Müthiş bir olay var ortada demekti bu… Fehim devam etti; "Abi bu son dakika haberi onlarca internet sitesine sıçramış.
Üstelik bir şey daha var, senin de adın geçiyor haberde"… Aman Allah'ım… Neler oluyordu yahu… Kardeşim, hapis… Son dakika… Ve ben… Eyvah eyvah oldum… Girdim internete, okudum haberi.
Haber Vatan gazetesinde çıkmış ilk.
Oradan yayılmış cihana… Başladım okumaya… Okudukça da gülmeye… "Çok güzel yahu" dedim… Olay tam fıkra gibi… Çelik ile röportaj yaptırmıştım bir zamanlar… "Buket Saygı'dan ayrılış" nedenlerini ilk kez net bir şekilde anlatmıştı.
Ne aldatma, ne kötü bir olaydı. Çelik o dönemde tehditler alıyordu. "Geceleri evde silahla nöbet tutuyordum cam kenarında.
Buket dayanamadı haklı olarak" diyordu… Yani yaşadığı gerilimlerden dolayı stresli ve her şeyden şüphelenen bir Çelik çıkmıştı doğal olarak ortaya… İşte bu ruh halindeki Çelik'e kardeşim bir mesaj atmış; "Ben Taha Hazar. Genel Kurmay İletişim Dairesi ile ilgili bir konu var, müsait olduğunuzda bir görüşebilir miyiz?" diye.
Sanatçılar gündüz uyur. Bunu bildiği için mesaja başvurmuş.
Tam o dönemde de iki kez daha aranmış Çelik. Dışarıya çıktığında bir de not bulmuş arabasında. "Dışarıda çalışır durumda şüpheli bir otomobil vardı.
Koca mahallede diğer otomobiller dururken benim aracımın tercih edilmesi, bende bomba olabileceği şüphesi yarattı." düşüncesiyle Çelik savcılığa şikayette bulunuyor.
Savcılık da kardeşim hakkında 3 aydan 1 yıla kadar hapis istemiyle dava açıyor.
Kardeşim o günlerde TRT1'de yayınlanan Mehmetçik programında kameraman olarak çalışıyordu.
Genelkurmay İletişim Dairesi de o ekipten "30 Ağustos Zafer Bayramı" ile ilgili bir tanıtım filmi hazırlandığını belirterek, sanatçılardan görüş almaları ricasında bulunuyor.
Bu istek de gayet doğal çünkü kardeşim magazinde de çalıştı uzun süre… Hatta o dönemde başka sanatçıları da aradı, görüşler aldı.
Ancak Çelik'in yaşadığı olaylar sonucu böyle bir haklı şüpheye gireceğini kardeşimi nereden tahmin edecek? Olan bizim zavallı gariban biradere oldu..
Telefon açtım dün çok gergindi… Ben kahkaha atıyordum.
İşin bir başka tuhaf yanı Çelik ile yıllara varan bir dostluğumuz var.
Üç dört ay önce kardeşime "Ara Çelik'i benden selam söyle" dedim. Görüştüler, Çelik yanlış anlama olduğunu belirtmiş. Olay tatlıya bağlandı.
Savcılığa gidip şikayetini geri alacağını söyledi.
Ancak olay dün "Son Dakika" diye patladı. Çelik'le konuştum. "Vallahi kusura bakma, stüdyoya girdim, öyle yoğunum ki… Birkaç ay önce olayı çözmemize rağmen fırsat bulamadım şikayeti geri almaya" dedi… Gülüştük… En kısa zamanda savcılığa gidip şikayeti geri alacağını söyledi… Son dakika haberinin perde arkası böyle… Şöyle bir düşündüm… Ben de o hayatımda yapmam gerekenleri hep yumurta kapıya dayandığında gerçekleştiririm.
Son dakikacıyız yani…