CANLI YAYIN
BÜLENT ERANDAÇ
BÜLENT ERANDAÇ

Kıbrıs'ta toprak savaşı

Eklenme Tarihi 10 Temmuz 2011
Türkiye ve KKTC, Cenevre'de Yunanistan ve Kıbrıs Rumları'nın ezberini bozdu. BM himayesinde 1964'te başlayan ve 5 Genel Sekreter eskiten Kıbrıs sorununda, Türkler için en can alıcı konu "toprak", pazarlık masasına kondu.
KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, toprak konusunda Türkiye'nin de desteğini arkasına alarak Cenevre'de masaya oturdu.
Rumlar,''Türkiye yapamaz, toprak vermez'' diyerek uluslararası oyunları tezgahlıyordu. "Çözülemez" damgası yiyen, toprak ve mülkiyet masaya konunca şaşkınlığa uğradılar.
Türkiye, ezber bozan bir hamleyi daha önce de yapmıştı ama Yunanlılar ve Rumlar, başka perdeden oyun oynadıkları için, yapılan jesti kavramamışlardı.
Annan Planı'na, KKTC "Evet" derken, Rumlar "Hayır" diyerek anlaşma zeminini bombalamışlardı.

Toprakların durumu

Türkiye garantörlük hakkını kullanarak ve Kıbrıslı Türkler'i korumak üzere adaya çıkmış, tamamını alma imkanı varken, itirazlara mantıklı şekilde yaklaşarak, adanın yüzde 37'sini kontrol altına sokmuştu. Bu yüzdenin, 3 bin 242 kilometrekarelik bu topraklara işaret ettiğini belirtmeliyiz.
Rumlar, uzun zaman toprakların tamamını istediler ama gerçekler karşısında teslim olmak zorunda kaldılar. ''Türkler'den ne kadar toprak koparsak, iyidir'' diyerek pazarlıklarını sürdürmeyi denediler. Sonunda, 2004 yılında Rumlar'ın büyük bir çoğunlukta reddettiği, Türkler'in ise yüzde 65 oranında kabul ettiği son planı referans kabul etmeyi düşündükleri ortaya çıktı.
2004 planına göre, bin 50 kilometrekare toprak doğrudan Rum yönetimine bırakılıyordu. Bu da Türk kurucu devletinin ya da günümüz KKTC'sinin adanın yüzde 37'sinden yüzde 28,6'sına gerilemesi anlamına geliyordu.
KKTC'nin su kaynakları bol tek bölgesi Güzelyurt tamamen Rumlar'a bırakılıyordu. Güzelyurt tüm görüşmelerde "verilecek yer" olarak kabul edildi. Planda 65 köy de Rumlar'a bırakılıyordu.
Kıbrıs'ta Rumlar anlaşmaya yanaşırsa, bu toprakların geri verilmesi söz konusu. Ama...
Yunanlılar ve Rumlar'ın, diplomatik toplantılarda nasıl davrandığını Türkiye adeta ezberlemiş durumda. Türk tarafının ezber bozan toprak pazarlığını açmasına karşın, Rumlar'ın son dakikada masadan kaçma olasılığı bulunuyor.
2012 yılı ikinci yarısında, Rumlar tüm Kıbrıs'ı temsil ediyormuş gibi, AB Dönem Başkanı olacak. Rumlar'ın işi çıkmaza sokarak, dönem başkanlığı ele geçirince Türkiye ve KKTC'yİ köşeye sıkıştırmak, daha çok toprak kazanmak sevdasında da bulunduğu düşünülüyor.

İngiliz üsleri
Yunanistan Genelkurmay Başkanlığı raporlarına göre, İngilizler adada önemli bir toprak parçasını kendi toprakları gibi kullanıyor. İnglizler'in adada durumu: ''Jeopolitik açıdan adanın 3'te 2'sine, güneyine (yüzde 59,74) sahip olan Kıbrıs Rumları, adanın 3'te 1'ine, kuzeyine (yüzde 34,85) sahip olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti. BM kontrolündeki yeşil hat iki bölgeyi ayıran ara bölgeyi teşkil eder ve adanın yüzde 2,67'sini kapsar. Son olarak İngiliz egemenliği altındaki iki üs Ağrotur ve Dikelya'da bulunur ve geriye kalan yüzde 2,74'lük alanı kaplar.'' İngiliz üslerinin durumunun tartışılmaması elbette dikkatleri çekiyor. Akdeniz'in doğusunu kontrol eden, Süveyş kanalına hakim, Türkiye, Suriye, Lübnan, İsrail, Mısır gibi çok hassas bölgeleri kontrol edebilen, İngiliz üslerinin neden konuşulmadığı, pazarlık masalarına gelmediği çok düşündürücü bulunuyor.
Peki, 100 yıl önce, Ortadoğu ve Akdeniz'i parselleyen İngilizler, 100 yıl sonra aynı şansı ve imkanı nasıl kullanıyor?
İyi düşünmek lazım.