"Terörle mücadele hükümetin konusudur"
Bakanlar Kurulu Toplantısı Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Başkanlığında Başbakanlık Yeni Bina'da toplandı.
Giriş Tarihi: Güncelleme Tarihi:
Bir haftalık tatilinin ardından Ankara'ya dönen Başbakan Erdoğan, Hükümet üyeleriyle yaklaşık 5,5 saat süren Bakanlar Kurulu toplantısında bir araya geldi. Toplantının gündeminde terörle mücadele, Anayasa Mahkemesi'nde görüşülen Anayasa değişliği paketi konuları öncelikli gündem maddeleri olarak yer aldı.
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, terörle mücadelenin hükümetin konusu olduğuna işaret ederek, ''Güvenlik işin sadece bir boyutudur. Bu boyutun dışında diplomasi boyutu da en az onun kadar önemlidir'' dedi.
Arınç, Bakanlar Kurulu toplantısına ilişkin açıklamalarının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.
''Genelkurmay Başkanı'nın çarpıcı açıklamaları oldu. Terör konusunda, 'sözün bittiği yerdeyiz' dedi. Bundan sonra neler yapılabilir. Bir operasyon da dahil olmak üzere. ... Bundan sonra atılacak adımlar neler?'' sorusuna Arınç, şu yanıtı verdi:
''Bu konuyu, mutlaka gündeme getireceğinizi düşünmüştüm. Ama siz de taktir edersiniz ki Genelkurmay Başkanımızın bir özel televizyon kanalında uzunca bir konuşma yapması ve bazı konulara değinmesi hususu Bakanlar Kurulu gündeminde hiçbir zaman bulunmadı, bu konu üzerinde hiçbir tartışma ve görüşme olmadı. Genelkurmay Başkanımızın konuşmasına atfen soracağınız hususlara herhangi bir cevap vermem mümkün değil. Belki şahsen sorulduğunda şahsımıza ait düşünceleri açıklamamız mümkün olabilir. Üzerimde hükümet sözcülüğü sıfatımız var.''
Bakan Arınç, böyle bir konuda değerlendirmeye girmesi halinde, ''yanlış bir iş yapmış olacağını'' belirterek, ''Çünkü hükümetimizin böyle bir düşüncesi olduğunu belki söylemiş veya ima etmiş olurum. Kesinlikle, bu konuşma ve bu konuşmanın sonuçları üzerinde Kurul'da herhangi bir görüşme yapılmadı'' dedi.
Bu konuşma üzerinde basında geniş değerlendirme yapıldığını anlatan Arınç, şöyle devam etti:
''Terörle mücadele hükümetin konusudur. Güvenlik işin sadece bir boyutudur. Bu boyutun dışında diplomasi boyutu da en az onun kadar önemlidir. Bir taraftan da siyasi, ekonomik, toplumsal tedbirlerin alınması da en az güvenlik boyutu kadar önemlidir. Meseleye sadece güvenlik ve silah boyutundan bakmakla, bütün meseleyi görmek mümkün değildir. Dolayısıyla hükümet, kendi üzerindeki sorumluluğu, etraflıca görerek ve bütün yönleriyle dikkate alarak değerlendirmek ve gereğini yapmak mecburiyetindedir. Bu konuda hükümetimizin hiçbir zafiyeti yoktur. Bütün gücüyle ve iktidarıyla terörle mücadele konusundaki azmini her gün artırarak devam ettirmektedir.
Sayın Genelkurmay Başkanı'nın, sadece Silahlı Kuvvetler boyutuyla veya güvenlik boyutuyla yaptığı değerlendirmeler bir yönüyle eksik kalabilir. Bunu şunu için söylüyorum; bugün bir gazetede, 'Esad'ı hatırla da kendine çeki düzen ver' şeklindeki bir başlığın doğrusu terörle mücadelede çok doğru bir tespit olmadığına inanıyorum. İşin diplomasi boyutu da fevkalade önemlidir. Aradan yıllar geçmiştir. Suriye'ye söylenen sözlerin, Irak'ın Kuzey'indeki oluşumla aynı benzerliği göstermediğini Türkiye'de herkes bilmektedir. Kaldı ki Suriye ile ve hatta İran ile Türkiye terörle mücadele konusunda iyi bir işbirliği içindedir.
Suriye'nin son zamanlarda terör örgütüne yönelik operasyonları ve Türkiye ile işbirliğini hiçbir zaman göz ardı edemeyiz. Aynı şekilde İran'ın terör örgütüne karşı, belki Türkiye'nin güçleriyle de birlikte yaptığı çalışmaları ve işbirliğini hiçbir zaman göz ardı edemeyiz. Böyle başlıklar atar ve bunların da TSK tarafından düşünüldüğü imasında bulunursak, Suriye ile ilişkilerimizi zedeleyebilir bir başka konuda da Türkiye'yi güvenilmez hale getirebilir. Biz komşularımızla terör örgütüne karşı yapılacak mücadele konusunda çok iyi bir işbirliği içindeyiz. Bunu fiiliyata dökmek ve somut neticeler almak da hükümetimizin her gün takibinde olduğu konulardır. Sayın Genelkurmay Başkanı'nın konuşmasını bırakalım Türkiye'de kamuoyunda herkes rahatlıkla değerlendirebilsin, tartışabilsin. Hükümetimiz bu konuyu gündemine almadı, böyle bir şey konuşmadık, gerekirse sayın Başbakanımız kendileriyle bu konuyu enine boyuna her zaman görüşme imkanına sahiptir.''
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, gençliğin yetişmesi, geleceği, hedefleri, hayalleri ve eğitimiyle ilgili içerik konusunda sadece okuyanlara değil, çalışanlara da yönelik bazı çalışmaların yapılması gerektiğini belirterek, ''Bu konuyla ilgili bakanlık tarafından hazırlanan bir taslağı Gençlik ve Spordan Sorumlu Devlet Bakanı Faruk Nafiz Özak gündeme getirdiler ve Türkiye'de gençlik ve gençlerle ilgili Türkiye Gençlik Ajansı'nın kurulması taslağını hükümetimize takdim ettiler'' dedi.
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Arınç, Bakanlar Kurulu toplantısının ardından gazetecilere yaptığı açıklamada, Türkiye'de gençlik ile ilgili olarak yapılan çalışmalar ve mevcut durumu Gençlik ve Spordan Sorumlu Devlet Bakanı Faruk Nafiz Özak'ın anlattığını söyledi.
