Ayrılık anındaki salak sözler
Giriş Tarihi:
Sen benim için çok önemlisin.
Bunu bil: İnsan önemli addettiği bir şeyi ardında bırakır mı ki? Misal, yolculuk esnasında müzik dinlemeyi seven bir insan, çantasını toplarken telefonuna ya da mp3 çalarına bakıp, "Evet, seni yanımda götürmek benim için çok önemli; o yüzden evde bırakıyorum seni" der mi? Demez. Ee, o halde ne diye ayrılık anında "Sen benim için çok önemlisin" lafı temcit pilavı gibi çıkar insanın önüne?
Bunun tek bir açıklaması vardır:
Doktorun hastasına, "2 hafta ömrünüz kaldı" derken takındığı ses tonuyla dile getirilir bu laf çoğunlukla. "Benim için önemli olduğunu bil, bil ki kafa yor konu üstüne; halet-i ruhiyen bozulsun" gibi bir tad bırakır damakta. Böyle sabun yemiş gibi... Lütfen arkadaş kalalım: Yalandır, kesinlikle inanmayın. Bencil insanların içinde bulundukları durumdan bir an önce sıyrılabilmek için söyledikleri, kalbi kırık kalan tarafı çok inciten bir sözdür. Bunu yapmak benim için de çok zor: "Severek ayrılalım" kisvesiyle empati arayışına gidiliyor burada. "Sadece sana koyduğunu mu düşünüyorsun?
Ben burada neler çekiyorum haberin var mı?" Alt metniyle güzel bir söylemdir bu. Zor ise, istenmiyor ise, neden söylenir hala, onu çözebilmiş değilim.
Bu kadar mı zor ulan göğüs germek, ilişkide yanlış giden şeylere?
Neyse. Toparlayayım, sapıyorum yine konudan... Özetle; kırmadan ayrılmayı hedefler bu tiradlar. Sezen Cumhur Önal hassasiyetiyle dile getirilir.
Bir de dipnot düşelim. Elbette vardır severek ayrılanlar; pek çok şey paylaştıktan sonra insan gibi yollarını ayıranlar. Onları bu noktada yazdıklarımdan tenzih etmek isterim. Benim burada tepkim, ilişkiyi tek taraflı yaşamak, yalanlarla hem kendini, hem de karşısındaki oyalamak isteyenlere...
* * *
TELGRAF
Soğuk bir kış gecesi komşumun kapısının yumruklanmasıyla uyandım.
Komşumun uykusunun ağır olduğunu bildiğimden, yatağımdan kalkarak kapıyı açtım. Karşımda postacı duruyordu. "Nedir bu gürültü?" der gibisinden adamın suratına bakınca bana, "Acil bir telgraf efendim Komşunuzu uyandırmalıyım" dedi.
Postacı ve ben, komşum uyanıncaya kadar kapıyı yumrukladık. Sonunda komşum, uyku sersemi bir halde kapıyı açtığında postacı ona telgrafı uzatarak: "Norman Hummon'a telgraf" dedi.
İşte o an komşumun bana sert sert bakışını hiç unutmayacağım. Çünkü telgraf banaydı.
* * *
ALKIŞLI YORUM
- Efendim CV'nizi inceledik ve eğer bizim şartlarımızı kabul ederseniz sizinle çalışmayı düşünüyoruz.
- Tabii, çalışma koşullarınız nedir? - Mesai saati mevhumumuz yoktur.
Sabahlara kadar proje yetiştirmeniz gerekebilir, cumartesipazar çalışmanız gerekebilir, eve iş götürmeniz gerekebilir. Bazı fedakarlıklar bekliyoruz yani sizden. - Servis? - Yok. - Yemek? - Kendiniz halledeceksiniz. - Eee ücret? - Asgari ücret olcak. - Ya aslında ben hiç ücret almamayı düşünüyordum. - Dalga geçiyorsunuz! - Eee siz başlattınız.
Bunu bil: İnsan önemli addettiği bir şeyi ardında bırakır mı ki? Misal, yolculuk esnasında müzik dinlemeyi seven bir insan, çantasını toplarken telefonuna ya da mp3 çalarına bakıp, "Evet, seni yanımda götürmek benim için çok önemli; o yüzden evde bırakıyorum seni" der mi? Demez. Ee, o halde ne diye ayrılık anında "Sen benim için çok önemlisin" lafı temcit pilavı gibi çıkar insanın önüne?
Bunun tek bir açıklaması vardır:
Doktorun hastasına, "2 hafta ömrünüz kaldı" derken takındığı ses tonuyla dile getirilir bu laf çoğunlukla. "Benim için önemli olduğunu bil, bil ki kafa yor konu üstüne; halet-i ruhiyen bozulsun" gibi bir tad bırakır damakta. Böyle sabun yemiş gibi... Lütfen arkadaş kalalım: Yalandır, kesinlikle inanmayın. Bencil insanların içinde bulundukları durumdan bir an önce sıyrılabilmek için söyledikleri, kalbi kırık kalan tarafı çok inciten bir sözdür. Bunu yapmak benim için de çok zor: "Severek ayrılalım" kisvesiyle empati arayışına gidiliyor burada. "Sadece sana koyduğunu mu düşünüyorsun?
Ben burada neler çekiyorum haberin var mı?" Alt metniyle güzel bir söylemdir bu. Zor ise, istenmiyor ise, neden söylenir hala, onu çözebilmiş değilim.
Bu kadar mı zor ulan göğüs germek, ilişkide yanlış giden şeylere?
Neyse. Toparlayayım, sapıyorum yine konudan... Özetle; kırmadan ayrılmayı hedefler bu tiradlar. Sezen Cumhur Önal hassasiyetiyle dile getirilir.
Bir de dipnot düşelim. Elbette vardır severek ayrılanlar; pek çok şey paylaştıktan sonra insan gibi yollarını ayıranlar. Onları bu noktada yazdıklarımdan tenzih etmek isterim. Benim burada tepkim, ilişkiyi tek taraflı yaşamak, yalanlarla hem kendini, hem de karşısındaki oyalamak isteyenlere...
* * *
TELGRAF
Soğuk bir kış gecesi komşumun kapısının yumruklanmasıyla uyandım.
Komşumun uykusunun ağır olduğunu bildiğimden, yatağımdan kalkarak kapıyı açtım. Karşımda postacı duruyordu. "Nedir bu gürültü?" der gibisinden adamın suratına bakınca bana, "Acil bir telgraf efendim Komşunuzu uyandırmalıyım" dedi.
Postacı ve ben, komşum uyanıncaya kadar kapıyı yumrukladık. Sonunda komşum, uyku sersemi bir halde kapıyı açtığında postacı ona telgrafı uzatarak: "Norman Hummon'a telgraf" dedi.
İşte o an komşumun bana sert sert bakışını hiç unutmayacağım. Çünkü telgraf banaydı.
* * *
ALKIŞLI YORUM
- Efendim CV'nizi inceledik ve eğer bizim şartlarımızı kabul ederseniz sizinle çalışmayı düşünüyoruz.
- Tabii, çalışma koşullarınız nedir? - Mesai saati mevhumumuz yoktur.
Sabahlara kadar proje yetiştirmeniz gerekebilir, cumartesipazar çalışmanız gerekebilir, eve iş götürmeniz gerekebilir. Bazı fedakarlıklar bekliyoruz yani sizden. - Servis? - Yok. - Yemek? - Kendiniz halledeceksiniz. - Eee ücret? - Asgari ücret olcak. - Ya aslında ben hiç ücret almamayı düşünüyordum. - Dalga geçiyorsunuz! - Eee siz başlattınız.