Çocuklar şimdiki zamanda büyük tehlike altındayken, mazi kuşları bazen eski fotoğrafları pencereme koyuyor. Sıcak yaz günlerinde su sattığım özgür çocukluğum geliyor önüme. Aynı bardaktan içtiği suyun parasını ödeyen insanlar. Bu kadar kir yoktu o zamanlar, bu kadar nefret ve yalan!
Nalburdan aldığımız buzla soğuttuğumuz bidonlardan boşalttığımız bir bardak suya aldığımız para 10 kuruş. Bir adı ekmek parasıydı bir adı çocukluk yarası! O yüzden annesiyle pazara giden çocukların, annesinin satın alamayacağı kayısılara kirazlara bakışındaki hüznü her zaman takip ederim.
***
Sofralarda aradığını bulamayan çocukların tarafındayım, o çocukların hakkını yiyerek sofralarını donatanların değil. O yüzden daktilo tuşlarını arıyorum, gurbet kuşlarını, insanların merhametli bakışlarını. Yolunu "o biçim bulan" domuz üretimi olanca hızıyla sürerken, tarlalarını süren onurlu köylüler geçiyor gözümün önünden. Bir koyup bin alanlara karşılık hiçbiri emeklerinin karşılığını almıyor. Onlar kendileri anlatıyor hüznünü, bana gerek kalmıyor!
***
Bazen karşıma çıkan insanlarla sohbetim oluyor da "insanlar gülmeyi unuttu biraz komik şeyler yazın" diyorlar. Anası ağlayan insanların arkasından teneke çalanlarla, vur patlasın çal oynasın yaşayanları işaret ediyorum.
Her söylediğimizin duyulma ihtimali de yok her yazdığımızın anlaşılma ihtimali de. Kötülüğün bu kadar palazlandığı topraklarda keyifli yazılar yazmak o kadar kolay değil.
Çocuklar adına duyduğum endişeler her gün büyürken, bir zamanlar güldüğüm her şey şimdi içimi acıtıyorsa neyin umudu neyin keyfi?
***
15 yaşındaki bir çocuğun markette bıçaklanarak öldürülmesinin yargılanması bile tartışmalarla geçerken, suçluları savunmak masumları korumaktan kolay hale gelmişken, "inşallah öldürülen çocuk suçlu çıkmaz" diyorum, ben söylüyor ben dinliyorum.
***
Geç kalınan her durak çocuklarımızın ömründen alacak ama hala geçtiği durakları bile fark edemeyenler analar babalar var. Bazı çiçekler öldüklerinde saçar kokularını. Yumurta kapıya dayanınca ayaklanan korkuların o zaman bir hükmü yok.
İNSANLIK SUÇU!
İsrail'in Gazze'yi yerle bir etme kararının dünya devletlerini ne kadar ilgilendirdiğini görebiliyoruz. Çocukları bile açlıktan öldüren hain bir devlet, bu dünyanın başına da beladır sonuna da. Trump'ın kelime oyunlarıyla yardımdan söz ettiği Gazze'deki insanlar, tarihin en acımasız saldırılarına yıllardır tek başına karşı koyuyorsa, Trump'ın da diğerlerinin de canı cehenneme. İnsanlık suçu işleyenlerin gidecekleri başka bir yer olduğunu zannetmiyorum