O tezin ana nüvesi;
"ASKER DARBE YAPMAZ"dır.
"Hadi be" diyenleriniz olabilir.
Ancak maalesef Türkiye'de durum aynen bu.
Hadi gidelim 27 Mayıs darbesine.
Milli Birlik komitesi vardı malum.
Darbecilerin kurduğu o birliğin üyelerinden Orhan Erkanlı, hatıratında diyor ki;
"Darbeyi CHP'nin yayın organı olan Ulus Gazetesi'yle, Akis mecmuasının etkisinde kalarak yaptık."
O hayda bre nanayda!!!
Evet bu ülkede darbeyi yapan MEDYA'dır.
Ve Medyanın arkasındaki tekellerdir, baronlardır.
Ülkenin darbelerle birlikte sürekli borçlanmasını, faizlerin fırlamasını isteyen dana iştahlı sermaye gruplarıdır.
Çünkü darbe yolsuzluk demektir.
Birilerinin köşeyi dönmesi demektir.
Bunu ben söylemiyorum.
ULUSALCI büyüğümüz Oktay Ekşi taa 12.01.2001'de Hürriyet de yazmış.
Postmodern darbenin hakim olduğu günlerde köşesinde şöyle döktürmüş;
"Askeri yönetim dönemlerinin yahut kapalı rejim ortamının en önemli özelliği gerçekten yolsuzluk yapma özgürlüğünün (!) olabildiğince genişlemesidir.
Çünkü ülkeyi yöneten biri engellemezse bol bol çalabilirsiniz.
Kimse de hesap soramaz."
Oyyy anam oy!!!
Yolsuzluk yapma ÖZGÜRLÜĞÜ!!!
Ne hoş bir kelime yahu.
Holdingini kur, kenara köşeye bir medya sıkıştır...
Ver gazı, yaptır darbeyi...
Sonra memleketi soy.
ÖZGÜRLÜK bu işte.
12 Eylül'ün en tepesindeki adam Kenan Evren de "Bizi basın tahrik etti" demiştir.
Turgut Özal'a Başbakanlığı döneminde savaş ilan eden bir vatandaş vardı.
O vatandaşın adı EROL SİMAVİ idi.
Kendileri o dönemde HÜRRİYET'in patronuydu.
Başbakan Özal ile savaşırken resmen açıkladı.
Tarih 03.05.1988 idi.
Diyordu ki Medya patronu SİMAVİ;
"BİRİNCİ KUVVET BİZİZ...
SUBAYLAR BİZİM GAZETEMİZİ OKUYARAK DARBE YAPARLAR."
Vallahi helal olsun Erol Simavi'ye.
Dürüst adammış.
Alkışlıyor, öpüyorum onu.
Acaba Aydın Doğan ne düşünüyor bu konuda?
Merak ediyorum derken...
Cevabını Şevket Kazan'ın "28 Şubat" kitabında buldum.
Aynen şöyle yazıyor kitapta;
"Doğan Holding sahibi Aydın Doğan, Erol Simavi'den daha ileri giderek ve REFAHYOL hükümetini kastederek
'YA ONLAR BENİ YIKACAKTI, YA BEN ONLARI. SONUNDA BEN ONLARI YIKTIM' diyerek 28 Şubat sürecinde basının etkinliğine işaret ediyordu."
Of aman aman Niğde'nin dağları duman!
Aydın Bey böyle bir şey dedi mi?
Yoksa demedi mi?
Ulaşabilsem de konuşsam kendisiyle.
Anlatsa bana.
Yalansa "YALAN" dese.
Doğruysa "NASIL YIKTIĞI"nı anlatsa.
Neyse alakasız olacak ama CHP Lideri Kemal Bey, bir başka Kemal Bey ile görüşmüş.
Darbe sonrası IMF'den kurtarıcı diye ithal ettiğimiz Kemal Derviş yani.
Hayırdır inşallah!
Zamanın Maliye Bakanı Güneş Taner diyor ki;
"Kemal Derviş diye biri yanında eşi olup olmadığı belirsiz bir bayanla geldi.
IMF'den gelen 40 milyar dağıtıldı, para yok oldu gitti.
Kimse sorgulamadı.
Bu para kime dağıtıldı, nerelere verildi?"
Güneş Bey vallahi ben de bilmiyorum.
Acaba Kemal Kılıçdaroğlu, Kemal Derviş'e "Kayıp 40 milyarı" mı sordu?
Eğer öyleyse alnından öpüyorum Kemallerin Kılıçdaroğlu olanını.