Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, terörle mücadelede Almanya'ya yönelik beklentileriyle ilgili, ''Bunların uzantıları, bağlantıları çok çok farklı ve 6 milyar Avro gibi Almanya'da sadece toplanılmış para var ve bunlar tabii terör örgütüne mali destek olarak gidiyor. Bunlar tabii gerçekten üzücüdür, düşündürücüdür. Ben inanıyorum ki başta değerli mevkidaşım ve Alman makamları, bunlar hususunda hassasiyetlerini daha da artıracaklardır'' dedi.
Başbakan Erdoğan, Almanya Başbakanı Angela Merkel ile yaptığı baş başa görüşmenin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında soruları yanıtladı.
''Terörle mücadelede Almanya'ya yönelik somut olarak üç beklentiniz nedir?'' sorusu üzerine Erdoğan, şunları söyledi:
''Böyle rakam tayin ederseniz bu beklenti olmaz. Ben sadece beklentimi genel bir çerçeve içerisinde ifade edeyim, o da şudur: Şu anda Alman yargısının geçmişte almış olduğu birçok kararlar var. Aslında terör örgütüne yönelik sadece şiddet değil, şiddetin ötesinde almış olduğu kararlar var ki o da şudur; yani şiddete yönelmese bile bu şiddete yönelik adımların herhangi bir teşebbüsüne vesile olacak adımların atıldığı dernekler bile bu tür yargılamanın içerisine girebiliyor ve bu konuda bütün yayınlarıyla, her şeyi ile yalan yanlış bilgilendirmeyle bu tür girişimler içerisinde bulunan derneklerin, kaldı ki bakın şu anda biz sizlerle basın toplantısındayız, kısa bir süre önce burada RTL binası işgal edildi.
Bunu işgal edenler kimler? Yine aynı şekilde bir siyasi partiyle ilgili böyle bir adım atıldı. Bunlar kimler? Bunların üzerinde durulması gerekir diye düşünüyorum. Bunların uzantıları, bağlantıları çok çok farklı ve 6 milyar Avro gibi Almanya'da sadece toplanılmış para var ve bunlar tabii terör örgütüne mali destek olarak gidiyor. Bunlar tabii gerçekten üzücüdür, düşündürücüdür. Ben inanıyorum ki başta değerli mevkidaşım ve Alman makamları, bunlar hususunda hassasiyetlerini daha da artıracaklardır.''
-''Yük almaya geldiğimizi de hep ifade ettik''-
Başbakan Erdoğan, Yunanistan'ın referandum kararını nasıl değerlendirdiğinin sorulması üzerine, sorunun muhatabı olmadıklarını ve kararın Yunanistan hükümeti tarafından alındığını söyledi.
Avro bölgesi ile yapılan görüşmeler ardından böyle bir karar verildiğini ifade eden Erdoğan, ''Bizden çok Avro bölgesindeki ülkeler ile Yunanistan arasındaki bir sorundur. Ben yine de çok sevdiğim değerli dostum Yorgo'nun bu sıkıntılı dönemden Avro Bölgesi ile birlikte çıkmasını temenni ederim'' diye konuştu.
Erdoğan, ''Türkiye'nin şu anki AB'ye üye olması sizin açınızdan ne kadar cazip?'' sorusuna şu yanıtı verdi:
''Bizim Avrupa Birliği ile olan tam üyelik süreci mevcut gelişmelerden farklı. Fakat bizim Avrupa Birliği ile olan bu üyelik sürecimizin hedefinde ekonominin ötesinde çok farklı ilişkiler var. Bu siyasidir, sosyaldir, ekonomiktir, bütün bunları kapsayan geniş çerçevede bir olaydır. Avrupa Birliği coğrafyası içerisindeki üye olarak bütün bu ülkelerle olan birlikteliğimiz hem Avrupa Birliğine güç katacaktır, hem bize güç katacaktır.