Başbakan Yardımcısı Arınç, Devlet Bakanı Özak'ın bu konuyla ilgili bazı araştırmalar yapıldığını ve tespitlerin ortaya konulduğunu ifade ettiğini belirterek şunları söyledi:
''Bildiğiniz gibi Anayasamızın 58. maddesi, gençliğin korunması ile ilgili hükümler içermektedir.
Hükümetimize ve devletimize görev olarak çok önemli hususlar bu madde içerisinde yer almaktadır. Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü faaliyetlerine devam ediyor, ancak bu çalışmaların büyük ölçüde sporla ilgili olduğunu söyleyebiliriz.
Oysa gençliğin yetişmesi, geleceği, hedefleri, hayalleri ve eğitimiyle ilgili içerik konusunda sadece okuyanlara değil, çalışanlara da yönelik bazı çalışmalar yapılması gerekiyor. Bu konuyla ilgili Bakanlık tarafından hazırlanan bir taslağı Sayın Bakan gündeme getirdiler ve Türkiye'de gençlik ve gençlerle ilgili Türkiye Gençlik Ajansı'nın kurulması taslağını hükümetimize takdim ettiler. Bununla ilgili karşılıklı görüş alışverişi yapıldı ve genelde olumlu karşılandı. Ancak Türkiye Gençlik Ajansı veya buna benzer bir isim konusu üzerinde ilgili diğer bakanlıklarla da görüşerek bir çalışma yapılması üzerinde karara varıldı.''
Taslağın getirdiği yenilikleri anlatan Arınç, şöyle devam etti:
''Ulusal düzeyde gençlikle ilgili bütüncül politikaların belirlenmesi, gençlik ile ilgili hizmetlerde işbirliği ve koordinasyonun sağlanması, gençlik ile ilgili incelemeler ve araştırmalar yapılması, gençlik ile ilgili projeler yapılması ve buna destek sağlanması bu ajansta gençlerin eğitimi, çalışmaları ulusal gençlik politikasında öngörülen öncelik ve amaçlar doğrultusunda kamudan ve sivil toplumdan gelecek projelerin değerlendirilmesi ve desteklenmesi ve bizzat gençlere yönelik projeler tasarlayıp bunların gerçekleştirilmesine öncülük edilmesi gibi ana konular üzerinde tasarıda, taslakta yer alan konular bakanlığımız tarafından tartışıldı.
Yalnız Milli Eğitim Bakanlığı başta olmak üzere diğer bakanlıkların da konuya ilişkin görüşleri ve düşüncelerinin alınması hususunda önümüzdeki toplantılarda bu konunun tasarı haline getirilmesi kararlaştırıldı.''
Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu'nun ''21. Yüzyıl Yapılanması ve Temel Hedefler'' konulu bir sunum yaptığını belirten Arınç, sunumun mükemmel olduğunu ve çok etraflıca hazırlandığını söyledi.
72 milyon nüfusun yarısının 30 yaşın altında olduğunu ve bunun 17 milyondan biraz fazlasının eğitim çağında olduğunu belirten Arınç, anaokulundan başlayarak üniversite son sınıfa kadar 17.5 milyon civarında bir nüfusun eğitim çağındaki nüfus olarak görüldüğünü belirtti.
Arınç, toplantıda milli eğitimin bugüne kadar geçirdiği değişikliklerin, okullardaki eğitimin, binaların fiziki durumlarının güçlendirilmesi, yetersiz okulları olan yerlere yeni okullar, derslikler yapılması, öğretmenlerin ve okul idarecilerinin durumları üzerinde neler yapılabileceği konusunun ele alındığını belirtti.
Arınç, hükümetin eğitime verdiği maddi ve diğer desteklerin, okul ile öğrenci durumları göz önünde bulundurularak eğitim-öğretimin ihtiyacı olan bütçe konusunun, bilişimle ilgili olarak bilgisayar sayısının, internet erişiminin ve diğer konuların etraflıca görüşüldüğünü anlattı.
Bülent Arınç, ''Bu projenin desteklenmesi ve bununla ilgili olarak yine hem bütçe maliye ve hazine açısından hem de diğer bakanlıkların katkısının sağlanması bakımından bütün hükümet üyeleri tarafından projenin kendileriyle ilgili konular üzerinde ayrıca çalışma yapılması konusu üzerinde karara varıldı'' diye konuştu.
AVRUPA BİRLİĞİ GÜNDEMİ
Bakanlar Kurulu toplantılarının değişmez gündemlerinden birinin de Avrupa Birliği olduğuna işaret eden Arınç, bu konuda da Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış'ın bilgi verdiğini söyledi. Arınç, şunları kaydetti:
''Bildiğiniz gibi en son 30 Haziran 2010 tarihinde Bakanlar düzeyinde Brüksel'de yapılan 9'uncu toplantıda bir fasıl müzakereye açıldı. Buda gıda güvenliği, veterinerlik ve bitki sağlığı politikası üzerindedir. Bu konuda Tarım ve Köyişleri Bakanlığımızın yoğun çabalarıyla faslın açılması kararlaştırıldı. Böylelikle Avrupa Birliği müzakere sürecinde önemli bir dönemeci de aşmış olduk.
Bununla birlikte fikri mülkiyet hukuku faslında yine müzakereler kısmında, tasarımların korunması hakkında kanun tasarısı da 22 Haziran 2010 tarihinde Avrupa Birliği uyum komisyonunda kabul edilmişti. Bu konuda da olumlu gelişmeleri Sayın Bakan önümüze koydular.''
Diğer bir gündem maddesinin de Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer tarafından bilgiye sunulduğunu bildiren Arınç, ''Bu çok önemli bir konu. Kısaca 'İstihdam ve Mesleki Eğitim İlişkisinin Güçlendirilmesi Eylem Planı' ismini verdiğimiz ve üzerinde sivil toplum örgütleri, meslek kuruluşları ve ilgili bakanlıklarla yapılan bir çalışma Sayın Bakan tarafından takdim edildi'' dedi.
Eylem planının Bakanlar Kurulu'nda imzaya açıldığını kaydeden Arınç, yapılmak istenenle ilgili şu bilgiyi verdi:
''Ana amacımız şudur mesleki ve teknik eğitimin iç piyasasının ihtiyaçları doğrultusunda verilmesini temin etmek. Eğitim istihdam ilişkisini güçlendirmek. Hayat boyu öğrenmeyi destekleyerek aktif iş gücü piyasası politikalarını etkin olarak uygulamak. Mesleksizlik sorununu gidererek iş gücünün istihdamının sürdürülmesini temin.
