Biz de ölmek istemiyoruz
18 saat çalıştıktan sonra evinde ölen polis memuru polislerin mesai sıkıntısını gündeme getirdi. Hepsinin isyanı ortak: Günde bazen 18-20 saat çalışıyoruz. Aile hayatımız kalmadı.
ARTIK ADALET İSTİYORUM
Bu ölüm maalesef, aylardır dile getirdiğimiz sorunların acı bir sonucudur. Bu 18 saatlik çalışma istisna değildir. Çünkü başta İstanbul olmak üzere birçok ilimizde günlük normal mesai 12 saatten az olmamaktadır. Ek görevlerle, ikinci emirlerle bu çalışma günlük 18-20, ayda 300-320 saati bulmaktadır. Artık adalet istiyorum. Bu çalışmanın keyfi olup olmadığı araştırılmalı. Diğer tüm memurlar gibi ben de 160 saat çalışmak istiyorum. Ölçülü sendika ihtiyacımız bu ölümle bir kez daha ortaya çıktı. Ben de yorgunluktan ölmek istemiyorum.
HORON İÇİN BİLE GÖREV
Ben Artvin'de görev yapıyorum. İstanbul'dan geldim. Bazen haftalık çalışma saatimiz 80 saate bile çıkabiliyor. Bu takdir yetkisinin de üst sınırı yok. Artvin'de sözde olay yok ama, yok festival, yok boks karşılaşması, yok 10 kişi horon tepti diye ek görevler sebebiyle 18-20 saat çalıştırılıyorum. Sonra dinlenme iznim de verilmiyor. Polis idarecilerinin takdir yetkileri sınırlandırılmalı. Vicdanlara göre yönetilmemeliyiz.
MEMURDAN 80 SAAT FAZLA...
Bizler de artık normal insanlar gibi insan haklarına uygun mesai saatleri ile çalışmak istiyoruz. Nasıl mı çalışıyorum? Mesela bugün yani 29.06.2012 günü 08.00'de görev aldım, 19.00 da bırakıp 30.06.2012 günü saat 19.00'da görev alacağım. 01.07.2012 saat 08.00'da görevi bırakıp 02.07.2012'de saat 08.00'de görev alıp bu değişimi yukarıdaki gibi yapacağım. Bu normal çalışma sistemi. Bu sistemde ayda 240 saat çalışıyorum. Normal memurdan 80 saat fazla... Ama anormallik nerede biliyor musunuz? Sabah görevden çıktığımda kış aylarında yüzde 80 öğleden sonra çağırıp maçkonser gibi etkinliklerde görev yaptırıyorlar. Yazın ise 19.00'da çıktığım görevden 20.00 gibi tekrar çağırıp gece 02.00'ye kadar çalıştırıyorlar. Sabah çıktığımda ise öğlen çağırıp gece yarısına kadar çalıştırıyorlar. Artık yeter.
'ÇOCUĞUM POLİSLERDEN NEFRET EDİYOR'
2000'li yılların başındaydık. Gece görevimiz bitmek üzere iken şubeden telefon ile arandık. Görev bitiminden 3 saat sonra bir profesör polis camiasına insan hakları ile ilgili brifing verecekmiş. Uyumadan brifinge katıldık. Bir ara vatandaşların polisi iyi tanımadığına ve çocukların polisleri sevmediğine değindi. Sayın hocamızdan söz aldım. Ve şunları söyledim: Bir zamanlar 12/12 çalışır iken 4 yaşındaki oğlum akşam göreve giderken bana nereye gidiyorsun diye sorunca göreve dedim. Sabah o uyanmadan gelir, oğlum ya benimle oynamak isterse, ya beni parka ne bileyim bir yerlere götür derse uyumam lazım çünkü birkaç saat sonra gene göreve gideceğim endişesi ile hemen uyurdum. Eşimin beklentilerine sıra bile gelmezdi. Bir gece görevine giderken oğlum 'Ben polislerden nefret ediyorum, sen hep onların yanındasın' diye ağlamaya başladı. Bu teşkilat kendini öz çocuklarından nefret ettirdi, bir başkasının çocuğunun beni sevmesini nasıl sağlayabilirim? Burada bulunan 20 küsür saattir uykusuz polisler de insan. Uyumak için sizin insan hakları konulu konferansınızın bitmesini bekliyor.