Biz oraya bir yük olmaya değil, yük almaya geldiğimizi de hep ifade ettik. Hele hele şu anda kurumlarıyla, kuruluşlarıyla ve Kopenhag siyasi kriterleri olsun, Maastricht ekonomik kriterleri olsun, bunları zaten şu anda uygulama çerçevesi içerisinde yerine getiren bir Türkiye olarak, özellikle Avrupa Birliği müktesebatı çerçevesinde süratle bunu gerçekleştirmenin arzusu, gayreti içerisindeyiz. Olur, olmaz... Bunun kararını tabii nihayetinde liderler kendi aralarındaki zirvelerde vereceklerdir. Bizim bu noktadaki attığımız adım devam etmektedir. Temennimiz sonu hayırlı olsun.''
-''Ticaret hacmi 20 milyar dolar''-
Başbakan Erdoğan, Almanya Başbakanı Angela Merkel ile yaptığı baş başa görüşmenin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında yaptığı konuşmada, Türk-Alman İşgücü Anlaşmasının 50. yıl dönümün dolayısıyla Almanya'ya resmi ziyaret gerçekleştirdiklerini belirterek, ''Gerek dün akşam, Sayın Cumhurbaşkanını ziyaretimiz gerek bu sabah Dışişleri Bakanlığında Türk vatandaşlarımızla, Sayın Şansölyeyle birlikte bir araya gelmiş olmamız, dün akşam gala yemeğinde buradaki vatandaşlarımızla bir araya gelişimiz gerçekten anlamlıydı'' dedi.
Erdoğan, görüşmede ikili ilişkileri değerlendirme fırsatları olduğunu belirterek, şunları kaydetti:
''Türkiye ve Almanya arasında 2010'da ikili ticaret hacmi 29 milyar dolardır. Bu yılın ilk yarısında 15 milyar dolar gibi bir rakama ulaşmış vaziyetteyiz. Öyle görünüyor ki yıl sonu itibarıyla 2010 yılına ulaşabilecek konumdayız. Tabii bunun yanında Türkiye, Almanya ilişkileri çok çok farklılık arz ediyor. Turizmde 4 milyonu aşkın Alman vatandaşı, Türkiye'yi ziyaret etmiş durumda. Bu da halklarımız arasındaki kaynaşmayı ciddi manada arttırıyor. Kültürel noktada ilişkilerimizi ciddi manada geliştiriyor. Bütün bunların yanında Türkiye'deki Alman yatırımlarına baktığımızda 4 bin 500'ü bulan Alman yatırımcı, Türkiye'de istihdam sağlıyor, bunun yanında yatırımlarıyla hem kendilerini hem Türk ekonomisi açısından bizlere de imkanlar temin ediyor. Tabii burada da 70 bini aşkın Türk işveren var. Dün bunlar adeta konuk olarak gelmişlerken artık kalıcı hale geldiler ve şimdi yanlarında da 350 bin Türk ve Alman çalıştırıyorlar.''
Erdoğan, Van'da yaşanan depreme de değinerek, ''Özellikle son yaşadığımız deprem hadisesinde Sayın Şansölye ve Alman halkının göstermiş olduğu ilgi ve alakaya ben tekrar teşekkür ediyorum. Tabii süratle bu depremin yaralarını sarmanın gayreti içeresindeyiz'' dedi.
-''Türkiye de kazanacaktır, Almanya da kazanacaktır''-
Şansölye Angela Merkel'in, bölücü terör örgütüyle ilgili olarak yaptığı açıklamalar için teşekkür eden Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:
''Bölücü terör örgütüne yönelik ortak mücadele arzumuzu, kararlılığımızı hukuk içerisinde, demokratik teamüller içerisinde eğer yürütecek olursak inanıyorum ki bundan Türkiye de kazanacaktır, Almanya da kazanacaktır. Her şeyden önce insanlık kazanacaktır diye düşünüyorum.
