Bu sefer de yapamadılar. Erdoğan-Davutoğlu çelik çekirdeğinin herhalde farkında değillerdi. Türkiye'yi eski Türkiye sanıyorlardı. Yeni Türkiye'de operasyonlara anında el atacak ANKARA'DA MİLLİ MASA bulunduğunu anlamıyorlardı.
Erdoğan'ın, yüksek faizle ilgili görüşlerinin bir derinliği vardı. Büyük lider olaya 'kalkınma-büyüme-milli irade' açısından bakıyordu. Ekonomi bürokrasisi de her zaman olduğu gibi korkaktı, tedbirliydi, küresel odakların rüzgarından çekinerek, farklı konum alıyordu.
Erdoğan, belediye başkanlığından bu yana gösterdiği, 'büyüme' hassasiyetini, 12 yıldır Başbakanlığı sırasında da dile getirmişti. Aziz milletimiz tarafından doğrudan Cumhurbaşkanı seçildikten sonra da Türkiye'nin büyümesi kararlılığını gösterecekti. Beştepe'de bir güç var.
Erdoğan, Cumhurbaşkanı seçilmesiyle, Anayasa'da yazılı kuralların ötesinde bir noktada konumlanmıştı. Siyasal karizması, 9 kere seçim zaferi ve liderlik performansını da yeni konumuna eklediğinizde, bu 'güç'ün, siyasetten ekonomiye, yakın coğrafyadan küresel oyunlara kadar çok geniş bir perspektifte hareket ederken, kur-faiz gibi çok küçük bir alanda çaresiz kalması düşünülemezdi.
Büyük lider aslında, Merkez Bankası'nın politika araçlarındaki bağımsızlığına tepki vermiyordu. Derdi başkaydı. Derdi, Türkiye'nin büyümesiydi. Bunun için de, ısrarla dışarıdan desteklenen 'faiz- kur içerikli imaj operasyonuna' karşı strateji geliştirilmesini istiyordu. Çünkü Beştepe'yi kuşatmak, AK Parti iktidarını zayıflatmak için üst akıl uymuyordu. Onların Türkiye eklemleri boş durmuyordu. İki örnek her şeyi anlatmaya yeter.
Citibank-HSBC tuzakları
Amerikan Citibank aniden, manidar bir zamanlamayla Akbank'ta sahip olduğu yüzde 9.9 hissesini sattı. Hem de Citibank, operasyondan 650 milyon dolar zarar etti.
Ne demekti bu? Başka zaman yok muydu?
Panik yaratmak istediler. Küresel ekonomik kanalların kulağına kar kaçırdılar.
Zaten, şaibeli bir küresel banka grubudur Citibank. Türkiye'de ne zaman kriz iklimi yaratılmaya çalışılmışsa, arkasında Citibank'ı görürsünüz. Türkiye seçime giderken yine tuzak kurdu, Türk ekonomisinde hendek açmaya çalıştı.
Arkasından İngiliz HSBC, devreye girdi.
Onlar da, "Türkiye'den çekiliyoruz, ayrılıyoruz" dümenlerine yattılar.
Zirve sonrası...
Kısa-orta vadede neler olacağını, değerli kardeşim Sabah Gazetesi Ankara Temsilcisi Okan Müderrrioğlu yazdı: "Ekonomiyi canlandırma önlemleri devreye girecek. İstihdamdan ithalata, kredi maliyetlerine kadar bir dizi alanda ince ayar yapılacak. Orta vadede sonuç verecek yapısal dönüşüm programı devreye girecek. Değerli projelerin ticarileşmesi adına devletin gövdesini taşın altına uzatacağı dalgalandırıcı formüller olacak."
SONUÇ: Erdoğan-Davutoğlu'nun son stratejik kararına göre, ülkemizin ekonomik paradigması değişecek. Üretim merkezli kalkınma modeline geçilecek. Avrasya'nın sanayi ve tasarım üssü olunacak. Her şey, 2023'ün büyük Türkiye'si için...