Sence şu kız güzel mi?
Giriş Tarihi:
Erkeğini teste sokmuş kız sevgilidir.
Erkeğinden aldığı cevaba göre ilişkiyi şekillendirecektir. Böyle bir soru duyarsanız sakın "Çirkin" bile demeyin. "Hangi kız?" deyin. "Göremiyorum" deyin. "Gözüm senden başkasını görmüyor" deyin. İşte o zaman kızın bir numarası siz olursunuz.
Sevgilisinden şüphe duyan hatun tipi. Bu enselendiniz demektir efenim, siz ne cevap verirseniz verin önemli değildir, çünkü buradaki asıl denilmek istenen şey "ben senin yediğin haltları biliyorum, ayağını denk al"dır. Açıkça bir gözdağıdır.
Hatun kişi hır çıkarmayı kafaya koymuşsa erkeğin hiçbir şekilde çıkış yolu olmayan sevgili sorusudur.
Kız: Sence şu kız güzel mi?
Erkek: Hayır hayatım, hiç güzel değil.
Kız: Hadi ordan yalancı, nasıl güzel değil, taş gibi hatun, sen hep bana yalan mı söylüyorsun yoksa, bıdıbıdıbıdıbıdı...
Ya da; Kız: Sence şu kız güzel mi?
Erkek: Ohaaa harbi çok güzelmiş.
Kız: Allah belanı versin senin, insan yanında sevgilisi varken böyle şeyler söyler mi? Sevmiyorsun sen beni, bıdıbıdıbıdıbıdı....
Bu soruda kızın gerçekten güzel bulunup bulunmadığı bilinçaltısı yatar. Dişi, erkeğinin güzellik kriterlerini merak eder. Nasıl kızlardan hoşlanır, hangisi aklını çelebilir vs... Erkeğinin beğenisine hitap edecek kız arkadaşlarıyla tanıştırmak istemez. İlk seferde riskli bir cevap olmayabilir koca oğlan için ama ve fakat daha sonraları kız çevresinde böyle birini görürse ve bu soruyu sorarsa, erkekten hayır cevabı alırsa, bu kavga sebebidir. Erkeğin dürüstlüğü ve sadakati sorgulanmaya başlanır. Aslında bunların hiçbirine gerek yoktur kızların paranoyalarına ya neyse...
Havuz
Üniversitenin büyük amfisinde 800 kişinin katıldığı bir imtihan... Süre iki saat...
Profesör son derece sert ve sürenin esnetilmesine imkan yok. Cevapları yetiştiremeyen kalıyor. Bu yüzden bütün talebeler harıl harıl kağıt dolduruyorlar.
Ama birisi ağırdan gidiyor.
Biraz düşünüyor biraz yazıyor.
Hiç aceleci bir hali yok.
Derken süre doluyor. "Getirin kağıtları çocuklar" diyor profesör ve herkes bitirebildiği kadarıyla kağıdını getirip masanın üzerine koyuyor. Veren çıkıyor, veren çıkıyor, masanın üzerindeki kağıtlar birikiyor. Sınıfta hiç talebe kalmıyor. Bir kişi hariç.
Bizim ağırdan giden talebe hiç istifini bozmadan yazmaya devam ediyor.
Böylece biraz daha zaman geçtikten sonra, bizimki kalkıp kürsüye gidiyor ve kağıdını bir sonraki ders için hazırlıklarını tamamlamakta olan profesöre uzatıyor. Profesör kızarak: -Hayır! Çok geç kaldın. Artık senin kağıdını alamam... Bizimki ters ters bakıyor: -Sen benim kim olduğumu biliyor musun?
-Yoo, aslında bilmiyorum.
Ne olacak? Talebe bakışlarını dikleştirerek tekrar soruyor: -Sen benim kim olduğumu biliyor musun? -Hayır bilmiyorum! Üstelik bu hiç de mühim değil! -İyi öyleyse, diyor bizimki ve yığılı duran imtihan kağıtlarının bir kısmını kaldırıyor ve araya kendi kağıdını koyup kağıtları tekrar düzeltiyor. Sonra da: -İyi günler hocam, deyip profesörün şaşkın bakışları arasında yürüyüp gidiyor.
Alkışlı Yorum
İşyerinden arkadaşımla kilolarımızdan usanıp diyet yapmaya karar verdik. Bütün gün diğerlerinin laf sokmalarına aldırmadan birbirimizi gaza getirerek devam ediyorduk. Ta ki kebapçıda karşılaşana kadar...