Tabii bölgemizde ciddi sorunlar var. Kuzey Afrika'da biliyorsunuz 'Arap Baharı', Tunus, Mısır, Libya, Suriye, Yemen tüm bu mevcut gelişmeler... Özellikle son dönemde 910 kilometre sınırımızın olduğu Suriye'deki gelişmeler hiçbir yönüyle kabul edilemez. Otoriter ve totaliter bir yapının acımasızca oradaki kendi insanlarını katletmesi, öldürmesi orantısız bir güç kullanarak, adeta bir mezhep kavgasına doğru Suriye'yi götürmesi asla tasvip edilemez. Buna karşı tabii ki belli yaptırımların yapılmasının gereğine inanıyoruz. Çünkü buna seyirci kalmamız da mümkün değil. Zira bizim Suriye'ye salt 910 kilometre sınırımızın olması değil, bir de akrabalık ilişkilerimiz var. Yıllara sarih olan kültürel bağlarımız var. Bütün bunlar karşısında tabii duyarsız kalmamız mümkün değil. Ayrıca, teröre yönelik şu anda gelişmekte olan zaaflar da düşündürücüdür, bunlar üzerinde tabii ki hassasiyetlerimiz var.''
Erdoğan, enerji konularını görüşme imkanları olduğuna da işaret ederek, ''AB sürecini aramızda değerlendirdik ama şunu da ifade edeyim, biz Avrupa Birliği süreci içerisinde gerçekten bugüne kadar aldığımız Almanya desteğini bundan sonra da çok daha farklı bir şekilde almanın beklentisi içerisindeyiz. Çünkü Almanya-Türkiye ilişkileri diğer AB üyesi ülkelere benzemez'' dedi.
Almanya Başbakanı Angela Merkel'de ortak basın toplantısında, Türkiye'yi PKK'la mücadelesinde desteklediklerini, sonuna kadar Türkiye'nin yanında olduklarını belirtti. Merkel, "Almanya PKK konusunda Türkiye'ye yardım için elinden geleni yapıyor" şeklinde konuştu.
MERKEL'İN KONUŞMASI
Almanya Başbakanı Angela Merkel, ülkesinin geleceğinin Türkiye'nin geleceğine bağlı olduğunu belirterek, terörizme karşı mücadelede her zaman Türkiye'nin yanında olduklarını söyledi.
Başbakan Merkel, bugün başkent Berlin'de Almanya İçişleri Bakanlığı tarafından Dışişleri Bakanlığında düzenlenen "Türkiye ile Almanya arasındaki İşgücü Anlaşması'nın 50. Yılı" adı altında düzenlenen etkinliğe Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile birlikte katıldı.
Merkel, burada yaptığı konuşmada, ülkesinde yaşayan Türk kökenli insanların geleceğinin hem Almanya'nın, hem de Türkiye'nin iyi durumda olmasına bağlı olduğuna vurgu yaparak, "Şuna da vurgu yapmak istiyorum. Terörizme karşı mücadelede yanınızdayız" dedi.
Uyum konusunda mevcut olan tüm sorunlara rağmen iki ülke arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi gerektiğini belirten Merkel, "Şunu da söylememe izin verin. Ben bu ülkede yaşayan tüm insanların başbakanıyım, Alman hükümeti de herkesin hükümeti" şeklinde konuştu.
Almanya'da yaşayan göçmenlerin topluma katılımının gelecek için önemli olduğunu, çeşitliliğin bir zenginlik olduğunun da bilinmesi gerektiğini ifade eden Merkel, Almanya'nın dünyaya açık bir ülke olduğunu, anayasaya saygı gösteren ve ülkesine katkı sağlamak isteyen herkesi memnuniyetle ülkesine kabul ettiğini söyledi.
Uyumun hem almak, hem de vermek anlamına geldiğini, göçmenlerin Almanya'ya katkı sağlamaya, Almanların da göçmenleri kabul etmeye hazır olması gerektiğini belirten Merkel, ülkenin geleceği için genç insanların toplumda yer almasının önemli, bunun için de Almanca'nın, küçük yaşlardan itibaren öğrenilmesinin zaruri olduğunu ifade etti.