Bu konuyla ilgili pek çok Bakanlıklar kendilerine yönelecek görevleri yapmak üzere görevlendirildiler. Diğer meslek kuruluşlarının da kendilerine düşen konularda çalışmalar yapacağı karar altına alınıyor. Bu konuyla ilgili Bakanlar Kurulumuzda imzaya açılan kararnamenin yakın zamanda resmi gazetede yayımlanmasını bekliyoruz.''
Bakan Arınç, toplantıda rutin olarak Türkiye'nin iç ve dış meseleleri konusunda bazı konuların gündeme getirildiğini, yapılan çalışmalara ilave olarak yapılması gerekli olan ve düşünülen hususların da Bakanlar Kurulu'nda Bakanların dikkatine sunulduğunu kaydetti.
KILIÇDAROĞLU İLE BU GÖRÜŞME YAPILMALIDIR
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu arasında bir görüşme yapılmasına yönelik olarak, ''Bu görüşme yapılmalıdır. Bu görüşmenin nerede yapılacak olması da elbette Sayın Başbakanımız bir talep ile kendilerine iletecektir. İnanıyorum ki CHP ile kurumsal bazda bir görüşme önümüzdeki günler içinde olabilir. Sayın Başbakan bu niyetini, bu düşüncesini birkaç gün içinde açıklayacaktır diye ümit ediyorum'' dedi.
Arınç, daha önce MHP ile demokratik açılım ve diğer konularda konuşmayı talep ettiklerini, ancak kabul edilmediğini belirterek, Başbakanın MHP'ye yönelik bir davetinin mümkün olmayacağını sandığını söyledi.
Arınç, Bakanlar Kurulu toplantısına ilişkin açıklamalarının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.
TBMM Meclis Başkanı Mehmet Ali Şahin'in, terörle mücadele konusunda tartışılan siyasi parti liderlerinin bir araya gelmesi konusunda, ''siyasi parti liderlerinin evde buluşmaları'' önerisinin hatırlatılması üzerine de Arınç, şu değerlendirmeyi yaptı:
''Yani iyice işin karikatürize ediliyor olmasından fevkalade üzülürüm doğrusu. Yani herkes şurada buluşsunlar, burada buluşsunlar' diye fikir üretmeye kalkarlarsa bu işin sonu nereye varır? Ancak bu da Bakanlar Kurulu toplantısında görüşülmedi. Sayın Başbakan mutlaka gelişmeleri takip ediyor. Grup toplantısında ve sanıyorum bir başka toplantı esnasında, 'ben de gidebilirim, onları da davet de edebilirim, geçmişte şunlar şunlar yaşandı ama yine de gerekiyorsa böyle bir davranış içinde bulunabilirim'' demişti. Bu samimi ve Türkiye'nin gerçeklerine ve politikasına uygun bir davranıştır. Bu konuşmasının arkasından Sayın Bahçeli kesinlikle görüşmeyeceklerini, çünkü inanmadıklarını, samimiyetlerine güvenmediklerini ifade etti. Sayın Kılıçdaroğlu da 'Biz gitmeyelim, o gelsin, bize bilgi versin' dedi. Diğer partiler konusunda da herhangi bir ses çıkmadı bildiğim kadarıyla. Daha sonra da Sayın Bahçeli dün grup toplantısında bence çok yakışıksız, AK Parti'nin Genel Başkanı'na, Başbakan'a, 'Şunlardan şunlardan vazgeçersen veya af dilersen, özür dilersen belki o zaman düşünebiliriz' şeklinde aslında bir cevap değil, iç politikaya yönelik anma tutarsız bir sözde bulundu. Doğrusu ben Sayın Bahçeli'nin bu tür konuşmalarını, yıllardan beri tanıdığım bir siyasetçi, ve özellikle kişilik haklarına ve insana saygısı itibariyle taktir ettiğim bir insan olarak ve küçültücü, aşağılayıcı ve kendisini inkar etmeye yönlendirebilecek davranışlarda, sözlerde bulunmasını hiç yakıştıramadım.''
''ELİMİZİ ÖP''
AK Parti'nin, bugüne kadar yaptığı tüm işlerde ülke gerçeklerine uygun hareket ettiğini ve yaptıklarının her birinin Türkiye için doğru, yerinde, güzel kararlar olduğunu bilerek yaptığını söyleyen Arınç, şöyle devam etti:
''Bunu siyasi sonuçları ne olacaksa bunları da göğüslemeyi ve gerekirse, parti olarak iktidar olarak da bedel ödemeyi her şeyin önünde tutuyor.
'Her şeyden vazgeç, kendini inkar et, gel özür dile, elimizi öp, ondan sonra konuşalım'... Bunlar konuşulacak şeyler değildir. Sayın Bahçeli, bir tutumunda ısrar ediyor; görüşmeyeceğim, konuşmayacağım... 'Çünkü onlar vatan topraklarını bölüyor, vatan haini' demeye kadar insanın kulaklarını kızartacak ithamlarla siyaset yapmaya devam ediyorlar. Bu, doğru bir şey değil. Biz, MHP ile hem demokratik açılım hem de diğer konularda konuşmayı talep etmiştik, ancak kabul etmemişlerdi. Dolayısıyla Sayın Genel Başkanın, onlara yönelik bir davetinin olması da sanıyorum ki mümkün olmayacaktır.
Ancak Sayın Kılıçdaroğlu'nun durumu öyle değil. Sayın Deniz Baykal'ı ziyaret etmek istemişti genel başkanımız. O da hiç beklemediğimiz bir taleple karşılık vermişti. 'Gel ama bir kamera da konuşmalarımızı tespit etsin' gibi... Buna hepimiz hem gülmüştük hem de çok acı niçin böyle yapılıyor diye hayret etmiştik. Bu görüşme o zaman gerçekleşmedi. Ancak şimdi Sayın Baykal gittiler, yerine Sayın Kılıçdaroğlu genel başkan oldular. Aynı üslubun devam etmediğini görüyoruz. Sayın Kılıçdaroğlu daha sorumlu bir davranış içinde, bu konularda ortak politikalar geliştirmek gerektiğini ifade ediyor. Bu doğru bir davranıştır. Bu görüşme, onların Genel Başkanımızın Başbakan sıfatıyla yapacağı davete icabetiyle mi olur yoksa bizzat Sayın Başbakanımız CHP'yi ziyaret ederek düşüncelerini fikirlerini mi aktarır, burası çok önemli değil. Bu görüşme yapılmalıdır. Bu görüşmenin nerede yapılacak olması da elbette Sayın Başbakanımız bir talep ile kendilerine iletecektir. İnanıyorum ki CHP ile kurumsal bazda bir görüşme önümüzdeki günler içinde olabilir. Sayın Başbakan bu niyetini, bu düşüncesini birkaç gün içinde açıklayacaktır diye ümit ediyorum.
