Süper kahramanların eşleri
Giriş Tarihi:
Hepimizin hayranlıkla izlediği süper kahramanların neden eşleri yok? Niye evlenmiyorlar? Bir sıkıntı mı var?' Kendimizi bunları düşünmekten alamazken peki eşleri olsaydı neler olurdu...
Misal, Süperman tonlarca ağırlıkta bir treni kaza yapmadan iki eliyle iterek durdurur. Arkasında, "Yaşa sen süperman" bağırışları. Bir kahraman olmanın gururunu yaşarken evine gittiğinde ne oluyor sanıyorsunuz? Karısı 'Kahramanım benim' diye kucağına mı atlıyor? Hayır tabii.
- Nerde kaldın bu saate kadar, bak yemek buz gibi oldu.
Annemler bizi bekliyordu, çaya gidemiycez yine, ne haltlar karıştırdın bu saate kadar, ay benim çileli başım...
Süperman sessizce masaya oturur, birkaç lokma bir şey yer, konu koltukların çok eskidiğine ve zaman değişeceğine geldiğinde kalkar, yatağa uzanır günün yorgunluğuyla hemen uyuyuverir. Arka plandan sesler gelmeye devam etmektedir.
Evet arkadaşlar her şey göründüğü gibi değil. Misal Batman kardeşimiz Gotham'ın suçlularıyla mücadele ederken evine geldiğinde karısından bir fırça yemez mi sanıyorsunuz...
- Çıkar üstündekileri pis pis gezme ortalarda. Hemen çamaşır makinesine at gözüm görmesin.
Batman boynu bükük bir şekilde üstündekileri çıkartıp çamaşır makinesine doğru ilerler.
Bir başka süper kahramanımız örümcek adam. Sanıyor musunuz evde karısı ile arası iyi... - Örümceeekkk örümceeek!
Gel buraya, - Efendim aşkım?
- Bu ne?
- Ağğğ!! - Ya her yerde ağın var bıktım ben vallahi, bıktım her yeri temizlemekten. Bir temizlikçi de tutmuyorsun.
Ya arkadaşlar her süper kahramanın arkasında dır dır yapan eş var. Düşündüm belki de bu yüzden evlenmiyorlar.
Çay
Adamın biri bir gün İngiltere'ye gezmeye gitmek istemiş. Tabi İngilizce bilmediğinden arkadaşına sormuş: - Yav ben İngiltere'ye gidince onlarla nasıl anlaşacağım? Arkadaşı da:
- Bak konuştuğun her cümlenin sonuna 'ing' koy , onlar senin ne demek istediğini anlarlar demiş. Ve adam İngiltere'ye gitmiş, soluğu bir cafede almış.
Arkadaşının taktiğini uygulamaya başlamış ve garsonu çağırmış: - Sen bana bir çay getirebiling? demiş ve garson şaşkın şaşkın çay getirmeye gitmiş.
Garson çayı hemen getirmiş.
Adam demiş ki: - Bak, ben ne güzel İngilizce konuşuyoring değiling? Garson lafı yapıştırmış: - Ben Türk olmaying, bok içerdin çaying!
Temel
Temel, New York'taki gökdelenlerden birinin 53. katında çalışırken aniden ayağı kaymış ve aşağı doğru düşmeye başlamış... 52, 51, 50, 49, 48... Katları yıldırım hızıyla geçen Temel 8, 7, 6, 5, 4, 3, 2... Ve 1'inci kata geldiğinde kafasından şimşek gibi şu düşünceler geçmiş:
- Sağa çok şükür Allahım, ha buraya kadar sağ sağlam celduk...
Birinci kattan düşsem de nasıl olsa piseycukler olmaz.
Misal, Süperman tonlarca ağırlıkta bir treni kaza yapmadan iki eliyle iterek durdurur. Arkasında, "Yaşa sen süperman" bağırışları. Bir kahraman olmanın gururunu yaşarken evine gittiğinde ne oluyor sanıyorsunuz? Karısı 'Kahramanım benim' diye kucağına mı atlıyor? Hayır tabii.
- Nerde kaldın bu saate kadar, bak yemek buz gibi oldu.
Annemler bizi bekliyordu, çaya gidemiycez yine, ne haltlar karıştırdın bu saate kadar, ay benim çileli başım...
Süperman sessizce masaya oturur, birkaç lokma bir şey yer, konu koltukların çok eskidiğine ve zaman değişeceğine geldiğinde kalkar, yatağa uzanır günün yorgunluğuyla hemen uyuyuverir. Arka plandan sesler gelmeye devam etmektedir.
Evet arkadaşlar her şey göründüğü gibi değil. Misal Batman kardeşimiz Gotham'ın suçlularıyla mücadele ederken evine geldiğinde karısından bir fırça yemez mi sanıyorsunuz...
- Çıkar üstündekileri pis pis gezme ortalarda. Hemen çamaşır makinesine at gözüm görmesin.
Batman boynu bükük bir şekilde üstündekileri çıkartıp çamaşır makinesine doğru ilerler.
Bir başka süper kahramanımız örümcek adam. Sanıyor musunuz evde karısı ile arası iyi... - Örümceeekkk örümceeek!
Gel buraya, - Efendim aşkım?
- Bu ne?
- Ağğğ!! - Ya her yerde ağın var bıktım ben vallahi, bıktım her yeri temizlemekten. Bir temizlikçi de tutmuyorsun.
Ya arkadaşlar her süper kahramanın arkasında dır dır yapan eş var. Düşündüm belki de bu yüzden evlenmiyorlar.
Çay
Adamın biri bir gün İngiltere'ye gezmeye gitmek istemiş. Tabi İngilizce bilmediğinden arkadaşına sormuş: - Yav ben İngiltere'ye gidince onlarla nasıl anlaşacağım? Arkadaşı da:
- Bak konuştuğun her cümlenin sonuna 'ing' koy , onlar senin ne demek istediğini anlarlar demiş. Ve adam İngiltere'ye gitmiş, soluğu bir cafede almış.
Arkadaşının taktiğini uygulamaya başlamış ve garsonu çağırmış: - Sen bana bir çay getirebiling? demiş ve garson şaşkın şaşkın çay getirmeye gitmiş.
Garson çayı hemen getirmiş.
Adam demiş ki: - Bak, ben ne güzel İngilizce konuşuyoring değiling? Garson lafı yapıştırmış: - Ben Türk olmaying, bok içerdin çaying!
Temel
Temel, New York'taki gökdelenlerden birinin 53. katında çalışırken aniden ayağı kaymış ve aşağı doğru düşmeye başlamış... 52, 51, 50, 49, 48... Katları yıldırım hızıyla geçen Temel 8, 7, 6, 5, 4, 3, 2... Ve 1'inci kata geldiğinde kafasından şimşek gibi şu düşünceler geçmiş:
- Sağa çok şükür Allahım, ha buraya kadar sağ sağlam celduk...
Birinci kattan düşsem de nasıl olsa piseycukler olmaz.