Türk kökenli insanların nüfusunun gelecek yıllarda Almanya'da daha da artacağını, bu nedenle uyuma büyük önem verdiklerini kaydeden Merkel, uyum kursları, uyum zirvesi sonucunda hazırlanan Ulusal Eylem Planı ve çeşitli teşvik programlarıyla uyumu sağlamaya çalıştıklarını söyledi.
Başarılı Türk kökenli insanların gelecek kuşaklara da örnek olduğunu belirten Merkel, Başbakan Erdoğan'ın, Alman Milli Takımının Türk kökenli oyuncusu Mesut Özil'in gollerine Türk Milli Takımına karşı atmadığı sürece sevindiklerini söylemesine karşılık, "Biz Mesut Özil'in attığı her gole seviniyoruz" dedi.
Uyum konusunda sorunların da olduğunu, özellikle göçmen kökenli gençler arasındaki suç oranının yüksekliğinin ve birçoğunun okulu yarıda bırakmasının en önemli sorunlar olduğunu ifade eden Merkel, toplumda başarılı olmak isteyen kimsenin okulu yarıda bırakmaması gerektiğini kaydetti.
Almanya'ya gelen birinci kuşak göçmenlerin cesur adımlar atmış olduğunu ve çok zor şartlar altında çalıştığını belirten Merkel, Almanların o dönemlerde yabancı kültürlere alışık olmamış olduğunu, bu nedenle Türklere karşı çekingen davrandığını, işçilerin değil de, insanların ülkeye geldiği bilincinin daha sonra yerleşmeye başladığını söyledi.
Türklerin, Soğuk Savaş döneminin yaşandığı ve Berlin Duvarı'nın kurulmakta olduğu bir dönemde birçok değişikliğin gerçekleştirilmesi konusunda topluma ivme kazandırdığını da ifade eden Merkel, İşgücü Anlaşmasının durdurulduğu 1973 yılına kadar yaklaşık 1 milyon Türk'ün Almanya'ya geldiğini, cesur kararlar alarak bu ülkeye gelen Türklerin, Almanya'yı birlikte şekillendirdiğini kaydetti.
-Merkel çifte vatandaşlığa karşı çıktı-
Başbakan Merkel, daha sonra Başbakan Erdoğan ve bazı Türk kökenli insanlarla birlikte "Göç olgusu toplumumuzu nasıl değiştiriyor?" konulu bir panele katıldı.
Merkel, çifte vatandaşlık konusunda görüşünün sorulması üzerine, muhafazakar bir çevreden geldiğini ve bir insanın iki ayrı ülkenin ordusunda hizmet edemeyeceğine inandığı için çifte vatandaşlığa karşı çıktığını belirterek, bu konuda çifte vatandaşlığa sıcak bakan Fransa ve ABD'nin kendilerini anlamakta zorluk çektiğini söyledi.
Çifte vatandaşlığın uyumla bir ilgisinin olduğuna inanmadığını ve tek vatandaşlığı istemesinin, insanlarla biraraya gelmek istemediğini göstermeyeceğini, ülkesinde yaşayan herkese sempatiyle yaklaştığını ifade ederek, "İnsanlara duyduğumuz sempati çifte vatandaşlığa bağlı değil" şeklinde konuştu.
Panele katılan senaryo yazarı Nesrin Şamdereli ve rejisör Yasemin Şamdereli'nin, Türkleri eleştirenlerin genelde Türkler ile hiç karşılaşmamış olan insanlar olduğunu belirtmesi üzerine de Merkel, kendisinin de uzun yıllar Doğu Berlin'de yaşadığı için Türkler ile fazla bir bağlantısının olamadığını, bu eksikliği en kısa zamanda gidermek istediğini söyledi.