'Evde buluşsunlar' filan... O sayın Meclis Başkanının, geçmişte de konuşulmuştu... Yani Türkiye'yi yönetme noktasında olan insanlar, niçin asık suratla soğuk birbirlerine bakarlar da niçin bir çay içimi, eşleriyle birlikte bir ziyaret yapmazlar diye... Bu Sayın Sezer'in cumhurbaşkanlığı zamanında bize de çok söylenmişti. Bunun için birilerinin ve özellikle üst noktada olan birilerinin davette bulunması doğru olur. O zaman mümkün olmamıştı. Belki bu zaman, ev ziyaretleri, çay, kahve içimleri, yemek yemekler, hatta siyaset dışında çok daha güzel konuşmalar yapılması Türkiye açısından faydalı olabilir. Ama önce şu görüşmeler yapılacaksa bir onları yapalım, ondan sonra ev veya bahçe ziyaretlerine de sıra gelir sanıyorum.''
DAVA AÇILDIĞINDA GEREĞİ MUTLAKA YAPILACAKTIR
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Ankara Emniyet Müdürü Orhan Özdemir'in tutuklanması ile ilgili olarak, ''Benim bildiğim, bu kişi hakkında tutuklamadan sonra iddianame tanzim edilip dava açıldığında gereği mutlaka yapılacaktır. Bu konuda hiç kimsenin endişesi olmasın. Bu görevden alma olur, açığa alma olur...'' dedi.
Bülent Arınç, Bakanlar Kurulu toplantısından sonra yaptığı açıklamanın ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
Arınç, ''İsrail ile ilişkiler Bakanlar Kurulu toplantısında gündeme geldi mi? Yeni gelişmeler var. Bugün İsrail'den bir açıklama geldi, 'soruşturma bitmeden yardım gemilerini iade etmeyeceğiz' şeklinde. İsrail Dişişleri Bakanı Lieberman'ın açıklamaları oldu, 'bizim özür dilemeye niyetimiz yok. Türkiye özür dilesin' şeklinde. Bu gelişmeler karşısında hükümetin görüşü nedir?'' sorusuna şu yanıtı verdi:
''Bunu Sayın Dışişleri Bakanımız en güzel şekliyle değerlendirir. Bizim toplantımız sırasında böyle bir açıklama yapılmış olabilir. Biz özel bir madde olarak bu konuyu görüşmedik. Ancak İsrail tarafından yapılan açıklamalar veya diğer başka ülkelerden yapılan açıklamalar Türkiye'nin dış politikasını her gün etkileyecek konuşmalar değil. Dolayısıyla, bugün kimin tarafından yapıldığını bilmediğim bir konu. Dışişleri Bakanlığımızca hazırlanmaktadır. Eğer gerekiyorsa, icap ediyorsa cevabı da verilecektir.
Biz her gün, 24 saat 'İsrail'den şu açıklama yapıldı, ona karşı biz de şunu yapalım' düşüncesinde değiliz. Görevli Dışişleri Bakanlığı bürokratlarımız bu konuyu takip ederler. Bir de sorumlu mevkide olanların resmi açıklamalarına dikkat etmemiz lazım. Yoksa bir gazete şöyle yazmış ya da hükümet üyelerinden birisi böyle bir şey söylemiş veya İsrail'de sözü geçen bir siyasetçi herhangi bir yerde böyle bir konuşma yapmış diyerek ilişkilerimizi onun veya bunun konuşmasına indirgemek durumunda değiliz.
Türkiye'nin özellikle Mavi Marmara olayından sonra İsrail'e yönelik talepleri bellidir. Bu talepler sadece İsrail'e değil, ABD Başkanı Obama'ya bildirilmiştir. Bu konu Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyinde dile getirilmiş, doğrudan kınama kararı da alınmıştır. BM'nin bir araştırma-soruşturma komisyonu kurması gündemdedir. Türkiye bunları her gün takip ediyor. Umuyorum ki neticelerini de olumlu olarak alacağız.''
''BİZ BAKANLAR KURULU OLARAK İÇERİ GEÇMİŞKEN EPEY BİR ŞEYLER OLMUŞ''
Bülent Arınç, Ankara Emniyet Müdürü Orhan Özdemir'in tutuklanması ile ilgili sorulan bir soru üzerine de şunları söyledi:
''Bu konu Bakanlar Kurulu toplantısında görüşülmedi. Zaten biz Bakanlar Kurulu olarak içeri geçmişken epey bir şeyler olmuş dışarılarda.
Bu, birkaç günden beri takip edilen bir konuydu. Dolayısıyla Ankara Emniyet Müdürü hakkında sanıyorum Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi bir tutuklama kararı verdi, yakalama emri tutuklamaya çevrildi bildiğim kadarıyla. Bu, yargı sürecinin işlediğini gösteriyor. Kayseri'de emniyet müdürüyken işlediği iddia edilen suçlardan dolayı bir soruşturma yapıldığı, bu soruşturma kapsamında da bugün tutuklandığı haberi aldık. Biz sivil yönetim olarak, hükümet olarak bu konularda çok duyarlıyız. Zaman zaman ben de ifade etmişimdir. Emrim altındaki ya da bana bağlı kuruluşlardaki görev yapan herhangi birisi böyle bir suçlama karşısında, tutuklama karşısında mutlaka açığa alınır veya görevden alınır.
Biz bu sistemi her yerde uyguluyoruz. Bildiğiniz gibi sadece emniyet müdürü değil, geçmişte Emniyet Genel Müdür Yardımcılarından ikisini de görevden almıştık. Ancak burada bir prensibimiz var. Hem hukuka, hem yargıya olan saygımızdan ve güvenimizden dolayı sadece yakalama veya tutuklama kararı değil, hakkında iddianame tanzim edildikten sonra işlem yapılmaktadır. Benim bildiğim, bu kişi hakkında tutuklamadan sonra iddianame tanzim edilip dava açıldığında gereği mutlaka yapılacaktır. Bu konuda hiç kimsenin endişesi olmasın. Bu görevden alma olur, açığa alma olur... Biz dava sürecinde sorumlu kişinin görevi başında kalmasını hiçbir şekilde kabul edemeyiz. Madem ki böyle bir iddianame vardır, hakkında böyle bir dava açılmıştır artık o, o mevkide kalamaz. Beraat eder, göreve dönüş bundan sonra düşünülür. Bu idari yönden yerine getirilecektir. Bundan herkesin emin olması gerekir.''
