Zifiri karanlık geceler olur insan hayatıda bazen... Sabaha çıkmayacağını zanneder, umutların yerini ahlar, vahlar alır. Tıpkı dün
Arena'daki gibi.
Beşiktaş Fenerbahçe'ye yendikten sonra herkese bir umut verdi
Galatasaray'ı da yenecek diye. Ama öyle bir ilk yarı oynadı ki herkesi hüsrana uğrattı. Hocasıyla futbolcusuyla bitmiş tükenmiş bir
Beşiktaş vardı sahaya. Tabii bu madalyonun bir yüzü. Ama madalyonun ikinci yüzünde sahada devleşen muhteşem bir
Beşiktaş vardı. Ve
Arena'da tüm seyircilere,
Fenerbahçe galibiyetini tesadüf olmadığını göstermek için takım halinde onur mücadelesi verdiler...
Tayfur Havutçu ilk yarıda durgun olan
Fernandes yerine
Holosko ve
Mustafa Pektemek'i alarak hem oyuna hareket, hem bereket, hem de goller getirdiler...
Holosko attığı muhteşem kafa golüyle
Pektemek ise
Ujfalusi'ye çarptırarak attırdığı golle
Galatasaray'a galibiyet şansı vermediler. İkinci yarıdan sonra Ah! dedim. Bir de
Beşiktaş'ın lider bir oyuncusu olsa, bu takım çok işler yapar diye düşündüm.
Fernandes büyük maçların adamı değil.
Simao ise oyun boyunca hem gamsız hem de cansızdı. Şu bir gerçek ki
Beşiktaş keşke final maçlarına böyle başlamış olsaydı inanın
Şampiyonlar Ligi'ne adını yazdırabilirdi. Şimdi
Trabzon'u yenip
Avrupa'ya merhaba demeli..
Yıldırım derbi hakemi değil
Bülent Yıldırım derbiyi yönetecek bir hakem değil. Futbolu yavaşlatan ve inanılmaz kararları uygulamayan bir hakem olarak
MHK'yi uyarmak istiyorum...