Bana biraz zaman ver

Kaynak Gazete
Giriş Tarihi:
Takvim'i Google'a ekleyin, doğru kaynaktan haberi alın!
Bana biraz zaman ver
Sevgilin "Bana biraz zaman ver" diyorsa, işte bu durum manitadan şut yiyecek olmanın büyük alametlerindendir. Ne hikmetse verilen zaman bir türlü dolmaz. O yüzden tez elden ayrılmak lazımdır. Zamanı uzatmamak gerekir. "Ben biraz takılayım, kafamı dağıtayım, milletle fingirdeşeyim, sonra daha iyisini bulamazsam sana geri dönerim" ayağıdır veya tipik bir "Senden ayrılmayı düşünüyorum ama henüz yeni birini bulamadım" yahut da "Sana söyleyemiyorum" demektir.
Bu cümlenin ardından muhakkak bir daha aranıp sorulmazsınız...
- Bana biraz zaman ver...
- Benim olmayan bir şeyi vermek lüksünde değilim Necla..
- Ya bak başladı gene.
- Başlamak bitirmenin yarısıdır.
- Yok sen zaman da verme, direk ayrılalım biz.
- Benim olmayan bir şeyi vermek lüksünde değilim Necla..
- Bi git.
Muhtemelen bu cümle, ilişki dışında en çok Azrail'in duyduğuna inandığım bir taleptir.
Benim şahsi fikrim "Bana biraz zaman ver" diyen sevgili, benim bu dünya üzerinde gördüğüm en sopalık sevgilidir. Böyle ağzına ağzına beyzbol sopasıyla girişilmelidir. (Biraz şiddet duygum kabardı, bu söylediklerim tamamen hayal ürünüdür.
Evinizde ya da herhangi bir yerde denemeyiniz.) Tamam ben sana zaman verdim. Beş gün, bir ay, beş ay... Eee, sonra sen gelip birkaç ay daha istersen ne olacak? Tamam onu da verdik, sonra gelip, "Yaa olmuyooo yaauuff" dersen, bana bilmem kaç ay borçlu olacaksın. Bana kaybolan aylarımı kim geri verecek?
Açık konuş arkadaş. "Zaman ver" ne demek? Biraz daha yaratıcı olmalısın. Sana cevap olarak "Al zamanı..." gelse ne yapacaksın? Açık ol, "Ayrılalım" falan de.
Karşındaki "Niye ayrılalım yahu?" dediğinde asla "Biraz zamana ihtiyacım var" deme, en başa döndürme insanı. - Bana biraz zaman ver Lütfi.
- Ben Takvim'de çalışıyorum.
- O zaman bana bir Takvim ver.
- Al o zaman sana bir Takvim.
Neyse bu sözü duyuyorsanız. Geçmiş ola.

* * *
BALIK AVI

Temel deniz kenarında balık tutuyormuş. Oltasını atmış, beklemiş ve kocaman bir balık çekmiş... Balığı almış eline, nazikçe çıkarmış iğneyi balığın ağzından, şöyle bir balığa iyice bakmış ve denize atmış.
Ondan başka kimse balık yakalayamıyormuş. Temel tekrar oltasını atmış, daha kocaman bir balık tutmuş.
Tekrar balığın ağzından iğneyi nazikçe çıkarmış, balığa şöyle bir etraflıca bakmış ve tekrar denize atmış.
Her seferinde daha kocaman balıklar yakalamış, yine etraflıca baktıktan sonra balıkları denize bırakmış.
Yanında balık tutanlar artık dayanamamışlar ve Temel'in yanına gelmişler:
- Amcacığım ne yapıyorsun sen... Biz saatlerdir buradayız, tek bir balık bile yakalayamadık.
Sen ise kocaman kocaman balıkları denize atıyorsun.
Temel, dönmüş kalabalığa ve şöyle demiş;
- Çünkü benim tavam küçük.

* * *
ALKIŞLI YORUM
Amcamla otobüste gidiyorduk. Otobüs kalabalıktı, biz de ayaktaydık. Lakin bir velet viyak viyak bağırıyor, saçmalıyor, zaten kalabalık otobüste sıcaktan pişmiş ve baymış bizlerin tepesinin tasını iyice attırıyordu.
İki saat çocuğa "Kesicem seni" bakışları atsak da çocuk bana mısın demedi. Aptal aptal şeylerden bağıra bağıra bahsetmeye devam etti.
Sonunda amcam dayanamayıp annesinden gizli çocuğa "Susss" diyerek poposunu cimcikleyip canını acıttı. Bunun üzerine velet avazı çıktığı kadar bağırarak, "Annneeeeeeeeaaa bu adam popomu elliyoooooo!!!!" dedi.
Ne kadar utandığımızı anlatamam...


Günün Manşetleri

Tüm Manşetler