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, terörle mücadelenin hükümetin konusu olduğuna işaret ederek, ''Güvenlik işin sadece bir boyutudur. Bu boyutun dışında diplomasi boyutu da en az onun kadar önemlidir'' dedi.
Arınç, Bakanlar Kurulu toplantısına ilişkin açıklamalarının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.
''Genelkurmay Başkanı'nın çarpıcı açıklamaları oldu. Terör konusunda, 'sözün bittiği yerdeyiz' dedi. Bundan sonra neler yapılabilir. Bir operasyon da dahil olmak üzere. ... Bundan sonra atılacak adımlar neler?'' sorusuna Arınç, şu yanıtı verdi:
''Bu konuyu, mutlaka gündeme getireceğinizi düşünmüştüm. Ama siz de taktir edersiniz ki Genelkurmay Başkanımızın bir özel televizyon kanalında uzunca bir konuşma yapması ve bazı konulara değinmesi hususu Bakanlar Kurulu gündeminde hiçbir zaman bulunmadı, bu konu üzerinde hiçbir tartışma ve görüşme olmadı. Genelkurmay Başkanımızın konuşmasına atfen soracağınız hususlara herhangi bir cevap vermem mümkün değil. Belki şahsen sorulduğunda şahsımıza ait düşünceleri açıklamamız mümkün olabilir. Üzerimde hükümet sözcülüğü sıfatımız var.''
Bakan Arınç, böyle bir konuda değerlendirmeye girmesi halinde, ''yanlış bir iş yapmış olacağını'' belirterek, ''Çünkü hükümetimizin böyle bir düşüncesi olduğunu belki söylemiş veya ima etmiş olurum. Kesinlikle, bu konuşma ve bu konuşmanın sonuçları üzerinde Kurul'da herhangi bir görüşme yapılmadı'' dedi.
Bu konuşma üzerinde basında geniş değerlendirme yapıldığını anlatan Arınç, şöyle devam etti:
''Terörle mücadele hükümetin konusudur. Güvenlik işin sadece bir boyutudur. Bu boyutun dışında diplomasi boyutu da en az onun kadar önemlidir. Bir taraftan da siyasi, ekonomik, toplumsal tedbirlerin alınması da en az güvenlik boyutu kadar önemlidir. Meseleye sadece güvenlik ve silah boyutundan bakmakla, bütün meseleyi görmek mümkün değildir. Dolayısıyla hükümet, kendi üzerindeki sorumluluğu, etraflıca görerek ve bütün yönleriyle dikkate alarak değerlendirmek ve gereğini yapmak mecburiyetindedir. Bu konuda hükümetimizin hiçbir zafiyeti yoktur. Bütün gücüyle ve iktidarıyla terörle mücadele konusundaki azmini her gün artırarak devam ettirmektedir.
Sayın Genelkurmay Başkanı'nın, sadece Silahlı Kuvvetler boyutuyla veya güvenlik boyutuyla yaptığı değerlendirmeler bir yönüyle eksik kalabilir. Bunu şunu için söylüyorum; bugün bir gazetede, 'Esad'ı hatırla da kendine çeki düzen ver' şeklindeki bir başlığın doğrusu terörle mücadelede çok doğru bir tespit olmadığına inanıyorum. İşin diplomasi boyutu da fevkalade önemlidir. Aradan yıllar geçmiştir. Suriye'ye söylenen sözlerin, Irak'ın Kuzey'indeki oluşumla aynı benzerliği göstermediğini Türkiye'de herkes bilmektedir. Kaldı ki Suriye ile ve hatta İran ile Türkiye terörle mücadele konusunda iyi bir işbirliği içindedir.
Suriye'nin son zamanlarda terör örgütüne yönelik operasyonları ve Türkiye ile işbirliğini hiçbir zaman göz ardı edemeyiz. Aynı şekilde İran'ın terör örgütüne karşı, belki Türkiye'nin güçleriyle de birlikte yaptığı çalışmaları ve işbirliğini hiçbir zaman göz ardı edemeyiz. Böyle başlıklar atar ve bunların da TSK tarafından düşünüldüğü imasında bulunursak, Suriye ile ilişkilerimizi zedeleyebilir bir başka konuda da Türkiye'yi güvenilmez hale getirebilir. Biz komşularımızla terör örgütüne karşı yapılacak mücadele konusunda çok iyi bir işbirliği içindeyiz. Bunu fiiliyata dökmek ve somut neticeler almak da hükümetimizin her gün takibinde olduğu konulardır. Sayın Genelkurmay Başkanı'nın konuşmasını bırakalım Türkiye'de kamuoyunda herkes rahatlıkla değerlendirebilsin, tartışabilsin. Hükümetimiz bu konuyu gündemine almadı, böyle bir şey konuşmadık, gerekirse sayın Başbakanımız kendileriyle bu konuyu enine boyuna her zaman görüşme imkanına sahiptir.''
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, gençliğin yetişmesi, geleceği, hedefleri, hayalleri ve eğitimiyle ilgili içerik konusunda sadece okuyanlara değil, çalışanlara da yönelik bazı çalışmaların yapılması gerektiğini belirterek, ''Bu konuyla ilgili bakanlık tarafından hazırlanan bir taslağı Gençlik ve Spordan Sorumlu Devlet Bakanı Faruk Nafiz Özak gündeme getirdiler ve Türkiye'de gençlik ve gençlerle ilgili Türkiye Gençlik Ajansı'nın kurulması taslağını hükümetimize takdim ettiler'' dedi.
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Arınç, Bakanlar Kurulu toplantısının ardından gazetecilere yaptığı açıklamada, Türkiye'de gençlik ile ilgili olarak yapılan çalışmalar ve mevcut durumu Gençlik ve Spordan Sorumlu Devlet Bakanı Faruk Nafiz Özak'ın anlattığını söyledi.
Başbakan Yardımcısı Arınç, Devlet Bakanı Özak'ın bu konuyla ilgili bazı araştırmalar yapıldığını ve tespitlerin ortaya konulduğunu ifade ettiğini belirterek şunları söyledi:
''Bildiğiniz gibi Anayasamızın 58. maddesi, gençliğin korunması ile ilgili hükümler içermektedir.