Erkeğinden aldığı cevaba göre ilişkiyi şekillendirecektir. Böyle bir soru duyarsanız sakın "Çirkin" bile demeyin. "Hangi kız?" deyin. "Göremiyorum" deyin. "Gözüm senden başkasını görmüyor" deyin. İşte o zaman kızın bir numarası siz olursunuz.
Sevgilisinden şüphe duyan hatun tipi. Bu enselendiniz demektir efenim, siz ne cevap verirseniz verin önemli değildir, çünkü buradaki asıl denilmek istenen şey "ben senin yediğin haltları biliyorum, ayağını denk al"dır. Açıkça bir gözdağıdır.
Hatun kişi hır çıkarmayı kafaya koymuşsa erkeğin hiçbir şekilde çıkış yolu olmayan sevgili sorusudur.
Kız: Sence şu kız güzel mi?
Erkek: Hayır hayatım, hiç güzel değil.
Kız: Hadi ordan yalancı, nasıl güzel değil, taş gibi hatun, sen hep bana yalan mı söylüyorsun yoksa, bıdıbıdıbıdıbıdı...
Ya da; Kız: Sence şu kız güzel mi?
Erkek: Ohaaa harbi çok güzelmiş.
Kız: Allah belanı versin senin, insan yanında sevgilisi varken böyle şeyler söyler mi? Sevmiyorsun sen beni, bıdıbıdıbıdıbıdı....
Bu soruda kızın gerçekten güzel bulunup bulunmadığı bilinçaltısı yatar. Dişi, erkeğinin güzellik kriterlerini merak eder. Nasıl kızlardan hoşlanır, hangisi aklını çelebilir vs... Erkeğinin beğenisine hitap edecek kız arkadaşlarıyla tanıştırmak istemez. İlk seferde riskli bir cevap olmayabilir koca oğlan için ama ve fakat daha sonraları kız çevresinde böyle birini görürse ve bu soruyu sorarsa, erkekten hayır cevabı alırsa, bu kavga sebebidir. Erkeğin dürüstlüğü ve sadakati sorgulanmaya başlanır. Aslında bunların hiçbirine gerek yoktur kızların paranoyalarına ya neyse...
Havuz
Üniversitenin büyük amfisinde 800 kişinin katıldığı bir imtihan... Süre iki saat...
Profesör son derece sert ve sürenin esnetilmesine imkan yok. Cevapları yetiştiremeyen kalıyor. Bu yüzden bütün talebeler harıl harıl kağıt dolduruyorlar.
Ama birisi ağırdan gidiyor.
Biraz düşünüyor biraz yazıyor.
Hiç aceleci bir hali yok.
Derken süre doluyor. "Getirin kağıtları çocuklar" diyor profesör ve herkes bitirebildiği kadarıyla kağıdını getirip masanın üzerine koyuyor. Veren çıkıyor, veren çıkıyor, masanın üzerindeki kağıtlar birikiyor. Sınıfta hiç talebe kalmıyor. Bir kişi hariç.
Bizim ağırdan giden talebe hiç istifini bozmadan yazmaya devam ediyor.
Böylece biraz daha zaman geçtikten sonra, bizimki kalkıp kürsüye gidiyor ve kağıdını bir sonraki ders için hazırlıklarını tamamlamakta olan profesöre uzatıyor. Profesör kızarak: -Hayır! Çok geç kaldın. Artık senin kağıdını alamam... Bizimki ters ters bakıyor: -Sen benim kim olduğumu biliyor musun?
-Yoo, aslında bilmiyorum.
Ne olacak? Talebe bakışlarını dikleştirerek tekrar soruyor: -Sen benim kim olduğumu biliyor musun? -Hayır bilmiyorum! Üstelik bu hiç de mühim değil! -İyi öyleyse, diyor bizimki ve yığılı duran imtihan kağıtlarının bir kısmını kaldırıyor ve araya kendi kağıdını koyup kağıtları tekrar düzeltiyor. Sonra da: -İyi günler hocam, deyip profesörün şaşkın bakışları arasında yürüyüp gidiyor.
Alkışlı Yorum
İşyerinden arkadaşımla kilolarımızdan usanıp diyet yapmaya karar verdik. Bütün gün diğerlerinin laf sokmalarına aldırmadan birbirimizi gaza getirerek devam ediyorduk. Ta ki kebapçıda karşılaşana kadar...