlerimizin çok ciddi sınırdaki mücadeleleri oldu'' diye konuştu.

Erdoğan, şöyle devam etti: ''Son olaylarda yine 200 kadar böyle sızma gayreti içinde olanlar oldu, tespit edildi, anında müdahalesi yapıldı. Yine Amanoslar'da son dönemlerde yine bir mücadele var. Bu mücadelede de yine bu defa, ismini açık veriyorum, Suriye tarafından özellikle Beşşar Esed'in şu anda desteklediği PKK unsurları oradan ülkemize sızma gayreti içerisinde. Tabii ki Baas'ı Türkiye'de destekleyen birinci derecede parti hangi parti? CHP. Şu anda Beşşar'ın yanında yer alan parti hangi parti? CHP. Ama şu anda ülkemize bölücü terör örgütünün Suriye'de de yapılanmasına destek veren yine Beşşar Esed ve oradan sızmalar oluyor. Daha önce Beşşar bu noktada onlardan kopma mücadelesi içindeydi, bizlerle iyi niyetli şeyleri olduğu dönemlerde. Ama bizden koptuktan sonra nereyle nasıl paslaştığı ortaya çıktı. Bizim, bütün bunları bilerek attığımız adımlar var. Ben Dışişleri Bakanımı kuzey Irak'a boşuna göndermedim. Orada gidip atması gereken adımlar ve oranın yerel yönetimiyle de paylaşması gerekenleri kendisine söyledik. Dedik ki, 'Bunları kararlı bir şekilde onlara ifade edeceksin.' Bu iş eğer bir tehdit unsuru olarak devam edecek olursa bizim aramızdaki bütün dostluk, şu bu filan hepsi ortadan kalkar. Ama eğer biz dostluk içinde bunu bir kardeşlik anlayışı içinde sürdüreceksek burada da sizler artık bu terör örgütüne burada yaşama hakkı vermemeniz lazım. Bize düşen bir şey varsa biz bunu yaparız.''

''BANA, 'BENİM GÜCÜM YETMİYOR' DİYEN MALİKİ'NİN KENDİSİDİR''
Irak Başbakanı Nuri el-Maliki'nin Türkiye'nin sınır ihlalinden bahsettiğinin hatta nota verdiğinin hatırlatılması üzerine Erdoğan, ''Biz onun hemen ertesinde yine gittik Kandil'e operasyonumuzu yaptık. Operasyon yapılması gereken yere yine yaptık, yaparız asla duramayız. Çünkü oradan bize tehdit devam ettiği sürece biz orada gider operasyonumuzu yapar döneriz. Bunu bilmesi lazım. Çünkü daha önce biz bunu kendisiyle çok açık, net konuştuk. Bana, 'Benim gücüm yetmiyor' diyen Maliki'nin kendisidir. Bundan dolayı da 'Bizim size söyleyecek hiçbir şeyimiz yoktur' diyen kendisidir'' diye konuştu.

''Amanoslar'daki sızmayı da önlemek için Suriye'ye de aynı model uygulanabilir mi?'' sorusuna da Başbakan Erdoğan, şu yanıtı verdi: ''Uygulanmayacağı ne malum? Bütün mesele bunların tabii timing içerisindeki anıdır. O an geldiğinde, mesela bizim şu anda diyelim ki sınırda üç tane tugayımız tatbikatlarını sürdürüyor. Sizler de takip ettiniz. Bunlar nedir? Her an istim üzerinde olan bir Türk Silahlı Kuvvetleri var. Bunu yapmak durumundayız, böyle olmak durumundayız. Bizim orada Süleyman Şah Türbesi var. Süleyman Şah Türbesi çevresiyle birlikte bizim topraklarımızdır. Orada yapılacak her hangi bir yanlış harekete bizim sabırlı olmamız mümkün değil. O çünkü bizim topraklarımıza bir saldırıdır, aynı zamanda NATO topraklarına bir saldırıdır. Herkes zaten kendi görevini bilmektedir, gereğini de yapacaktır, yapmaktadır.''

''İRAN'IN YAKLAŞIM TARZINI KABULLENMEK MÜMKÜN DEĞİL''
Dışişleri Bakanı Davutoğlu'nun Kerkük ziyaretinin Bağdat hükümetinden tepki aldığı belirtilerek, ''Bu Kuzey Irak yönetimi ile Bağdat yönetimi arasında çok ciddi sorunların varlığına mı işaret'' sorusuna Erdoğan, ''Son dönemde özellikle Kuzey Irak ile Bağdat arasında gerçekten bir sıkıntı var'' yanıtını verdi.