Hükümetimize ve devletimize görev olarak çok önemli hususlar bu madde içerisinde yer almaktadır. Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü faaliyetlerine devam ediyor, ancak bu çalışmaların büyük ölçüde sporla ilgili olduğunu söyleyebiliriz.
Oysa gençliğin yetişmesi, geleceği, hedefleri, hayalleri ve eğitimiyle ilgili içerik konusunda sadece okuyanlara değil, çalışanlara da yönelik bazı çalışmalar yapılması gerekiyor. Bu konuyla ilgili Bakanlık tarafından hazırlanan bir taslağı Sayın Bakan gündeme getirdiler ve Türkiye'de gençlik ve gençlerle ilgili Türkiye Gençlik Ajansı'nın kurulması taslağını hükümetimize takdim ettiler. Bununla ilgili karşılıklı görüş alışverişi yapıldı ve genelde olumlu karşılandı. Ancak Türkiye Gençlik Ajansı veya buna benzer bir isim konusu üzerinde ilgili diğer bakanlıklarla da görüşerek bir çalışma yapılması üzerinde karara varıldı.''
Taslağın getirdiği yenilikleri anlatan Arınç, şöyle devam etti:
''Ulusal düzeyde gençlikle ilgili bütüncül politikaların belirlenmesi, gençlik ile ilgili hizmetlerde işbirliği ve koordinasyonun sağlanması, gençlik ile ilgili incelemeler ve araştırmalar yapılması, gençlik ile ilgili projeler yapılması ve buna destek sağlanması bu ajansta gençlerin eğitimi, çalışmaları ulusal gençlik politikasında öngörülen öncelik ve amaçlar doğrultusunda kamudan ve sivil toplumdan gelecek projelerin değerlendirilmesi ve desteklenmesi ve bizzat gençlere yönelik projeler tasarlayıp bunların gerçekleştirilmesine öncülük edilmesi gibi ana konular üzerinde tasarıda, taslakta yer alan konular bakanlığımız tarafından tartışıldı.
Yalnız Milli Eğitim Bakanlığı başta olmak üzere diğer bakanlıkların da konuya ilişkin görüşleri ve düşüncelerinin alınması hususunda önümüzdeki toplantılarda bu konunun tasarı haline getirilmesi kararlaştırıldı.''
Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu'nun ''21. Yüzyıl Yapılanması ve Temel Hedefler'' konulu bir sunum yaptığını belirten Arınç, sunumun mükemmel olduğunu ve çok etraflıca hazırlandığını söyledi.
72 milyon nüfusun yarısının 30 yaşın altında olduğunu ve bunun 17 milyondan biraz fazlasının eğitim çağında olduğunu belirten Arınç, anaokulundan başlayarak üniversite son sınıfa kadar 17.5 milyon civarında bir nüfusun eğitim çağındaki nüfus olarak görüldüğünü belirtti.
Arınç, toplantıda milli eğitimin bugüne kadar geçirdiği değişikliklerin, okullardaki eğitimin, binaların fiziki durumlarının güçlendirilmesi, yetersiz okulları olan yerlere yeni okullar, derslikler yapılması, öğretmenlerin ve okul idarecilerinin durumları üzerinde neler yapılabileceği konusunun ele alındığını belirtti.
Arınç, hükümetin eğitime verdiği maddi ve diğer desteklerin, okul ile öğrenci durumları göz önünde bulundurularak eğitim-öğretimin ihtiyacı olan bütçe konusunun, bilişimle ilgili olarak bilgisayar sayısının, internet erişiminin ve diğer konuların etraflıca görüşüldüğünü anlattı.
Bülent Arınç, ''Bu projenin desteklenmesi ve bununla ilgili olarak yine hem bütçe maliye ve hazine açısından hem de diğer bakanlıkların katkısının sağlanması bakımından bütün hükümet üyeleri tarafından projenin kendileriyle ilgili konular üzerinde ayrıca çalışma yapılması konusu üzerinde karara varıldı'' diye konuştu.
AVRUPA BİRLİĞİ GÜNDEMİ
Bakanlar Kurulu toplantılarının değişmez gündemlerinden birinin de Avrupa Birliği olduğuna işaret eden Arınç, bu konuda da Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış'ın bilgi verdiğini söyledi. Arınç, şunları kaydetti:
''Bildiğiniz gibi en son 30 Haziran 2010 tarihinde Bakanlar düzeyinde Brüksel'de yapılan 9'uncu toplantıda bir fasıl müzakereye açıldı. Buda gıda güvenliği, veterinerlik ve bitki sağlığı politikası üzerindedir. Bu konuda Tarım ve Köyişleri Bakanlığımızın yoğun çabalarıyla faslın açılması kararlaştırıldı. Böylelikle Avrupa Birliği müzakere sürecinde önemli bir dönemeci de aşmış olduk.
Bununla birlikte fikri mülkiyet hukuku faslında yine müzakereler kısmında, tasarımların korunması hakkında kanun tasarısı da 22 Haziran 2010 tarihinde Avrupa Birliği uyum komisyonunda kabul edilmişti. Bu konuda da olumlu gelişmeleri Sayın Bakan önümüze koydular.''
Diğer bir gündem maddesinin de Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer tarafından bilgiye sunulduğunu bildiren Arınç, ''Bu çok önemli bir konu. Kısaca 'İstihdam ve Mesleki Eğitim İlişkisinin Güçlendirilmesi Eylem Planı' ismini verdiğimiz ve üzerinde sivil toplum örgütleri, meslek kuruluşları ve ilgili bakanlıklarla yapılan bir çalışma Sayın Bakan tarafından takdim edildi'' dedi.
Eylem planının Bakanlar Kurulu'nda imzaya açıldığını kaydeden Arınç, yapılmak istenenle ilgili şu bilgiyi verdi:
''Ana amacımız şudur mesleki ve teknik eğitimin iç piyasasının ihtiyaçları doğrultusunda verilmesini temin etmek. Eğitim istihdam ilişkisini güçlendirmek. Hayat boyu öğrenmeyi destekleyerek aktif iş gücü piyasası politikalarını etkin olarak uygulamak. Mesleksizlik sorununu gidererek iş gücünün istihdamının sürdürülmesini temin.
Bu konuyla ilgili pek çok Bakanlıklar kendilerine yönelecek görevleri yapmak üzere görevlendirildiler. Diğer meslek kuruluşlarının da kendilerine düşen konularda çalışmalar yapacağı karar altına alınıyor. Bu konuyla ilgili Bakanlar Kurulumuzda imzaya açılan kararnamenin yakın zamanda resmi gazetede yayımlanmasını bekliyoruz.''
