Bundan yıllar önce Amerika'da meyve sinekleri üzerinde bir araştırma yapılmıştı.
Genç sineklerle yaşlı sineklerin arkadaşlığında yaşlı sineklerin ömrü ikiye katlanıyordu. Amerikalı bilimcilere göre buradan çıkan sonuç; "uzun yaşamak için gençlerle takılın."
***
Peki ya genç sineklerin durumu?
Onlar yaşlıların ömrünü uzatarak bilim adamlarının gözüne girdiler.
Oysa onlar da yaşıtlarını seçse hem kendi ömürleri uzayacaktı hem de meyvelerini yaşlı sineklerle paylaşmamış olacaklardı. Sinek gibi düşündüklerinde.
***
Ömür işçiliğine eşlik etmek sineklere yakışıyor da insanların yaşa bağlı olarak ortaya çıkan rahatsızlıkları en çok gençlerin rahatını kaçırıyorsa, genç insanlar o sinekler kadar olamıyor demektir.
Bu bencilliğin hallerini her biçimde görüyoruz.
***
Ben gencin de yaşlının onurlu olanını severim. Onların bakışlarında insani duygular ve derin bir hüzün vardır. Kimseyi korkutmazlar, yalan söylemezler. O yaşlı insanlar ki çok şeyin sahibidir.
Gençliklerinde kolayca yedikleri kavun karpuzu bile yiyemeyenler vardır içlerinde. Duygularını bastırırlar. Bu yaşa gelebilmek için ne çok şey kaybettiklerini onlardan iyi kimse bilemez.
***
Anılardan ödünç aldıkları giysiler vardır üstlerinde, geçmişten nice öyküleri anlatırlar. Depremler, alçak darbeler görmüşlerdir, belki işkence görenler bile vardır aralarında.
Yüzlerindeki çizgilerde çocuklarının torunlarının çamaşırları asılıdır hala.
Bu hayat kavgasında yaşanmamış gençliklerin hesabını en iyi onlar bilir. Onlar kendi halinde yürürken nereden gelir nereye giderler kim bilir.
***
Onlar hızlı giden bir tren camından yolları seyreden hüzünlü yolculardır. Anılar film şeridi gibi gözlerinin önünden geçer gider.
Ama evlatlarını torunlarını ve sevdiklerini düşündükleri zaman gözleri arkadadır! Yollarına taş koyanlar da varken nasıl düşmesinler! İşin en hüzün verici yanı; onlara otobüslerde yer vermeyen düştüklerinde el mi verir?
O BİÇİM!
Magazin dünyasında; "İstemem yan cebime koy ödüllerinin" paslı teneke kadar değeri olmadığını düşünen kaç insan kalmıştır acaba?
Eski moda film seyircisiyim, televizyon dizilerini ve o soysuz esprilerin sinema filmlerini sevmem.
Hala kendimi Sadri Alışık filmleriyle güncelliyorum.
Can çekişirken "kimse yok mu?" diye yardım isteyen bir insana kimse elini uzatmaz ama "hayatımda kimse yok" diyen pespaye kadınların çağrıları anında yerine ulaşır.
Şarkı söylemeyi bile bilmeyenlerin müzik jürisi olduğu bir ülke şöhret çöplüğünden başka bir şey değildir ama "o biçim geri dönüşümü" vardır!