nın sı meleklerin duası gibidir

ister müslüman ister gayr-i müslim olsun sık sık ziyaretlerinde bulunmuş ve “Kim hasta kardeşini ziyaret ederse, melekler ona rahmet okur. Hastanın yanında hayır ediniz. Çünkü melekler sizin duanıza amin derler” buyurmuştur

Hastanın duası meleklerin duası gibidir
Rabbimiz kimimizi sağlıkla imtihan ederken kimimizi de lıkla imtihan ediyor. Sağlıkla imtihan, hastalıkla imtihandan daha zordur.
Zenginlikle imtihanın fakirlikle imtihandan daha zor olması gibi.
Ülkemizin önde gelen varlıklı kişilerinden birinin şöyle dediği aktarılmıştı: "Evin varsa varlıklar hanene bir sıfır koymalısın, işin varsa bir sıfır daha koymalısın, iş kendininse üç sıfır daha eklemelisin, işin iyi gidiyorsa üç sıfır daha, araban varsa bir sıfır, yazlığın varsa bir sıfır daha, daha sıralanabilir sıfırlar hanesi...
Ancak, sağlığın varsa en başa bir koyarsın, böylece bütün sıfırlar anlamlı bir değere ulaşır. Yoksa sonuç sıfırdır, hiç uğraşma boş yere..."

ALLAH YANINDADIR
Hastalık bazan bir imtihan, bazan bir mükâfat, bazan da bir ikazdır; kimi zaman da bir hastalıkta bunlardan birkaçının veya hepsinin bulunması mümkündür. Allah, rahmetiyle her zaman hastaların yanındadır.
Hz. Peygamber bir kudsi hadiste Cenab-ı Hakkın kıyamet günü "Falan kulum hastalandı sen onu ziyaret etmedin, etseydin beni onun yanında bulacaktın" diyeceğini ifade etmiştir.
mü'minin ayağına batan bir dikene varıncaya kadar başına gelen her güçlük ve üzüntünün onun günahlarını temizlemeye vesile olduğunu müjdeler.
Sadece şahsına değil, malına ve ailesine gelen bir sıkıntının da Allah'ın huzuruna tertemiz çıkmasına vesile olabileceğini ifade eder.

'EY RABBİM...'
Hastalık hallerinde sabır ve şükrün yanısıra yapılan ların paha biçilmez bir kıymeti vardır.
Böyle durumlarda dil ve kalbi hariç bütün bedenini hastalık kaplayan, buna rağmen halini kimseye şikayet etmeyen, sonunda da şu samimi sözleriyle sıkıntısını Allah'a açan Hz. Eyyûb hatırlanmalıdır: "Ve Eyyub'u da an. O: "Ey Rabbim, dert beni buldu; ama Sen merhametlilerin en merhametlisisin!" diye yakarmıştı.
Bunun üzerine, onun bu yakarışına karşılık vermiş ve kendisinde dert namına ne varsa gidermiştik." (el-Enbiya 83, 84) Hz. İbrahim'in hastalık karşısındaki samimi duası da müminler için güzel bir örnektir. "Hastalandığım zaman bana şifa veren O'dur. Beni öldürecek, sonra diriltecek olan da O'dur." (eş-Şuarâ 80-81)

DEVAYI DA GÖNDERDİ
Hasta kişilerin bakımıyla ilgilenmek zor ve zahmetli olmakla birlikte manevi açıdan çok değerlidir. Eğer baktığımız hasta, babamız veya annemiz ise, bu hizmet bize âhiretimizi ndıracaktır.
Hastalık ve sakatlıkla mücadele ve gerekli tedavi yollarına başvurmak hem insanın tabii yapısının gereği hem de dinin emir ve tavsiyesidir. Hz. Peygamber, "Allah hem derdi hem de devayı göndermiş, her hastalığa bir çare yaratmıştır. Tedavi olun, ancak tedavide haramı kullanmayın" (Ebû Dâvûd, "Tıb", 11) buyurmuştur.
Hastalıklardan korunmak veya kurtulmak amacıyla Kur'an veya dua okuyup üflemekte, -şirke ve istismara götürmemek şartıyla, fayda ve zararın Allah'tan olduğuna inanılarak yapıldığı takdirdeâlimlerin çoğunluğuna göre sakınca yoktur. Hz. Peygamber, hem kendisine hem ziyaret ettiği bazı hastalara okuyup üflemiş, bazen de Hz. Âişe (r.a) ona okuyup üflemiş ve eliyle sıvazlamıştır.
(Buhârî, Tıb, 32, 33, 39) Ayrıca Hz. Peygamber, torunları Hasan ve Hüseyin için şeytandan, zehirli haşerattan, kem gözlerden korunmaları için dua etmiştir.
(Buhârî, Enbiyâ, 10)

