Bir başkadır benim trafiğim
Giriş Tarihi:
Dün akşam gazetemden dışarı çıktığımda arabaların farları her tarafı ışıl ışıl parlatıyor, korna sesleri bir festival havasına sokuyordu.
İnsanlar neşeli bir şekilde kafalarını camdan çıkarmış öndeki arabalara zılgıt atarken, bir adamın arabasından çıkıp halaya başlıyacağını sandım. Fakat adam uzun süre ufuğa bakıp bir şeyler mırıldanıp arabasının koltuğuna tekrar oturdu. Sanırım utandı kalabalıktan. Sonrasında otomobilinden hızlıca inen bir adam diğer kamyondan inen adam ile tanışıyorlardı; "Kimsin lan sen", "Sen kimsin lan." İletişimimiz çok kuvvetli.
Sonrasında bize güzel bir güreş müsabakası düzenlediler.
Ya o kadar becerikli bir milletiz ki biz, iki araba sığacak yola dört arabayı sığdırmıştık.
Herkes birbirine yer vermek için yer arıyordu. Otobüslerin içini göremiyordum bile. Ne kadar iyi insanlar dedim, çünkü otobüsün kapı camlarına yapışıp camı yanakları ile temizleyen yardımsever vatandaşlarımız vardı.
Tabi bu yukarıdakileri bahseden kişi Polyanna'nın emmoğlu tarzında olaya bakmıştır. Evet, Cuma trafiği diye bir şey var semtimde. Bu mübarek günde insanlar arabaların içinde günah sayacını hızlı bir şekilde döndürüyorlar.
Düşünün öyle bir trafiğimiz var ki herhangi bir sorun olmamasına rağmen aynı mesafeleri bazen 15 dakikada bazen de 1.5 saatte gidebiliriz.
Hele bir de yağmur yağınca tam şenlik.
Hayır, anlayamadığım ve çözemediğim tek sorudur. Hatta en kral havuz problemi bile yanında parmak hesabı gibi kalır. "Niye yağmur yağınca trafik oluyor?" Yağmur sensörüne sahip olduğundan şüphelenmekteyim. Havadan gelen iki damla suya acayip duyarlıdır hemen kilitlenir.
İstanbul trafiğine çıkanların klasik cümlesidir: "Yaa kesin kaza var, yoksa bu trafik bu kadar olmazdı." Gidilir, gidilir, gidilir ama kaza filan görülmez ve birden trafik açılır. Mucize gibi. Sanki oyun oynuyor bize İstanbul trafiği.
Yaa yazıktır belediye bile çözmek için yerin dibine girdi (Metro, Marmaray:). Hala çözülemiyor.
El arabasıyla kiraz satan bir seyyar satıcının, küçük bir el hareketiyle koskoca kamyoneti ve dolayısıyla komyonetin arkasındaki onlarca arabayı durdurması ve sakin sakin sokağın karşı tarafına geçmesi gibi ilginç kareler sahneleyen trafik...
Bir de bizim trafiğimizdekiler için 'eğitim şart' diyorlar. Eee kardeşim okullar kapanınca trafik bitiyor, açılınca trafik başlıyor. Çok kültürlüdür trafiğimiz.
ALDATILMAK
Karı koca 100 km hızla gidiyorlarmış. Arabayı adam kullanıyormuş ve karısı birden "Hayatım" demiş... "Seninle 15 yıl boyunca güzel bir beraberlik yaşadık. Ama ben artık boşanmak istiyorum." Adam sesini çıkarmamış ama hızı
110'a çıkarmış. Karısı "Neden diye soracağını biliyorum.. Bunu nasıl söyleyeceğimi bilemiyorum ama arkadaşın Joe ile birlikte birkaç aydır beraber oluyoruz... Adam yine ses çıkarmadan hızı 120'ye çıkarmış. Kadın devam etmiş... "Evi ben istiyorum" Artık 130'la gidiyorlarmış... Kadın "Ayrıca..." demiş.. "Bütün çeklerini, kredi kartlarını, arabayı da istiyorum.." Ve adam hızı 140'a çıkarmış..
Hala sesini çıkarmadan...
Kadın sormuş: Hiçbir şey söylemeyecek misin? Sen hiçbir şey istemiyor musun? Adam 160'a çıkmış ve cevaplamış: "Hayır... Ben ihtiyacım olan her şeye sahibim... " Karısı şaşırmış. "Öyle mi? Nedir o?" Ve araba karşıdaki duvara saatte 160 kilometre hızla çarpmadan önce adam cevap vermiş: "Airbag bende!"
ALKIŞLI YORUM
Yer: Otobüs Hanım teyzemizin telefonu çalar. Teyzemiz telefonu açar:
-Aloo haa ne oldu...
Oğlum bağırma otobüzdeyim bağırma Allah belanı vemesin.
Otobüzteyim deyom anlamıyon mu seen. Kapat kapat. Allah belanı... Dur kapatma. O Ayşe'ye söyle beni arasın. Ayşe deyom Ayşeee. Ömrümü yidin seen ömrümü. Kapat kapat.
