İttihat ve Terakki’nin beyni Talat Paşa, tahtından ederek Beylerbeyi Sarayı’na hapsettiği Abdülhamit’e bu kez ‘akıl danışmaya’ gidiyordu... Padişahı indirmişlerdi ama ülkeyi yönetecek hiçbir bilgileri yoktu.
MARLON Brando'nun oynadığı ve Gillo Pontecarvo'nun yönettiği 'Qemeda' adlı film, 1830 yılında Antil adalarında geçer ve gerçek bir öyküden alınmadır. İngilizler'in sömürgesi olan adalarda şeker kamışı ekilmekte, İngilizler de adanın tüm yönetimini ellerine geçirmek istemektedirler.
Bu arada Jose Dolares adlı bir köylü, bir ayaklanma başlatır. Ve devrim başarıyla sonuçlanır. Oysa bu devrim adaların cahil halkıtarafından benimsenmemiştir. Köylülerden oluşan yeni hükümet ne ekonomiden anlamaktadır, ne de devleti yönetmekten. Ve halkın tek geliri şeker kamışıdır. Bu yüzden tekrar gidip İngilizler'e başvururlar ve onların yönetimine girerler. Yapılan ise halka rağmen devrimdir! Sonrası yaşanan müthiş bir şaşkınlık... Bizim İttihatçılar da, Jose Dolares'in Antil adalarında yaptığı devrimden yıllar sonra, 1916'da aynı şeyi yaşamışlardı. ABDÜLHAMİT'İN KAPISINI ÇALIYOR! Sular sakindi... Ama ülke değil... Güneşli bir Nisan sabahında Beylerbeyi Sarayı'nın rıhtımına yanaşan kayıktaki üç erkek hayli tedirgin ve ürkekti... Talat Paşa, Ali Fuat bey ve Ercüment Ekrem bey... Onlar İttihat Terakki'nin üç beyniydi. Abdülhamit'i tahtından eden Talat Paşa, devirdiği ve Beylerbeyi Sarayı'na hapsettiği eski Padişah Abdülhamit'in karşısına çıkacaktı. Yanındakileri muhafızlık dairesine bıraktıktan sonra, ağır adımlarla geniş koridorlardan geçti ve eski padişahın kapısını tıklattı... Kalbi çarpıyordu ve hissettiği utanç duygusunun yüzüne vurmaması için büyük çaba içindeydi. Aklı birden bu olayların başlangıcına gitti... Ülke karışıktı. Abdülhamit'e karşı ünlü 31 Mart ayaklanması başlatılmıştı. Abdülhamit ayaklanmayı bastırmış ama bunu fırsat bilen İttihat Terakki, Selanik'teki 3. Ordu'yu harekete geçirerek İstanbul'da bir darbe yapmıştı. Bu ordunun başa geçmesi demekti. Hemen sonrasında ise Abdülhamit Beylerbeyi Sarayı'na hapsedilmişti. Ama kolay mıydı koskoca devleti idare etmek? Birkaç yıl içinde durum daha da karışmış ve şimdi Talat Paşa, akıl danışmak için devirdiği padişahın huzuruna çıkmaya mecbur kalmıştı...
Hissettiği utanç duygusunun yüzüne vurmaması için büyük çaba harcayan Talat Paşa odaya girdiğinde devrik Padişah Abdülhamit son derece sakindi... Talat Paşa yutkundu, sesinin titremesine hakim olmaya çalışarak sordu; "Şimdi ne yapmamız gerekiyor?" Koskoca padişahı tahtından indirmişlerdi ama ülkeyi yönetecek hiçbir bilgileri yoktu.
Abdülhamit, İttihatçı'ların liderini azarlarcasına konuştu; "Benden sonra Yunan-Bulgar kiliseleri arasındaki anlaşmayı reddettiniz. Balkan ittifakına yol açtınız. Arnavutlar'ı, Sırp-Karadağ-İtalyan tahriklerine kapı yaptınız..."
Bu nutuktan sonra Talat Paşa çaresiz gözlerini çizmelerine doğru çevirdi. O çizmeler asker çizmeleriydi ama galiba onlar da çaresizdi... MUSTAFA KEMAL İTTİHATÇI MIYDI?
Bazı tarihçiler, ittihatçı zihniyetin temel ideolojisinin 'Osmanlının kendini batıya uydurmak için modernleşme isteği' olduğunu söyler. Hedefleri Avrupa'ya benzemektir. Avrupalılar karşısında güçsüz bir konumdadırlar ve ne olursa olsun onlar gibi olmalıdırlar! Ama toplum buna hazır değildir henüz. Bu aslında tepeden inmeci ve seçkinci bir zihniyettir. Başka bir tanımla, 'Kitleler modernleşmeye direnince toplumu ve rejimi halka rağmen dönüştürmek!' Ve 2000'li yıllara kadar CHP'nin de bu ideolojiyi benimsediği ileri sürülmüştü.
İttihat-Terakki ya da onun mirası olan gelenek sorgulanırken konu Mustafa Kemal'e kadar gelip dayanıyordu. Bir çok tarihçi, Kutuluş Savaşı'nın 'kadro olarak' büyük ölçüde İttihat- Terakki'ye dayandığını ileri sürer. Mustafa Kemal ile Enver ve Talat Paşa'lar arasındaki çekişmenin de, İttihat-Terakki'nin iki kanadı arasındaki çekişme olduğunu savunur. Bu arada Hollandalı Araştırmacı Eric Jan Zürcher de, 'Milli Mücadelede İttihatçılık' adlı kitabında, İttihat-Terakki liderlerinin daha 1915 yılında, Anadolu'da bir ulusal direniş hareketini planladığını ileri sürer.
Bazı kaynaklar ise Mustafa Kemal'in ittihatçılığı kadar, ittihatçılık düşmanı olduğunu da belirtir. Hürriyetçilik, milliyetçilik gibi konularda onlardan etkilendiği ama ittihatçıların aksesuarı olan bazı camia ve uygulamalardan rahatsız olduğu söylenir. Anadolu'da kurulan Müdafai Hukuk Cemiyetleri'nin hemen hepsi İttihat Terakki'nin şubeleridir. Mustafa Kemal'in asıl başarısının, ılımlı ittihatçıları Milli Mücadele'ye yönlendirmesidir.
YARIN: Attila İlhan ve Uğur Mumcu'ya göre İttihat Terakki