T
ürkiye'de gözler,
Meclis'i boykot ve şike konuşmaları üzerinde yoğunlaşmışken,
Libya ve
KKTC'de önemli gelişmeler yaşanıyor. Türk dış politikasının, tarihi hamleleri birbiri ardına devreye giriyor.
Türkiye, çok başarılı diplomatik mücadeleyle
Libya geçici
Ulusal Konsey'ini resmen tanıdı ve
Kaddafi diktatörlüğü ile diplomatik ilişkilerini kesti,
Bingazi'nin kalbini kazandı. Yeni
Libya'nın emperyalist güçlere yem olmaması için
Türkiye'nin O'na kararlılıkla sahip çıkması gerekiyordu. Bölgesinin güçlü devleti, tarihi beraberlikleri olan
Libya'ya elbette kucak açacaktı.
Türkiye'nin
Libya Büyükelçi'sini geri çekmesi,
Kaddafi yönetimi ile ilişkileri kesmesi ve
Bingazi'de geçici yönetimini
Libya'nın gerçek temsilcisi olarak tanıması çok büyük bir dış politika hamlesidir. Uzun zaman değil 3 ay önce,
Libya olayında ipleri ele alan
Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy,
Türkiye'nin son hamlesiyle adeta devre dışı bırakılıyor.
Türkiye'nin taktik ve stratejik başarılarının altında
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun geleceği işaret eden sözlerini bulmaktayız:
"Türkiye büyük bir paradigmatik değişim ve çok köklü bir dönüşüm yaşıyor. Bugün artık 'Şunu yapabilir miyiz?' diye bir soru artık zihnimize gelmiyor veya 'Dışarıdan birileri herhangi bir projeye nasıl bakıyor?'
diye düşünmüyoruz. Bir adayımız dünya ölçeğinde bir kuruluşun başına aday olduğunda kimse 'Acaba Türkiye bunu gerçekleştirebilir mi?'
diye bir soruyu zihninden geçirmiyor. Türkiye'nin ekonomisi ve ufku büyüdükçe, bize küçük düşünmek, küçük ölçekli planlar projeler yapmak yakışmaz. Bir süreden beri Türkiye "bölgesel güç"
olarak görülmektedir. Artık küresel bir aktör görüldüğü döneme girmekteyiz." Libya kadar önemli bir başka önemli hamle
Kıbrıs olayında yaşanıyor.
Sürpriz, KKTC hamlesi
Türkiye, Rum kesiminin
1 Temmuz 2012'de
AB dönem başkanlığını devralacak olması nedeniyle
Ada'daki çözüm sürecini hızlandırmak için yoğun bir şekilde çaba harcıyor. Ankara,
Kıbrıs Rum Kesimi'nin,
"Kıbrıs Cumhuriyeti" sıfatıyla
AB dönem başkanlığını devralacağı
1 Temmuz 2012 tarihi öncesinde çözüm için
BM Genel Sekreteri Ban Ki-Mun'un etkin olarak devrede olmasını istiyor.
KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu ve
Kıbrıs Rum lideri Hristofyas,
Kıbrıs müzakerelerinde gelinen son durumu,
BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun ile
7 Temmuz'da
Cenevre'de masaya yatıracak.
Kıbrıs Türk tarafı, üçüncü üçlü görüşmeden sonuç çıkmasını, müzakere temposunun yoğunlaşmasını ve görüşmelerin zaman sınırı konarak takvime bağlanmasını bekliyor. Diplomatik çevreler,
New York zirvesinden çıkacak sonuca göre
Genel Sekreter ya tarafların yollarını ayırmalarına yeşil ışık yakacağını ya da
BM şemsiyesi altında yapılacak uluslararası bir konferans için düğmeye basacağını vurguluyor.
Maraş açılır mı?
Türkiye'nin önümüzdeki aylarda ezber bozacak olası bir hamlesi konuşuluyor.
7 Temmuz Cenevre toplantısında,
Türk ve
Rum tarafları arasında önemli gelişme olduğu taktirde,
Türkiye'nin çok dikkati çekecek yeni bir hamlesinden bahsediliyor. Bu olasılığın, kapalı bölge
Maraş'ın kademeli açılması,
Maraşlı Rumlar'a "muhtemelen BM kontrolü altında olacak şekilde şehirlerine geri dönmeleri çağrısında bulunmak" olduğu ve uluslararası alanda işin çok ses getireceği söyleniyor.