Yakın coğrafyamızda, yüzeysel sayılmayacak değişimler yaşanıyor. Türkiye ve etrafındaki ülkelerde düşüncede ve hedeflerde büyük değişim yaşanırken, her gün yeni olaylar birbirini takip ediyor.
Birbirinden farklı imiş gibi görünen aslında aralarında yakın ilişki bulunan olayların arka planını eski MİT Daire Başkanı Prof. Dr. Mahir Kaynak ve Doğu-Batı Araştırmaları Enstitüsü Başkanı Ömer Özkaya anlattı.
ABD, parayı takip ediyor
Prof.Dr. Mahir Kaynak, dinleme olaylarının arka planında, Amerika'nın yeni bir stratejisini devreye sokarak, dünya parasal hareketleri kontrol etmeye yönelik bir çalışma başlattığını söyledi.
Almanya Başbakanı Merkel'in dinlenmesi:
Uzakdoğu'da yeni bir güç var: ÇİN. Bu ülkeyi önceleri ABD ve Avrupa sermaye kontrol ediyordu. Sonra, İngiltere(Avrupa) ile Çin, küresel sermaye gücüyle dünyayı etkilemeye başladı. Merkezi ABD zayıfladığını anladı. Ve... Merkezi ABD, 11 Eylül olayı sonrasında, küresel sermaye ve ulus devletlerinin çatışmasını bilerek başlattı. ÇİN'i (İngiltere ve Almanya) sınırlayacak hareketlere başladı.
2013'lerdeki tabloya bakınca, ABD Ortadoğu'dan Asya-Pasifik'e yönelerek Çin'i kuşatmaya başladı. ABD şu anda Çin-İngiltere-Almanya'nın güçlerini ve uyguladıkları politikayı tespit edip taarruza geçmek için dost düşman herkesi dinliyor.
İran-Ermenistan ortaklığı
Doğu-Batı Araştırmaları Enstitüsü Başkanı Ömer Özkaya, Türkiye'yi stratejik açıdan çok etkileyecek İran orijinli bazı denklemlere parmak bastı:
Bundan yaklaşık 3 bin yıl önce Erebuni Kalesi'nin inşaasıyla başlayan İranlılar ve Ermeniler arasındaki ilişkiler, bugün, Türkiye ile Türk dünyasının arasına bir "Ermeni Duvarı" örmek şeklinde devam ediyor.
İran, Soğuk Savaş yıllarında Sovyetler'in güney tarafında, onların sıcak denizlere inmesini engelleyen bir barikat görevi yaptı. Humeyni'yle başlayan Batı karşıtlığıyla İran şimdi karşı tarafta. Nahcivan'la Azerbaycan'ı, dolayısıyla da Türkiye ile Türk dünyasını birbirinden ayıran Ermeni koridoru, Rusya'ya da, Gürcistan-Ermenistan-İran hattı üzerinden Basra Körfezi'ne uzanma imkânı sağlıyor.
Batıda Türkiye, doğuda Azerbaycan arasında sıkışan Ermenistan'ın da hayali demiryollarını güneye uzatarak, İran üzerinden Basra Körfezi ve Hint Okyanusu'na inmek.
Örtüşen ve Çakışan Menfaatler
Ermenistan ile İran bir süredir enerji alanındaki işbirliğini artırıyor. Ermenistan, inşaa edilecek boru hatlarıyla İran doğalgazına kavuşmak ve Rusya'ya olan bağımlılığını azaltmak peşinde. İran ise, Türkiye ve Azerbaycan'ı devre dışı bırakarak Ermenistan-Gürcistan üzerinden uluslararası sulara, Karadeniz'e çıkma peşinde.
Rusya ticari, ABD ise siyasi nedenlerle İran doğalgazının Avrupa'ya ulaşması fikrine sıcak bakmıyor. Türkiye, ekonomik kriz içindeki Avrupa ile siyasi kriz içindeki Orta Doğu'nun arasında.
Türkiye, Avrupa ekonomisine bağımlılığını azaltmak düşüncesiyle başka pazarlara açıldı.
SONUÇ: Türkiye'nin doğu ve güneye inişini sağlayacak çok yönlü stratejiler devreye sokulması zorunluluğu var. Bunu da ancak, siyasi ve ekonomik istikrarını devam ettirecek 'Büyük Türkiye projesi' sağlayabilir.
Halkımızın gelecek yıl yapılacak yerel ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde istikrarın devamını sağlamaları her açıdan hayati sonuçlara yol açacaktır.