Erdoğan, şöyle konuştu: ''Bunu sayın Barzani'nin bize uğradığında, İstanbul'da yaptığımız görüşmede kendisiyle paylaştık. Kendileri tabii rahatsızlıklarını ortaya koydular. Hatta Suriye Ulusal Konseyi olsun, yeni yapılanma çalışmalarıyla ilgili olsun tüm oradaki Kürt gruplar olsun, Arap, Türkmen, Şii bütün bu grupları davet etmek suretiyle onlarla toplanacağını bana ifade etmişti. Toplanmak suretiyle de Maliki'ye karşı bir oluşum başlatmak. O süreç başladı fakat o süreç şimdilik beklenen hedefe ulaşamadı. Bazı sebepleri, nedenleri var.''

Birkaç gün önce Irakiye Koalisyonu lideri Iyad Allavi'yi kabul ettiğini de hatırlatan Başbakan Erdoğan, kendisiyle birçok konuyu konuştuklarını, Allavi'nin de bazı şeyleri anlattığını bildirdi. Erdoğan, şöyle devam etti: ''Süreç bitmiş değil. 'Bu süreç bu şekilde devam edecek' dediler. Gerek sayın Barzani'nin gerek Irakiye'nin gerek Mukteda es-Sadr'ın hatta hatta El-Hekim'in bu konudaki hassasiyetleri devam ediyor. Yani şu anda 'Maliki bugüne kadar hareket ettiği kadar rahat hareket edemeyecek' diyorlar. Tabii bunların yanında şu anda bulunan güçte malum, İran'dan böyle bir gücü aldığını hepsi söylüyor. Burada tabii biz, hatta bugün Ahmet Bey İran Dışişleri Bakanı ile de bazı konuları görüştü. İran'ın yaklaşım tarzını kabullenmek mümkün değil. Bunu biz de kendilerine en üst düzeyde söyledik. Dedik ki, 'Bakın bölgede huzursuzluğun sebebi oluyor bu iş.' Biz aynı değerleri paylaşmamız gereken ülkeler olduğumuz halde böyle bir sıkıntının içinde olmamız sadece teröre, terör örgütüne güç katıyor. Bizi kendi aramızda birbirimize şüpheyle bakmaya itiyor. Biz birbirimize güvenle bakmamız lazım niye şüpheyle bakalım. 'Biz de aynı şeyleri paylaşıyoruz, doğru söylüyorsunuz, böyle yapmamız lazım, beraber çalışalım, beraber arkadaşlar çalışsınlar' demelerine rağmen atılan olumlu bir adım yok. Fakat biz ısrarcıyız. Yine aynı şekilde devam edeceğiz. Sayın Barzani ile aynı şekilde buna devam edeceğiz ama Kerkük'e Ahmet Bey'in gidişinden rahatsız olmaları aslında şuradan kaynaklanıyor. Niçin Irak'ın en tepe noktasıyla Türkiye'nin en tepe noktası görüşemiyor. Aslında bu ona yönelik aslında bir markaj siyasetidir. Şimdi İran'dan Irak'a gelen siyasiler nereye gideceklerinin adresini sana veriyor mu? Vermiyor. Dolaysıyla elinde kırmızı diplomatik pasaportu olan bir bakan, senin orada yerel yönetimin var. Hem onu ziyaret ederken oradan da 40 kilometre ötesinde Kerkük'e gider. Onun orada soydaşları var, soydaşlarımız var. Gidip onları da orada ziyaret eder. Bu ziyaretler neticesinde ne yapıyor? Bizim maslahatgüzarımızı, çünkü büyükelçinin Ahmet Bey ile Türkiye'ye gelmesi gerekiyordu, çağırmak suretiyle güya nota veriyor. Ne oldu sonra? Sen o notayı verirsen Türkiye'de senin büyükelçini çağırmak suretiyle ona gerekli notayı verir. Bir taraftan bizimle münasebetleri olumlu istikamette geliştirmek istiyor, öbür taraftan bir siyaset acemisi olarak benim maslahatgüzarıma nota veriyor. Sıkıntı burada.''

Başbakan Erdoğan, Bakan Davutoğlu'nun kuzey Irak ve Kerkük ziyaretinde verimli adımlar atıldığı yönündeki inancını belirterek, ''Ahmet Bey'in de verdiği bilgiler, rapor ışığında söylüyorum. İnanıyorum ki biz bu bütünleşmeyi de kuzey Irak'ta ve Suriye'ye doğru şu anda planlanan özellikle PKK'nın PYD ile yapmak istediği oyunu bir defa asla kabullenemeyiz, buna asla müsaade edemeyiz.''


Günün Manşetleri

Tüm Manşetler