'MELEKLER AMİN DER'
ister müslüman ister gayr-i müslim olsun sık sık hasta ziyaretlerinde bulunmuş ve "Kim hasta kardeşini ziyaret ederse, melekler ona rahmet okur. Hastanın yanında hayır dua ediniz. Çünkü melekler sizin duanıza amin derler" buyurmuştur. Allah Rasulü elini hastanın alnına koyar, hastanın elini avucunun içine alır, şefkatle hatırını sorar: "Geçmiş olsun, inşallah hastalığın günahlarını temizler" buyurur ve hastanın duyacağı şekilde dua ederdi. Hz.
Âişe'nin nakline göre Rasûlullah hasta olan birisi için şöyle dua etti:
"Ey insanların Rabbi olan Allah'ım!
Bu ızdırabı gider. Şifayı veren sensin, senden başka kimse şifa veremez" bilinmektedir.
(Buhârî, Tıb, 38)

'DUA ETMESİNİ İSTE'
Peygamberimiz, sadece ziyaretçinin değil, aynı zamanda hastanın da kendisine şifa vermesi için Yüce Allah'a dua etmesini tavsiye etmektedir. Hastalığın acısına dayayıp sabırsızlık göstererek ölmek için dua etmeyi yasaklamıştır. Hastaya dua etmeyi öğütleyen Allah Resulü, "Ziyaret için bir hastanın yanına girdiğinde ondan senin için dua etmesini iste. Zira onun duası, meleklerin duası gibidir" tavsiyesinde bulunmaktadır.
Kardeşlik hakkı olan, ziyaret edilene moral veren ve toplumsal dayanışmayı sağlamlaştıran hasta ziyareti, ziyaret edene de ahireti hatırlatacak, dolayısıyla fırsat elinde iken kişinin kendi hayatına çeki düzen vermesine yardımcı olacaktır

ZİYARETİ UZATMAYIN
Hastanın ve hastalığının özel durumunu dikkate alarak, ziyareti rahatsız edecek kadar uzatmamak ya da onun hüznünü artıracak birtakım sorularla onu rahatsız etmemek gerekir. Ayrıca ziyaret esnasında etrafı gözetlemek, hastanın veya ailesinin özel hallerini araştırmak ise çok çirkin bir davranıştır. Nitekim biriyle hasta ziyaretine giden Abdullah b. Mes'üd, eve girdiklerinde yanındaki adamın sağı solu gözetlemeye başladığını fark edince, "İki gözün çıksaydı, senin için (bu yaptığından) daha hayırlı olurdu." diyerek tepkisini ortaya koymuştur.



PEYGAMBER EFENDİMİZ'İN YAŞLILARA SAYGISI
Yaşlı müslümana ikram etmenin sevap olduğunu belirten Hz. Peygamber, çevresindeki yaşlılara ir ve ikramda bulunurdu.
Hz. Peygamber, süt annesine ve süt babasına ayrı ayrı saygı göstermiştir. Benzer iltifatları, çocukluğunda evlerinde geçirdiği ve kendisine çok iyi baktığı amcası Ebu Talib'in hanımı Fatıma hanıma ve dadısı Ümmü Eymen'e de göstermiştir. Hz. Peygamber, süt annelerinden olan Süveybe'yi gerek Mekke'de ve gerekse Medine'de olsun hiç unutmamış, kendisini devamlı arayıp sormuş, yanına geldikçe saygı ve ikramda kusur etmemiştir. Hicretten sonra da irtibatını devam ettirmiş, Medine'den ona yiyecek ve giyecek göndermiştir. Ölünceye kadar da bu alaka devam etmiştir.



​NAMAZ KILARKEN DÜNYEVİ DÜŞÜNCELERE DALMAK NAMAZI BOZAR MI?
Namaz kılarken, dünyevi düşüncelerin akla gelmesi, birçok insanın karşılaştığı bir durumdur. Mümkün olduğu kadar namaza odaklanmak gerekir. Bunun için , kılınan son namaz gibi düşünerek O'na yönelmek gerekir. Namazda, akla ve kalbe gelen düşüncelerden dolayı, namaz bozulmaz.
Ancak akla gelen dünyevi düşüncelerle meşgul olmamak, Allah Teâlâ'nın huzurunda olduğunu hatırlayarak zihni toparlamaya çalışmak gerekir.

NA NASIL NİYET EDİLİR?
Kaza namazı kılacak olan kişinin kılacağı namazı belirleyerek niyet etmesi gerekir. Fakat üzerinde çok sayıda kaza namazı varsa, geçmiş namazları kaza ederken, "Vaktinde kılamadığım ilk sabah/ ilk öğle/ ilk ikindi/ ilk akşam/ ilk yatsı namazını kılmaya" şeklinde niyet edebileceği gibi, "Kılamadığım son sabah/ son öğle/ son ikindi/ son akşam/ son yatsı namazını kılmaya" şeklinde de niyet edebilir.

PROF.DR.ALİ KÖSE

  • 06 Haziran 2018, Çarşamba

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan TAKVİM veya takvim.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.