Türklere sorulan saçma sorular
Giriş Tarihi:
Genelde Türkiye hakkında hiçbir şey bilmeyen yabancılar tarafından sorulan sorular vardır. Türkiye'yi yalnış yönlendiren yabancı televizyonlar, Türkleri sevmeyen insanların empoze ettiği yalan yalnış bilgiler yüzünden yabancıların bize sorduğu bir sürü saçma sorular vardır. - Sizin orası hep yaz mevsiminde di mi? Bütün sene boyunca denize giriliyor mu? - Ya evet. Enlem-boylam nedir, hiç duydun mu sen? Kanada'da doktoraya gitmiş bir kız çocuğuna sorulur: -Sizin ülkede kızlar okuyabiliyor mu? -Yok ben Türkiye'de okuyabilen ilk Türk kızıyım! -Sizin ülkede tuz yokmuş doğru mu? -Tuz ne? Yer Norveç; - Aaa senin de güneşlenince yüzün pembeleşiyor muydu, ama sen Türksün? - Yok ben uzaylıyım ondan.
Yine Norveç; - Bikini giymen yasak diye mi denize girmiyorsun bizle? - Hayır kardeşim 15 derecelik havada denize girip zaturree olmamak için. - İstanbul'da bikiniyle dolaşabilir miyiz? - Siz Roma'da bikiniyle mi geziyorsunuz sokaklarda? Yer Paris'in tam orta göbegi: - Aaaaa.. Siz de mi masada yiyorsunuz yemeği aynı bizler gibi yani? -Yok masa bizde yiyor. Siz domuzu kutsal saydığınız için mi yemiyosunuz, Hintliler'in inege taptıkları gibi. -Yok biz senin gibileri kesiyoruz Kurban bayramında. - Siz de niye beyzbol yok? -Sizde de üç top bilardo yok naber? -Türkiye tam olarak dunyanın neresinde? Kusadası'nda tatil yapmakta olan bir İskoç tarafından, yine Kuşadası'nda soruldu. Cevap:
-İskoçya'nın hemen yan tarafındayız. Alman: - Türkiye'de itfaiyeci var mı? Türk: - Hayır dev battaniyeler var onlardan örtüyoruz biz yanan binalara ormanlara.. -Siz kız çocuklarını gömüyorsunuz deil mi? -Hı hı ben toprakta yetiştim kök vermem uzun sürdü. Amerikalı: Siz Türkler çadırda yaşıyorsunuz degil mi? Ben: -Ha evet, çadırdan bağlanıyorum internete. Amerikalı: Ohh cool
* * *
ASKER
Amerika'da bir asker, arkadaşı ile yolda giderken elindeki çakısı ile oynarken parmağını kesti. Az ötede bir dispanser vardır.
Asker ; "- Ben şurada pansuman yaptırayım" dedi.
İçeri girince karşısına iki kapı çıktı.
Birinde "Hastalıklar", ötekinde "Yaralar" yazılı idi. "Yaralar" kapısından girdi.Yine önünde iki kapı.
Birinde "Kemik", ötekinde "Yumuşak Doku" yazıyordu. "Yumuşak Doku" kapısından girdi. Yine iki kapı.
Birinde "Önemli", ötekinde "Önemsiz" yazıları vardı. "Önemsiz" kapısından girince kendini sokakta buldu.
Dışarı çıkınca arkadaşı sordu; "- Nasıl, iyi baktılar mı?" "- Hayır, ama teşkilat mükemmel!.."
* * *
EŞEK
Tiyatroda, ünlü oyuncu rolü gereği uşaklarına bağırır.
-Atımı getirin! O sırada münasebetsiz bir seyirci "Eşek olsa olmaz mı? diye seslenir.
Oyuncu hiç istifini bozmaz:
-Hay hay! Buyrun beyefendi!...