Bakan Arınç, toplantıda rutin olarak Türkiye'nin iç ve dış meseleleri konusunda bazı konuların gündeme getirildiğini, yapılan çalışmalara ilave olarak yapılması gerekli olan ve düşünülen hususların da Bakanlar Kurulu'nda Bakanların dikkatine sunulduğunu kaydetti.
KILIÇDAROĞLU İLE BU GÖRÜŞME YAPILMALIDIR
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu arasında bir görüşme yapılmasına yönelik olarak, ''Bu görüşme yapılmalıdır. Bu görüşmenin nerede yapılacak olması da elbette Sayın Başbakanımız bir talep ile kendilerine iletecektir. İnanıyorum ki CHP ile kurumsal bazda bir görüşme önümüzdeki günler içinde olabilir. Sayın Başbakan bu niyetini, bu düşüncesini birkaç gün içinde açıklayacaktır diye ümit ediyorum'' dedi.
Arınç, daha önce MHP ile demokratik açılım ve diğer konularda konuşmayı talep ettiklerini, ancak kabul edilmediğini belirterek, Başbakanın MHP'ye yönelik bir davetinin mümkün olmayacağını sandığını söyledi.
Arınç, Bakanlar Kurulu toplantısına ilişkin açıklamalarının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.
TBMM Meclis Başkanı Mehmet Ali Şahin'in, terörle mücadele konusunda tartışılan siyasi parti liderlerinin bir araya gelmesi konusunda, ''siyasi parti liderlerinin evde buluşmaları'' önerisinin hatırlatılması üzerine de Arınç, şu değerlendirmeyi yaptı:
''Yani iyice işin karikatürize ediliyor olmasından fevkalade üzülürüm doğrusu. Yani herkes şurada buluşsunlar, burada buluşsunlar' diye fikir üretmeye kalkarlarsa bu işin sonu nereye varır? Ancak bu da Bakanlar Kurulu toplantısında görüşülmedi. Sayın Başbakan mutlaka gelişmeleri takip ediyor. Grup toplantısında ve sanıyorum bir başka toplantı esnasında, 'ben de gidebilirim, onları da davet de edebilirim, geçmişte şunlar şunlar yaşandı ama yine de gerekiyorsa böyle bir davranış içinde bulunabilirim'' demişti. Bu samimi ve Türkiye'nin gerçeklerine ve politikasına uygun bir davranıştır. Bu konuşmasının arkasından Sayın Bahçeli kesinlikle görüşmeyeceklerini, çünkü inanmadıklarını, samimiyetlerine güvenmediklerini ifade etti. Sayın Kılıçdaroğlu da 'Biz gitmeyelim, o gelsin, bize bilgi versin' dedi. Diğer partiler konusunda da herhangi bir ses çıkmadı bildiğim kadarıyla. Daha sonra da Sayın Bahçeli dün grup toplantısında bence çok yakışıksız, AK Parti'nin Genel Başkanı'na, Başbakan'a, 'Şunlardan şunlardan vazgeçersen veya af dilersen, özür dilersen belki o zaman düşünebiliriz' şeklinde aslında bir cevap değil, iç politikaya yönelik anma tutarsız bir sözde bulundu. Doğrusu ben Sayın Bahçeli'nin bu tür konuşmalarını, yıllardan beri tanıdığım bir siyasetçi, ve özellikle kişilik haklarına ve insana saygısı itibariyle taktir ettiğim bir insan olarak ve küçültücü, aşağılayıcı ve kendisini inkar etmeye yönlendirebilecek davranışlarda, sözlerde bulunmasını hiç yakıştıramadım.''
''ELİMİZİ ÖP''
AK Parti'nin, bugüne kadar yaptığı tüm işlerde ülke gerçeklerine uygun hareket ettiğini ve yaptıklarının her birinin Türkiye için doğru, yerinde, güzel kararlar olduğunu bilerek yaptığını söyleyen Arınç, şöyle devam etti:
''Bunu siyasi sonuçları ne olacaksa bunları da göğüslemeyi ve gerekirse, parti olarak iktidar olarak da bedel ödemeyi her şeyin önünde tutuyor.
'Her şeyden vazgeç, kendini inkar et, gel özür dile, elimizi öp, ondan sonra konuşalım'... Bunlar konuşulacak şeyler değildir. Sayın Bahçeli, bir tutumunda ısrar ediyor; görüşmeyeceğim, konuşmayacağım... 'Çünkü onlar vatan topraklarını bölüyor, vatan haini' demeye kadar insanın kulaklarını kızartacak ithamlarla siyaset yapmaya devam ediyorlar. Bu, doğru bir şey değil. Biz, MHP ile hem demokratik açılım hem de diğer konularda konuşmayı talep etmiştik, ancak kabul etmemişlerdi. Dolayısıyla Sayın Genel Başkanın, onlara yönelik bir davetinin olması da sanıyorum ki mümkün olmayacaktır.
Ancak Sayın Kılıçdaroğlu'nun durumu öyle değil. Sayın Deniz Baykal'ı ziyaret etmek istemişti genel başkanımız. O da hiç beklemediğimiz bir taleple karşılık vermişti. 'Gel ama bir kamera da konuşmalarımızı tespit etsin' gibi... Buna hepimiz hem gülmüştük hem de çok acı niçin böyle yapılıyor diye hayret etmiştik. Bu görüşme o zaman gerçekleşmedi. Ancak şimdi Sayın Baykal gittiler, yerine Sayın Kılıçdaroğlu genel başkan oldular. Aynı üslubun devam etmediğini görüyoruz. Sayın Kılıçdaroğlu daha sorumlu bir davranış içinde, bu konularda ortak politikalar geliştirmek gerektiğini ifade ediyor. Bu doğru bir davranıştır. Bu görüşme, onların Genel Başkanımızın Başbakan sıfatıyla yapacağı davete icabetiyle mi olur yoksa bizzat Sayın Başbakanımız CHP'yi ziyaret ederek düşüncelerini fikirlerini mi aktarır, burası çok önemli değil. Bu görüşme yapılmalıdır. Bu görüşmenin nerede yapılacak olması da elbette Sayın Başbakanımız bir talep ile kendilerine iletecektir. İnanıyorum ki CHP ile kurumsal bazda bir görüşme önümüzdeki günler içinde olabilir. Sayın Başbakan bu niyetini, bu düşüncesini birkaç gün içinde açıklayacaktır diye ümit ediyorum.