Telefon kapanır teyzemiz homurdanır...
Sanki dağın başındayım eşşolusu. Ne bağırıyon otobüzdeee.
İnsanlar neşeli bir şekilde kafalarını camdan çıkarmış öndeki arabalara zılgıt atarken, bir adamın arabasından çıkıp halaya başlıyacağını sandım. Fakat adam uzun süre ufuğa bakıp bir şeyler mırıldanıp arabasının koltuğuna tekrar oturdu. Sanırım utandı kalabalıktan. Sonrasında otomobilinden hızlıca inen bir adam diğer kamyondan inen adam ile tanışıyorlardı; "Kimsin lan sen", "Sen kimsin lan." İletişimimiz çok kuvvetli.
Sonrasında bize güzel bir güreş müsabakası düzenlediler.
Ya o kadar becerikli bir milletiz ki biz, iki araba sığacak yola dört arabayı sığdırmıştık.
Herkes birbirine yer vermek için yer arıyordu. Otobüslerin içini göremiyordum bile. Ne kadar iyi insanlar dedim, çünkü otobüsün kapı camlarına yapışıp camı yanakları ile temizleyen yardımsever vatandaşlarımız vardı.
Tabi bu yukarıdakileri bahseden kişi Polyanna'nın emmoğlu tarzında olaya bakmıştır. Evet, Cuma trafiği diye bir şey var semtimde. Bu mübarek günde insanlar arabaların içinde günah sayacını hızlı bir şekilde döndürüyorlar.
Düşünün öyle bir trafiğimiz var ki herhangi bir sorun olmamasına rağmen aynı mesafeleri bazen 15 dakikada bazen de 1.5 saatte gidebiliriz.
Hele bir de yağmur yağınca tam şenlik.
Hayır, anlayamadığım ve çözemediğim tek sorudur. Hatta en kral havuz problemi bile yanında parmak hesabı gibi kalır. "Niye yağmur yağınca trafik oluyor?" Yağmur sensörüne sahip olduğundan şüphelenmekteyim. Havadan gelen iki damla suya acayip duyarlıdır hemen kilitlenir.
İstanbul trafiğine çıkanların klasik cümlesidir: "Yaa kesin kaza var, yoksa bu trafik bu kadar olmazdı." Gidilir, gidilir, gidilir ama kaza filan görülmez ve birden trafik açılır. Mucize gibi. Sanki oyun oynuyor bize İstanbul trafiği.
Yaa yazıktır belediye bile çözmek için yerin dibine girdi (Metro, Marmaray:). Hala çözülemiyor.
El arabasıyla kiraz satan bir seyyar satıcının, küçük bir el hareketiyle koskoca kamyoneti ve dolayısıyla komyonetin arkasındaki onlarca arabayı durdurması ve sakin sakin sokağın karşı tarafına geçmesi gibi ilginç kareler sahneleyen trafik...
Bir de bizim trafiğimizdekiler için 'eğitim şart' diyorlar. Eee kardeşim okullar kapanınca trafik bitiyor, açılınca trafik başlıyor. Çok kültürlüdür trafiğimiz.
ALDATILMAK
Karı koca 100 km hızla gidiyorlarmış. Arabayı adam kullanıyormuş ve karısı birden "Hayatım" demiş... "Seninle 15 yıl boyunca güzel bir beraberlik yaşadık. Ama ben artık boşanmak istiyorum." Adam sesini çıkarmamış ama hızı
110'a çıkarmış. Karısı "Neden diye soracağını biliyorum.. Bunu nasıl söyleyeceğimi bilemiyorum ama arkadaşın Joe ile birlikte birkaç aydır beraber oluyoruz... Adam yine ses çıkarmadan hızı 120'ye çıkarmış. Kadın devam etmiş... "Evi ben istiyorum" Artık 130'la gidiyorlarmış... Kadın "Ayrıca..." demiş.. "Bütün çeklerini, kredi kartlarını, arabayı da istiyorum.." Ve adam hızı 140'a çıkarmış..
Hala sesini çıkarmadan...
Kadın sormuş: Hiçbir şey söylemeyecek misin? Sen hiçbir şey istemiyor musun? Adam 160'a çıkmış ve cevaplamış: "Hayır... Ben ihtiyacım olan her şeye sahibim... " Karısı şaşırmış. "Öyle mi? Nedir o?" Ve araba karşıdaki duvara saatte 160 kilometre hızla çarpmadan önce adam cevap vermiş: "Airbag bende!"
ALKIŞLI YORUM
Yer: Otobüs Hanım teyzemizin telefonu çalar. Teyzemiz telefonu açar:
-Aloo haa ne oldu...
Oğlum bağırma otobüzdeyim bağırma Allah belanı vemesin.
Otobüzteyim deyom anlamıyon mu seen. Kapat kapat. Allah belanı... Dur kapatma. O Ayşe'ye söyle beni arasın. Ayşe deyom Ayşeee. Ömrümü yidin seen ömrümü. Kapat kapat.
Telefon kapanır teyzemiz homurdanır...
Sanki dağın başındayım eşşolusu. Ne bağırıyon otobüzdeee.