* * *
ALKIŞLI YORUM
Yıllar yılı gündüz bebekler gibi uyuyan, hatta gündüz belli bir saatte uyuyamadıysa asabileşen, ancak bir türlü geceleri uykusunu alamayan babam, birkaç yıl önce bir kaşıntı ilacının, geceleri de uykusunu getirebildiğini farketmiş ve o günden bugüne dek kaşıntı ilacını almadan uyuyamamıştır. -Baba, bak bilmeden etmeden içiyon bu ilacı yıllardır. Bir şey olacak bigün. Bariz ilaç bağımlısı oldun yaa... -Saçmalama kızım, ne bağımlısı, kaç yıldır alıyorum ben bu hapı. Bağımlısı olsam bilmez miyim?
Yine Norveç; - Bikini giymen yasak diye mi denize girmiyorsun bizle? - Hayır kardeşim 15 derecelik havada denize girip zaturree olmamak için. - İstanbul'da bikiniyle dolaşabilir miyiz? - Siz Roma'da bikiniyle mi geziyorsunuz sokaklarda? Yer Paris'in tam orta göbegi: - Aaaaa.. Siz de mi masada yiyorsunuz yemeği aynı bizler gibi yani? -Yok masa bizde yiyor. Siz domuzu kutsal saydığınız için mi yemiyosunuz, Hintliler'in inege taptıkları gibi. -Yok biz senin gibileri kesiyoruz Kurban bayramında. - Siz de niye beyzbol yok? -Sizde de üç top bilardo yok naber? -Türkiye tam olarak dunyanın neresinde? Kusadası'nda tatil yapmakta olan bir İskoç tarafından, yine Kuşadası'nda soruldu. Cevap:
-İskoçya'nın hemen yan tarafındayız. Alman: - Türkiye'de itfaiyeci var mı? Türk: - Hayır dev battaniyeler var onlardan örtüyoruz biz yanan binalara ormanlara.. -Siz kız çocuklarını gömüyorsunuz deil mi? -Hı hı ben toprakta yetiştim kök vermem uzun sürdü. Amerikalı: Siz Türkler çadırda yaşıyorsunuz degil mi? Ben: -Ha evet, çadırdan bağlanıyorum internete. Amerikalı: Ohh cool
* * *
ASKER
Amerika'da bir asker, arkadaşı ile yolda giderken elindeki çakısı ile oynarken parmağını kesti. Az ötede bir dispanser vardır.
Asker ; "- Ben şurada pansuman yaptırayım" dedi.
İçeri girince karşısına iki kapı çıktı.
Birinde "Hastalıklar", ötekinde "Yaralar" yazılı idi. "Yaralar" kapısından girdi.Yine önünde iki kapı.
Birinde "Kemik", ötekinde "Yumuşak Doku" yazıyordu. "Yumuşak Doku" kapısından girdi. Yine iki kapı.
Birinde "Önemli", ötekinde "Önemsiz" yazıları vardı. "Önemsiz" kapısından girince kendini sokakta buldu.
Dışarı çıkınca arkadaşı sordu; "- Nasıl, iyi baktılar mı?" "- Hayır, ama teşkilat mükemmel!.."
* * *
EŞEK
Tiyatroda, ünlü oyuncu rolü gereği uşaklarına bağırır.
-Atımı getirin! O sırada münasebetsiz bir seyirci "Eşek olsa olmaz mı? diye seslenir.
Oyuncu hiç istifini bozmaz:
-Hay hay! Buyrun beyefendi!...
* * *
ALKIŞLI YORUM
Yıllar yılı gündüz bebekler gibi uyuyan, hatta gündüz belli bir saatte uyuyamadıysa asabileşen, ancak bir türlü geceleri uykusunu alamayan babam, birkaç yıl önce bir kaşıntı ilacının, geceleri de uykusunu getirebildiğini farketmiş ve o günden bugüne dek kaşıntı ilacını almadan uyuyamamıştır. -Baba, bak bilmeden etmeden içiyon bu ilacı yıllardır. Bir şey olacak bigün. Bariz ilaç bağımlısı oldun yaa... -Saçmalama kızım, ne bağımlısı, kaç yıldır alıyorum ben bu hapı. Bağımlısı olsam bilmez miyim?