'Evde buluşsunlar' filan... O sayın Meclis Başkanının, geçmişte de konuşulmuştu... Yani Türkiye'yi yönetme noktasında olan insanlar, niçin asık suratla soğuk birbirlerine bakarlar da niçin bir çay içimi, eşleriyle birlikte bir ziyaret yapmazlar diye... Bu Sayın Sezer'in cumhurbaşkanlığı zamanında bize de çok söylenmişti. Bunun için birilerinin ve özellikle üst noktada olan birilerinin davette bulunması doğru olur. O zaman mümkün olmamıştı. Belki bu zaman, ev ziyaretleri, çay, kahve içimleri, yemek yemekler, hatta siyaset dışında çok daha güzel konuşmalar yapılması Türkiye açısından faydalı olabilir. Ama önce şu görüşmeler yapılacaksa bir onları yapalım, ondan sonra ev veya bahçe ziyaretlerine de sıra gelir sanıyorum.''
DAVA AÇILDIĞINDA GEREĞİ MUTLAKA YAPILACAKTIR
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Ankara Emniyet Müdürü Orhan Özdemir'in tutuklanması ile ilgili olarak, ''Benim bildiğim, bu kişi hakkında tutuklamadan sonra iddianame tanzim edilip dava açıldığında gereği mutlaka yapılacaktır. Bu konuda hiç kimsenin endişesi olmasın. Bu görevden alma olur, açığa alma olur...'' dedi.
Bülent Arınç, Bakanlar Kurulu toplantısından sonra yaptığı açıklamanın ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
Arınç, ''İsrail ile ilişkiler Bakanlar Kurulu toplantısında gündeme geldi mi? Yeni gelişmeler var. Bugün İsrail'den bir açıklama geldi, 'soruşturma bitmeden yardım gemilerini iade etmeyeceğiz' şeklinde. İsrail Dişişleri Bakanı Lieberman'ın açıklamaları oldu, 'bizim özür dilemeye niyetimiz yok. Türkiye özür dilesin' şeklinde. Bu gelişmeler karşısında hükümetin görüşü nedir?'' sorusuna şu yanıtı verdi:
''Bunu Sayın Dışişleri Bakanımız en güzel şekliyle değerlendirir. Bizim toplantımız sırasında böyle bir açıklama yapılmış olabilir. Biz özel bir madde olarak bu konuyu görüşmedik. Ancak İsrail tarafından yapılan açıklamalar veya diğer başka ülkelerden yapılan açıklamalar Türkiye'nin dış politikasını her gün etkileyecek konuşmalar değil. Dolayısıyla, bugün kimin tarafından yapıldığını bilmediğim bir konu. Dışişleri Bakanlığımızca hazırlanmaktadır. Eğer gerekiyorsa, icap ediyorsa cevabı da verilecektir.
Biz her gün, 24 saat 'İsrail'den şu açıklama yapıldı, ona karşı biz de şunu yapalım' düşüncesinde değiliz. Görevli Dışişleri Bakanlığı bürokratlarımız bu konuyu takip ederler. Bir de sorumlu mevkide olanların resmi açıklamalarına dikkat etmemiz lazım. Yoksa bir gazete şöyle yazmış ya da hükümet üyelerinden birisi böyle bir şey söylemiş veya İsrail'de sözü geçen bir siyasetçi herhangi bir yerde böyle bir konuşma yapmış diyerek ilişkilerimizi onun veya bunun konuşmasına indirgemek durumunda değiliz.
Türkiye'nin özellikle Mavi Marmara olayından sonra İsrail'e yönelik talepleri bellidir. Bu talepler sadece İsrail'e değil, ABD Başkanı Obama'ya bildirilmiştir. Bu konu Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyinde dile getirilmiş, doğrudan kınama kararı da alınmıştır. BM'nin bir araştırma-soruşturma komisyonu kurması gündemdedir. Türkiye bunları her gün takip ediyor. Umuyorum ki neticelerini de olumlu olarak alacağız.''
''BİZ BAKANLAR KURULU OLARAK İÇERİ GEÇMİŞKEN EPEY BİR ŞEYLER OLMUŞ''
Bülent Arınç, Ankara Emniyet Müdürü Orhan Özdemir'in tutuklanması ile ilgili sorulan bir soru üzerine de şunları söyledi:
''Bu konu Bakanlar Kurulu toplantısında görüşülmedi. Zaten biz Bakanlar Kurulu olarak içeri geçmişken epey bir şeyler olmuş dışarılarda.
Bu, birkaç günden beri takip edilen bir konuydu. Dolayısıyla Ankara Emniyet Müdürü hakkında sanıyorum Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi bir tutuklama kararı verdi, yakalama emri tutuklamaya çevrildi bildiğim kadarıyla. Bu, yargı sürecinin işlediğini gösteriyor. Kayseri'de emniyet müdürüyken işlediği iddia edilen suçlardan dolayı bir soruşturma yapıldığı, bu soruşturma kapsamında da bugün tutuklandığı haberi aldık. Biz sivil yönetim olarak, hükümet olarak bu konularda çok duyarlıyız. Zaman zaman ben de ifade etmişimdir. Emrim altındaki ya da bana bağlı kuruluşlardaki görev yapan herhangi birisi böyle bir suçlama karşısında, tutuklama karşısında mutlaka açığa alınır veya görevden alınır.
Biz bu sistemi her yerde uyguluyoruz. Bildiğiniz gibi sadece emniyet müdürü değil, geçmişte Emniyet Genel Müdür Yardımcılarından ikisini de görevden almıştık. Ancak burada bir prensibimiz var. Hem hukuka, hem yargıya olan saygımızdan ve güvenimizden dolayı sadece yakalama veya tutuklama kararı değil, hakkında iddianame tanzim edildikten sonra işlem yapılmaktadır. Benim bildiğim, bu kişi hakkında tutuklamadan sonra iddianame tanzim edilip dava açıldığında gereği mutlaka yapılacaktır. Bu konuda hiç kimsenin endişesi olmasın. Bu görevden alma olur, açığa alma olur... Biz dava sürecinde sorumlu kişinin görevi başında kalmasını hiçbir şekilde kabul edemeyiz. Madem ki böyle bir iddianame vardır, hakkında böyle bir dava açılmıştır artık o, o mevkide kalamaz. Beraat eder, göreve dönüş bundan sonra düşünülür. Bu idari yönden yerine getirilecektir. Bundan herkesin emin olması gerekir.''