Şamdereli kardeşlerin kendisini, Türklerin yoğun olarak yaşadığı Kreuzberg semtine davet etmesi üzerine de Merkel, "Avro krizinden vakit bulabilirsem yaparız" şeklinde yanıt verdi.
Almanların, genelde tahmin edilenden daha sıcak ve güler yüzlü insanlar olup olmadığı konusunda da görüş belirten Merkel, Almanya'da düzenlenen Dünya Kupası'nın Almanların gülebildiğini de gösterdiğini, ancak gülmesi için gıdıklanmaya devam ettirilmesi gerektiğini kaydetti.
Merkel ayrıca, "Almanya" adlı komedi filmini eğlendirici bulduğunu, bazı önyargıların ve eleştirilerin de fazla ciddiye alınmaması gerektiğini sözlerine ekledi.
-Alman Bakan Böhmer ve Başbakan Yardımcısı Bozdağ ile söyleşi-
Alman hükümetinin göç ve uyumdan sorumlu Devlet Bakanı Maria Böhmer ve Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ ile de etkinlik kapsamında bir söyleşi yapıldı.
Böhmer, aile birleşimi kapsamında Almanya'ya getirilecek eşlerin önceden Türkiye'de Almanca öğrenmesi ile ilgili uygulamayı savunarak, bunun insan hakları ihlali olmadığını söyledi.
Uygulamayla ilgili yasa çıktıktan sonra Türkiye'ye yaptığı ilk ziyareti sırasında‚ "Böhmer, gelinleri ağlatan Bakan" şeklinde bir gazete manşetiyle karşılandığını, ancak Ankara'daki Goethe Enstitüsündeki Almanca kursunu ziyareti sırasında sadece gülen yüzler gördüğünü belirten Böhmer, "Son ziyaretimde de İstanbul'daki Goethe Enstitüsündeki öğretmenler, kursların, sadece Almanca öğrenilmesiyle sınırlı kalmadığı için büyük başarı sağladığını ve bu yönde devam etmemi söyledi. Bu insan hakları ihlali değil, bu, insanların kendilerini evinde gibi hissetmesini sağlayan büyük bir yardım" şeklinde konuştu.
Bozdağ ile birlikte "Almanya treni" ile Salzburg'tan Münih'e giderken, birinci kuşak Türk göçmenlerden birçok hayat hikayesi dinlediğini ifade eden Böhmer, bu insanların büyük hayallerle Almanya'ya geldiğini ve tüm zorluklara rağmen burada başarılı olduğunu söyledi.
Başbakan Yardımcısı Bozdağ ise, Türkiye'de önceden Almanca öğrenilmesi uygulamasını eleştirerek, aile birleşiminin önündeki tüm engellerin kaldırılmasından yana olduklarını belirtti.
İnsanların, zor durumlarında da ailesinin yanında olmak istediğini, bu insanların sadece Almanca bilmediği için ülkeye sokulmamasının anlaşılır bir şey olmadığını ifade eden Bozdağ, "Bunun insan hakları açısından izahı çok zor" dedi.
Bu uygulamanın diğer AB ülkesi vatandaşları için geçerli olmadığına işaret eden Bozdağ, Türklerin bu durumda kendilerine ayrımcılık yapıldığı duygusuna kapıldığını kaydetti.
Almanya İçişleri Bakanı Hans-Peter Friedrich de, etkinlikte yaptığı konuşmasında, geçici sanılan göçün kalıcı olduğunun anlaşıldığını, göçün Almanya'yı değiştirdiğini, Türkiye'nin de çıkarına olduğunu belirterek, Türk kökenli göçmenleri farklı bir ülkede çalışma kararı almış ve tüm zorluklara rağmen Almanya'nın kalkınmasına katkı sağlamış oldukları için etkinliğe davet ettiklerini söyledi.
Friedrich, bu insanların çoğunun tüm zorluklara rağmen Almanya'ya geldiklerinden dolayı pişman olmadığını ifade ederek, kültür, ekonomi, spor ve siyaset alanında çok başarılı olduklarına vurgu yaptı.