CANLI YAYIN
Hasan Basri Yalçın
HASAN BASRİ YALÇIN

Almanya’nın Derdi

Eklenme Tarihi 07 Mart 2017
Almanya ile ipler yine gerildi.
Neden olduğuna ve nasıl olduğuna dair birçok açıklama bulabilirsiniz.
Hepsi de kendince anlamlı ve haklı açıklamalardır. Yine doğrusunu yanlışını konuşabilirsiniz. Nasıl yapmalı? İlişkiler tamir edilmeli mi? Eğer evetse nasıl tamir edilmeli? Bunları da konuşabilirsiniz.
Ama öyle ya da böyle Almanya'nın son derece sorunlu bir yöne savrulduğunu teslim etmeniz gerekir.
Defalarca konuştuk.
Defalarca yazıldı. Dünya siyasetinde önemli çapta sarsıntılar yaşanıyor. Devletler de bu sarsıntılardan endişe duymakta haklı. Yarın hangi ülkenin kiminle beraber kime karşı pozisyon alacağı çok net değil.
Geldiğimiz noktada Suriye'de olanları hepimiz görüyoruz. Amerika, Rusya, İran ve Esed hep beraber Türkiye'nin karşısına dizilebiliyor. Bu tür oluşumlar da normal olarak her devletin diken üstünde durmasına neden oluyor. Güvensizlik hissi kol geziyor.
Böyle bir dönemde aklı başında her devlet kendisine olan düşmanlığı azaltmanın yollarını arar. Veya en azından durduk yere düşmanlık üretmeye çalışmaz. Doğru düzgün hesap yapar.
Plan yapar. Hangi aktörlerle ortaklığa gidebileceğini ele alır. Mesela Rusya ile Doğu Avrupa üzerinden kapışma ihtimali olan bir Almanya kendisi için önemli bir ortak olabilecek Türkiye'yi durduk yere kendinden uzaklaştırmaya kalkmaz. Başı sonu belli bir devlet siyaseti kurgular ve ona göre hareket eder. Ortada hazır bir plan olmasa bile bazı devletler bu tür durumlarda otomatik pozisyon alırlar.
Buna da büyük devlet refleksi denir.
Büyük devletlerin hedefleri vardır. Belli kalıpları vardır. Yöntemleri vardır. Bütün bunlarda kullanacak araçları vardır.
Durum ne olursa olsun bu araçları devreye sokar ve büyük planlamaları çerçevesinde kusursuz işleyişler kurmaya çalışır.
Fakat Almanya'nın kaşı gözü ayrı oynuyor. Ne yaptığına ve neden yaptığına anlam vermek pek mümkün değil. Rasyonel gözle bakıldığında Türkiye'yi düşmanlaştırmaktan bir fayda elde etmeyeceğini biliyoruz. Hatta çok zarar görebilir. Almanya'nın içinde milyonlarca Türk var. Evet, Almanya bunları kontrol altında tuttuğuna inanıyor olabilir fakat bu inanç henüz güçlü bir testten geçmiş değil. Gerçekten Cumhurbaşkanı Erdoğan bir Almanya gezisi yapacak olsa ve Almanya geziyi engellemeye kalksa o zaman etkin bir güç olup olmadığı ortaya çıkar.
Bu, Alman makamlarının nezdinde çok net olmayabilir. Ama daha net olan bir durum Suriyeli göçmenler meselesi.
Her şeyi bir kenara bıraksanız sırf bu göçmen meselesi Almanya'nın Türkiye ile yakın işbirliğine olan ihtiyacını göstermektedir. Tam da bu nedenle Merkel her hafta Ankara'ya geliyor. Fakat aynı Merkel Türkiye'ye karşı üretilen bu tavırdan haberi yokmuş numaralarıyla bu işi geçiştirebileceğini sanıyor. Tabii ki geçiştiremez. Tabii ki bunların hem Almanya'ya hem Merkel'e bir maliyeti olacak.
Büyük devlet refleksi tam da bu noktada devreye girmesi beklenen bir olgudur. Türkiye ile olan münasebeti dar kavgalara hapsetmemeyi gerekli kılar.
Fakat Almanya'nın Türkiye'den değil de PKK'dan korkar gibi bir hali var.
Alman devleti Türkiye'ye karşı kullanmak adına her türlü terör örgütüne yardım ve yataklık yapıyor. Fakat bu güç merkezleri Türkiye meselesinde yavaş yavaş Alman devletinin dış politikasını teslim alıyor.
Almanya'nın hiç de lehine olmayan pozisyonlar üretiyor. Ne için? Hiç de Almanya'yı ilgilendirmeyen bir mesele için. Halbuki Almanya'nın kendince takip etmesi gereken gündemler var. Avrupa Birliği'ndeki sarsıntıyla ilgilenmesi gerek. NATO'nun geleceği ve Rusya ile yakın dönemde gelişmesi beklenen gerilimlere odaklanması gerek. Mülteciler meselesine bakması gerek. Tüm bunlarda ortaklık edebileceği Türkiye'yi, içindeki PKK'lıların emellerine kurban etmeye kalkışmaması gerek. Büyük devletlerin büyük hesapları olur. Marjinal lobilere, ideolojik saplantılara ve terör örgütlerine teslim olanlar büyük devlet refleksini kaybederler.